Kes / Biç #18
Bazen sokakta birini görüp nereden tanıdığımı çıkaramıyorum. Yüzü fazlasıyla tanıdık geliyor; fakat isim yok, ortak bir anı yok, hatta daha önce gerçekten karşılaşıp karşılaşmadığımızdan bile emin değilim. Yine de içimde küçük bir zil çalıyor: “Seni tanıyorum.”
Bazı şarkılarda da bu hisse kapılıyorum. Daha ilk birkaç saniyede tuhaf bir aşinalık yerleşiyor üzerime. Belki bu sesi gerçekten daha önce bir yerde duydum; belki de bu sözler bana başka bir zamanı, yarım kalmış bir konuşmayı, hiç adını koymadığım bir anı hatırlatıyor. Hafıza her zaman düzenli bir arşiv gibi çalışmıyor ki; doğru çekmeceyi açıp aradığım kaydı önüme koymuyor. Bir yerlerden birbirine benzeyen detayları çıkarıp masanın üzerine öylece bırakıyor.
Kes / Biç’in bu bölümünde dolaşan sesler de tam olarak bu hissi besliyor. Miles Davis’in elektrikli döneminden ECM kataloglarına uzanan bas yürüyüşleriyle Dave Holland, enstrümanını yalnızca bir ritim unsuru olarak değil, zihnin derinlerinde yankılanan bir monolog gibi konumlandırıyor. Funki Porcini, 90’ların Ninja Tune estetiğinden devraldığı caz sample’larını eski VHS kasetlerin grenli hatırasına bularken; Madlib sandıklardan çıkardığı unutulmuş plaklarını öyle bir kurguluyor ki, daha önce hiç duymadığınız bir kesit bile çocukluğunuzdan kalma bir gibi hissettirebiliyor.
billy woods’un yüzünü ısrarla gizleyen o mesafeli, gölgeli anlatımı ile Shabazz Palaces’ın hip-hop kalıplarını uzay çağı soyutlamalarına büküşü, tanıdık olanı bilinçli olarak yabancılaştırıyor. Céu ise Brezilya’nın köklü samba ve bossa nova mirasını çağdaş downtempo dokularla birleştirirken, coğrafyasını doğrudan ilan etmek yerine dinleyicinin kendi içsel haritasında bir tanıdıklık arıyor.
Her parça yeni bir kapı aralıyor fakat hiçbirinin ardında kesin bir cevap beklemiyor. Belki de bir şeyi tanımak, hatırlamanın tamamlanmış ve rafa kaldırılmış hâli değildir diye geçiriyorum içimden. Ve tanıdığım şeylerin adını hemen koyamadığımda, geride çözülmesi gereken bir mesele de kalmıyor gibi.
Bazen şarkı bitiyor, geriye sadece o açıklamasız his kalıyor. Tıpkı bölümün sonunda çalan Chassol’ün “Birds, Pt.1” parçası gibi. Sesleri görüntülerle armonize eden ve konuşmaları, çevre seslerini notalara tercüme eden Chassol, bu kez kuş seslerini piyanoyla buluşturuyor. Kuşlar çok iyi bildiğim bir yere aitmiş gibi ötüyor; ama neresi olduğunu sormuyorum. Bir süre öylece durup dinliyorum.
İçinden geçen parçalar:
Dave Holland – "Emerald Tears"
Funki Porcini – "B Monkey"
billy woods feat. ELUCID & Cavalier – Lead Paint Test"
daoud – "dijon"
Madlib – "Montara"
Céu – "Rainha"
Shabazz Palaces – "An Echo from the Hosts That Profess Infinitum"
Ebi Soda – "Flo Schneider"
Tony Allen & Jeff Mills – "Locked and Loaded (Edit)"
Rob Araujo – "Nineteen"
Amon Tobin – "Stoney Street"
Chassol - "Birds, Part I"
Kırpılmış sesler:
Büyük Bent, 09.06.2020
Blow Out (1981, yön. Brian De Palma)
Kayalar Köyü, Ayvacık, 01.07.2020
“Il dolce suono” — The Fifth Element (1997, yön. Luc Besson)
Diva Plavalaguna — The Fifth Element (1997, yön. Luc Besson)
Rebekah Del Rio, “Llorando” — Mulholland Drive (2001, yön. David Lynch)
Londra metrosu anonsu
Adrasan ortam sesi, 2021 yazı
Benzer İçerikler
Kes / Biç #08
Deniz Bankal
Kes / Biç #15
Deniz Bankal
Kes / Biç #09
Deniz Bankal
Kes / Biç #14
Deniz Bankal