Pierre de Maere, Hoshi, Zazie... 2026'nın sonbahar albümleri (I)
Fransız Öpücüğü'nde bu hafta; Pierre de Maere, Zazie ve Hoshi gibi isimlerin Eylül ve Ekim ayında piyasaya çıkan yepyeni albümlerinden parçalar dinledik.
Haftanın açılışını Bernard Lavilliers’nin 11 Eylül’de piyasaya çıkan Coriace adlı single’ıyla yaptık. Dağılmakta olan bir dünyayı distopik imgelerle tarif eden şarkıda: “Baskının yaklaştığını görüyorsun adını koyamadan, demokrasi yeter sanıyorsun rahat uyuman için” sözleriyle günümüz dünyasının gitgide güç kazanan baskıcı rejimlerine vurgu yapılırken nakarat kısmındaki: “Sert olmak gerek dayanmak için, sağlam olmak gerek harekete geçmek için, müzik ayakta tutuyor, ilham veriyor bize/ komplolar, laf kalabalıkları, sözler işlemeden tenine.” dizeleriyle tüm olumsuzluklara karşı koyabilmek adına sanatın ne denli kritik bir yere sahip olduğu ifade ediliyor. Geçen hafta sekseninci yaşını kutlayan Lavilliers’nin on iki şarkıdan oluşan yeni albümü “Rite cruel”, 23 Ekim’de Barclay etiketiyle alacak müzik marketlerdeki yerini.
2001 yılında Brüksel’de dünyaya gelen Pierre de Maere, 2020’de ilk single’ı Potins absurdes’ü yayınlamış, 2022 tarihli ilk EP’sinde yer alan Un jour je marierai un ange adlı parça ise onun geniş kitlelerce tanınmasını sağlamıştı. Fransa listesinde beşinci sıraya kadar yükselen bu şarkının ardından 2023’ün Ocak ayında ilk stüdyo albümü "Regarde-moi"yı piyasaya süren Pierre, bundan iki hafta kadar sonra düzenlenen Victoires de la Musique töreninden "En İyi Çıkış Yapan Erkek Şarkıcı" ödülüyle ayrıldı. 2024’te bu ödüle bu kez "En İyi Erkek Şarkıcı" dalında aday gösterilen sanatçı, aynı yıl İngiliz pop yıldızı Dua Lipa ile birlikte seslendirdiği These walls adlı parça sayesinde şöhretini uluslararası bir boyuta taşıdı. De Maare’ın ikinci stüdyo albümü "Ave de Maere" ise, 25 Eylül’de aldı müzik marketlerdeki yerini. Üç yıllık yoğun bir sürecinin ardından ortaya çıkan bu albümde, kardeşi Xavier’nin yanı sıra Jean Castel ve Julien Vignon gibi isimlerle çalışmış sanatçı. Étienne Daho, Sébastien Tellier ve Christine and the Queens gibi meslektaşlarının etkilerinin hissedildiği on iki parçadan oluşan albümde, Clara Luciani ve Eva ile düet yaptığı iki parçaya da yer vermiş genç adam.
2002 yılında Valonya’da dünyaya gelen Sicilya kökenli Jules Scinta, sahne adı olarak Teddy Bear’i kullanıyor. Flaman bölgesinde müzik eğitimi görürken çevresindekiler tarafından takılmış ona bu lakap. Yaşadığı panik ataklar nedeniyle şarkı yazmaya başlayan genç adam; korktuğu ve yolunda gitmeyen şeyleri deftere dökerek kendini rahatlatmış. Eğitim gördüğü müzik okulunda Flemenkçe rap yapan bir müzisyenle çalışan Jules, söz konusu müzisyenin konserden hemen önce hastalanması sonucu onun yerini alarak ilk sahne deneyimini yaşamış. Bu tecrübesiyle ilgili: “Yaptım… ve bu hissi çok sevdim. Eve dönünce netleşti: kesinlikle şarkı söylemek istiyordum.” ifadesini kullanmış sanatçı. İlham kaynakları arasında Jacques Brel, Alain Bashung, Lomepal, Damso gibi isimleri sayan Teddy Bear, kendini rapçi olarak görmediğini belirtiyor ve “ben şanson yapıyorum” diyor ve kendini inşa etme, varoluş kaygıları ve insan ilişkilerindeki karmaşalar gibi temaları ele aldığı şarkılarında rap, pop ve caz gibi farklı türleri harmanlıyor. Teddy Bear’in ilk single’ı Tout va bien, bu yılın Mart ayında piyasaya çıkmıştı, bunun ardından Nisan ve Temmuz aylarında iki yeni şarkı daha yayınlayan genç sanatçı, 18 Eylül’de bu kez Le plus beau adlı bir parçayla ziyaret etti müzik platformlarını. İnsanın kendi bedeniyle barışık olması ve fiziksel özelliklerini olduğu gibi kabul etmesi gerektiğini vurgulayan bu etkileyici parça, aynı zamanda onun 30 Ekim’de piyasaya çıkacak ilk stüdyo albümüne de ismini verecek.
