Gelecek Ekonomileri: Başka Bir Ekonomi Mümkün mü?
Gelecek Ekonomileri ve Sosyal Girişimcilik’in ilk bölümünde, ekolojik ve sosyal krizlere karşı gelişen yeni ekonomi yaklaşımlarını, sosyal girişimcilik modellerini ve daha adil bir gelecek arayışlarını ele alıyor; programın önümüzdeki dönemde izleyeceği yol haritasını ve konuklarını tanıtıyoruz.
Ö. M: Günaydın Uygar, günaydın Yunus. Merhabalar, yeni programınıza hoş geldiniz.
Ö. Ö: Merhabalar, hoş bulduk.
Y. E: Hoş bulduk.
Ö. M: Bugün bir genel tanıtım… Nasıl ilerliyoruz?
Y. E: Bugünü şöyle planladık. Herkese günaydın. 65. yayın dönemi güzel başladı. Biz de yeni bir programla… Bugünkü programı bu yayın döneminde yapacağımız programları tanıtmak için bir başlangıç programı olarak tasarladık. Açık Radyo dinleyicileri Uygar'ın ismine aşina. Ben de yaklaşık 20 sene olmuş, Ömer Madra… 20 sene önce bir programla katıldım Açık Radyo serüvenime. Bir programla geri dönüyorum. Uygar'la birlikte yapacağız programı. Program çarşambaları 9.00-9.30, Türkiye saatiyle 25 dakikalık bir program planladık. Burada aslında çeşitli, yeni gelişen dünyada “Next Economies”, “Gelecek Ekonomileri” diye tarif ettiğimiz akımları konuşacağız. Konuklar alacağız. Türkiye'den ve farklı ülkelerden bu akımların temsilcileriyle konuşacağız ve Açık Radyo dinleyicileriyle bu akımları buluşturmayı hedefliyoruz. Uygar, belki biraz daha kendimizi tanımayanlar varsa diye biraz tanıtıp ondan sonra programı konuşmaya geçelim, ne dersin?
U. Ö: Olur tabii. Herkese merhaba. Ben çevre bilimciyim. Uzun yıllar çalıştım, dolayısıyla bu konuya özellikle bir ilgim var. Tabii beni genellikle sosyal girişimci olarak da tanıyor insanlar. Çünkü Türetim Ekonomisi Derneği'nin başkanlığını yürütürken bu türetim ekonomisini hayata geçiren good4trust.org diye de bir sistem kurduk. Ve burada insanlar bu türetim ekonomisinin içerisinde dahil olup bir total ekonomi içerisinde yer alıp birbirleriyle bu ekonomiyi dayanışma içerisinde gerçekleştirebiliyorlar. Ama belki de en önemlisi tabii ki Açık Radyo programcısıyım.
Ö. M: Evet, onu soracaktım. Kaç yıldan beri? Onun da bir şeyini verir misin? Dökümünü lütfen.
U. Ö: Ooo, 2009'da başladık programcılığa, Ömer abi. Ömer abi, şeyi çok iyi hatırlıyorum. Yani seninle bir kafede oturup bütün bunların hayalini kurmuştuk. Ve 2009'da başladık Gezegenin Geleceği programıyla. Hiç aralıksız bugüne kadar geldi. Arada “Hemen Şimdi” diye sabahları bir program yaptık, bilmiyorum hatırlıyor musun? Bu özellikle yurttaş hareketleri konusundaydı.
Ö. Ö: Evet.
U. Ö: Şimdi de devam ediyor. İşte akşamları saat 6'da Gezegenin Geleceği'nde. Bu akşam da buluşacağız zaten. Yunus, belki sen de bir kendini tanıtmak istersin.
Y. E: Evet. Biz de uzun zaman önce Açık Radyo ile o programı konuştuğumuzda araştırma programıydı. Ben de araştırmacı olarak başlamıştım çalışma hayatına. Üç dönem yapmışız Nurhan Kıyılar'la beraber. Sonra benim de hayatım Uygar gibi aslında sosyal girişimciliğe doğru evrildi. Başlarda girişimciyken henüz sosyal girişimcilik kavramı Türkiye'de çok bilinen veya yaygın bir kavram değildi; 17-18 sene öncesinden bahsediyorum. Dolayısıyla biz kurduğumuz işletmelerle… Ben farklı birkaç yapı kurdum. Bir bilim eğitimi veren, Türkiye'de çocuklara, ilkokul ve ortaokul çocuklarına yönelik bir sosyal girişim. Sonra 9-8 Saber olarak, şu an hâlâ yayın hayatına devam eden bir yurttaş gazeteciliği platformu ve başka bir yönetim danışmanlığı şirketi, yetenek yönetimi üzerine… Derken de son 12 yıldır İsviçre'de devam eden hayatımda aslında sosyal girişimciliği biraz daha İsviçre ve Avrupa merkezli formlarla daha iyi çalışmayı, anlamayı, düşünmeyi… Buluştu ve şimdi de buradayız. Hemen oradan, Uygar, yeni ekonomilere bağlayalım istersen.
