Apaçık Radyo

"Müzik toplumsal mücadelelerle buluştuğunda umudu da besliyor"

28 Ağustos 2026

Haftanın İklim Zirvesi'nde Ecehan Balta, Moğollar’dan Taner Öngür, Peradi Ensemble’dan Burcu Saral ve Deniz Ulkat, Cümbüş Cemaat’ten Cem Köklükaya ve İklimi Değil Sistemi Değiştir Platformu’ndan Zişan Tokaç ile 26 Eylül’de Burgazada’da gerçekleşecek İklim Fest 26’yı konuşuyor; müzik, dayanışma ve iklim mücadelesini buluşturacak festivalden Halkların İklim Zirvesi’ne uzanan sürece bakıyor.

Ömer Madra: Günaydın Ecehan, merhabalar.

Ecehan Balta: Günaydın, herkese günaydın.

Özdeş Özbay: Evet, kalabalığız bugün. 

E.B.: Evet, çok kalabalığız. 

Ö.M.: Kalabalığın tanıtımını yapar mısın lütfen Ecehan?

E.B.: Evet, bugün İklim Fest 26'yı konuşacağız. 26 Eylül'de Burgazada'da gerçekleşecek bir festival. Halkların İklim Zirvesi'ne giderken aslında bir ara zirve gibi olacak. Halkların İklim Zirvesi'ne katılımı artırmak ve iklim meselesiyle ilgili daha geniş bir kitleyle buluşmak için 26 Eylül'de Burgazada'da yapılacak.
Bugün Ömer Bey ve Özdeş'le beraberiz. Teknik masada da Andrei bize yardımcı oluyor. Çok kalabalık bir konuk grubumuz var. Çok heyecanlıyım ben de o yüzden.

Ö.Ö.: Ön festival gibiyiz değil mi?

E.B.: Evet.

Ö.Ö.: Beş konuğumuz var.

E.B.: Taner Öngür bizimle beraber, Moğollar grubundan. Burcu Saral ve Deniz Ulkat, Peradi Ensemble'dan. Cem Köklükaya, Cümbüş Cemaat'ten ve Sistemi Değiştir Platformu'ndan Zişan Tokaç bizimle beraber. Hepiniz hoşgeldiniz.

Ö.Ö.: Hoşgeldiniz.

E.B.: Ben Tamer Hocam'la başlamak istiyorum. Hocam, biliyoruz, Moğollar grubu hemen hemen bütün festivallerde, eylemlerde ücretsiz olarak.yer alır. Buradan Deniz Göktaş'ı da anmış olalım. 

Ö.M.: Evet.

E.B.: Barışarock yapılmıştı 2003-2008 yılları arasında. Sonra Akkuyu'da Nükleer Karşıtı Festival yapıldı yine bir süre. Sonuncusu 2014'te yapıldı, yanılmıyorsam. Böyle bir festival geleneği var aslında 2000'li yıllardan itibaren başlayan. Nasıl hatırlıyorsunuz özellikle Barışarock'ı ve Nükleer Karşıtı Festival'i?

Taner Öngür: Vallahi benim bu işlere bulaşmam 83-84 yıllarında Almanya'da oldu. Orada bir işgal evinde, bir müzik grubuyla kalıyordum. Oradaki arkadaşlar iklim değişikliğinden bahsettiler, ilk defa duyuyordum. Sonra nükleer karşıtı hareketler...

Ö.Ö.: Ömer Bey'den önce duymuşsunuz yani.

T.Ö.: Evet, çok güçlüydü. Hatta birisi bir gün, "Amsterdam sular altında kalacak," falan deyince bir şarkı yapmıştım. "Alarm" diye bir şarkım var, pek eskidir. 93'te yayınlanmıştı.

Neyse, sonra oralarda Yeşil Hareket'in başlangıcı, o arkadaşlardan duyduklarım falan derken yavaş yavaş konuya dahil oldum. 92'de İstanbul'a, Türkiye'ye dönünce kendimi Türkçe Rock Atom Santrali'ne karşı, Akkuyu'ya karşı bir festival yaparken buldum. Belki de ilk yapılan şeydi o. ‘Türkçe Rock’ı da ben monte etmiştim çünkü herkes İngilizce yapma ısrarındaydı o sırada. Sonraları değişti çok şükür.
Sonra yine 2010... Pardon, tarihleri karıştırıyorum. 2001-2002'de Esenyurt'ta öyle bir şey yaptık: Global Mafya ve İklim Değişimine Karşı Deli Festival. Sonraları Barışarock oldu. Orada da bir gönüllü olarak bütün süresince deli gibi çalıştım.

