Sakat Muhabbet'te Alper Tolga Akkuş, Mardin Artuklu Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Murat Küçük, Özgür Aksu ve Ahmet Vedat Karakaş ile sakatlığı bireysel bir durumdan çok toplumsal bir mesele olarak ele alırken; sağlamcılık, erişilebilirlik ve kapsayıcılık kavramlarını akademik çalışmalar ve kişisel deneyimler üzerinden değerlendiriyor.
Alper Tolga Akkuş: Merhaba. Apaçık Radyo’ya, Sakat Muhabbet’e; sağlamcı zihniyetin kör topal muhalifine hoşgeldiniz. Ben Alper Tolga Akkuş ve bugün 14 Ocak 2026 Çarşamba.
Bu hafta Sakat Muhabbet'te Mardin'e uzanıyoruz. Mardin Artuklu Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden üç değerli konuğum var. Konuklarım, Murat Küçük, Özgür Aksu ve Ahmet Vedat Karakaş. Hoşgeldiniz, nasılsınız, iyi misiniz?
Ahmet Vedat Karakaş: Hoşbuldum hocam.
Murat Küçük: Ben de iyiyim Alper. Teşekkür ediyorum programa davet için.
Özgür Aksu: Hoşbuldum hocam.
A.T.A.: Şimdi biz bu hafta ne konuşacağız? Aslında Murat üniversitede doktor öğretim üyesi ve benim de 10 sene önce Yeşil Gazete'de Yerel Muhabir Ağı diye bir projem vardı. O zaman 10 tane şehir gezmiştik biz Güneydoğu'da. Mardin'e gideceğimiz zaman da gazeteyi takip ediyormuş Murat, ulaştı bize, “Gelin bende kalın, ben sizi konuk edeyim,” dedi. O gün tanıştık Murat Bey'le. Hatta Murat diyeceğim artık, yakın arkadaşım.
Aralık ayında, hatta 24 Aralık tarihinde üniversitede panel yapılmış. Panelin de bilgisini veriyorum ben şu anda: ‘Sağlamcılık ve Erişilebilirlik: Engel Nerede?’ Paneli Sosyoloji Topluluğu ile Engelsiz Yaşam Topluluğu ortaklaşa yapıyor.
Ben bunu gördüm ve bunu görür görmez de hemen Murat'a yazdım. “Sakat Muhabbet’i yaptığımı biliyorsun zaten, gel konuk ol,” dedim. O da, “Ben olmayayım. İki tane öğrencimiz var, onlar da bu işin içindeler ve hatta daha iyi çalışıyorlar benden, onlar da olsun,” dedi. Ben de “Peki,” dedim ve şu an bu üç kişi konuğumuz.
Benim ilk sorum var, onunla başlıyorum hep programa. Siz kimsiniz? Bugüne kadar neler yaptınız ve sakatlığınız var ise bunu da aktarır mısınız? Murat, Özgür ve Ahmet Vedat diye başlayalım.
M.K.: Ben sosyolojide lisans, yüksek ihtisas ve doktora eğitimlerini tamamladım. Şimdi Mardin Artuk Üniversitesi Sosyoloji bölümünde çalışmaya devam ediyorum. Mekan, kesimşellik ve insan sonrası teori gibi alanlarda çalışmalar yapıyorum. Ayrıca sosyoloji bölümünde farklı dersler veriyorum.
Benim bir sakatlığım yok ama sakatlık meselesiyle ilgili okumalarım ve bazı çalışmalarım var ki bunlara daha sonra değinirim.
A.T.A.: Özgür Bey, sizden alalım şimdi aynı sorunun cevaplarını.
Ö.A.: Ben Mardin Artuklu Üniversitesi Sosyoloji 4. sınıf öğrencisiyim. Ek olarak Sosyoloji Topluluğu’nun başkanıyım.
A.T.A.: Sizin sakatlığınız bulunuyor mu?
Ö.A.: Sakatlığım var. Ortopedik bir sakatlığım var ama bir teşhis daha konulmadı.
A.T.A.: Nedir peki sakatlık? Biraz detay verseniz.
Ö.A.: Yürümemde denge bozukluğu var.
