İşitme Kaybı ve Koklear İmplant

-
Aa
+
a
a
a

Sakat Muhabbet’te Alper Tolga Akkuş, işitme kaybı nedeniyle koklear implant (biyonik kulak) kullanan ve Erişiyorsam Varım Topluluğu üyesi olan grafik tasarımcı Onur Cantimur ile implant sürecini, Türkiye ve dünyadaki devlet desteklerini, sağırlığın kültürel kimlik boyutunu ve işaret dili kullanıcılarıyla cihaz kullanıcıları arasındaki ayrımı konuşuyor.

""
İşitme Kaybı ve Koklear İmplant
 

İşitme Kaybı ve Koklear İmplant

podcast servisi: iTunes / RSS

Alper Tolga Akkuş: Merhaba Apaçık Radyo’ya, Sakat Muhabbet’e; sağlamcı zihniyetin kör topal muhalifine hoşgeldiniz, ben Alper Tolga Akkuş ve bugün 1 Nisan 2026 Çarşamba. 

Şu anda İstanbul'da, Üsküdar'da, belediyeye ait bir mekandayım. Yanımda da arkadaşım Onur var. Onur benim Erişiyorsam Varım'dan bir arkadaşım. İşitme engelli bir birey kendisi.

Onur Cantimur: Biyonik kulak kullanıcı.

A.T.A.: ‘Biyonik kulak kullanıcısı olduğumu da belirt’ dedi ve onu da belirtiyorum aynı zamanda. 



Şimdi aslında beni kahve içmeye davet etti Onur, “Gel, sohbet edelim” dedi ve ben de bir sürpriz yaptım ona ve “Hadi, kayıt yapalım gelmişken buraya” dedim. “Olur mu, olmaz mı” dedi ve ben de “Sohbet edeceğiz, içine sinmezse yayınlamayız, bizim programımız” dedim. 

Onur, ilk sorum benim değişmiyor Sakat Muhabbet’te, hep ilk sorum aynı oluyor. İlk sorum şu: Onur Cantimur kimdir, bugüne kadar neler yapmıştı ve bir sakatlığın var ise bunu da bize aktarır mısın lütfen? Soruyu anladın mı?

O.C.: Tamam. Kimdir diyorsunuz?

A.T.A.: Onur Cantimur kimdir? Bugüne kadar neler yapmıştır ve bir sakatlığın varsa bunun da detayını verir misin bize? 

Koklear İmplant

O.C.: Beş yaşından sonra işitme engelli oldum. Grafik tasarımcıyım ve Marmara Üniversitesi’nden mezunum. Üniversiteye kadar işitme cihazları kullandım ve ondan sonra işitme kaybının ilerlemesi üzerine mecburen koklear implant ameliyatı (Biyonik kulak ameliyatı) oldum. Bir kulağımdan oldum çünkü o zamanlar internet yoktu, dernekler de yoktu.

A.T.A.: Hangi dönemler, hangi yıllar bunlar?

O.C.: 1990'lardan bahsediyorum ve o zaman ilk koklear implant geldiği zamanlardan bahsediyorum. Korkudan olmadım ameliyat; beyin ameliyatı zannediyordum.

A.T.A.: Yaş kaçtı? 9-10 değil mi? Küçüksün daha.

O.C.: Evet küçüktüm o zamanlar, 17 yaşındayım ve önyargı vardı ameliyata karşı. Dolayısıyla araştırdım sosyal medyadan implant kullananları; görüştüm, bir araya geldim, cihazı inceledim ve baktım ki derinin ağzına yerleştirilen bir cihaz: Biyonik kulak. Böylece rahatladım, kolay bir ameliyatmış, 2,5 saatlik bir ameliyatmış. Derinin ağzına yerleştiriliyor cihaz.

A.T.A.: Ne zaman oldu ameliyatı, hangi tarihte oldu?

O.C.: 30 yaşında oldum ben. 2011'de, 30 yaşımdaydım. Kullandığım işitme cihazları bozulduğunu zannedince bu arada servise gönderdim. Firma, ‘Sorun yok cihazlarda’ dedi. Doktora gittim, doktor da, ‘İmplant olman lazım’ dedi. O yüzden bu araştırmalara girdim. 