1964 yılında, Boulogne-Billancourt’da dünyaya gelen Zazie, çocukluk yılları boyunca keman dersleri almasını ardından gençlik döneminde uzunca bir süre mankenlik yapmış, 1990’dan itibaren de söz yazarı Etienne Roda-Gil’den aldığı destekle rotayı müziğe çevirmişti. 1992’de Julie Pietri ile yaptığı çalışmalarla tanınan Vincent-Marie Bouvot ve o zamanlar henüz genç bir müzisyen olan Pascal Obispo ile birlikte çalıştığı “Je, tu, ils” adlı albümü piyasaya süren Zazie, bu çalışmasıyla ertesi yıl “En İyi Çıkış” dalında Victoire de la Musique ödülüne uzanacak, 1995 tarihli ikinci stüdyo albümü “Zen” ise, beş yüz bini aşan satış rakamıyla onu gerçek bir star konuma yükseltecekti. O günden bu yana, iki-üç yıl aralıklarla yayınladığı albümlerle Fransız müzikseverlerin gönlündeki yerini korumayı başaran sanatçı, bunun yanı sıra 2015’ten beri televizyon ses yarışması The Voice’da üstlendiği koçluk görevleriyle ekranların da aranılan yüzlerinden birine dönüştü. En son 2022 yılında, “Air” adlı albümüyle ziyaret etmişti müzik marketleri Zazie. Sanatçının on ikinci stüdyo albümü “Volatil” ise 2 Ekim’de piyasaya çıktı. On üç yeni şarkıdan oluşan albümde, Jean-Pierre Pilot ve Yüksek adıyla tanınan elektronik müzik ustası Pierre-Alexandre Busson ile çalışmış sanatçı. Albümdeki parçalarda da kadına yönelik şiddet, iklim değişimi, sosyal medya ve yapay zekâ gibi güncel temaları işlemiş. Albümün Laurent Seroussi imzalı siyah-beyaz kapak resminde Zazie’nin yakın plan çekilmiş yüzü ve bembeyaz saçlarının yanı sıra bu yüzün üzerinde uçuşan kuşlar göze çarpıyor. Sanatçı bunu Hitchcockvari bir görüntü olarak tarif etmiş ve fotoğrafın yaşlanan kadın imgesine karşı bilinçli bir tercih olduğunu eklemiş.
1970’te Paris yakınlarda yer alan Draveil’de dünyaya gelen Bertrand Betsch, çocukluk yıllarını; The Cure, New Order, Joy Division ve Talking Heads gibi yetmişli yılların sonlarına doğru popülerleşen rock gruplarının etkisinde geçirmişti. Bunun yanı sıra caz ve reggae gibi farklı müzik türlerine de ilgi duyan genç adam, 1997’de piyasaya sürdüğü ilk albümü “La soupe à la grimace”’ın küçük çaplı başarısının ardından çıktığı turnede Fransa, Belçika, İsviçre ve İspanya’yı dolaştı. Farklı müzik türlerini bir araya getiren 2004 tarihli “Pas de bras, pas de chocolat”’nın aldığı olumlu eleştiriler sonrasında ilk albümlerindeki melankolik havadan sıyrılıp daha romantik parçalara yer verdiği “La Chaleur humaine”’i (2007) piyasaya çıkaran sanatçı; 2013 yılında, yirmi altı şarkıdan oluşan “La nuit nous appartient” ile pop, rock ve elektronik müziği aynı potada eritmeyi başardı. 2014’te kendi yapım şirketi Les Imprudences’ı kuran Betsch, bundan üç yıl sonra bağımsız müzik stüdyosu Microcultures Records’la anlaştı ve bu etiket altında 2024’e kadar tam on bir albüm yayınladı. Betsch’in yeni albümü “Je vais au silence” ise yine aynı etiketle 18 Eylül’de piyasaya çıktı. Aslına bakılırsa tamamen yeni şarkılardan oluşan bir albüm değil bu. Sanatçı, 2011’de kaydını kendi evinde yapıp sadece dijital olarak piyasaya sürdüğü aynı adlı çalışmasını, Salomé Perli, Alexis Kowalczewsky, Dmitri Tokarev ve Rodolphe Testut gibi müzisyenlerle yeniden kaydetmiş. Albümün yapımcılığını da Marc Denis üstlenmiş.
