Bu Festival Bizim: Müziğin Buluşturduğu Beş Yıl
Kreşendo tarafından hayata geçirilen ve bu yıl beşinci kez müzikseverlerle buluşmaya hazırlanan İstanbul’un müzik festivali “Bu Festival Bizim”, 13-15 Kasım tarihlerinde gerçekleşiyor.
Açık Dergi’de festivalin kurucusu Beril Sarualtun ile bir araya geliyor; festivalin bu yılki programını, etkinliklerini ve beş yıllık yolculuğunu konuşuyoruz.
İlksen Mavituna: 14 Ekim 2026 tarihli yayınımızı dinliyorsunuz şu anda. Evet, İstanbul'un müzik buluşması Bu Festival Bizim yaklaşıyor. 12, 13 ve 14 Kasım tarihlerinde bu yıl festivalde bir araya geleceğiz. Geçen yıllardan bir tahmin bu. Ve evet, bunu karşılamak için Beril'le beraberiz. Hoş geldin Beril.
Beril Sarıaltun: Merhaba, hoş bulduk. İyi yayınlar.
İ. M: İyi yayınlar, sana da iyi yayınlar. Ve şimdiden iyi festivaller diyelim. Tam bir ay varmış. Bu sene biraz erken hareket etmiş olduk. Olsun. Çok yakın zamanda programı açıkladınız zaten. Biraz buradan başlayalım istiyorum. Aşina diyebileceğim isimler var. Aslında bir kısmını gayet iyi tanıyoruz. Bir nazardan baktığımda Kreşendo bu festivalde öyle çok büyük bir headliner patlatıyor gibi değil de toplu bir deneyim öneriyormuş gibi geliyor bana. Kreşendo'nun alametifarikası olarak Bu Festival Bizim. Sen biraz buradan başlar mısın?
B. S: Evet, tam olarak söylediğin gibi. Yani bizim temel niyetimiz ve biraz daha ilerlemek istediğimiz nokta... Dünyada Le Guess Who? gibi veya CTM gibi festivaller var. Benzer, yani asla tür olarak benzer değil ama yaklaşım olarak söylüyorum. Festivale kim gelecek diye değil de festival deneyimi üzerinden hareket eden festivaller. Aslında niyetimiz, küresel ölçekte tabii ki daha çok yolumuz var ama böyle feminist bir müzik buluşmasını gerçekleştiriyor olmak bizim için kıymetli. Hani öyle bir festivale dönüşsün istiyoruz. O yüzden de tam söylediğin gibi, insanlar bütünlüklü bir deneyim yaşasın istiyoruz. Çünkü daha ana akım festivallerde, dünyada da böyle, sanatçıların ağırlandığı ve sanatçıların anlaşmalı olduğu şirketler vesaire çok benzer bir kapitalist ağ üzerinden ilerliyor. Biraz o ağların dışında da kürasyon yapmaya çalışıyoruz. Bugün baktığınızda mesela Slovenya'daki bir festivalle İspanya'daki bir festivalin line-up'ları neredeyse çok benziyor. Bizim doğrudan niyetimiz, gerçekten hiçbir yerde olmayan bir grup insanı bir araya getiriyorlar hissini yaratmak aslında.
İ. M: Evet, kimler var hızlıca söyleyelim. Melody's Echo Chamber, Güneş, Aysu, Lady Shaka, Arkadaş, Dilan Balkay, OKVWIN, Too Much ve Odd Band'ın isimlerini ilk elden sayalım. Çok kıymetli topluluklar ve müzisyenler, söylediğin gibi sizin kürasyonunuzla bir araya geliyorlar. Kreşendo'nun ya da Bu Festival Bizim'in perspektifini biz farklı açılardan hep değerlendirdik ama olsun, festivalin başlamasına bir ay kaldı dediğim gibi. Onun heyecanıyla baştan konuşalım istiyorum. Nedir yani küresel ölçekte Kreşendo'nun alametifarikası?
