Kes / Biç #16
Kes / Biç’in 16. bölümü, kalabalıktan kaçınmanın bu iki hali arasında dolaşıyor: fiziksel olarak uzaklaşmak ve bulunduğun yerde biraz kaybolmak.
Kalabalıktan kaçmanın en kolay yolu eve gitmek olabilir. Daha zor olanı, kalabalığın içinde kendine kimsenin giremediği küçük bir boşluk açmak. Bir parkta yürürken, sabaha karşı sokaklarda dolaşırken ya da herkes aynı anda konuşurken hiçbirini dinlememeyi başararak. Kes / Biç’in 16. bölümü, kalabalıktan kaçınmanın bu iki hali arasında dolaşıyor: fiziksel olarak uzaklaşmak ve bulunduğun yerde biraz kaybolmak.
Rothko’nun “On the Day We Said Goodbye”ıyla başlıyoruz. Mark Beazley’nin basının etrafında Caroline Ross’un sesi, yağmur, cırcır böcekleri ve uzaktan gelen çanlar beliriyor. 2002 tarihli A Continual Search for Origins’ın dünyasında müziğe neyin dahil olduğu kadar neyin dışında bırakıldığı da önemli. Seslerin arasındaki boşluk, başka bir enstrüman gibi çalışıyor.
Bu boşluğu Midori Takada ve Jakob Bro’nun “Falling and Fragmentation”ı devralıyor. Kasım 2025’te Tokyo’daki AVACO Studios’ta kaydedilen ve Ekim 2026’da yayımlanacak From Such A Blue Sky albümünde yer alan parçada Takada’nın perküsyon, piyano ve marimbası Bro’nun akustik ve elektrik gitarıyla karşılaşıyor. Sekiz dakikayı aşan kayıt bir yere varmaktan çok bulunduğu yerde biçim değiştiriyor; dağılıyor, tekrar bir araya geliyor ve arada bıraktığı sessizliği doldurmak için acele etmiyor.
Resavoir’ın “Taking Flight”ında boşluk kalabalıklaşıyor ama sıkışmıyor. Will Miller’ın yazıp düzenlediği 2019 tarihli parçada, Brandee Younger’ın harpının çevresinde trompet, flüt, yaylılar, saksofonlar ve ritim katmanları dolaşıyor. Çok sayıda ses aynı yerde bulunuyor fakat hiçbiri diğerini dışarı itmiyor. Belki kalabalığın başka bir ihtimali de bu: Herkesin biraz yer bırakması.
Tony Njoku’nun “La Ruée”si hareketin ardından gelen kısa bir duraklama. Njoku parçanın melodisinin 2023’ün sonunda yaptığı yolculuklar sırasında, özellikle Paris’te işe ara verdiği birkaç gün boyunca zihninde dolaştığını; Londra’ya döndüğünde piyanonun başına geçip onu tamamladığını anlatıyor. Adındaki “ruée”, “the rush”, yani “koşuşturma” anlamına geliyor; telaşı ve hücumu çağırıyor ama parçanın kendisi tam tersine, o telaştan birkaç günlüğüne çıkabilmenin bıraktığı hafiflikle hareket ediyor.
Elori Saxl’ın “How We Got There”ı 2024 tarihli Earth Focus için bestelediği müziklerden biri. PBS’in çevre meselelerine odaklanan belgesel serisinin soundtrack’i olan albümde parçaların adları bile bir tür güzergâh oluşturuyor: “Concrete River”, “How We Got There”, “Shorter Lifespan”, “Architectural Plans”, “What Gets Out”, “Alternative Futures”. Saxl’ın elektronik ve akustik sesleri yan yana getiren müziğinde şehir yalnızca içinde yaşadığımız bir fon değil; insan eliyle sürekli değiştirilmekte olan bir organizma.
Wax Machine’in “Canto de Iemanjá”sıyla bu sınır denize açılıyor. Baden Powell ve Vinícius de Moraes’in Afro-Brezilya müzik gelenekleriyle kurduğu bağın içinden gelen parça, Wax Machine’in yorumunda başka bir kıyıya taşınıyor. Brezilya doğumlu Lau Ro’nun Brighton’da, denizin karşısında yeniden söylediği Iemanjá ilahisi böylece aynı anda hem bir yere ait olmanın hem de o yerden uzakta bulunmanın müziğine dönüşüyor.
Matthew Halsall’ın “Cherry Blossom”ıyla yeniden bir parka çıkıyoruz. 2012 tarihli Fletcher Moss Park, adını Manchester’daki gerçek bir parktan alıyor; Halsall’ın yürümek, düşünmek ve şehrin temposundan uzaklaşmak için gittiği bir yer. Albümün açılışındaki “Cherry Blossom”da bu geri çekilme romantik bir inzivadan çok gündelik bir ihtiyaç gibi duyuluyor. Şehir hâlâ orada, yalnızca birkaç sokak ötede. Ama şimdilik ağaçların arkasında.