Ö. M: Ama ondan önce, pardon, bir de yalnız Uygar ve sen yoksun Yunus. İki programcımız daha var bu programda, değil mi? Gelecek Ekonomileri ve Sosyal Girişimcilik programında onlara da değinebilir miyiz?
Y. E: Tabii. Iraz Şimşek Güneş ve Erdem Cansızoğlu ekip arkadaşlarımız aynı zamanda. Hem Yeni Ekonomiler Konferansı'nı biraz sonra daha detaylı anlatacağız hem de bu radyo programının hazırlanmasında, yayınlanmasında bizlerle birlikteler.
U. Ö: Özellikle Erdem Glasgow'da ekolojik ekonomiler konusunda çalıştı. Sonuçta İskoçya ve meşhur Adam Smith olgusu var. Oradan mezun olduktan sonra da şu anda yine yönetim bilimleri konusunda Sabancı Üniversitesi'nde burslu doktora programında. Dolayısıyla Erdem geleceğin ekolojik ekonomileri alanında çalışacak çok önemli insanlardan biri olacak diye ümit ediyoruz. Birlikte üç yıldır aralıksız çalışmaktan da inanılmaz mutluyuz. Burada da birlikte olmak şahane.
Y. E: Evet, aynı şekilde fen bilimleri alanından geliyor. Biz onunla ilk çocuklar için iklim değişikliği programları çalışmak üzere buluştuk. Özellikle teorik konuları daha deneylerle, pratik anlayabilecekleri düzenekler üzerinde çalışırken… Ondan sonra da sosyal girişimciler üzerine, aslında hem bilim alanında hem farklı disiplinlerde, sadece fikirlerini teorik düzeyde çalışan değil ama pratikte de hayata geçirmek isteyen, bunu bir girişimciliğe evirmek isteyen insanlarla birlikte çalışmak üzere bir takım gelişim programları tasarlıyoruz. Iraz'a da buradan selam olsun. Evet, Uygar.
U. Ö: Evet, Next Economies.
Y. E: Şimdi…
U. Ö: Evet, olay 24 Mayıs'ta başladı esasında. Tabii öncesi de var ama bir Uluslararası Türetim Ekonomisi Konferansı düzenledik biz Kadir Has Üniversitesi'nde. Orada sen de vardın. Senin desteğin çok önemliydi o süreç içerisinde, Yunus. Bu Türetim Ekonomisi Konferansı'nda uluslararası, bütün dünyadan değişik yeni alternatif ekonomi akımlarını bir araya getirdik. İçinde küçülme ekonomisi vardı, simit ekonomisi, Doughnut Economics diye geçiyor; Uluslararası Adil Ticaret Örgütü vardı, Kamu Yararı Ekonomisi vardı. Yani yaklaşık 11 değişik akımı bir araya getirdik konferansta ve biz Türetim Ekonomisi'ni anlattık, onlar kendilerini anlattılar. Böylece Türetim Ekonomisi'ni de biz bütün dünyaya tanıtmış olduk; Türkiye'den başlayan bir akım olarak.
Ve çok enteresan bir şey oldu. Bu insanlar kendi aralarında da ilk kez bir araya geliyorlarmış. O yüzden o kadar hoşlarına gitti ki böyle işbirlikleri çıktı ortaya. Sonra dediler ki, bunu biz daha kapsayıcı, hepimizi kapsayan yeni bir isimle, “Gelecek Ekonomileri” olarak artık yapalım. Ve sen bir zirve düzenle diye bana görev verdiler. “Bu işi çok iyi yaptınız siz” diye. Onun üzerine biz bir buçuk yıl sonra, Eylül 2025'te, yine Kadir Has Üniversitesi'nde, bundan tam bir yıl önce yine Yunus'un çok büyük destekleriyle Gelecek Ekonomileri Zirvesi'ni yaptık Kadir Has Üniversitesi'nde. Ömer abi de oradaydı. Bir panelde konuştu Ömer Madra. Özdeş de oradaydı.
