Kayıt Arşivi
Podcast kanalları ve üyeliği hakkında daha detaylı bilgi almak için tıklayın.

Sevgili Günlük, 20 Ekim 2025'te neler var?
Son 20-30 yılın deneysel müzik sahnesine bakıyor; 29. yaşını kutlayan Karga’yı odağa alarak, Murat MRT Seçkin ile 90’lar sonrası Türkiye deneysel müzik ortamının gelişimini ve KargArt’ın bu süreçteki rolünü konuşuyoruz.

4. 90’lardan Sonra Neler Oldu? / Bir Deneysel Sahne Örneği Olarak KargArt
Kış Uykusu ve Bir Zamanlar Anadolu’da gibi unutulmaz sofra sahneleri izlediğimiz filmlerin yapımcısı Zeynep Atakan ile sinemada yemek sahnelerinin duygusal ve estetik karşılığını konuşuyoruz.

Zeynep Atakan ile Yemek Sahnelerinin Estetik Karşılığı
Zürih Üniversitesi’nden Prof. Dr. Arpat Özgül ile gerçekleştirdiğimiz söyleşiyi tekrar gündeme getiriyor; Arpat’ın Science dergisinden iki önemli akademik çalışmasına atıfta bulunarak, çevresel değişimin bireyden topluluğa uzanan çok katmanlı etkilerini vurguluyor ve bugünün iklim krizine yeni bir gözle bakmak için önemli bir hatırlatma yapıyoruz.

Antroposen’de Evrim mi, Ekoloji mi? — Çevresel Değişime Canlı Tepkileri

Akşam Ekim: 28 Ekim 2025

Gezegenin Geleceği: 28 Ekim 2025
Konuğumuz Türkiye'nin en eski sosyal işletmelerinden Gönüllü Hizmetler Derneği (GHD) Yönetim Kurulu üyeleri Kevser Çimenli, Emre Omacan ve Genel Koordinatör Pınar Dağuşağı ile 1959 yılında kurulan derneğin bugüne kadar yaşadığı süreçleri, bireysel ve sosyal gelişime etkileri ve Ufuktaki GHD'ye doğru sürdürülebilirlik çalışmaları hakkında konuşuyoruz.

Gönüllü Hizmetler Derneği
Korku, insanın en eski duygularından biri. 18. yüzyılın sonlarında doğan; böylelikle hem bilinmeyene hem de insana dair anlatısına kapı aralayan edebiyatının ilk örneklerini ise Horace Walpole’un “Otranto Şatosu”, Ann Radcliffe’in büyülü ve ürkütücü atmosferleri, Mary Shelley’nin “Frankenstein”ı ya da Bram Stoker’ın “Dracula”sı gibi eserler oluşturuyor.
Aydınlanma Dönemi’ne bir tepki niteliğindeki bu gotik romanlar, dünyanın sadece akıl ya da düzenle açıklanamayacağını hatırlatıyor, bir nevi kendi atmosferleri “karanlık”a da ışık tutuyorlardı. Korku canavarların, zombilerin, vampirlerin değil; insanın kendi doğasının aynasıydı.
Dünyayı dönüştüren zaman, gotik edebiyatı da dönüştürdü ve 20. yüzyılda H. P. Lovecraft’la birlikte “kozmik korku” kavramı doğdu: Artık kötülük şatonun mahzeninde değil, evrenin derinliklerindeydi. Edgar Allan Poe’yla insanın zihni çözüldü, Shirley Jackson’la korku banliyö evlerine, geceleyin kentin daracık sokaklarına yani gündelik hayata taşındı. Irk, toplumsal cinsiyet, hafıza ve travma gibi meseleleri işleyen “modern korku”yla birlikte gotik karakterler de biçim değiştirdi.
Bugün korku edebiyatının yeni bir fazıyla karşı karşıyayız. Eko-korku olarak adlandırılan bu yeni damar, en kaba ifadeyle doğanın öç almasını, yani insanın yeryüzündeki tahakkümünün geri teptiği bir dünyayı anlatıyor; doğa artık korkunun mekânı değil, bizzat failine dönüşüyor. Bu dönüşümde, çağımızın en gerçek felaketi iklim krizinin yansımalarını ve gotik mimarinin yerini eriyen buzullara, yanan ormanlara, kirlenen denizlere bıraktığını görüyoruz. Bu anlamda, korku edebiyatı “korkarım” ki hiçbir edebiyat türünün olmadığı kadar “kan”lı canlı karşımızda duruyor.
Dünyayı Çevirenler / Cadılar Bayramı Özel programının bugünkü konuğu yayımladığı, çevirdiği, hazırladığı, kısacası elinin değdiği tüm kitaplarla korku edebiyatının hakkını fazlasıyla vermiş bir isim: Yankı Enki. Yankı’yla gotik edebiyat konuşacağız ama baştan uyarayım, Yankı öyle bir anlatacak ki programın sonunda korku edebiyatı fan’ına dönüşmemek pek mümkün olmayacak - deneyimle sabit.

Cadılar Bayramı Özel: Yankı Enki'yle gotik edebiyatı üzerine
Doğayla uyumlu yaşamın yeniden mümkün olduğu hatırlatıyor; tıpkı Cambridge çayırlarında olduğu gibi, insan ve hayvanın bir arada var olduğu döngüsel bir yaşam örneği sunuyoruz.

Doğanın ritmiyle ahenkle yaşamak
Adaları gezmeye devam ediyor; Hint Okyanusu, Zanzibar ve Réunion Adaları etrafından ilginç hikayeler konuşuyoruz.

Hint Okyanusu’nda Ada Hikâyeleri: Zanzibar’dan Réunion’a