Fire!’ın “Touches Me with the Tips of Wonder”ında parkın huzuru uzun sürmüyor. Mats Gustafsson, Johan Berthling ve Andreas Werliin’in 2018 tarihli The Hands albümünün daha seyrek anlarından biri bu. Albümün geri kalanındaki ağır ritimler ve noise rock baskısı geri çekiliyor; geride karanlık, neredeyse boş bir alan kalıyor. Kalabalık gitmiş ama bıraktığı uğultu henüz tamamen dinmemiş gibi.
John Carroll Kirby’nin “Wind”i bu alanın penceresini açıyor. Kirby’nin tamamen kendisinin yazıp kaydettiği 2020 tarihli My Garden’ın kapanış parçasının ilham kaynaklarından biri Etiyopyalı piyanist ve rahibe Emahoy Tsegué-Maryam Guèbrou. Albümün adı da giderek anlam kazanmaya başlıyor: bahçe, dünyanın dışında bir yer değil. Dünyanın içinde sınırlarını bir süreliğine kendimizin belirleyebildiği küçük bir alan.
pondlicker’ın “noomi”siyle o alan biraz daha seyrekleşiyor. Adam Feingold’un 2024 tarihli Soft Focus albümünün açılış parçası minimal, ambient ve dub techno arasında bir yerde dolaşıyor. Ritim var ama bir yere sürüklemiyor; sesler belirip geri çekiliyor, birbirlerine yaklaşırken aralarında hava bırakıyor. Bir süre sonra müziğin merkezi de ortadan kayboluyor.
Jabu’nun “Us Alone”uysa yalnızlığı tekrar iki kişilik hale getiriyor. Grubun 2020 tarihli Sweet Company albümündeki parçayı Equiknoxx’tan Time Cow 2022’de yeniden ele alıyor; orijinalin içe dönük, ev hâlindeki atmosferini dub ve daha belirgin bir ritimle dışarı doğru açıyor. “Us Alone” artık odada yalnız kalmakla dans pistinde kendi küçük alanını bulmak arasında bir yerde. Bazen kalabalıktan kaçmak için kalabalığı terk etmek gerekmiyor.
Bir saatlik güzergâh Vanishing Twin’in “The Age of Immunology”siyle sona eriyor. Cathy Lucas, Valentina Magaletti, Susumu Mukai, Phil MFU ve Elliott Arndt’ın birlikte olduğu dönemde hazırlanan 2019 tarihli albümün kayıtları da alışıldık stüdyo sınırlarının dışına taşıyor: Hırvatistan’ın Krk adasında bir konser sırasında telefona alınmış kayıtlar, Sudbury’de terk edilmiş bir değirmende yapılan gece seansları, farklı mekânlarda birikmiş sesler. Albüm tek bir odada kurulmuş kusursuz bir dünya yerine, farklı yerlerde birbirine değen parçaların toplamı gibi. Tam bir Kes / Biç hammaddesi.
Demem odur ki kalabalıktan kaçmak için sessizlik gerekmiyor. Bazen bir park, bazen deniz, bazen terk edilmiş bir değirmen ve mümkünse kulaklığın iki tarafı bile yeter. İnsan sesi azaldığında dünyanın sessizleşmediğini biz de biliyoruz. Ama kuşlara, rüzgâra, ayak seslerine, uzaktaki trafiğe, bir odada çalışan kayıt cihazına ve başka bir yerde devam eden hayata kulak vermek daha cazip geliyor.
İçinden geçen parçalar:
Rothko – "On the Day We Said Goodbye"
Midori Takada – "Falling and Fragmentation"
Resavoir feat. Brandee Younger – "Taking Flight"
Tony Njoku – "La Ruée"
Elori Saxl – "How We Got There"
Wax Machine – "Canto de Iemanjá"
Matthew Halsall – "Cherry Blossom"
Fire! – "Touches Me with the Tips of Wonder"
John Carroll Kirby – "Wind"
pondlicker – "noomi"
Jabu – "Us Alone (Time Cow Remix)"
Vanishing Twin – "The Age of Immunology"
Kırpılmış sesler:
Krapp’s Last Tape (2007, yaz. Samuel Beckett, oyn. Harold Pinter)
Nico – "Femme Fatale"
The Double Life of Véronique (1991, yön. Krzysztof Kieślowski)
Parkta yürüyüş sesi
Sabaha karşı Kadıköy sesi
Parkta kuş sesleri
Kalabalık park sesi
Yazı yazma sesleri
Benzer İçerikler
Kes / Biç #09
Deniz Bankal
Kes / Biç 01
Deniz Bankal
Kes / Biç #15
Deniz Bankal
Kes / Biç #13
Deniz Bankal