A.T.A.: Konuşmada da bir sıkıntı var galiba.
Ö.A.: Ağır konuşuyorum ve el titremesi var.
A.T.A.: Anladım. Ahmet Vedat Bey, sizden de alalım.
A.V.K.: Ben Ahmet Vedat Karakaş. Sosyoloji 4. sınıf öğrencisiyim. Ekstradan Engelsiz Yaşam Öğrenci Topluluğu başkanıyım.
Benim sakatlığım görme yeti kaybı üzerine. %62'lik bir görme kaybı yaşıyorum ama yine de çok şükür hayatıma devam edebiliyorum. Erişebilirlikte zorlanıyorum. Örnek olarak şunu vereyim, mesela merkezden yurda gelirken araçların üstündeki tabelaları okuyamadığım için direkt onlara soruyorum yani ulaşım konusunda zorlanıyorum burada.

Üniversiteler ve Kapsayıcılık Komisyonu
A.T.A.: Önce şuna girelim; Murat, Kapsayıcılık Komisyonu Başkanıymış. Kapsayıcılık Komisyonu nedir, ne yapar? Sakatlıkla alakalı mı yoksa daha mı geniş bir çerçeve? Bana öyle geldi de.
M.K: Daha geniş bir çerçeve. Bütün okullarda kuruldu bunlar. Ayrıca bir Engelli Koordinasyon Birimleri var. Ben fakültede o birimdeyim, birimin koordinatörüyüm.
Kapsayıcılık Komisyonu’nda ayrıca göçmen mülteci öğrenciler, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini de kapsayan bir taraf var.
A.T.A.: Peki, yeni mi kuruldu yoksa yıllardan beri var mı bu bölümler?
M.K.: Yeni kuruldu. Birim olarak Engellilik Koordinatörü vardı ama bu diğer konuları da kapsayacak haliyle yeni kuruldu.
A.T.A.: Özgür Aksu da Sosyoloji Topluluğu Başkanıymış. O topluluk neler yapıyor Özgür Bey? Topluluğu biraz bize anlatır mısınız lütfen?

MAÜ Sosyoloji Topluluğu
Ö.A.: Sakatlık üzerine farkındalık oluşturduk ve oluşturmaya devam edeceğiz. Engelsiz Yaşam Topluluğu ile birlikte Sosyoloji Topluluğu bünyesinde birçok çalışma yaptık ve yapmaya devam edeceğiz.
A.T.A.: Bugüne kadar neler yaptınız? Panelden bahsetmiştim. Panelin dışında başka şeyler yaptınız mı şimdiye kadar?
Ö.A.: Yuvarlak masa toplantılarımız vardı. Bireysel olarak değinmedik ama mesela konu olarak insan hakları denince sakatlığa da değindik ve oradan da bir farkındalık oluşturduk. Burada, çevremizdeki insanlara da bu farkındalığı dile getiriyoruz.
A.T.A.: Teşekkür ediyorum.
Ahmet Vedat Karakaş'a da sorayım. Engelsiz Yaşam Topluluğu başkanısınız siz de. Bu topluluk neler yaptı bugüne kadar? Ne zaman kuruldu? Detayları alalım sizden.

MAÜ Engelsiz Yaşam Topluluğu
A.V.K.: Şimdi yaklaşık Engelsiz Yaşam Topluluğu yaklaşık üç yıl önce kuruldu. Bunu kuran benim, fikir babası ise Murat hocamdır. Ona da buradan teşekkür etmek istiyorum.
Biz topluluk bünyesinde pek çok çalışmalar yaptık. Bu çalışmalarda engeli olmayan, sakat olmayan bireylerin empati gücünü yükseltmek için bazı aktiviteler yaptık. Ayrıca toplumda sakatlara yönelik olan önyargıları azaltmak için veya farkındalık yaratmak için yaptığımız pek çok çalışma var.