Y. E: Ağladık, dinledik. Aynen. Evet, biz de oradaydık.
U. Ö: Katılma fırsatı bulduk. Evet, çok keyifliydi. Zaten Açık Radyo'nun ortaklarından bir tanesiydi, iletişim ortağıydı o zirvede. Ve orada çok enteresan bir şey oldu. Yani bütün bu akım… 60'ın üzerinde kurum vardı burada ortak olarak, bütün dünyadan. Bütün ana akımlar vardı. Yani şöyle ki, Oxfam International'ın CEO'su ana konuşmacıydı. Greenpeace International'ın CEO'su ana konuşmacıydı. Catherine Trebeck, ki bunlar konuklarımız da olacaklar, o da çok heyecan verici bir programda. Catherine Trebeck, Esenlik Ekonomisi'nin, Wellbeing Economy Alliance'ın kurucusu ve Club of Rome üyesi, ana konuşmacıydı. Ashish Kothari, yani Global Tapestry of Alternatives dediğimiz, bu “Küresel Alternatifler Dokuması” diyelim buna, Türkçeye tercümesi yok ama Global Tapestry of Alternatives'in başındaki Ashish Kothari vardı ana konuşmacı olarak. Ama bu arada da işte Ömer ağabey gibi ve Özdeş gibi bir sürü panelistimiz, katılımcımız vardı; yüzlerce. Ve şunu fark etti herkes: Ya, biz geleceğiz. Bu böyle hani sınırlı alternatif falan filan bir şey değil. Biz çok güçlü bir hareketten bahsediyoruz. Ve bu güçlü hareket esasında ya mevcut ekonomik sistemin yerine gelecek ekonomileri, çoğul olarak, çoğulcu ama hepsi aynı istikamete bakan, ekolojik ve sosyal açıdan adil bir dünya istikametine bakan ekonomilerden oluşan ya yeni bir gelecek oluşturacak zaten veya bir geleceğimiz olmayacak bizim.
Dolayısıyla böyle deyince insanlar dediler ki artık biz birlikte hareket etmemiz lazım, birbirimizle uyum içerisinde hareket etmemiz lazım. Onun için de bunu bir forma çevirelim ve de bu forumu Kahire'de yapalım. Gelecek Ekonomileri Forumu şimdi Nisan'ın 3, 4, 5, 6'sında Kahire'de, Heliopolis Üniversitesi'nde gerçekleşecek. Ve burada işte bu uyumu yakalamak üzere şimdiden yüzün üzerinde partner, ortak bir araya geldi. Dolayısıyla şimdi bu konferans dünyada ortalığı yıkıyor ama ülkemizde pek böyle bir haber olmuyor. Onun için de Yunus sağ olsun, “Uygar, bizim bunu anlatmamız lazım. Herkese anlatmamız lazım. Ama şimdi gel böyle bir program yapmaya, ne dersin?” dedi. Onun üzerine ben de, “Ne denir, razı oldum kaderime” diyelim. Peki sana göre nasıl, buyurun?
Y. E: Öncelikle çok şaşırmıştım. Hani ilkinde ve ikincisindeki ölçek, katılımcı, gruplar, çeşitlilik… Zaten ikinci Kadir Has'ta yaptığımız, geçen sene, bunun bir sonraki daha da büyük bir organizasyona dönüşeceğinin sinyallerini vermişti. Hatırlarsan orada da konuşmuştuk. Çok geniş ve çeşitli bir ağdan bahsediyoruz. Bir yandan insanların bir araya gelme, paylaşma, fikirlerini birbirleriyle, zaman zaman işbirliği çerçevesinde yeniden düşünmeye ihtiyaçları olduğu çok açıkmış. Tabii bu benim tarafımda büyük bir umut meselesi. Çünkü insanların da işte haberlerde sürekli karamsar bir gidişat üzerinden okumaya başlıyoruz hayatı. Ekonomik, çevresel, toplumsal göstergeler iyiye gitmiyor; haberlerini alıyoruz her gün. Ama bir yandan da bütün bunları farklı bir şekilde tasarlamaya çalışan birçok akımın, yani aslında bizim o büyük… bizim bir araya geldiğini görmek müthiş bir umuttu kendi adıma.