B. S: Alametifarikası, böyle bir festivalin mümkün olduğunu göstermek. Müzik performansı açısından farklı türleri ve farklı hisleri bir araya getirmek bizim için kıymetli. Yani bu ne demek? Her akşamımız birer parti gibi kapanıyor ama sadece bir elektronik müzik festivali değiliz. Kürasyonda her zaman dünyadan, çok dilli, çok kültürlü bir isim ağırlamaya çalışıyoruz. Bazen dünyada yükselen pop müzikte kadınların görünürlüğü çok yüksek ama onun dışında da çok kimlikli bir müzik sahnesi var. Biraz onu karşılamaya çalışıyoruz. Çünkü K-pop furyası Türkiye'de de çok popülerleşti ama onun dışında da bir şey mümkün. Müzik dünyası, başka bir his, başka bir temsil mümkün. Biraz bunu hedefliyoruz. Bir diğer alametifarikamız da Bu Festival Bizim'in hem kürasyonuyla hem de önü arkasıyla, bütünlüklü programıyla başka bir festival yaratma biçiminin mümkün olduğunu göstermesi. Bu ne demek? Aslında Kreşendo bağımsız bir organizasyon. Bu da ne demek? Bağımsızlık. Yani sadece bir promotör değiliz. Kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olduğumuz için her zaman alternatif sahnenin yükselmesine öncelik veriyoruz. Biraz şöyle bir şey: Eğleneceksiniz ama çok müthiş isimler de keşfedeceksiniz dediğimiz bir iş bu.
İ. M: Evet, yani şayet beğendin...
B. S: Evet, aynen öyle. Şayet beğendin. Onu vurgulamak lazım.
İ. M: Aslında evet, insan vurgulamaktan da çekiniyor. Şimdi gönüllü olarak başlamış bir etkinlik bu ama tabii ki gerçek hayattaki maliyetleri karşılamak gibi zorunluluklar da var. O yüzden evet, kâr hedeflemediğiniz kesin.
B. S: Türkiye'de bunu Apaçık Radyo çok iyi anlayacaktır. Sürdürülebilirlik için kurumun döndürülebileceği bir gelir, sponsorluk, bilet; bütün kollardan çalışmanız gerekiyor. Ama bir organizasyonun kâr için hareket etmesiyle misyonunu devam ettirmek için ilerlemeye çalışması arasında kocaman bir fark var. Kendinizden asla feragat etmeme niyetinde olduğunuz bazı program kriterleriniz, yaklaşım kriterleriniz oluyor. Aynı zamanda şurada yapamayız veya bu isimleri ağırlayamayız dediğiniz şeyler de oluyor. Biz de bunu hedefliyoruz. Türkiye'de bunun formu ve formatı çok bilindik bir şey değil. Bir kültür kurumunun kâr amacı gütmediği bir model nasıl olur vesaire... Biz bunu yavaş yavaş anlatmaya çalışıyoruz. Ama tabii dünyada örneği çok. Dünyada elinizi attığınızda bağımsız bir radyo veya bağımsız bir kültür kurumunun kâr amacı gütmeden ilerlediği örnekler var.
İ. M: Evet, Türkiye'de bunu sanki ayrıksı bir örnekmiş gibi konuşmak durumundayız. Ama tabii güncel sahnede diyeceğim, bağımsız sahne demekten ben de hoşlanmıyorum. Sahne işte, sahne. Bir yandan bazen daha kâr amaçlı şekilde kullanılabiliyor. Kimi isimler de zaten malum, platformlar vesaire hepsi bir araya gelip orada başka markalar devreye giriyor. Ama bir yandan da zor bir denge. Siz mesela Kreşendo bile demiyorsunuz, Kreşendo ekibi düzenliyor ama Bu Festival Bizim diyorsunuz.
B. S: Evet.
İ. M: Ben bunu da çok seviyorum.
B. S: Evet.
İ. M: Kendi markanızı bile geride tuttuğunuz bir etkinlikten bahsediyoruz aslında.
