Açık Radyo Bülteni
Herkese merhaba,
Bu bültene başladığımız Ocak ayında dünyanın keşmekeşinden şikayet ederken, cüce Şubat’ın bir dev gibi üzerimize yıkılacağından habersizdik. Ayın 6’sından bugüne altında bırakıldığımız büyük vebali anlamaya çalışırken öfkemiz, yasımız, keder ve çaresizlik hissimiz perçinlendi.
İki hafta geride kaldı. Yıllarca sürüyor gibi gelen saniyelerle dolup taşan iki çileli hafta. Şok,
Türkiye'nin güney ve güneydoğusunda yaşanan iki büyük depremin kahredici sonuçlarını hep beraber izliyoruz.
Açık Radyo'nun 25. yıl etkinlikleri kapsamında gerçekleşecek "Bunu Radyoda Anlatsana" sohbetlerinin ilki yarın (1 Şubat 2020) gerçekleşecek.
İnsanlık camiası olarak, 2016 yılının ilk yarısını küresel çapta müthiş rekorlarla kapatmış oluyoruz. İstatistiklerin kuyruklu birer yalan olduğu bize sık sık hatırlatılsa da, dünyanın gidişatını gösteren bazı tablolara –şöyle üstünkörü de olsa– bir göz atmamızda fayda olabilir. Çünkü, dünyayı değiştirmek istiyorsak onu yorumlamaya da kuvvetle ihtiyacımız olacaktır, ne de olsa.
Haziran 2016'da Açık Radyo'daki bazı konu ve konuklarımız şunlardı:
Sonsuz kâr hırsına, kalkınma ve büyüme safsatasına ve bir de sınırsız kibire dayalı İnsan Kaynaklı İklim Çöküşü’nün halihazırda ne kadar hızlı seyrettiğine dair sağlam bir fikre sahip olmak istiyorsanız, "elde edilebilecek en yeni ve en kesin bilgileri aktarma çabası ve ruhu içinde yazılmış" olan bu bülteni okuyun.
Mayıs 2016’da Açık Radyo’daki bazı konuklarımız ve konularımız şöyleydi:
“2016’nın ilk üç ayı öyle sıcaktı ki, küresel hararet, COP21 iklim konferansında koyulan sıcaklık tavanına gelip dayandı bile; oysa konferansın imzacı ülkeleri uluslararası taahhütlerini henüz onaylamış bile değiller.
Nisan 2016’da Açık Radyo’daki bazı konuklarımız ve konularımız şöyleydi:

