Ben oradan bu Next Economies ve Sosyal Girişimcilik programının adını “Umut”un programı yaptım. Dolayısıyla her bir bölümde farklı akımı, farklı umut veren, farklı yaklaşan ve bize sadece problemlerimizi değil çözüm yollarını gösteren, küçük olsa da, yavaş olsa da “Şu an ışık var, buradan ilerleyebilirsiniz arkadaşlar” diyen yapıları konuşacağız. Bu umudu yayan insanlarla birlikte konuşacağız. Hemen oradan şeye geçelim. Biraz da yani Next Economies, Gelecek Ekonomileri… Yeni, “Gelecek Ekonomileri” yeni. Yani çok yeni değil ama bilmeyen eminim çok insan olacaktır. Biraz bunu açalım. Ne demek bu? Ne üzerinde uğraşıyor? Buradaki ihtiyaç ne? Biraz sorunumuzu birlikte tartışalım. Ondan sonra da program yapacağımız programların içeriklerine bakıp kapatırız.
U. Ö: Süper. Yani şöyle söyleyeyim. Ömer abinin, Özdeş'in burada anlattığı şey, gelecek ekonomilere neden ihtiyacımız olduğunun somut göstergesi. Çünkü hakikaten çok feci bir doğanın yok oluşu, krizler çağı var. Hem ekolojik krizler var hem sosyal krizler var. Dolayısıyla bunların temelinde yatan şey nedir diye dersek, yani en kök neden nedir diye bakarsak bunun ekonomi olduğunu görüyoruz.
Şimdi ekonomi deyince de bu ekonominin hangi özellikleri bunun nedeni diye baktığımızda, birincisinin büyümenin merkeze konması. Yani böyle bir GDP fetişi, gayrisafi millî hasıla fetişi diye bir şeyimiz var. Üstelik de depremle, felaketle, afetle büyüyen bir şey bu. Yani inanılmaz bir olay. Yani bu kadar saçma olabilir.
Y. E: Ve Simon Kuznets de bu GDP'yi geliştirdiğinde ve kullanılmasını önerdiğinde, “Lütfen bunu refahı ölçen bir şey olarak kullanmayın” demişti. Onu da hatırlatalım yaklaşık.
U. Ö: Üstelik demesine rağmen bunu, değil mi?
Y. E: O hâle getirdik, evet.
U. Ö: Bir tanesi o. İkincisi, yani büyümenin haricinde bir de kâr maksimizasyonu denen bir şey var. Yani sanki doğanın ve insanın bedellerini ödediği ve sadece kâra odaklı bir yapı var. Yani buna tabii nedenlerinden bir tanesi de finansal sömürü. Yani kâr elde edeceksin ki finansı karşılayabileceksin falan gibi böyle bir… Feci bir döngü var. Yani finansal sömürü var.
Bir de tabii sahiplik mekanizmaları var. Yani kim sahip bu işletmelere? Bu işletmelerin sahipliği… Şimdi biliyoruz, işte bu “Tech Brothers” denilen, “Tech Bro” denilen birtakım böyle oligarklar çıktı dünyada ve bunlar politikaları etkiliyor, onu yapıyor, bunu yapıyor. Ve bu sahiplik meselesi de en önemli konulardan bir tanesi. Yani bunu bence sırf vergilendirmeye indirmek de belirli bir sorun getiriyor yanında ama onlara gireceğiz zaten bu programımızda.
İşte bunun için alternatif yeni ekonomilere ihtiyaç var. Yani büyümenin yerine, GDP'nin yerine başka ölçeklerin konması; ondan sonra bu kim ve nasıl şirketler sahip olunacak, finansal sömürünün ortadan kaldırıldığı yeni finansal mekanizmalar nasıl kurulabilir? Bunlara ihtiyaç var ve biraz da programda galiba bunları biz sergileyeceğiz.
Ö. Ö: Bu konuda biraz araya girebilir miyim? Merak ettiğim bir şey var. Şimdi bu konferansa, geçen yılki konferansa da katılmıştım. Şimdi bu bahsettiğiniz üç şey, işte kâr maksimizasyonu, büyüme ve mülkiyet dediğinizde akla doğrudan kapitalizm geliyor aslında. Next Economies'ten anladığım kadarıyla bir kısmı antikapitalist de olan, yani kapitalizm sonrası bir yaşamı, ekonomi modelini tahayyül eden şeyler olduğu gibi bir kısmı tam öyle değil de galiba daha kapitalizm içerisinde başka modeller de olabilir diyen yöntemler herhalde, öyle değil mi?
Y. E: Evet, aynen. Bunun da dün Uygar, seninle tartıştığımız konuya geldi Özdeş. Doğru, birtakım akımlar var aslında. Akımların bazıları kendi içerilerinde gruplanmış ve çeşitli savunmaları daha güçlü hâle getirmiş görünüyorlar.