B. S: Evet, çünkü Kreşendo isminin ve insanlarda yarattığı algının, yani ismin vaadinin daha geniş olduğunu düşünüyoruz. Öyle bir niyetimiz var. Yıllar geçtikçe yaptığınız şeyler çoğaldıkça insanlar biraz daha anlıyor aslında Kreşendo'nun nasıl bir dünya olduğunu. Ama tam olarak söylediğin gibi, kendimizi sahiplendiğimiz bir şey değil de kendi markamızı aşırı öne çıkarmak yerine Bu Festival Bizim ismini öne çıkarmaya çalışıyoruz. Bir de tabii başka niyetlerimiz de var. Önümüzdeki yıl başka festivaller veya başka projeler gerçekleştireceğiz. Başka festivaller de gelebilir. Kreşendo'nun dünyasına, hitap ettiği kitleye ve müzik endüstrisinde değiştirmek istediğimiz her şeye referans veren işler bunlar. Kreşendo, amplification, yani bir şekilde bir şeyin güçlenmesi, büyümesi anlamına geliyor. Burada odak noktasına aldığımız konu neyse bunu yapmaya devam edeceğiz. Kreşendo etkisi neyse, bunu hep başka alanlarda da yaratmak istiyoruz.
İ. M: Evet, şimdiden haber almış olduk bu arada. Seneye başka işler de olacak dedin. Tamam, buradan ilerlemeyeceğim ama şimdi Bu Festival Bizim çevresinde odaklanalım. En başa şeyi almışsınız: Senin, benim, bizim diye başlıyorsunuz iletişime. Çok sade ve çok naif. Ama bir yandan da eski bilgelik laflarını, Güney Afrika felsefesi vesaireyi çağrıştırdı. Şimdi zaten Bu Festival Bizim'den bahsederken bizimle bitirmek iyi ama o senin diye başlamanız... O hitabı niye öne aldınız?
B. S: Çünkü sadece bende değil, sende başlayan ve birlikte olduğumuz için biz olan bir şey. Kendinden başkasını görmekle de alakalı. Senin, benim, bizim diye almamızın temel sebebi buydu. Her yıl bizim için ifade ettiği şey çoklu. Evet, beş yıl önceki yerden de alabiliriz demiştin ya. İlk iki yıl festivali yaptığımızda yüzde 80-90 ücretsiz bir festivaldi. Daha çok açık hava etkinlikleri gibi. Son üç yıldır biletli etkinliklere de dönüştü. Bu da aslında temel sebebi izleyici geliştirmekti. Çünkü ücretsiz etkinliklerle ilerlediğinizde ücretsiz etkinliklere giden bir seyirci kitlesi oluşuyor. Bunun markayla veya festivalle kurduğu herhangi bir ilişki olmuyor bir taraftan.
İ. M: Evet, angajman olmuyor.
B. S: Biz mesela biletli etkinlikler yaptıkça şunu anlamaya başladık: İnsanların bizden beklentileri var. Kreşendo'nun vaat ettiği konular var. Bir önceki yıl şuraya gelmiştim vesaire gibi, yavaş yavaş onu kurmaya başlıyorsun. Deneye deneye gittiğimiz için iletişim konusunda da bu yıl, işte senin, benim, bizim vurgusu öyle başladı. Şimdi umarım biraz daha üzerine çalışıyoruz. Sokaklarda da göreceğimiz bir şey yapmak istiyoruz. Sokak sanatçılarıyla vesaire bir şey de yapmak istiyoruz. Onu böyle insanların kucağına bırakalım istediğimiz bir şey.
İ. M: Bu çokluk ve toplam çok kıymetli. Yıllar önce radyoda bir şey konuştuğumuzu hatırlıyorum. Ömer Bey'in çok sevdiği bir şey, Muhammed Ali'nin şiiri vardır. Biz de o yayında öyle öğrenmiştik. Çok kısa bir şiir, sadece iki kelimelik: "Me, We". Bu kadar.
