Kes / Biç #20
Biriyle yan yana dururken aramızda hep erişilmez bir bölge kalır. Çözülmemiş, sergilenmemiş, belki henüz sahibinin bile dolaşmadığı bir iç avlu. Şeffaflığın bir erdem gibi dayatıldığı, her şeyin görünür ve ölçülebilir olmasının beklendiği bir çağda bu tür kör noktaları hemen bir eksiklik gibi algılama eğilimindeyiz. Karşımızdakini bütünüyle deşifre etmek, her tutumuna rasyonel bir gerekçe iliştirmek, onu zihnimizde tamamen haritalandırmak istiyoruz. Sanki ancak her detayını denetleyebildiğimiz bir varlığa güven duyabilirmişiz gibi.
Martinik doğumlu düşünür ve şair Édouard Glissant, “opaklık hakkı” fikrini tam da bu tahakküm biçimine karşı geliştirir. Sömürgeci refleks; karşılaştığı her şeyi kendi aklının ışığında saydamlaştırmak, kategorize etmek ve yalnızca kendi sistemine tercüme edilebildiği ölçüde var saymak ister. Glissant ise varoluşun bu tür bir teşhir şartına bağlanamayacağını söyler. İlişki Poetikası’nda önerdiği opaklık, dünyadan kopup içe kapanmak değildir; tersine, her varlığın kendi indirgenemez yoğunluğunu koruyarak başka varlıklarla temas edebilmesidir. Birini anlamak, onu kendimize benzetmek ya da içini dışına çıkarmak zorunda kalmadan da mümkündür.
Bu yaklaşım, ilişkiler üzerindeki gözetleme ve anlaşılma baskısını hafifleten çok ferah bir zemin açıyor. Birbirimize yaklaşırken karşı tarafın mahrem gölgelerini aydınlatma telaşına kapılmamak; bir insanın bizde hiçbir zaman tam bir izdüşümü olmayacak sessiz kıvrımlarına saygı duymak. Gündelik hayatın akışında da çok somut bir direnç noktası bu: Her an kendini beyan etme mecburiyetinden sıyrılmak, ekranın önünde kesintisiz bir performans sergilememek, her sessizliği bir mesafe ya da kusur saymamak. İnsanın kendine ait, başkalarının bakışına kapalı bir iç ritmi olabileceğini kabul etmek… Bu hafta boyunca sokakta yürürken kafamda en çok bu ferahlığı gezdirdim.
Kes / Biç’in bu bölümündeki müzikler de kendilerini ilk anda ele vermeyen, tek bir dinleme biçimine teslim olmayan o katmanlı dokularda dolanıyor. Cate Le Bon’un mesafeli ve havadar armonisi “The Light” ile açılan alan, Daniel Brandt’ın Brandt Brauer Frick geleneğinden taşıdığı o organik vuruşlarla (“steady”) mekanik bir akışa evriliyor. Glasgow caz sahnesinin özgür karakterlerinden Rebecca Vasmant’ın zamansız arayışı “Timing's End” ve Oscar Jerome’un bası omurgaya alan içe dönük yürüyüşü “Gravitate”, sesin sınırlarını baştan çizmeye kalkışmıyor.
Martyn’in bas müziğiyle cazın puslu gölgelerini buluşturduğu “phantom jazz”ı ve Will Hofbauer ile Sangre Voss’un oyunbaz ritmik kurgusu “Ageless Trout and the Chaos of the Salmon”, dinleyiciden bir yön tayin etmesini istemeyen yapılar kuruyor. Jon Kennedy’nin trip-hop mirasından beslenen “bats in the belfry”sından Amon Tobin’in erken dönem Cujo kimliğiyle orkestral cazı parçalayıp dönüştürdüğü “cat people”a geçerken, müzik giderek daha tekinsiz olmayan ama doğrudan da konuşmayan bir alana çekiliyor.
Mala’nın Havana sokaklarında Simbad’la birlikte kaydettiği “Calle F”, geleneksel Küba perküsyonlarını bas frekanslarının dip akıntısına gömerek kültürel mirasın yalnızca vitrinde sergilenmek için var olmadığını hatırlatıyor. Ardından Konduku’nun poliritmik dokuları modern kulüp müziğinin akışkan geometrisinde erittiği “Başıboş”u geliyor; ismiyle müsemma, hiçbir yere varmak zorunda kalmadan sadece süzülen bir ses alanı.
Bölümün sonlarına doğru Work Money Death’in 70’ler spiritual caz damarından, Pharoah Sanders ve Alice Coltrane’in meditatif arayışlarından miras aldığı “Headwaters of the Soul” duyuluyor. Burada müzik bir şey anlatmaya, bir kanaat üretmeye çalışmıyor; sadece bir hal, bir durma imkânı öneriyor. Ve Josh Johnson’ın sakin, kendi içine bakan saksofonuyla gelen kapanış: “Deep dark”.
Bazen bir insanın da bir sesin de her yönüyle aydınlanmaya ihtiyacı yoktur. Her şeyin saydamlaştığı bir dünyada biraz gölgede, biraz ele avuca gelmez kalabilmek; belki de yan yana durmanın en sahici, en korunaklı yoludur.
İçinden geçen parçalar:
Cate Le Bon — "The Light"
Daniel Brandt — "Steady"
Rebecca Vasmant — "Timing’s End"
Oscar Jerome — "Gravitate"
Martyn — "Phantom Jazz"
Will Hofbauer & Sangre Voss — "Ageless Trout and the Chaos of the Salmon"
Jon Kennedy — "Bats in the Belfry"
Cujo — "Cat People"
Mala & Simbad — "Calle F"
Konduku & HIIIT — "Başıboş"
Work Money Death — "Headwaters of the Soul"
Josh Johnson — "Deep Dark"
Kırpılmış sesler:
Yağmur sesi
Park sesi
Hayvan sesleri
İstanbulkart sesi
Gök gürlemesi
Basketbol oynayanların sesleri
Köpek nefesi
She’s Gotta Have It (Spike Lee, 1986) filminden alıntılar
Do the Right Thing (Spike Lee, 1989) filminden alıntılar
Benzer İçerikler
Kes / Biç 04
Deniz Bankal
Kes / Biç #15
Deniz Bankal
Kes / Biç #14
Deniz Bankal
Kes / Biç #09
Deniz Bankal