Apaçık Radyo

Hikâyenin Sonu: COP31 | Sayı #16

13 Ekim 2026

Godzilla’yla dezenformasyonun ne alakası var?

Godzillla bir kurgusal karakter, dinozor-ejderha melezi bir devasa yaratık. Sinema tarihine 1954’te, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarından yaklaşık on yıl sonra, kendi adını taşıyan filmle girdi. Nükleer felaketlerden doğan film, Japon sinemasında kaiju türünün öncülerinden biri oldu. Sonraki yıllarda defalarca yeniden yorumlandı; filmlerden animelere, çizgi romanlardan popüler kültürün farklı alanlarına uzandı. 2016’da ise yine bir filmde, iklim kriziyle mücadele eden bir kurtarıcı olarak karşımıza çıktı. (İklim Kuşağı Konuşuyor’dan tanıdığımız Atlas Sarrafoğlu’nun da 7 yıl önce Godzilla 2’nin iklim kriziyle ilgisini sorguladığı yazısını web sitemizde okuyabilirsiniz.)

Bugünlerde ise Godzilla’nın ünü manşetlere sıçradı: “Godzilla El Niño” olağanüstü güçte olacak! Pasifik Okyanusu’nda aylardır biriken belirtiler bakılırsa El Niño her zamankinden etkili olacak ve önümüzdeki tabloda sıcaklık rekorları, kuraklık ya da seller bol miktarda. Birkaç ay içinde bu doğal iklim olayının küresel iklim gündeminde önemli bir yer tutması bekleniyor.

Peki, El Niño’nun etkileri yalnızca sıcaklık ve yağış kayıtları gibi rakamlardan mı ibaret? Bir dağın yamacındaki kuş toplulukları, tropikal ormanlardaki böcekler ya da okyanuslardaki mercanlar bu değişen koşullardan nasıl etkileniyor? Utku Perktaş, son Antroposen Sohbetler bölümünde El Niño ile biyoçeşitlilik arasındaki ilişkiyi ve türlerin değişen iklim koşullarına nasıl karşılık verdiğini ele alıyor.

Perktaş’ın anlattığı gibi: El Niño, binlerce yıldır Dünya’nın iklim sisteminin bir parçası. Atmosfer dolaşımını değiştirerek gezegenin farklı bölgelerindeki sıcaklık ve yağış düzenlerini etkiliyor. Ancak bugün bu doğal döngü, insan faaliyetleriyle ısınan bir gezegende yaşanıyor: Ormanlar parçalanıyor, yaşam alanları daralıyor, ekosistemler üzerindeki baskı giderek artıyor.

El Niño’yu bir canavara benzetiyoruz; böylece “elimizden bir şey gelmiyor”. Felaketler, seller, kasırgalar; işte, öyle başımıza geliyor. Peki karşı karşıya olduğumuz yıkımın ne kadarı doğal döngülerden, ne kadarı insan faaliyetlerinden kaynaklanıyor? Godzilla’yı suçlamak kolay. Peki ya konuşmamız gereken gezegeni bu kadar kırılgan hâle getiren insanlarsa?


İklim krizinin sorumlusu fosil yakıtlar, peki neden uluslararası iklim anlaşmalarında bu gerçeği açıkça ifade etmek onlarca yıl sürdü?

Ömer Madra, iklim saatinden yola çıkarak fosil yakıtlardan çıkış mücadelesinin uluslararası iklim müzakerelerindeki seyrini anlatıyor. Glasgow’dan Dubai’ye, oradan Kolombiya’da düzenlenen ilk uluslararası Fosil Yakıt Anlaşması Zirvesi’ne uzanan süreçte, fosil yakıtların COP kararlarına nasıl girdiğini ve önümüzdeki Kasım ayında Antalya’da gerçekleşecek COP31’de bu tartışmanın neden kritik olacağını ele alıyor.

COP31 Antalya’da toplanırken, COP’ların tarihine ve iklim krizinin gerektirdiği adımların neden hâlâ atılmadığına bakıyoruz. 10 bölümlük seride; COP31’e giderken iklim krizinde bilinmesi gereken önemli kavramları ve mücadeleleri ele alacağız. Önceki bölümler Youtube’da.

Benzer İçerikler

"Pasifik ısınıyor, El Niño güçleniyor"
18 Eylül 2026
Atlas Sarrafoğlu
Hikâyenin Sonu: COP31 | Sayı #17
20 Ekim 2026
Apaçık Radyo
"El Niño'ya hazırlıklı olun"
3 Haziran 2026
Ömer Madra, Ümit Şahin
  -     
● Canlı Yayın
—
Şimdiki
—
Sıradaki
—
Sıradaki
—
Sıradaki