B. S: Ya, evet.
İ. M: Ubuntu felsefesinden çıkan. Çok onu hatırlattı.
B. S: Doğru.
İ. M: Yani arada bir şey bile yok. O dırdır bile yok aslında.
B. S: Evet.
İ. M: Ben, biz. Bu kadar aslında şiir. Öyle. Sizin de işte bu bir çağrınız diye anlıyorum, senin diye başlamak.
B. S: Evet.
İ. M: Orada, evet, o biletle kurulan ilişki, İBAN'ların, kredi kartının vesairenin ötesinde bir çağrı. Ve aslında değil mi, neyi talep edeceğiz birlikte?
B. S: Evet.
İ. M: Ne istiyoruz?
B. S: Evet, yani şunu çok istiyoruz. Temelde yazdığımız şey şuydu: Bu yıl senin, benim, bizim derken burası, bu festival bizim. Başka bir festival alanı, başka bir festival buluşması hissini yaratsın konusu bizim için oldukça önemli. Bir şeye rağmen yapmıyoruz ama başka bir alternatif mümkün ve yine de bir şeyler mümkün diyebilmek istiyoruz. Çünkü siyasi olarak kırılgan ve daha zor dönemlerden geçtiğimizde bunu sevmiyoruz. O zaman "Bize gelin" gibi bir şey değil aslında. Çünkü orayla da ilişkiliyiz, aynı dünyadayız ama ona rağmen değil. Biz buradayız.
İ. M: Ona karşı değil yani.
B. S: Ona karşı değil. Onu bir nirengi noktası gibi almak da değil aslında. O olmak zorunda da değil. Ama burası bir şey yaratabilir mi? Bir soru işareti bu. Bu bizim nefesimize de bağlı bir durum. Organizasyon olarak da söylüyorum. Ne kadar devam edebildiğimize, ne olduğuna bağlı vesaire. Öyle bir yerden aslında.
İ. M: Evet. Şimdi bu söyleşinin yarısı oldu Beril. Biraz ben de çok zorlamış gibi hissediyorum. Kavramsal konsept, biraz daha konsept konuşalım filan ama çok şey var üzerine söyleyecek. Ama olsun, hadi biraz daha festivalin ruhunu hissedeceğimiz kısmına geçelim söyleşinin. Şimdi tarihleri verdik, ben yine şöyle çok hızlıca geçtim. Ama dinleyicinin hayal edebilmesi için bir anlatalım. O nasıl bir üç gün olacak? Paribu Art ağırlıklı mekân fakat Komünite sahnesi de var. Line-up'lar nasıl bölüşüldü?
B. S: Neye benziyor?
İ. M: Evet, siz ne hayal ettiniz?
B. S: Şunu hayal ediyoruz: Komünite, seyirciyle daha başka bir ilişki kurabileceğin bir mekân. Yani bazen oturabildiğin, vakit geçirebildiğin, bir taraftan caz kulübüne de benzediği için atmosferi ister istemez biraz farklı. Orayı festivalin açılış konseri gibi ifade ediyoruz. Stella Zekri'nin hem kendisi bir DJ hem de Yunanistan'dan, Lübnan'dan gelen çok kültürlü bir mirasa referans vererek Fransız şansonlarında buluşan çok güzel bir müziği var. Stella and the Longos projesiyle gelecek. Yani tam bir örneğidir. Kreşendo'nun küresel ölçekte bu isimler büyüyecekler. Projekt ile bundan on yıl önce nasıldı? Ya da mesela Yasmin Hamdan gibi isimlerin ilk sahne aldığı yerlerden biri olur mu? Temenni ettiğimiz şeylerden bir tanesi buydu. Çünkü o anlamda mekânlar daha az riskli tercihler yapabiliyorlar. Bir festival böyle yerler için keşif imkânı olabilir mi? Aslında böyle bir soru işareti.
İ. M: Stella Zekri de öyle bir yere oturuyor.
B. S: Evet, Stella Zekri öyle bir yere oturuyor. Bir de öyle bir ortamda dinlemek güzel olur yani. Evet, Komünite sahnesinde.