Ö.M.: Evet, Açık Radyo’da da ayrıntılı kapsamaya çalışmıştık o zamanlar.

T.Ö.: Tabii tabii, hatta program yapmıştık.

Ö.M.: Program yapmıştık, evet.

T.Ö.: Böyle kendimi bu tip şeylerin içinde buldum ve her zaman elimden geldiğince çalıştım. Ama son senelerde Heybeliada’da biraz daha bir mutlu, emekli hayatı yaşamaktayım.

Ö.Ö.: Evet ama Iklim Fest'e de destek olduğunuzu biliyoruz tabii.

T.Ö.: Evet, Burgazada Cennet Bahçesi... Zaten Barışarock bittikten sonra kendimi adada bulunca Cennet Bahçesi'ni keşfettik. Orası da çok eski bir yer aslında.

Ö.Ö.: Evet, Paradisos diye geçiyormuş değil mi önceden?

T.Ö.: Paradisos, evet. Eski bir yermiş orası. Oranın da gerçekten bir tarihi var. Agos'ta da hakkında uzun bir yazı çıkmıştı. Sonra orada başladık. Yine giriş ücretsiz, işte Barışarock tipi festivaller, Burgazada Progresif Müzik Festivali falan diye. Orası kendince öyle gelişti, öyle bir yer hâline geldi. Benim için de değeri var. Bu tip şeyler olunca, en iyi bildiğim yer orası olduğu için orayı tavsiye ediyorum. Burada da bir şekilde öyle oldu.

Fakat tabii genel olarak bakınca durum çok kötü. İnsanın umudu zaman zaman kırılıyor, yaşlı bir insan olarak da. Fakat sonra kendime diyorum ki, "Bak, Ömer Bey senden daha yaşlı, hâlâ devam ediyor. Kalk, kendine gel," diye.

Ö.M.: Estağfurullah.

Ö.Ö.: Üstelik belki şunu da söylemek mümkün; müzik toplumsal mücadelelerle buluştuğunda biraz umudu da besliyor. Hem büyük kalabalıkların bir araya gelmesi, hem de coşkuyla buluşması tabii bir enerji yaratıyor.

Ö.M.: Evet, aynen öyle, enerji yaratıyor.

T.Ö.: Moğollar'la hâlâ... Kaç, 56. yıl mı oldu? 60'a yaklaşıyoruz. Hâlâ sahne alıyoruz açıkçası ve her yerde işte Bergama meselesi, siyanürle altın arama... Oradan bağlıyorum; şarkıdan önce konuşuyoruz.

Bugünlerde özellikle müzikle bir şey yapmak bayağı zorlaştı. Sadece müzikle değil, mizahla falan da. Ama biz Cahit'le birlikte, yaşlılar olarak, birkaç parçayla bütün derdimizi anlatmaya çalışıyoruz.

Ö.M.: Çok güzel.

T.Ö.: Ama bu mücadele devam edecek tabii ki. İyi örnekler de çoğalıyor dünyanın her tarafında. Çok insan uğraşıyor. Ben de umudumu kaybetmek istemiyorum açıkçası. Çünkü alternatif var. "Başka bir dünya mümkün," demiştik zaten.

Ö.M.: Evet.

T.Ö.: O hal hala gerçekliğini koruyor aslında.

E.B.: Şimdi o enerjiyi yaratmak, onu inşa etmek gerekiyor tabii. Onun için hep beraber çalışıyoruz.

Ö.Ö.: İşte tam da Tamer abinin bahsettiği gibi, bu tarz festivaller ve bir araya gelişler mücadele edenler için de bir enerji yaratıyor. İklim Fest, Halkların İklim Zirvesi'nin hemen hemen bir buçuk ay öncesine denk geliyor. Umarız böyle bir enerjiyi Halkların İklim Zirvesi'ne de taşıyabilir.

Buradan istersen diğer konuklarımıza, müzik gruplarına geçelim. Tam da festivali konuşurken... Zişan biraz sonra ayrıntılı açıklamalar yapar ama Peradi Ensemble grubu benim en çok dikkatimi çekenlerden. İklim adaleti meselesi yıllardan beri konuşuluyor. Biliyorsunuz, bunun içinde kadınlar, lubunyalar, halklar vs. var. Peradi Ensemble da hem bir kadın grubu, hem de çok farklı dillerde şarkılar söylüyor.