Empatiyi geliştirmek için yaptığımız çalışmalardan birkaç örnek vermek istiyorum. Bunlardan biri goalball oynadık. Goalball de sakat olmayan bireylerin gözlerini devre dışı bıraktığımız zaman onlardan birinin sakatmış gibi davranmalarını sağladık ve bu sayede onlar da sakatların çektiği zorlukların aynısını çekerek, onları bir kurgu olarak yaşatarak çekilen sıkıntıları anlamalarını sağladık.
Ekstradan yaptığımız filmlerimiz de vardı. Örneğin, Mardinli Feminist Gelin diye bir film var ve bu filmde şöyle yaptık; bir toplumda ön yargıyla yaklaşılan evlilik konusunda olsun veya diğer konularda olsun bu önyargıları anlatan kısa bir film şeklinde yaptık. Halen daha galasını da yapamadık, bunun kurgusu üzerine uğraşıyoruz.
Ayrıca ekstradan bazı çalışmalar, panel olsun, Edebiyat Fakültesi ve İlahiyat Fakültesi ve Yaşayan Diller’in Bünyesi ile birlikte ortaklaşa bir etkinlik, farkındalık eğitimleri yaptık. Engelli öğrencilerimize ücretsiz dil kursları açtık.
A.T.A.: Bu goalball aslında körlerin oynadığı bir spor. Siz onu kör olmayanlara yaptınız diye anlıyorum ben. Zaten kadın goalball takımı da dünyanın en iyi takımı Türkiye. Üç defa Olimpiyat şampiyonu oldu, onu da vurgulayalım.
Şimdi ortalara bir yere geldik. Müzik paylaşıyoruz ve ben müziği konuğa soruyorum. Üç konuğum var. Hanginiz seçmek ister, ne dinleyelim? Nedir kararınız?
M.K.: Müzik de yapan biri olduğu için Ahmet Vedat seçsin.
A.V.K: Hocam İspanyolca bir şarkı var “Ego” diye. Sevdiğim şarkılardan bir tanesi, onu çalabiliriz.
A.T.A.:Sakat Muhabbet devam ediyor. Bu hafta Mardin Artuklu Üniversitesi Sosyoloji bölümünden üç konuğum var; Murat Küçük, Özgür Aksu ve Ahmet Vedat Karakaş.
Bir panelden bahsettim. O panelle birlikte sosyolojiye girelim. 24 Aralık tarihinde Sağlamcılık ve Erişilebilirlik paneli idi bu panel. O panele nasıl hazırlandınız, ne yaptınız? Oradan da sosyoloji-sakatlık kesişimine gireceğiz. Bu panelin yöneticisi siz miydiniz Murat hocam? Onlara dair neler söylemek istersiniz?

‘Sağlamcılık ve Erişilebilirlik: Engel Nerede?’ Paneli
M.K.: Şöyle oldu; farklı dersler de var. Yani Özgür ve Ahmet Vedat'ın bazı derslerine de giriyorum. Yürüttükleri farklı araştırmaları da oldu sakatlık üzerine. Topluluktaki faaliyetlerini de bildiğim için bu öneri aslında Özgür'den geldi yani böyle bir panel daha önce de düşündükleri bir şeydi. Böyle bir şey yapsak nasıl olur? Aslında bunu bir ihtiyaç gibi görmek de önemli. Bu konuyu daha fazla insanın gündemine nasıl taşırız gibi bir soru etrafında geldi ve böyle bir paneli aslında Özgür ve Ahmet Vedat Karakaş birlikte organize ettiler. Ben de sosyoloji topluluğu danışmanı olarak buna destek verdim ve kapsayıcılık komisyonu olarak da ayrıca buna katkıda bulunduk.
A.T.A.: Özgür Bey’e sorayım o zaman. Bu fikir nasıl size geldi? Vedat Bey ile olan çalışmanızı biraz özetleyin isterseniz.
Ö.A.: Ben üniversiteye gelmeden önce zaten engelli bireyler için bir şey yapmalıyım diye düşünüyordum ve sosyolojiyi o yüzden seçtim. Bir farkındalık oluşturma, bir akademik ses getirmek hedefimdi ve adım adım bunu yaptım toplulukla beraber.