İmplant olduktan sonra hiç duymadığım alçak frekanstaki sesleri duymaya başladım. Mesela duvar saatinin sesini, tik tak sesini, taksi sesini, evdeki buzdolabının motorunun çalışma sesini. Bunları hiç cihazda duyamıyordum. Hiç duymuyormuşum meğerse dedim ve anlamam da arttı. Konuşmam daha çok netleşti implant sayesinde ve implant'tan çok memnun kaldım. 

Tabi ki alışma süreci daha kolay olsun diye eğitim desteği ve rehabilitasyon desteği de aldım. 

Ondan sonra ikinci implant karşılanmıyordu. Avrupa'daki gibi olmasını istedik. Kampanya yaptım. Dernekte çalışıyordum ben o zamanlar. İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği’nde başkan yardımcısıydım. İmzalar topladık, haberlere çıktık. ‘Avrupa'daki gibi ikinci kulağımıza da implant istiyoruz’ dedik.

A.T.A.: Bu hangi sene oluyor? 

O.C.: Ben 2011'de ameliyat olmuştum ve ondan sonraki yıllarda oluyor. Herhalde 2015, 2014 civarları.

A.T.A.: Peki ikinci ameliyat niye lazım? İkinci ameliyatın olma nedeni ne? 

O.C.: Üç boyutlu duymak için, çevresel sesleri duymak için. Yani daha üç boyutlu her yönden gelen sesleri, konuşmaları daha iyi anlamak için iki kulağın faydası var.

A.T.A.: Bu ameliyatı olamadın mı hala?

O.C.: Oldum. Bende şu anda iki tane kulak implantı var ama o zaman sigorta karşılamıyordu. Karşılamak için baskı yaptık ve karşılamaya başladı sosyal güvenlik kurumu.  İkinci kulağıma da ameliyatı o zaman oldum ben. Beş yıl sonra oldum ameliyatımı ve şu an çok memnunum. Ben iki tane biyonik kulak kullanmaktan çok memnunum. Çocuklar 1 yaşından itibaren ameliyat oluyorlar.

A.T.A.: Türkiye'de 1 yaşında mı? 

O.C.: Evet, 1 yaşından itibaren. 4 yaşına kadar iki kulağı devlet karşılıyor ama 4 yaş üstündekilere onay gerekiyor.

A.T.A.: Herkes olamıyor değil mi?

O.C.: Çok ileri derecede işitme kaybı olanlara yapıyorlar. 80 desibel üstü olması gerekiyor.

A.T.A.: Senin öyle miydi?

O.C.: Evet, benim öyleydi. Birinde 115 desibel, diğerinde 120 desibel işitme kaybı vardı. Çok ileri derecedeki kayıpları yapıyorlar. 

Bir de cihaz kullanma alışkanlığı da olacak. Kulak-burun-boğaz da bakacak. Hastane onay veriyor dört yaşın üstündekilere. İkinci ameliyatı olmak isteyenlerin hastaneden onay aldıktan sonra dosyaları Ankara'ya gönderiliyor ve oradan da onay çıkınca ikinci implantı sigorta karşılıyor. 

Herkese yapmıyorlar; bu çok önemli bir nokta. Dört yaşına kadar iki kulak birden yapılıyor ama dört yaşın üstünde onay gerekiyor Ankara'dan.

A.T.A.: Şu anki sistemde mi böyle?

O.C.: Şu anki sistem böyle. Dolayısıyla dil gelişimi dört yaşında kazanılıyor. O yüzden çok ileri derecede işitme kaybı olan çocuklarda ailelerin mutlaka yaptırması lazım bu ameliyatı çünkü geç kalınca zorlaşıyor.

A.T.A.: Peki bu ameliyatı yaptırmaya hala çekiniyor mu aileler?

O.C.: Evet, halen çekineni korkan aileler var. Ben bu süreçte çok kez yardımcı oldum ve çok memnun kaldılar. Yani dernekte veya şahsi olarak birebir görüştüm ve uygun olduğunu düşündüklerime tavsiye ettim. İşitme kaybı çok ileri derecede olanlar çok memnun kaldılar ama işaret diline alışmış olanlarda verim almak zordur.