Paribu Art günleri şöyle: İki farklı gün gibi tasarlanmış durumda. Bir günün müziği biraz daha, nasıl diyelim, hülyalı bir günle başlıyor. Melody's Echo Chamber ve Dilan Balkay'ın müziğini daha bütünlüklü bir line-up'ta, öyle bir yerde görebiliriz bence. İkisinin bir bütünlük oluşturduğunu düşünüyorum. Diğer günde ise aslında yeni pop dünyasının alternatif isimleri var. Güneş'i ne kadar pop sayabiliriz emin değilim ama Aysu da Güneş de prodüksiyon anlamında kendi üretimlerini biraz farklı bir yerde ele alan isimler. Geçenlerde Aleyna Tilki'yle de öyle konuşmuştuk, hatırlarsın.
İ. M: Evet.
B. S: Biz böyle... Pop, tamam, çok popüler şu an. Tabii ki de adı üzerinde zaten ama Türkçe popta da yeni bir dünya var. Bunun daha farklı isimleri kimler? Biraz onu denemek istiyoruz. O yüzden onlar iki günde yer alıyor. İki günün partileri de çok sıkı. Lady Shaka ilk gün. Boiler Room vesaire gibi çok farklı yerlerde çıkmış bir DJ. Kimse Türkiye'ye getirmezdi. O yüzden Bu Festival Bizim'in olması önemli. Geçen yıl The Space Lady de öyle oldu. Çok insan istiyor vesaire ama böyle one-shot etkinliklerde çok olabilecek bir şey değil. Gerçekten Bu Festival Bizim, kasım ayında olması sebebiyle böyle bir şeye odaklanabileceğin bir festival. Çünkü Akbank Caz Festivali, İstanbul Caz Festivali gibi etkinlikler farklı isimlere yer veren festivaller ama biraz formatları gereği bizim ağırladığımız isimlere çok yer vermiyorlar. İstanbul'un festival sahnesine baktığımızda biz de farklı bir şeyler yapalım, olmayan bir şey eklemiş olalım istiyoruz. İki gün biraz öyle olacak diyebilirim.
Bir de her zaman bizde keşif sahneleri oluyor zaten. Odd Band de öyle. Aslında o anlamda ilginç olacaklar. Onların ilk festivali bildiğim kadarıyla. OKVWIN de öyle, Arkadaş da öyle. Arkadaş başka festivallerde çıkmıştı ama iki ismin ilk festivali oluyoruz. Keşiflerimiz oldu.
İ. M: O kaybın yerine oldu bence.
B. S: Evet, onlar her zaman bizim için kıymetli. Bir de burada şunu ekleyebilirim: Bu Festival Bizim bütünlüklü bir etkinlik. Seyirciye açık olmayan, 11 Kasım'da Hollanda Konsolosluğu ile bir ortaklığımız olacak. Hep böyle keşfedilmekte olan sanatçılarla müzik profesyonellerini bir araya getirdiğimiz arka plan etkinlikleri de yapıyoruz.
İ. M: Arka planda, evet, Kreşendo'nun arka plan işlerinin bir parçası olarak.
B. S: Evet, evet, evet, tam olarak böyle. Festivale yakın bir tarihte olacak. 11 Kasım'da aslında öyle bir başlangıcımız var. 11, 12, 13, 14 Kasım'da bizim için dört günlük bir maraton ama tabii seyirciler için üç günlük bir maraton gibi olacak.
İ. M: Evet, 12'si Komünite etkinliği oluyor.
B. S: 12'si Komünite.
İ. M: Bu Festival Bizim bu yıl beşinci edisyonunda. "İstanbul'un müzik buluşması" demişsiniz. Bunun da altını nasıl doldurduğunuzu az evvel konuştuk. Teşekkür ediyorum. Bu senelik böyle bırakıyoruz. Ama zaten bir ay var. Biz önden, aslında nasıl benzersiz bir etkinliğin yaklaştığının duyurusunu yapmak için buluştuk tam bir ay öncesinde. Var mı söylemek istediğin başka bir şey? Epey bir felsefe yaptığımız bir şey oldu mu?
