Fransız Öpücüğü'nün sekizinci yaş gününde bundan elli yıl öncesine doğru bir yolculuğa çıktık ve Jeane Manson, Johnny Hallyday, Michel Sardou ve Nicolas Peyrac gibi isimlerin 1976 yılında liste başı olan parçalarına kulak verdik.
Programın açılışını, Nicolas Peyrac’ın 1975’in son aylarında piyasaya çıkıp 1976’nın Ocak ayında liste başı olan şarkısı Et mon père ile yaptık. Bir önceki yıl yayınladığı So far away from LA adlı parçasıyla yankı uyandıran sanatçı, bu otobiyografik sayılabilecek şarkıda da Sartre’dan Gréco’ya, Aragon’dan Trenet’ye, Bécaud’dan Brel’e dönemin birçok ünlü ismini de anarak Kahire’de doğup ellili yıllarda Paris’te tıp fakültesini bitiren babasının gençlik günlerinden bahsediyordu bize.
Kaliforniyalı bir manken olan Jeane Manson, 1970’lerin başında şansını burada denemek için Avrupa’ya gelmiş, bir İtalya macerasının ardından yerleştiği Fransa’da kusursuz fiziği sayesinde büyük ilgi görmüştü. Barclay plak şirketinin albüm kapaklarından sorumlu fotoğrafçı Alain Marouani ile, Playboy dergisi için de poz verdiği 1974 yazında, bir albüm için yapılan fotoğraf çekiminde tanışan genç kızın çekimlerin sonunda, şarkı söylediğini ve gitar çaldığını belirterek Alain’e bir demo kaseti vermesi, onun için yepyeni bir kariyerin de başlangıcı oldu. Jeane’in güzelliği ve karizmasından etkilenen Alain, bunu kardeşi, menajer Jacques Marouani’ye anlattı. Jacques da Jeane’i besteci Jean Renard’la tanıştırdı. Bu çekici Amerikalı şarkıcıya hayran kalan Renard, onun yapımcılığını üstlenmeye karar verdi. Bununla birlikte Jeane’i müziksevereler tanıtmak için sesine uygun, güçlü bir şarkıya ihtiyaç vardı. Bir gece Paris ile Provins arasında araba kullanırken, yumuşak ve hafif oryantal esintili bir melodi tasarlayan Jean Renard, birkaç gün sonra da Jeane ile söz yazarı Michel Mallory’yi bir öğle yemeğinde bir araya getirdi. Mallory’nin Jeane’in sesi ve kişiliğine, Renard’ın da melodisine uygun sözleri kaleme almasıyla Avant de nous dire adieu ortaya çıkmış oldu. 1976 yılının ilk günlerinde CBS etiketiyle yayınlanan şarkı, radyolarda sıkça çalınmasının yanı sıra Manson’un Carpentier’lerin ünlü televizyon şovuna birkaç kez konuk olması sayesinde devasa bir hit haline geldi.
1973 Şubat'ında ani bir kararla Michel Berger’den ayrılarak Amerikalı müzisyen Stephen Stills’le birlikte ABD’ye yerleşip bir ay sonra da onunla evlenen Véronique Sanson, 1975’ten itibaren Stills’in alkol ve uyuşturucu problemleri nedeniyle evliliğinde mutsuz günler yaşamaya başlamıştı. Sanson’un dördüncü stüdyo albümü "Vancouver" işte bu tip ailevi sorunların yaşandığı bir dönemde piyasaya çıktı. Yapımcılığını Bernard Saint-Paul’ün üstlendiği bu çalışmasının isim şarkısının ortaya çıkış sürecini şöyle anlatıyordu Sanson: “Bu albümde yer alan şarkıları yazarken canım aslında bunları bir albüme dönüştürmeyi hiç istemiyordu. Bunun üzerine Bernard beni yanıma su ve yiyecek bırakarak bir odaya kapadı ve ne olursa olsun dışarı çıkmamı yasakladı. Ben de orada hızla Vancouver’ı kaleme aldım. Kapıya vurdum ve: “Aklıma bir şey geldi, şimdi kapıyı açabilir misin” dedim.” Hiç tanımadığı ama isminin kulağa hoş geldiğini düşündüğü bu şehir hakkında yazdığı şarkı, Véronique Sanson’un o dönemde turneler, yolculuklar, geceler, müzik ve barlar arasında geçen yaşamını simgeliyordu bir anlamda. Bu konuyla ilgili: “Şarkılarımda bitmek bilmeyen yolculuklarımı, sabahın oluşunu görmediğimi söylemem sadece tasvir amaçlı. Şikâyet etmiyorum, olanları anlatıyorum. Ve özellikle hiçbir şeyden pişmanlık duymuyorum” diyecekti sanatçı. Bununla birlikte Vancouver’ın aslında yalnız bir kadının yakınmalarını içermesi hakkında ise: “Yalnızlık benim en iyi arkadaşlarımdan biri. Aynı zamanda kötü günlerin eski bir yoldaşı. Yaratıcılığı, kendini yeniden inşa etmeyi teşvik ediyor” ifadelerini kullanacaktı Sanson.