Dolayısıyla Peradi Ensemble'dan Burcu Saral ve Deniz Ulkat da bizimle. Selamlar tekrar.

Burcu Saral: Merhabalar.

Ö.Ö.: Merhabalar, çok teşekkür ederiz.

Deniz Ulkat: Öncelikle bu festivale bizi davet ettiğiniz ve bize yer verdiğiniz için teşekkür ederiz. Biz de aslında 2019'dan beri bir şekilde görünür olmaya çalışıyoruz. Çok kolay değil tabii, kadınlar olarak üretmeye ve birlikte devam etmeye çalışmak.

Kısaca bir araya gelme hikâyemizi anlatayım: Biz aslında dokuz farklı kadın, hepimizin farklı müzikal geçmişleri olan bir ekibiz. 2019'da bir araya geldik. Sonra pandeminin böyle ufak bir vurgununu yedik diyeyim ama devam ettik.

Farklı dillerde ve çok sesli müzik yapıyoruz. Aslında bu farklı dil hikâyesi bizim için önemli. Çünkü farklı dil, aynı zamanda başka kültürlerin ve başka hikâyelerin de bir arada olması demek. Konserlerimizde bunu olabildiğince vurgulamaya çalışıyoruz.

B.S.: Ortak bir dil oluşturmaya çalışıyoruz aslında. Yani diller farklı olsa da söylediğimiz şeyler, hikâyelerimiz aslında hep aynı. Barıştan bahsederken ya da bir kadın hikâyesinden söz ederken, dil farklı olsa da hikâyelerimizin ortak olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Genelde konserlerimizde buralara çok odaklanıyoruz.
Tabii bazen zor olabiliyor. Kendi dilini konuştuğun bir yerde, "Neden farklı diller, neden farklı hikâyeler?" gibi tepkilerle karşılaşabiliyoruz. Hatta geçenlerde bunun bir örneğini yaşadık. Karadeniz'de bir festivale, Of'a gitmiştik. Çok farklı uçlarda insanların olduğu bir yerde orada olmak, bu anlamda çok anlamlıydı. Orada da bir direnç göstermiştik ve çok güzel geçti.

Buna devam edeceğiz. Şarkılarımızı, hikâyelerimizi anlatmaya; farklı dilliliği, ortak söylemleri, barışı, iklimi dile getirmeye devam edeceğiz. Bugün yaşadığımız çevre problemlerini bile anlatırken müziği aracı etmek bence çok güzel ve doğru bir yol. Çünkü müziğin gerçekten dünyaya sesini duyurabileceğin çok özel bir gücü var. Umarım hep böyle var olur. Biz de üretmeye devam ederiz.

Ö.M.: Son kısacık bir söz de ben söyleyeyim: Peradi Ensemble ne demek?

D.U.: Şöyle, bizim geçmişimizde gruptaki beş-altı kişi Gürcü Korosu'ndan geliyor. Biz Kafkas dilleri ağırlıklı bir gruptan geliyoruz. Orada Kafkas ağırlıklı bir repertuvarla başlamıştık aslında. Sonra bir isim arayışına girdiğimizde, dünyaya daha fazla açılmak istediğimiz için böyle bir arayışımız gelişti. Çok dilliliği, çok renkliliği tanımlayacak şeyleri farklı dillerde araştırmaya başladık. Gürcüceyi özellikle seçmedik ama "peradi" Gürcücede "çok renkli" demek. "Peri" de “renk” demek. Pera da İstanbul, bir araya geldiğimiz yer. Biraz böyle bir araya geldi.

Ö.Ö.: Çok hoş olmuş.

Ö.M.: Evet, çok hoş olmuş gerçekten.

B.S.: Çok renkli demek, rengarenk demek. 

E.B.: Bu arada Lazca bir şarkınız var. Ona bayılıyorum, onu da söylemek istiyorum.

D.U.: Teşekkürler.

B.S.: “Heyamoli (Lazuri)”.

E.B.: Evet.

B.S.: Şimdi bir albüm çalışması içindeyiz. Çok hızlı ilerleyemiyor tabii. Hepimizin ayrı işleri, meslekleri var. Gerçekten yarı zamanlı bir mesai harcıyoruz bu gruba, daha doğrusu müziğe diyeyim. Herkesin ayırabildiği zaman farklı oluyor tabii ki.