Çağdaş Fransız pop müziğinin yıldız isimlerinden Hoshi, 9 Ekim’de piyasaya çıkan yeni albümünü gerçek bir doktor muayenesi olarak tasarlamış ve şarkıların ritmini de buna göre düzenlemiş. Çağımızı derinden etkileyen ciddi bir meseleyi, ruh sağlığını doğrudan ele alan albümdeki parçalarda, ister aşkta, ister dostlukta, ister varoluşsal düzlemde olsun, sert bir kopuşun ardından kendini yeniden inşa etme sürecinin perdesini aralıyor Hoshi ve albümde yer alan on dört şarkı aracılığıyla yarattığı evrensel psikolojik güzergâhı, hiçbir süslemeye başvurmadan anlatıyor. Önce Santé mentale ya da Pleurer en dansant gibi şarkılarla üzüntünün, öfkenin ve nefretin peş peşe gelen dalgalarıyla mücadele ediyor, sonra kabullenişin yolunu buluyor ve en sonunda da Rallumer le soleil ve L’avenir après gibi şarkılarla kurtarıcı bir umut ışığına ulaşıyor. Albümün arka planında Hoshi’nin eski menajeri Gia Martinelli ile 2017’den 2024 sonuna kadar süren, yedi yıllık ilişkisi var. Sanatçı, bu ilişki süresince baskı ve kontrol altında olduğunu söylüyor ve yedi yıl boyunca yalnız başına sokağa çıkamadığını, yemek yapmasına bile izin verilmediğini, ilişkinin sonunda “tamamen boşalmış” ve “travmatik ” bir hâlde annesinin evine döndüğünü söylüyor. 2025 Kasımında Martinelli hakkında cinsel saldırı, sömürü ve sahtecilik de dâhil bir dizi şikâyette bulunduğunu açıklamıştı Hoshi. Martinelli ise bu suçlamaları reddetti ancak soruşturma halen devam ediyor.
Bu haftayı Bernard Lavilliers’nin Coriace adlı şarkısıyla açmıştık, kapanışı da yine 7 Ekim’de sekseninci yaşını kutlayan sanatçının müzik marketlerdeki yerini Ekim'in 23’ünde alacak yeni albümünden bir single’la yaptık. Yetmişlerden günümüze uzanan kariyeri boyunca zengin repertuarında; Güney Amerika ülkelerindeki birçok şehrin yanı sıra Saint Etienne, Charleroi, New York ve Beyrouth gibi kentleri konu alan parçalara da yer verdi Lavillers.
Sanatçının doğum gününde yayınladığı yeni single ise Kongo’nun başkenti Kinshasa’yı konu alıyor. Afrika ritimleriyle uzun süredir kurduğu bağı iyiden iyiye sağlamlaştıran şarkıda, Kongo’nun zengin maden yataklarından bahsediyor sanatçı. Lityum-iyon bataryalarda kullanılan kobalt mineralinin dünya arzının %70-75’i Kongo tarafından gerçekleştiriliyor, yine elektronik devrelerde kullanılan koltan madeninin de önde gelen üreticilerinden biri Kongo. Şarkıda da: “Bataryalar için lityum, Kivu’nun koltanı, ve telefonunda, bana ait aşk sözcükleri” dizleriyle bu madenin çıkarıldığı Kivu bölgesine atıfta buluyor Lavilliers. Kinshasa’yı ise “gülümseyen ve vahşi, güçlü ve gezgin, gizemli ve mucizevi” bir şehir olarak tanımlıyor.
Benzer İçerikler
Bir Bakışta 2023
Devrim Özkan
Yeni albümler - 16
Devrim Özkan
Clara Ysé, Florent Pagny, Hoshi... 2023'ün sonbahar albümleri
Devrim Özkan
Les Victoires de la Musique 2023
Devrim Özkan