Yetmişli yılların ortasında, maliyeyle yaşadığı vergi problemleri nedeniyle Sylvie Vartan ve oğulları David’le birlikte ABD’ye yerleşme kararı alan Johnny Hallyday, bu kararından kısa sürede vazgeçerek kaydettiği yeni bir albüm ve Palais des Congrès’de verdiği bir dizi konserle 1976’nın yaz aylarında Fransa’ya geri dönmüştü. Sanatçının 23 Haziran 1976’da piyasaya çıkan yirmi birinci stüdyo albümü "Derrière l’amour"da, aynı yılın başında single olarak yayınlanan ve büyük yankı uyandıran Requiem pour un fou’nun yanı sıra Gabrielle ve Joue pas de rock’n’roll pour moi gibi zamanla birer klasik haline gelecek uyarlamalar da yer alıyordu. Albümün isim şarkısı Derrière l’amour ise, Toto Cutugno’nun Dietro l'amore adlı parçasından Pierre Delanoë tarafından Fransızcaya uyarlanmıştı. Yayınlanmasının hemen ardından Fransa listesinde bir numaraya kadar tırmanan şarkı, toplamda altı yüz bini aşan bir satış rakamına da ulaşacaktı.
1975’in son günlerine Le France adlı parçasıyla damga vuran Michel Sardou, 1976’nın ilkbahar aylarında bu parçaya da yer verdiği beşinci stüdyo albümü "La vieille"i piyasaya sürmüştü. Sözleri Pierre Delanoë, Claude Lemesle ve Gilles Thibault gibi usta isimlere ait on bir şarkıdan oluşan bu albüm, aynı zamanda; ölüm cezasını onaylamakla itham edilen Je suis pour, belli kesimleri rahatsız eden sivri sözler içeren J’accuse ve sömürgecilik güzellemesi yaptığı iddia edilen Le temps des colonies gibi polemik yaratan parçalara da ev sahipliği yapıyordu. Bunların yanı sıra Je vais t’aimer ve Je vous ai bien eus gibi romantik parçalar da bulunuyordu bu çalışmada. Örneğin Sardou ve Jacques Revaux’nun bestesi için Rodrigo’nun Aranjuez konçertosundan ilham aldığı Je vais t’aimer, içinde geçen “Marquis de Sade’ın bile yüzünü solduracak kadar, limandaki hayat kadınlarını bile utandıracak kadar, kimsenin cesaret edemediği gibi seveceğim seni” sözleriyle ilk bakışta kulağa hafif kaba ya da müstehcen bir şarkı gibi gelse de, aynı zamanda tutkulu ve şehvetli bir ilan-ı aşk olarak da nitelenebilir. Şarkının sözlerini kaleme alan Gilles Thibault’nun daha önce Johnny Hallyday’in benzer bir temaya sahip parçası Que je t’aime’in sözlerini yazmış olması da yine ilginç bir not. Bununla birlikte parçanın bazıları tarafından erkek egemenliğini savunmak ve kadını erkeğe ait bir obje olarak görmekle suçlandığını da eklemek gerek.