Panel fikri ise şu şekilde; bir farkındalık oluşturmak istedim. Bunu da bedensel bir sakatlığı bulunan ya da görme yeti kaybı olan arkadaşlarımızla birlikte kendi deneyimlerine, kendilerinin paylaşmalarını istedim.
Edebiyat Fakültesi Fars Dili ve Edebiyatı'nda doktora öğretim üyesi Nezahat Başçı hocamız da bizimle birlikte panele katıldı. Kendisinin de bir ortopedik sakatlığı var ve hem akademisyenin gözünde kampüs nasıl, hem de öğrenciliklerin gözünden bunları nasıl kendi deneyimleri üzerinden anlatmasını talep ettim. Ahmet Vedat ile de birinci sınıftan beri arkadaşız. Aynı durumdan şikayetçiyiz. Birlikte bir şeyler yapma hedefinde, bir farkındalık oluşturma isteği oldu ikimiz için. Bu yolda beraber yürüdük. Murat Hoca'nın desteğiyle de birlikte bir etkinlik yaptık.
A.T.A.: Ahmet Vedat Bey'e şunu sorayım; nasıl geçti panel? Ben şu anda bakıyorum o paylaşıma ve dolu bir salon. Genelde böyle etkinliklerde çok fazla kişi olmaz. Bayağı da ilgi çeken bir etkinlik olmuş anladığım kadarıyla. Panel nasıl geçti Ahmet Vedat Bey?
A.V.K.: Panel çok güzel geçti yani Özgür arkadaşımın olsun, Nezahat Hocam olsun veya benim konuşmam olsun gayet iyi bir şey oldu.
Farkındalık yarattığını da düşünüyorum ben çünkü orada güzel sorular da geldi bize. Kavramsal yönden tartıştık bunu. Şahsen ben kendim konuştuğum vakit, yeti kaybı kavramını kullandım. Özgür arkadaşım sakatlığı kullandı, Nezahat Hoca da engelli kavramını kullandı. Biz bunlar üzerine de çalışmalar yaptık ve yapacağız da. Yani bunları da içine kattık.
Burada kendimin yaptığı yani 3. sınıftan beridir yaptığım saha araştırmasında hazırladığım bir taslak vardı. Mardin Artuklu Üniversitesi'ndeki sosyal ilişkileri ve öğrenme deneyimleri üzerine bir nitel araştırma taslağı hazırladım. Bunu TÜBİTAK 2209-A’ya başvuru yaparak ve başvurumun da onaylanmasıyla birlikte öğrenci destek projesinden de kabul gördüm. Oradan bunu TÜBİTAK'a döktüm ve şu anda analiz ve yorumlama kısmındayım.
A.T.A.: Kolaylıklar diliyorum. Şimdi bugüne kadar sosyoloji aslında Sakat Muhabbet’in ana gündemi gibi oldu yani galiba beş-altı bölüm sosyolojiye değindik. Hatta geçen sene tam 22 Ocak'ta Ferhat Kentel Hocamızı konuk almıştım ve onunla da ‘Sosyoloji ve Sakat Muhabbet’ başlığında konuşmuştuk.
Şimdi bir sene sonra sosyolojiye yine dönüyoruz. Murat'a soru soracağım. Sosyolojinin sakatlık konusu nasıl olabilir? Sakatlık ve sosyoloji kesişiminde neler söylemek istersin?

Sosyolojinin Konusu Olarak Sakatlık
M.K.: Ben de sakatlık neden bir şekilde gündemimde olduğu kısmına dair bir şeyler söylemek isterim: Bir şekilde insan özneler arasındaki ilişkilerle ilgileniyor sosyoloji çünkü bu yaşamı sadece biz insanlar olarak yaşamıyoruz. İnsan dışındaki varlıklarla birlikte paylaşıyoruz ama insanlara baktığımızda da hangi insanlara baktığımız, hangi insanlara odaklandığımız aslında bizim sosyoloji yapma, sosyolojik düşünme çerçevemizi belirliyor.