A.T.A.: İşaret dilini biliyorsun ama sen değil mi?

O.C.: Temel biliyorum, evet.

A.T.A.: Sen de az biliyorsun yani. Sen şu an beni duyuyor musun yoksa dudak mı okuyorsun?

O.C.: Eskiden dudak okuyordum daha çok, şimdi ise azaldı dudak okumam. Azalarak bitti implant sayesinde. 

A.T.A.: Duyabiliyorsun şu anda beni.

O.C.: Evet, duyabiliyorum. İmplant sayısında dudak okuma alışkanlığım azaldı bu arada. Cihaz kullanınca daha çok dudak okuyordum ve şimdi implant sayesinde gerek kalmadı dudak okumaya.

A.T.A.: Sen şu an beni tam mı duyuyorsun, daha az mı duyuyorsun normal duyanlara göre? Tam olmuyor değil mi ya da oluyor mu? Bilmediğim için soruyorum.

O.C.: Yok, değişen bir şey olmuyor.

A.T.A.: Aynı yani gözlük gibi aslında.

O.C.: Evet aynen gözlük gibi aslında. Bunları çıkarırsam hiçbir şey duymam; sıfır yani tam sağır olurum.

A.T.A.: Peki yatarken, uyurken çıkarıyor musun?

O.C.: Yatarken çıkarıyorum, evet. İstersem cihazlarla da uyuyabiliyorum ama ne duyacağım ki gece uyurken.

A.T.A.: Peki 5 yaşında ne oldu? Neydi rahatsızlık?

O.C.: Ateşli hastalık veya havale veya kaza veya başı yere vurma. Nedeni bilinmiyor, birçok faktör olabilir. Vakumlu doğum yapılmış ve antibiyotik vermişler bana çok. Onlar da işitme sinirlerine zarar vermiş diye düşünüyorlar. Aslında kulak salyangozunda işitme tüyleri var ya, onlar hasar aldığı için işitme kaybı oluşmuş. İlerleyen tipte aslında bu işitme kaybı yani orta yaşlarda ilerlemiş.

A.T.A.: Bu ameliyat tamamen sağır bir kişide de işe yarıyor mu?

O.C.: Tamamen sağır bir kişi için de işe yarıyor, evet. İşitme engelli doğmuş kişilerde işe yarıyor ama bir yaşından önce olması gerekiyor

A.T.A.: Ama sen daha geç oldun. 

O.C.: Evet, ben daha geç oldum ama erken olsaydım daha iyi olurdu.

A.T.A.: Daha da iyi duyardın.

O.C.: Daha erken alışmış olacaktım ve daha çok eğitim almış olacaktım.

A.T.A.: Şimdi Onur, Sakat Muhabbet’te bir gelenek var bizde. Konuklar seçiyor müzik parçasını.

O.C.: Müzik parçası mı?

A.T.A.: Evet. Senin bir isteğin var mı? Hangi şarkıyı dinleyelim şimdi? Anons et, onu dinleyelim.

O.C.: Yabancı oluyor mu?

A.T.A.: Hiç fark etmiyor, her şey olur.

O.C.: Yani çok fazla müzik dinleme alışkanlığım yok. Carlos Santana olabilir, gitar müziğini çok severim.

A.T.A.: Hangi şarkısı? Belli bir parça mı yoksa fark etmez mi?

O.C.: Fark etmez. Santana müziği olur.

A.T.A.:Sakat Muhabbet devam ediyor. Şu anda İstanbul, Üsküdar'da belediyenin bir mekanındayız. Onur önerdi burayı da çünkü kendisi doğma büyüme Üsküdarlıymış, biliyormuş buraları. 

Müzik seçtin ya, sen müzik dinleyebiliyor musun şu anda?

O.C.: Müzik dinleyebiliyorum. Çok keyif alıyorum müzik dinlemekten ama işten güçten, çok yoğunluktan vakit bulamıyorum.

A.T.A.: Peki müzikle tanışman çok ilerideki yaşlarda mı oldu? İmplanttan önce dinleyemiyordun, duymuyordun değil mi?

O.C.: Yok, işitme cihazları ile dinliyordum ama şimdi implant ile daha çok keyif alıyorum müzik dinlemekten ama alışkanlık meselesi bu. Oyun oynarken, video izlerken dinliyorum müziği yani durduk yerde açmıyorum müzik.