Mesela degrowth, “küçülme” diye çevireceğimiz grup, bu büyüme paradigmasından tamamen vazgeçilmesini savunan bir grup ama yine ekonomi merkezli bakıyor. Post-growth'tan önce, “Ekonomiyi ıslah edelim” dediğimiz bir grup var. Bunlar büyümeyi merkezde tutalım ama çevresel etkilerini azaltalım ya da işte sosyal eşitsizlikler üzerindeki etkilerini azaltmaya çalışalım dediğimiz bir grup var. Yani sistemi içeriden transforme edelim.
Ve post-growth'cular var, büyüme sonrası akımları. Bunların hepsi aslında ekonomi merkezli bakarken sürece bir de post-kapitalistler var. Tanımda, Özdeş, senin söylediğine daha yakın duruyor gibi gözüküyorlar. Onlar da “Ekonomiyle sadece olmaz bu iş. Bu işin politik taraftaki söylemini, diskurunu, bakış açısını tamamen değiştirmemiz gereken bir yolda ilerlemeliyiz” diyenler. İşte Naomi Klein'lar, Progressive International'lar gibi. Burası da ekonomi-politik çalışıyor, akımı olarak. Ama bu tanımlamalar tabii, Duygu Arla, dün onu konuşmuştuk, tamamen gelişmekte olan tanımlamalar. Hani herhangi bir bakış açısında farklılaşabilir. Çünkü tahmin edebileceği üzere çok tartıştığımız bir sürü sorumuz var. Zaten programda da biraz bunları tartışmayı hedefliyoruz.
U. Ö: Ama tabii orada şuna da dikkat etmek lazım. Yani bunlar… Bu ayrımlar vesaire, bunlar bir kamplaşmaya dönüştüğü anda hareketi yok eden bir noktaya doğru gidiyor. Halbuki piyasa ekonomisi, neoliberal ekonomi, liberal ekonomi, o kamp yani kapitalist kamp, kendi arasında farklılıklarına rağmen gayet güzel, uyumlu bir biçimde ilerleyebilirken antikapitalist kampın içerisinde yer alanların da kapitalizme benzese de kendi hareketinin içinde o ekolojik ve sosyal açıdan adil geleceğe doğru hareket ederken kamplaşmadan birlikte o alternatifi yaratmanın yollarını da bulmaları gerekiyor.
Ve belki de işte bu Gelecek Ekonomileri Forumu da bu çeşitlilik içerisindeki bütünlüğü, birlikteliği yaratabilecek bir şey olarak görülüyor. O açıdan da çok önemseniyor hareket tarafından.
Ö. Ö: Nasıl devam edeceğimiz kısmında konuşalım mı? Yani anladığım kadarıyla siz anlatmayacaksınız bize sadece.
Y. E: Hayır. Biz sadece bugün giriş yaptık. Konuklarımız olacak, Türkiye'den ve dünyadan. Birçok akım var. Bu akımların neyi temsil ettiğini, argümanlarını, pratikte neler yaptığını… Akımların çoğu pratisyen ve fiilen gerçek hayatta işler üreten akımlar. Dolayısıyla onları temsilcileriyle birlikte konuşacağız. Aslında Uygar başlamıştı. Uygar, devam edelim mi oradan? Sen yavaş yavaş konferansa da gelen arkadaşlarımızdan bahsetmeye başlamıştın. Oradan ilerleyelim. Konuklarımızı ve programlarını da böylece yavaş yavaş tanıtmış oluruz.
U. Ö: Şimdi COP31 odaklı biraz konuşacağız, COP31'e kadarki süreçte. Dolayısıyla COP31'e hazırlık yapan, COP31'e katılacak olan birtakım bu Gelecek Ekonomileri paydaşlarıyla bir araya geleceğiz.
Bir tanesi Türkiye'den mesela Baran Örnek var. Biz Bir Dünya diye bir kurum kurdular. Genç iklim aktivisti ama sistem dönüşümü ve ekonomi üzerinde de düşünüyor.
Ondan sonra Amitabh Behar var. O bahsetmiştim. Oxfam International'ın direktörü ve tabii ki Oxfam'da çok önemli raporlar yayınlıyor bu konuda.
Ondan sonra Tarık var, Tarık Al-Olaimy. O da özellikle inanç temelli ekonomilere bakıyor, finans, İslami finans. Ondan sonra yine bu… Yani yeni finansal sistemlerin nasıl kurgulanabileceği üzerinde. Yunus, istersen sen de birkaç şey söyle.
