Apaçık Radyo

"Bütün Paris Bir Protesto Alanına Dönüştü”

20 Ekim 2026

Açık Gazete'de Oryan Madra, Fransa genelinde hayat pahalılığına, artan benzin fiyatlarına ve eğitim sistemindeki sorunlara karşı düzenlenen kitlesel protestoları konuşuyor; sokaklardaki atmosferi, polis müdahalesini, Macron yönetiminin tepkisini ve eylemlerin medyaya yansımasını değerlendiriyor.

Ömer Madra: Evet, Apaçık Radyo'da Açık Gazete devam ediyor. Saat 08:34'te tekrar beraberiz. Bir duyurumuz var. Fransa'nın dört bir yanında milyonlarca kişi sokaklardaydı. Macron yönetimi beş ilde sokağa çıkma yasağı ilan etti. Hafta sonu, Cumartesi ve Pazar günleri boyunca Paris'te bulunan Oryan Madra, izlenimlerini 10-15 dakikalık bir ses kaydıyla bize gönderdi. Şimdi kendisine kulak verelim, Paris'te neler olmuş?

Image
""

Oryan Madra: Merhaba Apaçık Radyo.

Geçtiğimiz Cumartesi, yani 17 Ekim'de, Fransa genelinde haftalardır, hatta aylardır hazırlanan ve beklenen büyük protestolar meydana geldi. Bu protestoların organizatörleri hâlâ tam olarak bilinmiyor. Genel ve son derece bağımsız bir çağrıydı. Hem Sarı Yelekliler, hem de liseliler bu çağrıyı yaptı. Ardından sendikalar ve partiler de çağrıya katılmaya karar verdi. Aslında Fransa'da okulların içinde bulunduğu durumu, benzin fiyatlarının inanılmaz derecede yükselmesini ve yaşam kalitesinin genel olarak düşmesini protesto etmek amacıyla düzenlenen geniş çaplı bir eylemdi.

Başbakan Sébastien Lecornu, 1200 kişinin gözaltına alındığını ve 1000 polisin yaralandığını açıkladı. Paris'teki kortejde de muhtemelen 150 binden fazla kişi vardı. Ben Paris'teki korteje katılabildim. İsterseniz orada gördüklerimi anlatayım, ardından da yürüyüş sonrasında alınan kararlara bakalım. 

Saat 14:00 civarında Paris'in güneyindeki Château du Métro'da korteje katıldım. İnanılmaz kalabalıktı. Yürüyüş République Meydanı'ndan başladı. Polis, en başında çok sert bir şekilde müdahale etti. Katılımcıların bir kısmı saatlerce abluka altında kaldı ve polis şiddetine maruz kaldı. Bu sırada çeşitli dükkânlar yağmalandı, yangınlar çıktı ve ciddi çatışmalar yaşandı. Ben o bölüme katılmadım. Korteje biraz daha sonra katıldım ve daha önce hiç bu kadar kalabalık bir yürüyüş görmemiştim. Oldukça neşeli, eğlenceli bir ortam vardı. Çok esprili pankartlar, müzisyenler ve orkestralar vardı. Sosyal medyada da çok paylaşılan bir sahne yaşandı. République Meydanı'nda orkestra müzik çalarken polis müzisyenlere biber gazı attı ama orkestra çalmaya devam etti.

Image
""

Kortejle birlikte iki üç saat boyunca yürüdük. Çok ilginç bir durumla karşılaştık. Kortejin başında çok ciddi bir polis varlığı olmasına rağmen yürüyüş güzergâhında hiç polis yoktu. Bunun nedenlerinden biri, korunması gereken çok fazla yer olduğu için polis sayısının yetersiz kalması olabilir ya da polislerin bulunduğu yerlerde şiddet arttığı için durumu sakinleştirmek amacıyla güzergâha polis yerleştirilmemiş olabilir - tabii sivil polisler hariç. Bunun da çok olumlu bir etkisi oldu. Kortejde gerçekten sakin, şiddetsiz bir yürüyüş gerçekleşti.