İşitme Engelli Hakları Aktivizmi

A.T.A.: Biz seninle Erişiyorsam Varım grubundan arkadaşız aslında ve bugüne kadar da yüz yüze görüşmemiştik. Bugün yüz yüze görüşüyoruz. 

İşitme engelli hakları aktivistisin bir yandan da. O anlamda Türkiye ne durumda, dünya ne durumda? Hatta bana, ‘Daha önce bu mekana Afrika'dan bir arkadaşın gelmişti’ demiştin. 

O.C.: Afrika'dan işitme engelli bir arkadaş gelmişti ve işaret dili kullanıyordu arkadaş.

A.T.A.: Onunla nasıl konuştun? O dili biliyor musun yoksa nasıl ilişki kurdunuz onunla?

O.C.: Onunla dernek başkanımız Şebnem Hanım iletişim kurdu çünkü işaret dili biliyordu. Onun çevirisiyle konuştuk. İşaret dilini anadili gibi biliyor Şebnem Hanım, onun sayesinde görüştük.

A.T.A.: Peki Afrika'daki durumu anlattı mı size o?

O.C.: Afrika'daki durumlar bize göre daha kötüymüş.

A.T.A.: Peki Türkiye'deki durumu özetler misin?

O.C.: Türkiye'deki durum çok daha iyi.

A.T.A.: Anlatabilir misin biraz?

O.C.: Mesela şöyle söyleyeyim; Türkmenistan'da implant ameliyatı karşılanmamış, Türkmenistan'da bir aile vardı. Bebek çocukları, işitme engelli çocuklarına ameliyat için gelmişler, 20 bin lira para harcamışlar, ameliyat yapmışlar.

Mesela burada karşılanıyor implant ameliyatı ama tabii ara farkı diye bir şey de var. Ara fark ödüyoruz cihaz alırken ama Avrupa'da ara fark yok.

A.T.A.: %100 değil yani.

O.C.: Şimdi şöyle; ameliyat olurken devlet cihazı veriyor ama 7 yıl değişimden sonra ara fark ödüyorsunuz yani tamamen karşılanmıyor.

A.T.A.: Belli bir süre sonra ömrü sona eriyor, yenilemen gerekiyor. Öyle mi?

O.C.: 7 yıl sonra değişim hakkında yani işitme cihazlarında geçerli bu sorun. İşitme cihazlarında 5 yıl, implantlarda ise 7 yıl sonra değişim yapıyorsunuz ama farkı cebinizden ödüyorsunuz.

A.T.A.: Tamamını değil yani sen de belli bir pay ödüyorsun aslında.

O.C.: Ara fark ile oluyor. Bu sandalye alırken de oluyor, onun gibi. İndüksiyon döngü sistemleri yaygın değil Türkiye'de ama Avrupa'da çok yaygın.

A.T.A.: Ne demek indüksiyon döngü sistemi?

İndüksiyon Döngü Sistemleri

O.C.: Avrupa'da konferanslarda, seminerlerde konuşmacıyı daha net anlıyorsunuz. 

Bunu Berlin'deki müzelerde gördüm; danışmada banko vardı, indüksiyon döngü sistemi vardı. Burada indüksiyon döngü sistemi çok yaygın değil  Avrupa'da taksilerin tavanlarında bile olduğunu duydum, öğrendim. İndüksiyon döngü sisteminin yaygınlaşması gerekiyor.

A.T.A.: Ne işe yarıyor? 

O.C.: Manyetik ortam da gürültüyü bastırıyor ve konuşmacıların sesleri daha net geliyor. Mikrofondan yedirilen konuşmacıların sesi daha net geliyor. 

O şekilde tabi ki burada altyazılı film de izleyemiyoruz yani sinema salonlarında altyazılı seanslar yok, yabancı filmlerde var sadece, Türk filmlerinde ise yok. Dolayısıyla kültür sanata erişemiyoruz, erişmekte sorun yaşıyoruz.

A.T.A.: Yani Türkçe filmlerde bile olması gerekiyor diyorsunuz.

O.C.: Türkçe filmlerde de olması lazım altyazının.

