Consortium News’te Chris Hedges’in de yer aldığı analizde, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın sahada ve jeopolitik düzlemde ters teptiği; İran’ın stratejik üstünlük kazandığı, küresel ekonomiyi sarsabilecek bir krizin tetiklendiği ve dünya düzeninde köklü bir kırılmanın yaşandığı vurgulanıyor.
Consortium News’in 11 Nisan 2026 tarihli “Dünya Bu Hafta: Savaş Bitecek mi?” başlıklı programındaki haber ve analizlere dayanarak (April 11, 2026)
11 Nisan’da bağımsız yayın organı Consortium News, İran savaşına dair sarsıcı —resmî söylemleri aşarak çok daha tehlikeli bir gerçekliği gözler önüne seren bir bir analiz yayınladı.
Joe Lauria’nın sunuculuğunu yaptığı ve Pulitzer ödüllü gazeteci Chris Hedges’in yer aldığı program, şu net sonuca varıyor:
ABD ve İsrail bu savaşı zaten kaybetmiş durumda.
Ne söylemde, ne de manşetlerde.
Ama maddi, stratejik ve jeopolitik gerçeklik düzleminde.
Bugün diplomasi diye sunulan şey, aslında kontrolden çıkmış bir savaşın yarattığı yıkımı yönetme çabasıdır—hatalı varsayımlar, yanlış okunan istihbarat ve siyasi kibir üzerine inşa edilmiş bir savaşın.
Fanteziler Üzerine Kurulan Bir Savaş
Önkabul basitti: İran'ı vur, liderliğinin kellesini uçur, ülke içi çöküşün tetiğini kur.
Olmadı.
Savaş tam ters etkiyi yarattı. ... İçinde bulunduğumuz şu an 1956 Süveyş krizi ile karşılaştırılıyor - yani emperyal sınırların tüm dünyanın gözleri önüne serildiği o tarihî büküm noktası ile.
Ancak savaş, beklenenin tam tersini üretti.
Sonuç olarak iktidar içeride konsolide oldu, radikal/sertlik yanlısı unsurlar güçlendi. İran ise hızla adapte olarak, ABD ve İsrail’in sistemsel kırılganlıklarını açığa çıkaran asimetrik savaş yöntemlerine geçti.
Bölgedeki ABD üsleri hedef alındı. Radar sistemleri etkisiz hâle getirildi ya da yok edildi. İsrail’in savunma kapasitesi ciddi baskı altına girdi.
Ve en önemlisi—İran, dünyanın en kritik enerji geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nı kontrol etmeye devam etti.
İran Kozları Elinde Tutuyor
Bu, sürecin dönüm noktası.
İran’ın klasik bir savaşı kazanmasına gerek yok. Küresel ticaretin akışını kontrol etmesi yeterli—ve bunu fiilen sağlıyor.
Hürmüz Boğazı’na erişimi sınırlayarak İran, küresel piyasaları bozma, enerji fiyatlarını keskin biçimde yükseltme ve birbirini tetikleyen ekonomik krizler yaratma potansiyelini fiilen ortaya koydu.
Etkileri hem anlık hem de küresel:
- Petrol ve doğalgaz arzında kesintiler
- Gübre kıtlığına bağlı artan gıda fiyatları
- Yarı iletken üretiminde yavaşlama
- Tedarik zincirlerinde aksama ve çöküşler
Bu bir varsayım değil.
Bu süreç zaten başlamış durumda.
Ve tam da bu nedenle ABD, kamuya dönük sert tutumuna rağmen, acilen bir ateşkes sağlanması için yoğun çaba gösteriyor.
Zayıf Bir Pozisyonda Yürütülen Müzakereler
Consortium News’in değerlendirmesine göre, İran görüşmelere ‘hemen hemen tüm avantajları elinde bulundurarak’ katıldı.
Pakistan’ın arabuluculuğunda gerçekleşen bu görüşmeler, bir diplomatik başarıdan çok Washington açısından kaçınılmaz bir stratejik zorunluluğun ifadesi.
İran’ın talepleri oldukça kapsamlı:
- Daha fazla saldırı olmayacağına dair güvence
- Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünün sürdürülmesi
- Uranyum zenginleştirme hakkının tanınması
- Yaptırımların kaldırılması
- ABD güçlerinin bölgeden çekilmesi
- Savaş zararları için tazminat ödenmesi
Buna karşılık ABD’nin tutumu, İran’ın bugün ona kaldıraç (pazarlık gücü) sağlayan tam da bu kapasiteyi ortadan kaldırmasını talep ediyor.
Ortaya çıkan tablo, temel bir açmazdır.
İsrail'in Ayrışan Tutumu: Ateşkesi Baltalamak
Washington çıkış arayışındayken, İsrail bunun tersine hareket ediyor.
ABD’yi savaşa itmede kilit rol oynayan Başbakan Benjamin Netanyahu, tansiyonu düşürmeye yönelik hiçbir irade sergilemiyor. Görüşmeler devam ederken dahi İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları sürüyor—bu durum hassas ateşkes düzenini doğrudan baltalıyor.