Şimdi albüm çalışmamız devam ediyor. Dokuz şarkılık bir çalışma olacak. Umarız onu da kısa zamanda bitiririz.

E.B.: Çok heyecanla bekliyoruz. Peki bu albümden örnekler olacak mı İklim Fest 26'da?

D.U.: Evet, albümü aslında ürettiğimiz şarkılardan oluşturacağız. Çünkü daha çok single üzerine çalışmalarımız oldu. İki tane single'ımız var. Onun dışında sosyal medyada da içeriklerimiz var.

Bir araya gelmemiz, kaydetmemiz, üretmemiz gerçekten çok zor oluyor. Artık daha çok konser odaklı bir şeye dönüşmeye başladı. O yüzden planlamayı doğru yapabilirsek yeni sezonda albümü bitirmeyi istiyoruz. Albümde çoğunlukla söylediğimiz parçalar olacak. Belki birkaç farklı parça da olabilir. 

Ö.M.: Heyecanla bekliyoruz.

Ö.Ö.: Evet, şimdi Cümbüş Cemaat'ten de Cem bizimle, Cem Köklükaya. Tekrar hoşgeldin Cem. Aslında Cümbüş Cemaat, Apaçık Radyo dinleyicilerinin de çok yakından bildiği bir grup. Daha yakın zamana kadar, hatta yine stüdyomuzdaydılar.

Ö.M.: Evet.

Ö.Ö.: Evet, Cem, Cümbüş Cemaat de bu festivalde yer alıyor.

Cem Köklükaya: Evet, Cümbüş Cemaat de elinden geldiğince orada olmaya çalışacak ve bu önemli konu için bir ses üretmeye çalışacak. Söylediğin gibi, Cümbüş Cemaat'i anlatmaya... Aslında bu ismi koyarken de biraz kendini açıklasın diye düşünmüştük biz yıllar önce.

Bizim yer aldığımız ilk festival de muhtemelen Barışarock Festivali'ydi. Yani nasıl denir, Cümbüş Cemaat varoluşu biraz böyle gelişmiş bir grup olageldi. 26 Eylül'de de Burgazada'da beraber olmaktan, birlikte ses üretebilmekten büyük mutluluk duyacağız. Böyle zamanlarda müzik yapmak yeni bir anlam kazanıyor diye düşünüyoruz zaten.

Ö.Ö.: Evet, ‘cümbüş’ü Ada’ya getireceksiniz yani. Bu toplantıdan önce de konuşuyorduk... Şu anda Zoom üzerinden sekiz kişiyiz. Aslında daha eksiğimiz var. Zişan biraz sonra anlatır; üç grup şu anda eksik. Çünkü 16 kişiyle yapmak artık zor. Sonraki haftalarda diğer gruplardan arkadaşları da alırız.
Tanıtım sırasında da "cümbüşlü bir yayın olacak" diyorduk. Tam da sizin isminize uygun yani: Cümbüş Cemaat.

C.K.: Eyvallah.

Ö.Ö.: Ada’da olacağız diyorsunuz İklim Fest’te. 

C.K.: Evet, orada olacağız.

E.B.: Bu arada Tamer Hocam'ı duyana kadar Barışarock'ı ben ilk festivallerden bir tanesi zannediyordum. 90'larda da benzer festivaller varmış. Bunu ekoloji hareketinin tarihini çalışan bir insan olarak bilmiyordum. Bu bilgi önemli.

Ama gerçekten de Barışarock benim için de sanki böyle bir milat gibiydi. Rock'n Coke'a karşı bir alternatif olarak ücretsizdi. 80 bin kişiyi bulduğu olmuştu. Bizim hayatımıza, en azından bizim kuşağın hayatına çok yeni bir soluk getirmişti. Cümbüş Cemaat de orada doğmuş. Bunu duymak da güzel bir bilgi oldu.

Ö.Ö.: Evet, buradan isterseniz Zişan'a geçelim. İklimi Değil Sistemi Değiştir Platformu'ndan Zişan Tokaç. Aynı zamanda Apaçık Radyo programcısı; Apaçık Radyo'da Sayfiye programını yapıyor. Zişan, sen de bize İklim Fest'in ayrıntılarını anlatabilir misin?

Zişan Tokaç: Merhaba. O zaman belki ben de şuradan başlayayım: Bu İklim Fest meselesi, fikri nereden çıktı? Biraz geriye giderek başlayayım.

