Görünmeyen Bir Ağın İçinden: Kadınlardan Nefret Eden Erkekler

Editörden
-
Aa
+
a
a
a

Haftanın Kitabı'nda Ceyhan Usanmaz, Laura Bates'in kadın düşmanlığının forumlar, video kanalları, 'kişisel gelişim' paketleri ve sözde erkek hakları söylemleri üzerinden nasıl sistematik bir ideolojiye dönüştüğünü inceleyen "Kadınlardan Nefret Eden Erkekler" adlı kitabı üzerine konuşuyor.

""

Bazı kitaplar zaten var olan bir şeyi, artık görmezden gelemeyeceğiniz kadar net gösterir. Laura Bates’in Kadınlardan Nefret Eden Erkekler kitabı da böyle bir yerden konuşuyor. İnternetin görünmez ama son derece örgütlü bir alanına bakıyor: Kadın düşmanlığının forumlar, video kanalları, “kişisel gelişim” paketleri ve sözde erkek hakları söylemleri üzerinden nasıl sistematik bir ideolojiye dönüştüğünü inceliyor. 

Üstelik Laura Bates’in yaptığı şey, bu alanı dışarıdan tarif etmek değil; içine girerek anlamaya çalışmak. Bir yıl boyunca takma bir kimlikle bu topluluklarda zaman geçiriyor, yazışmaları takip ediyor, tartışmalara katılıyor. Ortaya çıkan tablo, birkaç marjinal grubun öfkesinden ibaret değil. Aksine, milyonlara ulaşan, farklı alt gruplardan oluşan ve birbirini besleyen, belki çoğu zaman gevşek ama etkili bir ağ söz konusu.

Kitap, bu ağın bileşenlerini tek tek açıyor: Kendilerini “istemsiz bekâr” olarak tanımlayan incel toplulukları; kadınları manipüle edilecek bir hedef gibi gören “kız tavlama” endüstrisi; feminizmi sistematik bir tehdit olarak sunan erkek hakları söylemi… Hepsi farklı tonlar kullanıyor ama temel anlatı ortak; kadınların güçlenmesi bir kayıp duygusu yaratıyor ve bu kayıp, ideolojik bir öfkeye dönüştürülüyor.

Belki kitabın en rahatsız edici tarafı şu: Bu süreç bir gecede yaşanmıyor. Radikalleşme, büyük sloganlarla değil küçük adımlarla ilerliyor. Bir video önerisi, bir forum başlığı, bir “ironik” meme… Algoritmaların da katkısıyla, öfke ve mağduriyet duygusu giderek normalleşiyor. Bates, özellikle genç erkeklerin aidiyet arayışının bu yapılar tarafından nasıl istismar edildiğini gösteriyor.

Laura Bates

Kitap aynı zamanda önemli bir kavramsal itirazı da beraberinde getiriyor: Kadına yönelen düşmanlığı ve şiddeti yalnızca bireysel “sapma” ya da akıl sağlığı meselesi olarak görmek, meselenin ideolojik boyutunu bulanıklaştırıyor. Yine de kitabın, bu aşamada bir suçlama metnine dönüşmüyor. Aksine, toksik erkeklik klişelerinin erkeklere de zarar verdiğini hatırlatıyor. Erkekliğin dar bir güç ve kontrol tanımına sıkıştırılması, hem kadınlar hem erkekler için yıkıcı sonuçlar üretiyor. Dolayısıyla mesele yalnızca kadınların güvenliği değil; genç erkeklerin nefret üzerinden kimlik kurmaya zorlandığı bir sistemin sorgulanması. Zaten hep savunulagelen bu değil midir; tekil olaylarla ya da bireysel meselelerle değil, sistemle hesaplaşmak... Üstelik asıl mesele de onların varlığı değil; bizim onları ne kadar ciddiye aldığımız.


Laura Bates
Kadınlardan Nefret Eden Erkekler
çev. Nazlı Berivan Ak,
April Yayıncılık, 2026, 440 s.