B. S: Öyle oldu. Teşekkür ederim felsefe için. Bilet satışlarımız güzel başladı. Heyecanlıyız yani seyircilerle buluşmak için. Önümüzdeki yıl buluşacağımız diğer festivaller için de diyeyim. Onları da zaten sonra bol bol konuşuruz.
İ. M: Evet ya, çok zor tutuyorum kendimi. "Nedir, nedir?" diye sormamak için. Ama bir yandan da şunu düşünüyorum: Şimdi sizin son bir yılda bir de İmece'de mekânınız var. Kreşendo'nun bir mekânı var orada. Tam bir çalışma ortamı. Artık kendi ofisiniz de var. Eminim oradan çok iş çıkacaktır.
B. S: Evet, önümüzdeki yıl yapacağımız şeylerden bir tanesi orasıyla da ilişkili. İmece'nin müzik hafızasıyla ilişkili başka projelere de başlayacağız aynı zamanda. Bizim niyetimiz çok net. Kreşendo etkisi dediğimiz şeyi Türkiye müzik sahnesinde yaşatmak ve yaratmak. Gördüğümüz eksiklikleri yapabildiğimiz ölçekte tamamlamak.
İ. M: Yani bu bütün mesele tamamen bununla ilgili. Çünkü bu toprakların çok geniş bir müzik mirası, geçmişi ve geleceği var. Buraya katkıda bulunmak istiyoruz. Bizden önceki organizasyonların yaptığı gibi, saygı duyduğumuz bir geleneğe katkıda bulunmak istiyoruz. Öyle söyleyeyim. Öyle nefesimiz yetmez şey var deyince...
Evet, eminim. Çünkü sizin şeyinizi, ruhunuzu artık biliyor ve tanıyoruz. O şanslı insanlar arasındayız biz de yıllardır takip ettiğimiz için. Nefesinize nefes katacaklar da muhakkak çıkacaktır. Çünkü Kreşendo yıllardır ne yapıyorsa gayet net bir şekilde onu yapıyor. Mesajlarında da bugüne kadar bir tereddüt olmadı. Ama tabii 11'indeki etkinlik gibi, sahadan aktörlerin yan yana geleceği, yeni olanakların ortaya çıkacağı daha çok fırsat olsa keşke. Sadece Kreşendo değil tabii ki, bu alanda çalışan başka paydaşlar da var. Ama büyük bir şey söyledim bir yandan: Hem bu toprakların mirası ve geçmişi hem de gelecekte yapılabilecek bir sürü şey. İşte onun şimdiki anında da Kreşendo bir imza vermek üzere faal ve aktif. Güzel bir zaman galiba bu aktivite için.
B. S: Gülmenin, bazen neşenin vaktidir yani.
İ. M: Beril Sarıaltun'la birlikteydik. 12-14 Kasım tarihlerinde beşincisi gerçekleşecek Bu Festival Bizim vesilesiyle Açık Dergi'de kent takvimlerini takip etmeye çalışacağız. Festival yaklaşıyor. Ne olur ne olmaz, biletler tükenebilir. Hiç belli olmaz. O yüzden şimdiden programa göz atmanızı tavsiye ederim. Ve bizleri dinlediğiniz için de çok çok teşekkür ederim.
Benzer İçerikler
Trompet, Şiir ve Cesaret | Dilan Balkay'la Bağımsız Sahne
Dilan Balkay, İlksen Mavituna
İş Sanat sahnesinde 25. sezon
İlksen Mavituna
"Değişim, ancak değişimi isteyenlerle mümkün"
Bihter Çetinyol
"Müzik toplumsal mücadelelerle buluştuğunda umudu da besliyor"
Ecehan Balta, Taner Öngür, Cem Köklükaya, Deniz Ulkat, Burcu Saral, Zişan Tokaç