A.T.A.: Türkiye bir anlamda iyi bir yerlere gidiyor, bir şeyler oluyor. Değişiyor bir şeyler.

O.C.: Değişiyor bir şeyler.

A.T.A.: İstanbul'da değişiyor, Mersin'de değişiyor ama köylerde ne oluyor, Anadolu'da ne oluyor bilmiyorum? Köylerde sıkıntılıdır diye düşünüyorum durum.

O.C.: Şimdi köyleri bilmiyoruz tam kırsal olduğu için. Ama Türkiye Özürlüler Araştırması yapıldı biliyorsunuz 2002'de ve bu en kapsamlı araştırmaydı. O araştırmanın tekrar yapılması lazım. Kaç tane engelli var, kaç tane engelli üniversite mezunu var, okul yazar olmayan kaç engelli var; bu araştırmanın tekrar yapılması gerekiyor. Mesela şu an işitme engelli sayısı çok net değil.

A.T.A.: Sen bir rakam söyleyebiliyor musun?

O.C.: 2011 yılında yapılmış bir konut araştırması var, birçok örneklemeye göre yapmışlar. Çok büyük veriler değil o veriler ama birkaç binden bahsediyorum. Birleşmiş Milletler ise 3 milyon işitme engelli olduğunu söylüyor.

İşaret Dili Kullananlar ve Cihaz Kullananlar

A.T.A.: Nerede? Türkiye'de mi?

O.C.: Türkiye'de ama orada 2011 nüfus konut araştırmasından birkaç filminden bahsediyor yani bunun netleştirilmesi lazım, tam veri olması lazım. 

Bu arada işitme engelliler kendi aralarında ‘İşaret Dili Kullananlar’ ve ‘Cihaz Kullananlar’ olarak ayrılıyor. Onların çevirmene ihtiyacı var ve bizim indüksiyon döngü sistemine, altyazıya ihtiyacımız var. Yani bu ayrımın yapılması gerekiyor anlatabildim mi? İşaret dili bildiğimizi düşünüyorlar, işaret dili çevirmenine ihtiyacımız olmadığını zannediyorlar.

A.T.A.: Her işitme engelli biliyordur diyorlar ama öyle bir durum yok tabii.

O.C.: Mesela bana altyazı, canlı altyazı gerekiyor konferanslarda takip etmek için. Mesela üstyapı tiyatro oyunlarında, Atatürk Kültür Merkezi'nde var.

A.T.A.: Her oyunda var mı?

O.C.: Atatürk Kültür Merkezi’nde üstyapı tiyatroda var.

A.T.A.: Belli oyunlarda mı var?

O.C.: Her oyunda olup olmadığı bilgisine edinemiyoruz.

A.T.A.: Peki, şimdi işitme engelli ve sağır iki farklı şeymiş. Ben de yeni öğrendim bunu.

O.C.: Evet, işitme kaybı, sağır dediğimiz kısım işaret dili kulllanan kısım. Tabii ki işaret dili kullanan, hiç konuşmayan, hiç duymayan kişilere sağır diyoruz ama cihaz kullanan, implant kullananlara da işitme kaybı olan, işitme engelli diyoruz.

A.T.A.: Sen işitme engellisin, sağır değilsin. Doğru mu? 

O.C.: Evet, işitme engelli, işitme kayıplı diyebilirsin bana ya da cihaz kullanıcısı, biyonik kulaklı diyebilirsin bana.

A.T.A.: Sen dedin ya bana ben programı açarken. Ben seni anlatıyordum ve sen, ‘Biyonik kulak kullanıcısıyım’ diye uyarmıştın beni.

O.C.: Biyonik kulak kullanıcısı, evet, öyle deniyor ama sağır dedğimiz işaret dili kullananlardır.

Sağırlık Kültürel Kimliği

A.T.A: Peki, sağırlar ‘sağır’ kelimesinden rahatsız oluyorlar mı yani ‘sağır’ hakaret gibi geliyor mu?

O.C.: Onlar kendilerine sağır denmesini istiyorlar, bunu kültürel kimlik olarak görüyorlar.

A.T.A.: Yani bunu hakaret olarak görmüyorlar, olması gereken bu diyorlar.