Y. E: Evet, Catherine Trebeck var. Çok önemli bir isim. Ekonomi-politik çalışıyor, yazar, akademisyen. Edinburgh Üniversitesi'nde ders vermeye devam ediyor ama aslında Wellbeing Economy Alliance'ın, İyi Oluş Ekonomisi'nin kurucusu. Son 10 yılda en önemli isimlerden bir tanesi.
Olivier De Schutter var. Olivier De Schutter yoksulluk çalışan bir isim. 2020-2026 arasında Birleşmiş Milletler Özel Raportörü'ydü. Büyüme-yoksulluk arasındaki ilişkileri veriyle ve birçok sivil toplum kuruluşuyla analiz ederek somut politika önerileri geliştirdi. Umarım konuklarımızdan biri olacak.
Till Kellerhoff var, değil mi Uygar?
U. Ö: Evet, evet. O da Club of Rome'un programında.
Y. E: Ben de yeni katıldım Club of Rome'a, aynen.
U. Ö: Aynen. Ondan sonra Murat Ulu var. O da İnsanlık Güneşi Vakfı'nda çalışıyor ve özellikle bu felsefi yaklaşımlar üzerine çok… Bir de en önemlisi yenilenebilir enerji danışmanı. Dolayısıyla biraz reel sektör, yani şu anda yenilenebilir enerji alanı bu Gelecek Ekonomileri'nin içerisinde nerede, onları COP'a doğru konuşabileceğimiz insanlar ve daha niceleri var tabii ki.
Y. E: Aynen, daha niceleri var. İlk beş programı COP öncesi olduğu için daha çok çevre konularıyla bağlantılı yeni ekonomiler konuşalım diye düşündük. Dolayısıyla bu bahsettiğimiz konuklarımızla daha çok COP ve COP öncesi konuları konuşacağız. COP'tan sonra ise yeni ekonomilerin kendi akışı ve sosyal girişimcilik akımlarıyla devam ediyor olacağız. Muhtemelen arada ikinci dönemin konuklarını da duyurmuş oluruz.
Ö. M: Merhaba, 26 demiş, 25 dakika demişti. 27… Durdum ben.
Ö. M: Çok teşekkür ederiz. Yani COP günümüzdeki gündemin… COP31, Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi, Antalya'da çok önemli. Yani her zaman önemliydi ama burada özellikle de aktivist kanadında konferansta bulunacağı özel günleri olacağını da verelim. Dolayısıyla bu programın COP'a yönelik olarak devam etmesi, COP gelene kadar, ondan sonra da orada COP içinde de herhalde bulunacaksınız sizler de. Bu şekilde takibe devam edeceğiz yeni bir dünyanın açılışını.
Daha önce önde gelen aktivistleri de, dünyanın iktisatçıları, bilim insanları açık mektuplar yazarak da birleşmenin… Sizin de başta söylediğiniz şeylere yakın bir gündü, sözü de yaptık biz de. Birçok önemli bildirilerle Birleşmiş Milletler'e bu… 2030'a kadar, tamamen, yani bu 10 yılın sonuna kadar yenilenebilir enerjiye geçmek zorundayız. Hep birlikte mücadele etmeliyiz demişlerdi. Onları da konularımız arasında ele alacağız tabii. Peki, çok teşekkür ederiz.
Ö. Ö: Evet, çok teşekkür ederiz.
Y. E: Biz teşekkür ederiz.
Ö. Ö: O zaman evet, haftadan itibaren tam anlamıyla başlıyoruz. Görüşmek üzere.
Ö. M: Görüşmek üzere, hoşça kalın.
Y. E: İyi yayınlar, kolay gelsin.
U. Ö: Sağ olun.
Benzer İçerikler
Uluslarası Türetim Ekonomisi Konferansı
Uygar Özesmi
"Müzik toplumsal mücadelelerle buluştuğunda umudu da besliyor"
Ecehan Balta, Taner Öngür, Cem Köklükaya, Deniz Ulkat, Burcu Saral, Zişan Tokaç
'Kaynakları sınırlı bir gezegende, sonsuz büyüme de mümkün olamaz'
Uygar Özesmi
"Gerçek anlamda ekolojiyi ve emeği bir arada düşünen bir perspektife kadar varoluşumuzu sorgulatan bir yerde olmamız gerekiyor"
Suda Sim Meriç, Özdeş Özbay, Mustafa Durmuş