Apaçık Radyo

Kes / Biç #13

2 Eylül 2026

Kes / Biç’in 13. bölümü 13 yüzünden var. Zavallı sayı yüzyıllardır kendisine yüklenen anlamlarla yaşamaya çalışıyor. Uğursuz olduğu söyleniyor. Bazı otellerde odası yok, bazı uçaklarda sırası. Oysa 13 bütün bunlardan habersiz. 12’den sonra, 14’ten önce duruyor.

Ben yine de şans, tesadüf, totemler ve belirsizlik karşısında kendimize kurduğumuz küçük düzenler hakkında konuşmak için onu bahane ediyorum.

Çünkü bir sayının uğursuz olduğuna, bir nesnenin şans getirdiğine ya da üst üste gelen iki olayın bize bir şey anlatmaya çalıştığına inanmak tuhaf ama son derece insani. Rastlantıların arasına çizgiler çekiyoruz. Tekrarları fark ediyoruz. Bazen bir şarkı tam zamanında çalıyor ve artık sıradan bir şarkı olmaktan çıkıyor. Bunların herhangi birinin sonucu değiştirdiğine dair pek kanıt yok. Yine de belirsizliğin içinde küçük bir düzen kuruyorlar. İnsan bazen bununla yetiniyor.

Bölüm, 60’ların sonunda Massachusetts’te kaydedilip uzun süre ortadan kaybolan Elysian Spring’in “Lotus”uyla açılıyor. Grubun tek albümü Glass Flowers’dan gelen parça, modal cazın pastoral ve ruhani tarafında dolaşıyor. Birkaç insan bir odada müzik yapıyor, plak neredeyse unutuluyor, yıllar sonra başka insanlar onu buluyor. Bir kaydın hayatta kalması için bundan daha güvenilir yöntemler de var elbette.

Ardından Yazz Ahmed’in La Saboteuse albümünü açan 81 saniyelik “Inhale” geliyor. Ahmed’in flugelhorn’u ile Lewis Wright’ın vibrafonunu buluşturan parçanın karşılığı albümün sonunda: “Exhale”. Böylece kayıt bir nefes alıp bir nefes vererek kendi çemberini tamamlıyor. Küçük bir tesadüf de bizi burada buluyor: La Saboteuse de 13 parçadan oluşuyor.

Andrew Wasylyk’in “Awoke in the Early Days of a Better World”u, 2020 tarihli Fugitive Light and Themes of Consolation’dan. Doğu İskoçya’nın nehirleri, kış ışığı, şafakta boş sokakları ve değişen manzaraları albüm boyunca müziğin içine sızıyor. Başlığın vaat ettiği daha iyi dünyanın gelip gelmediği konusunda elimizde kesin bir bilgi yok.

Yasuaki Shimizu’nun 1982 tarihli Kakashi albümünden “海の上から / Umi no Ue Kara” ile Japonya’ya geçiyoruz. Shimizu o yıllarda müziği mantıkla kurmaktan uzaklaşıp gereksiz sesleri atmaya ve bedeninin talep ettiği şeye daha fazla kulak vermeye başladığını anlatıyor. Kontrolü biraz azaltıp sezgiye biraz daha fazla söz vermek yani. İnsanların hayatlarının geri kalanında da pek beceremediği şeylerden biri.

Sonra hava değişiyor: Rare Silk’in “Storm”u. Parça, Stanley Turrentine’in 1971 tarihli bestesinin MaryLynn Gillaspie’nin sözleriyle vokalli bir yorumu. Uzun süre plak meraklıları arasında dolaştıktan sonra yeniden keşfedilen “Storm”a 2025’te Temple Haze, 2026’da Coflo yeniden döndü. Bazı şarkıların başına böyle şeyler geliyor. 40 yıl boyunca bir yerlerde bekliyorlar, sonra biri onları buluyor ve ömürleri bir anda uzuyor. İnsanların başına daha seyrek geliyor.

Tazmanya doğumlu, Melbourne merkezli piyanist Finn Rees’in “It’s Behind Me Now”u, 2024 tarihli ilk albümü Dawn Is A Melody’den. Rhodes, yaylılar, arp, nefesliler ve perküsyon etrafında kurulan albüm büyümek, değişmek ve geride kalanlarla ilgili. Bir şey artık arkandaysa ama sen hâlâ onun hakkında bir şarkı yapıyorsan, demek ki o kadar da arkanda değildir diyebiliriz.

David Lynch ve Dean Hurley’nin “Slow 30’s Room”unda ihtimaller biraz daha ürpertici bir hal alıyor. Twin Peaks: The Return çevresinde yaratılan ses dünyasından doğan parça, geçmişten kalmış gibi duyuluyor ama tam olarak hiçbir zamana ait değil. Belleğin kendisinin uydurduğu bir kayıt gibi.

Oradan Ancient Infinity Orchestra’nın “Equanimity”sine geçiyoruz. 2023 tarihli River of Light’ta yer alan parça, spiritual jazz’ı folk ve kolektif doğaçlamayla buluşturuyor. Topluluğun besteleri kesin talimatlardan çok müzisyenlerin kendi yollarını bulabilecekleri açık alanlar olarak çalışıyor. Herkes nereye gideceğini tam olarak bilmeden yola çıkıyor ve bir şekilde aynı parçanın içinde buluşuyor. Toplum denen şeyin daha başarılı örneklerinden biri olabilir.