O.C.: Öyle denmesini istiyorlar. ‘Biz işaret dili kullanıyoruz, bize sağır deyin’ diyorlar.

A.T.A.: Ben Mersin'de bunu gördüm. Sağırlar hep birbirleriyle görüşüyorlar ve başkalarıyla da görüşmüyorlar. Bunun nedeni nedir, bu çözülebilir mi? Doğrusu bu mu sence? Çünkü kendi içlerinde yaşıyorlar gibi geldi bana.

O.C.: Tabi insan kendi iletişim kurabildiği kişiyle anlaşılır, bir araya gelir. İşaret dili kullananlara güvenirler yani siz de şimdi işaret dilini çok iyi bilseniz sizi de aralarına alırlar.

A.T.A.: Peki işaret dili öğrenmek için ne yapmak lazım?

O.C.: Kurslar var, halk eğitim merkezine gidebilirsiniz.

A.T.A.: Her şehirde var değil mi bu?

O.C.: Halk eğitim merkezine dilekçe vererek kurs açılmasını sağlayabilirsiniz ama onlar yetmez. İlerletmek için derneklere girmeniz lazım.

A.T.A.: Öğrenmesi zor mu, kolay mı?

O.C.: Yok, kolay.

A.T.A.: Her dil gibi değil mi?

O.C.: Kolay ama tabii ki aşama aşama ilerletmeniz gerekiyor.

A.T.A.: İngilizce öğrenmiş gibi yani.

O.C.: Evet, İngilizce seviyeleri gibi düşün.

A.T.A.: Beginner var, intermediate var, upper var...

O.C.: Aynen. Mesela burada, İstanbul'da İSMEK'te işaret dili kursları var. İSMEK, Belediye'nin bir birimi. Bir de ayrıca Halk Eğitim Merkezi'nin birimi var ve orada kurslar var. İkisine de gidebilirsiniz, 120 saat + 2 - 3 saatlik eğitimlere gidebilirsiniz. Ama bunlar yetmez, İngilizce gibi pratik yapmanız lazım. 

A.T.A.: Bir de ben şunu öğrenip şaşırmıştım: Her ülkenin dili farklıymış, evrensel bir dil yokmuş. 

O.C.: Evet. Fransız işaret dili var, Amerikan işaret dili var. Evrensel işaret dili, uluslararası işaret dili deniliyor bunlara aynı İngilizce gibi yani o. 

Uluslararası işaret dili bütün ülkelerde geçiyor. Şimdi ben mesela bir konferansa gittim; İnsan Hakları Konferansı.

A.T.A.: Nerede?

O.C.: Karaköy'de yapıldı ve uluslararasıydı. Eşit Haklar için İzleme Derneği düzenlemişti. Orada hem Türkçe, hem de Uluslararası işaret dili için iki işaret dili çevirmeni vardı. 

A.T.A.: Sen hangi ülkelere gittin bugüne kadar ve gittiğin ülkelerdeki işitme engelli ve sağırlarla görüştüysen, neler söyledi onlar kendi ülkeleri hakkında, neler anlattılar sana? Dünyayı bir görelim istiyorum, ne var ne yok, işitme engeli anlamında.

O.C.: Ben Almanya'ya gittim ve Almanya'daki rehabilitasyon merkezinde biyonik kulak kullanıcılarıyla görüştüm. Oradaki implantların hakkını öğrendik. Onlar Almanca işaretiyle konuştular ve oradaki çevirmen Almancadan Türkçe'ye çeviri yaptı. 

Orada mesela cihaz kaybolduğunda devletin verdiğini söylüyorlar. Bu cihazlar, bu implantlar çok pahalılar. Arkadaşın biri gece kulübünde eğlenirken kaybetmiş cihazını. Devlete bildirmiş ve ertesi gün evine kargo ile yeni cihaz gelmiş. Hiçbir katkı ödemeden yeni cihaz gelmiş. Burada ise böyle bir şey yok. 

A.T.A.: ‘Diskoya da gitme kardeşim’ demiyorlar yani.

O.C.: Aynen öyle.

A.T.A.: Eğlenmiş.

O.C.: Aynen öyle.

A.T.A.: Çünkü eğlenme hakkı da var.