Benim kendi farklı öğrenim süreçlerinde edindiğim şeylerdi. Ben de lisans öğrencisiyken Akdeniz Üniversitesi'nde TÜBİTAK projesi engelli bireyleri nasıl algılandığına dair ilk defa öyle bir çalışmada yer aldım. Özellikle bu engelli mi, engellenen mi gibi bir soru. Aslında ne kadar konunun insanların bedenindeki bir şeyde değil de aslında toplumsal ve mekansal düzenlemelerde olduğunu da gösteren bir tarafı vardı. Benim gündemime girişi aslında lisans öğrencisiyken olmuştu.

Daha sonra ilerleyen yıllarda doktora yaptığım okulda, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde Sibel Yardımcı, Yıldırım Şentürk gibi hocalardan da dersler aldım. Onların bir kitabı da var; ’Sakatlık Çalışmaları’.
A.T.A.: Evet, ben Sibel Yardımcı’yı da konuk aldım, bir ay bile olmadı ve o kitabı konuştuk zaten, onu söyleyeyim.
M.K: Evet, bu önemli bir kitap o alanda. Benim derslerde de kullandığım bir kitap. ‘Sakatlık Çalışmaları: Sosyal Bilimlerden Bakmak’ kitabın adı. O da benim için bir şanstı yani o kitapla veya hocaların kendisiyle karşılaşmam, kendi hocalarım olması...
Ben kendi bölümümde de, burada ders verdiğimde sosyolojiye giriş, eşitsizlik sosyolojisi gibi dersler verdiğimde sosyolojinin konularından biri insanlar arasındaki çeşitlik ve eşitsizlikler. Genelde de sınıf, sınıfsal eşitsizlikler, etnisiteye dair eşitsizlikler, toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri gündem oluyor ama sakatlık ve aslında yaş bu eşitsizliğin gündeminde çok olmuyor.
Bu farklı yerlerden edindiğim birikimleri ben derse de taşıdım. Kendi verdiğim derslerde bir şekilde bu konular konuşulduğunda buna hep gündemim yaptım çünkü biz insan öznelerinin arasındaki farklılıkları ne kadar aslında açarsak toplum içindeki o çeşitliliği de bir yandan görmüş olacağız. Ben kendi derslerimde onu yapmaya çalışıyorum. Bunu diğer öğrencilerim de biliyor.
Benim Özgür ve Ahmet Vedat ile karşılaşmam da birinci sınıftan itibaren, kendilerinin farklı derslerine girdim. Bir de mesela saha araştırması dersi var. O ders seçmeli bir ders ve o dersi seçen öğrenciler kendi belirledikleri, seçtikleri, ilgi duydukları konuda araştırma yapmalarını sağlıyorum. Konu belirlendikten sonra, bu genelde nitel araştırmalı, ismi sağ araştırması olduğu için, onun tasarlama, araştırmanın yürütülmesi, veri toplama süreçleri, analiz, yorumlama, sunma gibi süreçleri içeriyor.
Geçtiğimiz sene üç öğrencim bu dersi yaptığımızda sakatlıkla ilgili meseleleri çalışmak istediklerini söylediler. İkisi şu an burada olan arkadaşlar ve böyle bir araştırma tasarladılar. Ben bu süreçte öğrencilerime danışmanlık yapıyorum bu araştırmaların yürütülmesi için ama bu sonuçta lisans öğrencilerinin yapacağı bir araştırma ve araştırmayı öğrendikleri bir ders de oluyor.
Onlar bu konuyu seçtikten sonra tabii hem bir literatür okuması yapıyorlar, literatür değerlendirmesi yapıyorlar, hem de sahaya çıkıp tabii veri topluyorlar. Şimdi belki onlar bahseder ama benim daha önceki deneyimim bu konuya, sakatlık konusuyla ilgili bir takım metinler okumak, dersler almak, bu konuyla ilgili karşılaştığım dersler.
Bu konuda çalışan öğrencilerimin olması aslında benim için de bir şans. Bir yandan aslında hoca olmanın iyi tarafı bu yani biz sadece kendi bilgimizi paylaşanlar değiliz, öğrencilerimizden de öğrenebiliyoruz. Hoca olmanın iyi bir tarafı da biraz bence bu. Belki üniversitede daha fazla olan da bir şey bu. Ben o anlamda bütün saha araştırması dersini alan farklı konularda çalıştığım öğrencilerimden çok şey öğrendim ve Ahmet Vedat ve Özgür'den de çok şey öğrendim. Onların hepsine buradan teşekkür etmek isterim. En temelde de sahadan gelen veriyle onların kendi deneyimlerini otnografik bir boyutla katarak yorumlamaları aslında sosyolojiye dair önemli katkılar da bulunmuş oluyorlar.