Biliyorsunuz ya da belki bilmiyorsunuz; bazen konuştuğumda insanların çok da haberi olmadığını görüyorum ama Türkiye'de Kasım ayında büyük bir uluslararası zirve olacak: COP31 Zirvesi. Bu, Birleşmiş Milletler'in her sene düzenlediği iklim zirvesi ve bu 9-20 Kasım’da Antalya'da gerçekleşecek. Burada dünyanın neredeyse her ülkesinden liderler buluşup iklim değişikliğiyle ilgili çeşitli değerlendirmeler yapacak, çeşitli taahhütlerde bulunacak.

Biz bunun neresindeyiz diye baktığımızda, bu sürece ne kadar müdahil olabiliyoruz, bizim sesimiz ne kadar duyuluyor diye düşündüğümüzde, aslında halklar olarak çok da dahil olabildiğimiz bir süreç, bir zirve olmadığını görüyoruz.

Halkların İklim Zirvesi de aslında buradan yola çıkan bir zirve. İlk olarak Türkiye'de yapılmış değil. Daha önceki COP zirvelerine baktığımızda farklı ülkelerde de Halkların İklim Zirvesi oluşumları var. Şimdi COP31 Antalya'da yapılırken de Türkiye merkezli bir Halkların İklim Zirvesi oluşmaya başladı. Altı aya yakındır çalışıyor. Doğru söylüyorum, değil mi?

E.B.: 17 Nisan'dan beri çalışıyoruz aslında.

Ö.Ö.: Biraz daha uzun, evet.

Z.T.: Biraz daha uzun olabilir, doğru. Yerel çevre mücadelelerinden kurumlara, sivil toplum kuruluşlarından akademisyenlere, öğrencilerden bağımsız katılımcılara kadar çok sayıda bileşenin içinde olduğu bir oluşum bu.

Tam olarak bu boşluğu, bu eksikliği gidermeye yönelik bir oluşum. Çünkü bizim önceliklerimiz, kaygılarımız, mücadelelerimiz bu resmî zirvenin neresinde? Sesimizi orada nasıl duyuracağız? Halkların İklim Zirvesi de bu kaygılardan yola çıkarak ortaya çıkmış bir oluşum.

Ö.Ö.: Tabii, evet, alternatif bir zirve yani.

Z.T.: Evet, o bir alternatif zirve ama bir yandan da resmî zirvenin yetersizliklerini ifşa eden, ortaya koyan bir zirve. Fakat böyle anlattığımızda çok umutsuz bir hikâye anlatıyoruz. Tam da senin az önce bahsettiğin şey: Onlar orada bir şeyler yapıyorlar, bizim sesimiz oraya ulaşmıyor, biz de kendi zirvemizi yapıyoruz. Böyle anlatınca umutsuz, çözümsüz bir şey gibi görünüyor.

Ama işte bu noktada bence İklim Fest meselesi gerçekten önemli. Bu fikir de zaten böyle ortaya çıktı. Bir maddi gereklilikten doğdu: Halkların İklim Zirvesi için Antalya'ya nasıl gideceğiz? Bunun için para toplamak, bir bütçe oluşturmak lazım. Bir de bu işi umutlu bir şekilde, birlikte yapmak lazım. İklim Fest fikri de buradan ortaya çıktı.

Gruplarımıza baktığımızda da çok çeşitli, çok renkli bir yapı görüyoruz. Buradaki yayına şu an katılamayan Bandista var; uzun zamandır protest müzik yapan OKOS var. Alternatif müzik yapan, çeşitli rock türlerini birleştiren 1912 grubu var. O da çok enerjik; garage rock'tan post-punk'a uzanan müzik yapan bir grup. Bu gruplarla, tabii onun dışında burada olan Peradi Ensemble ve Cümbüş Cemaat'le birlikte hem eğlenebileceğimiz, hem de herkesin kendi katkısıyla orada bulunabileceği; atölyeler, stantlar, çeşitli workshoplar ve konuşmalarla iklim meselesini tartışabileceğimiz, kendi bakış açımızı işin içine katabileceğimiz bir festival planladık. Aynı zamanda buradan elde ettiğimiz gelirle Antalya'ya, Halkların İklim Zirvesi'ne gidebileceğiz.

E.B.: Zişan Hanım, biraz daha pratik bilgi de verebilir misin? Bilet mi almak gerekiyor, nasıl gidilecek?