O.C.: Burada kaybolması halinde karşılanmıyor. Kendiniz cebinizden ödemeniz gerekiyor cihazı almak için. 

A.T.A.: Kendi kimlik kartın gibi koruman, kollaman gerekiyor onu bir yandan. Öyle bakıyor Türkiye.

O.C.: Aynen öyle. Orada, Almanya'da vatandaşlarına sahip çıkmış. Bu bizi çok etkilemişti. Burada cihazı kaybetsem ben kendim bir şey yapmak zorundayım, cihazı almak zorundayım. Orada ise direk göndermişler.

A.T.A.: Sen dedin ya 7 yılda bir değişiyor. Bu hala geçerli mi senin için? Her 7 yılda bir değiştirir misin bunu sen? 

O.C.: Her 7 yılda bir değiştirmek zorunda değilsiniz. Yani cihaz bozulursa veya cihazın teknolojisi eskirse daha üst teknolojiye geçmek istersiniz o zaman değiştirebilirsiniz.

A.T.A.: O zaman da devlet bir şekilde...

O.C.: O zaman devlet katkısı vardır.

A.T.A.: Onu da ispatlamak demek.

O.C.: Ama firmanın fiyatıyla tam karşılamadığı için üstünü tamamlamanız gerekiyor.

A.T.A.: Onda da mı ispatlamanı istiyor? Bozulduğunu, şunu bunu...

O.C.: Cihazın değişimi gerekir diye doktor raporuyla söyleniyor; cihazın tuşu çalışmıyor ya da cihaz bozulmuştur diye doktor raporuyla başvuruyorsunuz. 

Sağ kulağımdaki cihazımın Haziran’da 7 yılı doluyor yani Haziran’dan sonra ben 7 yıl hakkımı kullanabilirim. Tuşta bir sorun var mesela, o sayede değiştirebilirim.

A.T.A.: Bu aslında ÖTV'li araba hakkı gibi bir şey bir yandan da. ÖTV'li araba alıyor ya sakatlar, ona benzeyen bir şey gibi geldi bana. Orada da 5 yıldı ama şimdi 10 yıla çıktı. 

O.C.: Bunlar keyifli bir şey değil yani bunlar lüks değil aslında. İhtiyaç bunlar, doğru ihtiyaç.

A.T.A.: Zaten ÖTV'de sakatlara da lüks değil, ihtiyacı var diye veriyor devlet. Aynı mantık.

O.C.: Aynı, evet. İhtiyaç bu, doğru bir ihtiyaç. Keyfi şeyler değil bunlar. Protez bu. 

A.T.A.: Kimseyle konuşamazsın, anlamazsın, iletişim kuramazsın, hayatını idame ettiremezsin.

O.C.: Çalışamazsın. Ben çalışıyorum bu cihazlar sayesinde. Anlıyorum ne istendiğini, görevin ne olduğunu anlıyorum bu cihazlar sayesinde. 

Bu cihazlar yurt dışından geliyor bu arada yani yurt dışına bağımlıyız. Bu cihazların pilleri de yurt dışından geliyor.

A.T.A.: Onur, çok teşekkür ederim konuk olduğun için.

O.C.: Bir şey değil.

A.T.A.: Son sözlerini de alalım istersen. Son ne söylemek istersin?

O.C.: Çok teşekkür ederim Alper hocam. Tanıştığıma çok memnun oldum. Sakat Muhabbet'te başarılarının devamını diliyorum.

A.T.A.:Sakat Muhabbet'i hiç dinleme şansın oldu mu? Dinleyebiliyor muydun hiç?

O.C.: Dinleyemiyordum. Hiç dinleyemiyordum ama bundan sonra dinleyeceğim.

A.T.A.: Zaten ben sağırlar için yazılı halini de siteye koyduruyorum, bunun yazılı halini de hazırlıyoruz biz. Her bölümün yazılı hali var zaten.

O.C.: Deşifresi var yani. Anladım, teşekkür ederim.

A.T.A.: Çok sağol. Konuğumuz Onur Cantimur'du. Sakat Muhabbet’in bir de son sloganı var: Dünyanın bütün sakatları eğleşin. Haftaya görüşmek üzere, hoşçakalın.