Çok sayıda genç vardı. Paris'teki protestolarda daha önce hiç bu kadar genç görmemiştim. Özellikle 14-15 yaşındaki liselilerin sayısı inanılmaz derecede fazlaydı ve çok hazırlıklıydılar. Paris'in güneyine kadar yürüdük. Aslında kortejin orada sona ermesi bekleniyordu ama öyle olmadı. On binlerce, yüz binlerce insan Paris'in bütün sokaklarına dağıldı. Daha önce hiç görmediğim sahneler yaşandı. Bütün Paris bir protesto alanına dönüştü. Turistlerin arasında biber gazları atılıyor, kar maskeli ve gözlüklü protestocular lüks mağazalarda alışveriş yapmak için gelmiş turistlerin arasından koşuşturuyordu.

Paris sokaklarında yürüdük. Çeşitli barikatlar kurulmuş, yollar kapatılmıştı. Polis bir yerden müdahale etmeye çalışırken protestocular başka tarafa kaçıyordu. Açıkçası çok güzel sahneler vardı ve benim gördüğüm kadarıyla çok az şiddet yaşandı. Tabii ki birkaç dükkân, özellikle kapitalizmin sembolleri olarak görülen bankalar, sigorta şirketleri ve lüks mağazalar yağmalandı. Bu, yalnızca Paris'te değil, Fransa'daki yürüyüşlerde de stratejik olarak yapılan bir şey. Bunun dışında birkaç dükkânın vitrininin kırıldığını gördüm. Açıkçası ben yalnızca iki tanesine rastladım.

Paris'in bütün sokakları saatlerce işgal altındaydı. Ben akşam 21:30'a kadar kaldım ve protestolar hâlâ devam ediyordu.

Élysée Sarayı'na gidileceği açıklandı. Sosyal medyada ve göstericiler arasında da konuşulan şey buydu: "Élysée'yi alalım." Ancak sarayın çevresinde inanılmaz bir polis koruması olduğu için bu mümkün olmadı. Şanzelize'ye kadar gidildi ve orada da çeşitli barikatlar kuruldu. Ben de saat 21.30 civarında, çoğu metro istasyonu kapalı olmasına rağmen bir şekilde metroya binip Paris'in dışına çıktım. Çatışmaların yaşandığı yerlerden oldukça uzakta bir metro istasyonunda indim. Orada protestoya katılmak için metroya binen gençlerle tanıştım. Bana, "Siz bugünü iyi idare ettiniz, biz şimdi devamına katılıyoruz," dediler.

Image
""

Böyle bir organizasyon da vardı. Protestoların mümkün olduğunca uzun sürmesi amaçlanıyordu. Gece boyunca eylemlere katılmak için Paris'in her yerinden gelen insanlar vardı. Bu da çok ilgimi çekti. Zaten protestolar sabaha kadar sürdü. Ertesi gün, yani pazar günü de Paris'in çeşitli yerlerinde barikatlar, yangınlar ve protestolar vardı. Açıkçası oldukça etkiliydi. Çok uzun zamandır böyle bir şey görülmemişti.

Pazar akşamı Emmanuel Macron'un bir konuşması vardı. Öncelikle aşırı sol örgütlere bağlı göstericilerin şiddetini kınadı ve şiddete başvuranların hızla ağır cezalarla karşı karşıya kalacaklarını açıkladı. Zaten sekiz dakikalık kısa bir konuşmaydı. Her zamanki gibi polislere desteğini yineledi. Ardından protestocuların ve liselilerin taleplerini duyduğunu ve ciddiye aldığını belirten birkaç cümle söyledi. Ancak bu talepleri yerine getirmek için herhangi bir somut açıklamada bulunmadı. Maalesef çok alıştığımız durumlar bunlar. Benzin fiyatlarındaki artışı da İran'daki savaşa ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasına bağladı. Bu konuda pek sorumluluk almadı.

İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, durumun tamamen çığırından çıktığını ve polis müdahalesinin başarısız olduğunu kabul ederek Pazar günü istifa dilekçesini Macron'a gönderdi. Macron ise ilginç bir şekilde istifasını kabul etmedi. Ardından Laurent Nuñez, bazı ilçelerin polis müdürlerinden sokağa çıkma yasağı getirmelerini talep etti. Bununla ilgili henüz bir karar alınmadı. Açıklamanın bugün akşam saatlerinde yapılması bekleniyor.

Bundan sonrasına ilişkin henüz net bir açıklama yok ancak önümüzdeki Cumartesi, protestoların ikinci günü olarak ilan edildi. Sosyal medyadaki çeşitli gruplarda her Cumartesi toplanma çağrısı yapılıyor. Dolayısıyla Cumartesi günü yeni bir gösteri bekleniyor. Yasaklanır mı, yasaklanmaz mı, henüz bilmiyoruz. Zaten geçtiğimiz Cumartesi yalnızca Paris'te 80'den fazla noktada buluşma, protesto, grev ve çeşitli eylemler planlanmıştı. Bunların çoğu yasaklandı. Yalnızca benim de katıldığım korteje izin verilmişti. Muhtemelen önümüzdeki saatlerde yeni protesto yasakları getirilecek. Bunun nasıl bir etkisi olacağını bilemiyoruz.

Bu arada liseliler iki haftalık ara tatile girdi. Dolayısıyla bu iki hafta boyunca liselerini kapatıp yürüyüşlerini sürdürmeleri pek olası görünmüyor. Ancak okullar açıldığında protestoların devam etmesi oldukça muhtemel. Henüz tam olarak bilmiyoruz, göreceğiz. Üniversitelerde de son haftalarda çeşitli eylemler, direnişler ve toplantılar vardı. Bunların nasıl ilerleyeceğini de takip edeceğiz.

Image
""

Muhtemelen önümüzdeki günlerde polis baskısı ve şiddeti artacak. Bugün gündemde olan konulardan biri de hırsızlık ve yağma olaylarına karışanların hızla bulunarak ağır para cezalarına çarptırılması. Hatta sosyal destek alan ve şiddet olaylarına katılan protestocuların sosyal yardımlarının kesilmesi de talep ediliyor.

Son olarak bu eylemlerin Fransız medyasına nasıl yansıdığını anlatmak istiyorum: Fransa'da 12-13 senedir, yani Sarkozy döneminden beri, medya kuruluşlarının, televizyon ve radyo kanallarının çok büyük bir kısmı milyarderlerin elinde ve tamamen onların kontrolünde. Artık hepimiz buna alıştık. Yalnızca şiddet sahneleri gösteriliyor. Protestocuların şiddetinden bahsediliyor, yağmalar gösteriliyor, polislerin yaralandığı anlatılıyor. Ekranlarda yalnızca şiddet görüntüleri var. Protestocuların neden toplandığı, liselilerin ne talep ettiği hiçbir şekilde konuşulmuyor. Bu haberleri alabilmek için bağımsız medyayı, Telegram gruplarını ve sosyal medyadaki çeşitli organizasyonları takip etmek gerekiyor. Maalesef basının çok büyük bir kısmı yalnızca şiddet uygulayan protestocuları ve yağmalanan dükkânları gösteriyor. Bunun dışında pek bir şey anlatılmıyor. Ama bu yeni bir durum değil. Zaten bekleniyordu, hiç sürpriz olmadı.

Şimdilik bu kadar. Çok teşekkür ederim. Görüşmek üzere, kolay gelsin.

Benzer İçerikler

  -     
● Canlı Yayın
—
Şimdiki
—
Sıradaki
—
Sıradaki
—
Sıradaki