On bir yıllık klasik piyano eğitiminin ardından yetmişlerin başında meşhur bir şarkıcı olup başkenti fethetme niyetiyle Nice’ten Paris’e taşınan Marie-Paule Belle, burada ilk olarak bazı kabarelerde sahne almış ve kendisi için söz yazarlığı yapan ve aynı zamanda romantik bir ilişki yaşadığı Flaman asıllı yazar Françoise Mallet-Joris’in evine yerleşmişti. Bu dönemde onun için şarkı sözü yazarlığı yapan bir başka isim de çocukluk arkadaşı Michel Grisolia’ydı. Bu neşeli ekip, Marie-Paule Belle’e şöhreti getiren La Parisienne de dâhil birçok şarkıya imza atacaktı. 1976’da piyasaya çıkan La Parisienne’in hikâyesi ise bir oyunla başlamıştı. O dönemde Françoise Mallet-Joris her yıl Noel’de ailesi ve arkadaşlarıyla birlikte, ortaçağ “gizem oyunları” geleneğinden esinlenerek on iki hecelik aleksandrin veznini kullandığı küçük müzikal piyesler düzenlerdi. 1973 Noel’i için ev arkadaşına, XXI. yüzyılın başında geçen bir “gizem oyunu” hayal etmeyi öneren Mallet-Joris, taşradan gelen genç bir kızın Paris entelektüel çevresindeki sosyal yükselişini anlatan esere Le Sabot de l’orpheline (Yetimin Pabucu) adını verdi. Oyuna katılan Marie-Paule piyanonun başına geçti ve büyükannesinin çok sevdiği Jacques Offenbach’ın komik opera tarzındaki aryalarından esinlenerek, ileride La Parisienne adını alacak melodiyi besteledi. Françoise Mallet-Joris ve Michel Grisolia da bu neşeli müzik üzerine, utangaç küçük taşralı kız ile son derece özgür ve çılgın Paris sosyetesi arasındaki karşılaşmayı mizah ve ironi dolu bir şekilde işleyen feminist bir metin yazdı. Sadece bir Noel akşamı, arkadaşlar arasında söylenmesi planlanan şarkı, daha sonra Marie-Paule Belle’in üçüncü albümüne dahil edilecek ve onun ilk gerçek hit parçasına dönüşecekti.
Haftanın kapanışını, Joe Dassin’in o yılın sonlarına doğru piyasaya çıkan onuncu stüdyo albümü "Le jardin du Luxembourg"da yer alan Il était une fois nous deux ile yaptık. Dassin’in bu çalışması, albüme ismini de veren on iki dakikalık Toto Cutugno uyarlamasıyla açılıyordu. Bu şarkının yanı sıra üç uyarlama daha vardı albümde. Bunlar sırasıyla; yine Toto Cutugno’nun Monja Monja adlı parçasından Claude Lemesle ve Pierre Delanoë tarafından Fransızcaya uyarlanan Il était une fois nous deux, Pierre Kartner’ın Flamanca bir parçasının Fransızca versiyonu olan Le café des trois colombes ve Amerikalı country müzisyeni Ed Bruce’un üne kavuşturduğu Sleep All Mornin’in Fransızca uyarlaması Laisse-moi dormir idi. Aynı zamanda sözleri Pierre Delanoë ve Claude Lemesle, müziği ise Joe Dassin ve Jean Baudlot imzalı À toi da yine bu albümde bulunuyordu ki söz konusu parçanın Neco tarafından seslendirilen Türkçe uyarlaması Seni Bana Katsam da yakın zamanda Netflix’te gösterime giren Masumiyet Müzesi dizisi sayesinde yeniden gündeme gelmişti.
Kaynaklar:
- 1001 histoires secrètes de chansons, Fabien Lecœuvre, Editions du Rocher, 2017
- La véritable histoire des chansons de Michel Sardou, Fabien Lecœuvre, Hugo Image, 2018
- Tout Véronique Sanson, Baptiste Vignol, Grund, 2022
| Şarkıcı / Yorumcu | Parça Adı | Albüm Adı | Süre |
|---|---|---|---|
| Nicolas Peyrac | Et mon père | Jumbo | 3:00 |
| Jeane Manson | Avant de nous dire adieu | Les Indispensables | 3:58 |
| Enrico Macias & Ajda Pekkan | On s'embrasse et on oublie (Hoşgör Sen) | La fête à l'Olympia | 3:40 |
| Véronique Sanson | Vancouver | Vancouver | 4:06 |
| Catherine Ferry | 1, 2, 3 | Mélodie bleue | 2:30 |
| Johnny Hallyday | Derrière l'amour | Derrière l'amour | 4:40 |
| Eddy Mitchell | Sur la route de Memphis | Sur la route de Memphis | 2:52 |
| Michel Sardou | Je vais t'aimer | La vieille | 5:29 |
| Sylvie Vartan | Qu'est-ce qui fait pleurer les blondes? | Casino 95 | 2:52 |
| Marie-Paule Belle | La Parisienne | Héritage - Florilège (1976-1980) | 2:55 |
| Alain Souchon | Bidon | Bidon | 3:47 |
| Joe Dassin | Il était une fois nous deux | Le Jardin Du Luxembourg | 3:54 |