Joel Vandroogenbroeck ve Walt Rockman’ın 1980 tarihli “Fairy Tale”i bizi library music’in tuhaf paralel evrenine götürüyor. Bir zamanlar belirli görüntülere eşlik etsin diye yapılmış bu müziklerin, yıllar sonra bağlamlarından kopup hiç tanımadıkları insanların kafasında bambaşka görüntüler yaratması da tesadüfün güzel biçimlerinden biridir sanıyorum.

Mammal Hands’in 2014 tarihli ilk albümü Animalia'dan “Kandaiki”de piyano, saksafon ve davul döngüler kuruyor. Müzik aynı yere dönüp duruyor gibi görünüyor ama her dönüşte küçük bir şey değişiyor. Biz buna tekrar diyoruz. Tam olarak tekrar olmadığı hâlde.

SML’in “Window Sill Song”unda ise rastlantı doğrudan üretim yöntemine giriyor. Grubun Small Medium Large albümü, Los Angeles’taki ETA’da dört gece boyunca kaydedilen uzun doğaçlamaların sonradan kesilip yeniden bir araya getirilmesiyle oluştu. Duyduğumuz şey, gerçekleşmiş ihtimaller arasından sonradan çizilmiş bir yol. ETA’nın kısa süre sonra kapanması da albümü artık var olmayan bir mekânın hafızasına dönüştürüyor.

Valentina Magaletti ve Fanny Chiarello’nun “Russian Twists”i, 2025 tarihli Gym Douce’dan. Bir buçuk dakika boyunca bir egzersizin mekanik tekrarı küçük ve tuhaf bir ses dünyasına dönüşüyor. Aynı hareketi yeterince uzun süre tekrarlayınca ya kas yapıyorsunuz ya müzik. Bazen ikisi birden. Valentina Magaletti’ye çok hayranım. Yollarımızın her sene en az iki kere kesişmesini isterim. Bunun için bir totem gerekiyorsa onu da bulacağım.

Ve 13 parçalık bölüm Ichiko Aoba’nın “Sayonara Penguin”iyle bitiyor. Aoba, şarkıyı yıllardır konserlerinde çalıyordu ama resmi kayıt ancak Temmuz 2026’da yayımlandı. Şarkıdaki Penguin ise Aoba’nın hayali arkadaşlarından biri. Önce bir insanın kafasında yaşayan hayali bir penguen, sonra bir şarkıya giriyor, yıllarca konserden konsere dolaşıyor ve sonunda gerçek bir kayda dönüşüyor. Penguen gerçek değil ama başına gelenlerin hepsi gerçek.

Belki şans dediğimiz şey de zaten böyle bir şey. Bir şey oluyor, sonra başka bir şey oluyor ve biz ikisinin arasına görünmez bir çizgi çekiyoruz. Bir sayı uğursuz oluyor, bir nesne şans getiriyor, bir şarkı tam zamanında çalıyor. Evrenin bunlardan haberi var mı, bilmiyoruz. Muhtemelen yok.

Kes / Biç’in 13. bölümü de bu yüzden şans getirmeye ya da uğursuzluğu kovmaya çalışmıyor. Sadece bir saat boyunca o görünmez çizgileri takip ediyor. Bazıları bir yere çıkıyor, bazıları çıkmıyor. Hayali penguenler dahil.

İçinden geçen parçalar:

Elysian Spring – "Lotus"
Yazz Ahmed – "Inhale"
Andrew Wasylyk – "Awoke in the Early Days of a Better World"
Yasuaki Shimizu – "海の上から"
Rare Silk – "Storm"
Finn Rees – "It’s Behind Me Now"
David Lynch & Dean Hurley – "Slow 30’s Room"
Ancient Infinity Orchestra – "Equanimity"
Joel Vandroogenbroeck & Walt Rockman – "Fairy Tale"
Mammal Hands – "Kandaiki"
SML – "Window Sill Song"
Valentina Magaletti & Fanny Chiarello – "Russian Twists"
Ichiko Aoba – "Sayonara Penguin"

Kırpılmış diğer sesler:

Rosencrantz & Guildenstern Are Dead (1990, Tom Stoppard) filminden alıntılar
Yazı tura oynama sesi
No Country for Old Men (2007, Joel & Ethan Coen) filminden alıntı
Zar sallama sesi
Smoke (1995, Wayne Wang) filminden alıntı
Kedi sesleri
Nefes sesleri
Çakmak sesi
Bong sesi

Benzer İçerikler

Kes / Biç #09
30 Temmuz 2026
Deniz Bankal
Kes / Biç 10: Bildiğimiz Bilinmeyenler
12 Ağustos 2026
Deniz Bankal
Kes / Biç #07: Toz ve Töz
20 Temmuz 2026
Deniz Bankal
Kes / Biç 04
2 Temmuz 2026
Deniz Bankal
  -     
Canlı Yayın
Şimdiki
Sıradaki
Sıradaki
Sıradaki