Z.T.: Tabii, evet. Biletler şu an online olarak satılıyor. ‘İklimi değil, sistemi değiştir’. Sosyal medya sayfalarından ve arama motorlarında İklim Fest 26 diye aratırsanız bulabilirsiniz. İki ayrı bilet satış sitesinden satılıyor, söyleyebilir miyim isimlerini?

Ö.Ö.: Gerek yok bence.

Z.T.: Tamam, söylemiyorum. Siz bulursunuz, biletleri alabilirsiniz. Biletler de çok uygun fiyatlı. Biz de tam bunu konuşuyorduk; İstanbul'da zaten evden dışarı çıkıp geri dönmek 250 lira. Otobüse, metroya, Marmaray'a bindiğinizde 250 lirayı buluyor.

Bir yandan, festivale katılamayacaksanız askıda bilet ya da bir başkası için dayanışma bileti de alabilirsiniz ya da bir başkasının Antalya'ya otobüs biletini karşılayabilirsiniz. Böyle bilet seçenekleri de mevcut.

E.B.: Harika, teşekkürler. Heyecanla bekliyoruz. Bir aydan az bir zaman kaldı.

Z.T.: Evet, 26 Eylül'de Burgazada’da, Cennet Bahçesi'nde. 

Ö.Ö.: Buradan, bahsettiğim gibi, toplanacak gelirle ücretsiz otobüsler kaldırılacağı da dün basına duyuruldu. T24'teki haberde de basın duyurusunun ardından ayrıntılı bir şekilde yer alıyordu. Ücretsiz otobüslerle Antalya'ya gidilecek.

Halkların İklim Zirvesi'nden bahsettik; 15-18 Kasım'da gerçekleşecek. Onun bir gün öncesinde de, her COP zirvesinde olduğu gibi, büyük bir yürüyüş olacak. Ona da Halkların İklim Yürüyüşü deniyor; "People's Climate March" adıyla yıllardır düzenleniyor.

Ö.M.: Halkların İklim Yürüyüşü kısmına Açık Radyo olarak da epey katılmışlığımız vardır.

Ö.Ö.: Ben de 2019'dakine katılmıştım, Madrid'deydi. Görece bize yakın olduğu için atlayıp gitmiştim. Greta'nın meşhur konuşmasını yaptığı, yüz bin kişinin katıldığı dev bir yürüyüş vardı.

Ö.M.: Halkların İklim Yürüyüşü... Ta Kopenhag'da başlamıştık biz de yürümeye.

E.B.: 2009'du değil mi Ömer Hocam?

Ö.M.: 2009, evet, epey olmuş.

Ö.Ö.: Bu yıl da Antalya'da, 14 Kasım'da Halkların İklim Yürüyüşü olacak. Etkinlik duyurusunda da esas olarak bu yürüyüşe mümkün olduğunca çok insanın katılımını sağlayabilmek için organize edildiği vurgulanmış.

E.B.: Ben de hemen anımı anlatayım. Ben de geçen sene Brezilya'da, Belém'deydim. Orada da bir Halkların İklim Yürüyüşü yapıldı. 70 bin civarında insan vardı. Biz o sayıya ulaşabilir miyiz bilmiyorum ama elimizden geleni yapacağız.

Fakat bunun yanında bir de Küresel Eylem Günü ilan ettik. Bu çağrıyı daha da yaygınlaştıracağız. 14 Kasım'da insanları sadece Antalya'da değil, dünyanın her yerinde aynı anda yürüyüşe davet ediyoruz. Yani Halkların İklim Yürüyüşü sadece Antalya'da olmayacak; dünyanın çeşitli yerlerinde, mümkün olan her yerde böyle bir süreç organize ediliyor. Sonuçta toplamda 70 bini geçeriz diye düşünüyorum.

 

 Ö.Ö.: Evet. Peki, çok teşekkür ederiz herkese katıldığınız için.

Ö.M.: Son derece canlı ve hoş bir toplantı oldu. Bir çeşit ön toplantı oldu.

Ö.Ö.: Ön festival diyoruz.

Ö.M.: Evet, ön festival oldu burada.

E.B.: Çok teşekkürler. Herkesle buluşmak çok keyifliydi.

C.K.: Biz de teşekkür ederiz.

D.U.: Teşekkürler.

Z.T.: Görüşmek üzere.

E.B.: Görüşmek üzere. Hoşçakalın.

Benzer İçerikler

  -     
Canlı Yayın
Şimdiki
Sıradaki
Sıradaki
Sıradaki