A.T.A.: Sen sakatlığı bulunmayan bir hocasın ve öğrencilerin ise iki tane sakat öğrenci aslında. Özgür Bey zaten, ‘Sosyolojiyi ben bu yüzden seçtim’ dedi. Onu açalım Özgür Bey. Sosyolojiyi seçme nedeniniz, sakat birey olarak neden düşündünüz ve şimdi dört yılda okumuşsunuz orada. İyi ki seçtim diyor musunuz? Sosyoloji üzerinden bakalım biraz bu konuya isterseniz.

‘Sakat Bir Birey Olarak Sosyolojiyi Seçme Nedenim’
Ö.A.: Ben 12. sınıftan sonra bir sene mezuna kaldım ve dershane dönemim oldu. Dershane ile evim arasında 15 dakikalık bir mesafeydi. Normalde ben PDR okumak istiyordum ama her gün o 15 dakikalık mesafeyi yürüdüğümde sürekli engelli bireylerin, sakat bireylerin soyutlandığını, dışlandığını, ötekileştirildiğini, zorbalandığını, psikolojik veya fiziksel bir şiddet uygulandığını toplum tarafından görünce bir de kendi deneyimlerim üzerine bunlar oldu.
Otoetnografik bir anı da var benim için. Bunlar için bir şey yapmalıyım, akademisyen olduğum bir şey yapmalıyım dedim ve bunların içinde sosyoloji benim için çok çok iyi oldu. Sürekli hedefime doğru adım adım, yavaş yavaş ulaşıyorum ve bu yüzden sosyolojiyi seçtim, şu anda da çok memnunum. Karşıma Murat Hoca gibi bir hoca çıktı ve diğer hocalarım da sağolsunlar beni destekleyerek hedefime doğru ulaştırdılar. İyi ki seçmişim diyorum sosyolojiyi.
A.V.K.: Ahmet Vedat Bey'e de sorayım. Sosyoloji aslında toplumsal olarak düşünceyi arayan bir bilim diyebiliyorum, yanlış bilmiyorsam eğer. Siz seçtiniz, mutlu musunuz ve sakatlık hakkında düşünceyi üreten özne kim size göre ve bunu nasıl iyileştirebiliriz biz? Sakat Muhabbet programının da amacı birebir bu zaten bu arada, bunu da söylemiş olayım.
A.V.K.: İlk başta ben lisede ve ortaokulda okumada çok zorluk çektiğim için sınavlarda okuma işini bırakmıştım. Şöyle ifade edeyim kendimi, ‘Okusam ne olur? Zaten göremiyorum’ diyordum. Bunu bana çevreden de çok sayıda insan iletti ve benim motivasyonumu bayağı düşürdüler.
Ben 2018'de bir ameliyat geçirdim patel açıklığından ve orada, rehabitalisyon merkezlerindeyken bir psikolog hocam vardı, onun bana tavsiyesiydi sosyoloji bölümüne gelmem. Asıl benim istediğim bölüm hukuktu, hukukta ilerleyip sakatlık üzerine yapılan hukuksuzlar, dışlanma yasalarını savunma, engeller üstüne yapılan şeyleri hukuki olarak savunma gibi bir hedefim vardı ama psikolog hocam, Onur hocam beni bu bölüme yönlendirdi - buradan teşekkür edeyim ona. Geldiğimden beri çok mutluyum. Pek çok hocamın bana desteğiyle birlikte okumaya tekrardan heveslenip tekrardan okumak istedim ve okudum da, başardım bunu.
Başta Murat hocam olmak üzere, hepsine teşekkür etmek istiyorum. Burada çalışmama da en büyük desteği veren Murat hocaydı zaten. Biraz heyecanlıyım da kusura bakmayın.