Programda aktarılan haberlere göre, İsrail’in stratejik amacı değişmedi: İran’ı sadece sınırlamak değil, onu bölgesel bir güç olmaktan çıkaracak şekilde zayıflatmak, hatta parçalamak.
Bu ayrışma tehlikeli bir dinamik yaratıyor:
- ABD tırmanmayı durdurmaya çalışıyor
- İsrail çatışmayı devam ettirmeyi hedefliyor
- İran ise anlaşmanın fiilen uygulanmasını istiyor
“Ve bütün süreç, Washington’un en yakın müttefikini sınırlayıp sınırlayamayacağına—ya da bunu isteyip istemeyeceğine—bağlı.
İran tutumunu açıkça ortaya koydu: Eğer İsrail’in saldırıları devam ederse, görüşmeler çöker.
Küresel Bir Ekonomik Saatli Bomba
Bu çatışmanın etkileri Orta Doğu’nun çok ötesine uzanıyor.
Japonya, Güney Kore ve Hindistan başta olmak üzere birçok Asya ülkesi, Hürmüz Boğazı’ndan geçen enerji akışına yüksek derecede bağımlıdır. Bu akışta meydana gelecek sınırlı bir kesinti dahi, stratejik rezervlerin serbest bırakılması gibi acil müdahaleleri tetikler.
İstikrarsızlık uzadıkça, sistem çapında bir ekonomik sarsıntı ihtimali büyür.
Karşımızda bölgesel bir daralma yok.
Dünya çapında, büyük buhran seviyesinde bir kriz olasılığı ile yüz yüzeyiz.
Üstelik bu çatışma, önceki örneklerin aksine, halihazırda kırılgan olan tedarik zincirleri, enflasyon baskıları ve jeopolitik ayrışmayla doğrudan örtüşüyor.
ABD Otoritesinin Çöküşü
Bu savaşın belki de en derin sonucu askerî değil—yapısaldır.
Amerika Birleşik Devletleri bu çatışmaya müttefikleriyle anlamlı bir istişare yürütmeden girdi. Uzun süredir ABD’nin korumasına bağımlı olan Körfez ülkeleri kendilerini savunmasız ve hedef hâline gelmiş buldu. NATO mesafe koydu. Bölgesel güven aşındı.
Mesaj tartışmasız biçimde netti:
ABD’nin gücü artık istikrarın teminatı değil.
Kimi zaman ise bunun aksine sonuçlar doğuruyor.
Bu anın, emperyal gücün sınırlarının ortaya serildiği 1956 Süveyş Krizine benzer bir dönüm noktası olduğu ifade ediliyor.
Bu benzetme abartılı değil.
Bu bir uyarıdır.
Değişen Bir Dünya Düzeni
Mevcut çatışmanın arkasında, daha geniş çaplı bir dönüşüm süreci ilerliyor.
- Çin ve Rusya giderek daha fazla İran’la aynı hizaya geliyor
- Ticaret yolları dolar hakimiyetinden uzaklaşacak şekilde yeniden şekilleniyor
- Bölgesel ittifaklar yeniden ayarlanıyor
- ABD’nin askerî altyapısı bir güvenlik garantisi değil, potansiyel bir risk olarak yeniden değerlendiriliyor
Finansal sistemler dahi bu dönüşümü yansıtır hâle geldi; önemli ticaret koridorlarında işlemler dolardan kayıyor.
ABD’nin küresel üstünlüğünün dayanakları—askerî, ekonomik ve siyasi—ciddi bir baskı altında.
Sırada Ne Var?
Ateşkes pamuk ipliğine bağlı.
Görüşmeler kırılgan bir zeminde ilerliyor.
Ve nihai sonuç belirsizliğini koruyor.
İran, talepleri karşılanmazsa gerilimi tırmandırmaya hazır olduğunu açıkça ortaya koydu. İsrail ise daha geniş çaplı bir çatışmaya doğru ilerlemeyi sürdürmeye istekli görünüyor. Amerika Birleşik Devletleri ise, stratejik taahhütleri ile bu savaşın kazanılamayacağına dair giderek artan farkındalık arasında sıkışmış durumda.
Taraflardan herhangi birinin yapacağı yanlış bir hamle, çok daha ağır sonuçlar doğuracak bir aşamayı tetikleyebilir.
Üzerini Örtemedikleri Gerçek
Bu bir zafer değildi.
Bu, tarihe geçecek büyüklükte bir hesap hatasıydı.
Gücün sonuçları belirleyebileceği inancıyla başlatılan bir savaş—ama sonunda gücün kendisinin bile yer değiştirdiğini ortaya koydu.
Diplomatik söylem bu gerçeği yumuşatmaya çalışsa da, olgular ortada:
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, kontrol edemedikleri bir savaşı başlattı.
İran daha güçlü çıktı.
Küresel ekonomi artık pamuk ipliğine bağlı.
Washington kabul etse de etmese de, dünya çoktan yeni bir çağa doğru ilerliyor.
* Chris Hedges'in Consortium News'te yaptığı 'THE WAR THEY STARTED—AND LOST: HOW THE U.S. AND ISRAEL TRIGGERED A CRISIS THEY CAN’T CONTROL' adlı analiz Nil Kayarlar Sarrafoğlu tarafından çevrilmiştir.