A.T.A.: Estağfurullah. Son sorumu sorayım ben. Çok çok sağolun konuk olduğunuz için. Bu hafta konuklarım Mardin Artuklu Üniversitesi Sosyoloji bölümünden Murat Küçük, Özgür Aksu ve Ahmet Vedat Karakaş idi. Son sözlerinizi alarak bitirelim programı ama gene konuk alırım sizi. Her zaman buyurun, konuk olun. Murat, önce senden sonra Özgür ve Vedat’tan son sözlerinizi alabilir miyim?
M.K.: Ara ara ben bu programı dinliyorum, takip ediyorum ve bu programa katılmak, sesimizi duyurmak, burada yaptığımız çalışmaları duyurmak açısından güzel oldu. Apaçık Radyo benim zaten ayrıca daha önce de programlarına katıldığım bir radyo, destekçisi olduğum da bir radyo.
Konuyla ilgili de zaten aslında mesele bizim farklı yeti eğitimleri ya da sakat olup olmamaktan öte, bu konuyu nasıl algıladığımız ve buna dair bir takım şeyleri değiştirmek. En temelde de aslında hepimiz yaşlanma sürecinde ya da farklı zamanlarda farklı yeti eğitimlerimiz olabilir ama bunun engel olarak deneyimlenmesi aslında üretilen mekanların ve toplumsallığın bir sonucu.
Tam da sosyolojinin devreye girdiğinde oluyor, böyle bir noktada oluyor. Dolayısıyla aslında sadece tıbbi ya da bedensel bir mesele değil, toplumsal bir mesele. Sosyolojide bizim bu konuya dair yapacağımız katkı da bu konuda bilimsel düşünce üretmek bağlamında tam da bunun böyle boyutları olduğunu göstermek.
Buna dair bilgileri kimin ürettiği de önemli. O anlamda Özgür’ün ve Ahmet Vedat Karakaş'ın yaptığı bu saha araştırmaları doğrudan aslında bir bilimsel bilgi üretme sürecinin içindeler yani bu kısmıyla da önemli. Bir yandan da meselenin savunmacılığını da, aktivistliğini de yapıyorlar. Hem sakat olmak, hem de bu konuda bilimsel bilgi üretmek önemli bir konu olduğunu düşünüyorum.
Bunun değiştirilebilir bir tarafı da var yani sakatlık ve sağlamcılık üzerine bilgi üretmek ve daha eşitlikçi, daha kapsayıcı toplumsal, mekansal dönüşüm için bir düşünme zemini de sağlar. Ben böyle düşünüyorum. Konuya ilgi duymamın ya da ilgi duyan öğrenciler olduğunda onlarla birlikte çalışmak istememin sebebi de tam da bu. Teşekkür ediyorum.
A.T.A.: Özgür Bey son sözlerinizi alalım sizden de.
Ö.A.: Birçok akademik yazı yazdım ve projeler yapmaktayım. Üçüncü sınıfta Murat Hoca'nın dediği gibi saha araştırmaları dersinde fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezindeki gören engelli bir devletin toplumla etkileşmeleri üzerine bir araştırma yaptım.
Ben de Sakat Muhabbet’i iki yıldır dinliyorum. Bana çok şey kattınız, bunun için teşekkür ederim size. Son sözümü şöyle bitirmek istiyordum; ‘Engel bireyin kendisinde değil, toplumun beynindedir’.
A.T.A.: Ahmet Vedat Bey sizden de alalım son sözlerinizi.
A.V.K.: Hocam bizi konak ettiğiniz için teşekkür ederim. Gerçekten sizin de bize kazandırdığınız çok şey var. Bundan dolayı teşekkür ederim.
A.T.A.: Çok çok sağolun. Bu hafta konuklarımız Mardin Artuklu Üniversitesi'nden doktor öğretim üyesi Murat Küçük ve son sınıf öğrencileri Özgür Aksu ve Ahmet Vedat Karakaş idi.
Sakat Muhabbet’i dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. ‘Dünyanın bütün sakatları eğleşin’. Haftaya görüşmek üzere, hoşçakalın.


