Odeon Oda Korosu: Vokal Müzikte 32 Yıl

-
Aa
+
a
a
a

Babil'den Sonra'da Ercüment Gürçay, şefi ve üyelerinin büyük çoğunluğu görme engelli bireylerden oluşan Türkiye’nin en uzun soluklu çok sesli topluluklarından Odeon Oda Korosu üzerine konuşuyor.

""

Odeon Oda Korosu, Türkiye’nin en uzun soluklu çok sesli topluluklarından biri. 1994 yılında Selim Altınok ve Kerim Altınok kardeşlerin öncülüğünde kurulan koro, bu yıl 32. yaşını kutluyor. Ancak bu 32 yıl, yalnızca bir müzik tarihi değil; aynı zamanda hak mücadelesi, erişilebilirlik ve kolektif üretim tarihidir.

1963 doğumlu iki kardeş, birkaç dakika arayla dünyaya gelmiş. Hukuk metinlerine, satranç tahtasının sessiz stratejisine, mandolinin titreşimine ve gitarın ahşap gövdesine aynı özenle dokunan Selim ve Kerim Altınok, bireysel başarıyı kamusal sorumlulukla birleştiren iki isim. Görme engellilerin hak mücadelesine katkıları, hukuk alanındaki çalışmaları ve satrançta dünya şampiyonu Anatoly Karpov ile berabere kalma başarıları, disiplin ile estetik duyarlılığın kesişim noktasını gösteriyor.

Yaşam öykülerini anlattıkları Karanlığın Rengi Beyaz başlıklı kitap, bireysel deneyimin ötesine geçerek Türkiye’de engellilik, erişilebilirlik ve kültürel katılım meselelerine dair önemli bir tanıklık sunuyor.

Bir Koro’dan Fazlası

Odeon Oda Korosu’nun şefi ve üyelerinin büyük çoğunluğu görme engelli bireylerden oluşuyor. Ancak bu bilgi, koroyu tanımlamak için yeterli değil çünkü bu topluluk, engelli ve engelsiz bireylerin sanat aracılığıyla birlikte üretmesinin “istisna” değil “doğal bir yöntem” olduğunu gösteren bir model.

Türkiye’de engellilik ve sanat ilişkisi çoğu zaman temsiliyet düzeyinde ele alınırken; Odeon Oda Korosu, bu ilişkiyi üretim eksenine taşıyan öncü bir örnek. Provalarını Türkiye Sakatlar Derneği Bakırköy Şubesi’nde sürdüren topluluk, erişilebilirliğin yalnızca fiziksel düzenleme değil, kültürel bilinç meselesi olduğunu hatırlatıyor.

Koroda Braille (kabartma) notalar kullanılıyor. Nota yalnızca duyulmuyor; dokunularak okunuyor. Bu yaklaşım, müziğin yalnızca işitsel değil, dokunsal bir deneyim olduğunu gösterirken; pedagojik yöntemlerin, prova süreçlerinin ve repertuvar çalışmalarının da kapsayıcı biçimde yeniden tasarlanabileceğini kanıtlıyor.

Repertuvarda Coğrafyalar

Koro repertuvarında Anadolu’dan Balkanlara, Rusya’dan Ukrayna’ya ve Girit’e uzanan geniş bir coğrafya var. Çok sesli düzenlemelerle yorumlanan halk şarkıları, kültürel sınırların ötesinde bir ortaklık duygusu yaratıyor.

Kurumsallaşma ve Süreklilik

2022 yılından itibaren koronun şefliğini Özlem Erten üstleniyor; kurucular, Selim ve Kerim Altınok ise sanat direktörlüğünü sürdürüyor. Bu devir, yalnızca bir görev değişimi değil; kurumsallaşmanın ve sürekliliğin göstergesi.

Bugün Odeon Oda Korosu sahneye çıktığında yalnızca çok sesli müzik icra etmiyor. Bir ihtimali görünür kılıyor: Erişilebilirliğin ayrıcalık değil hak olduğunu, sanatın ise toplumla en güçlü bağ kurma biçimi olduğunu.

Bir Söyleşinin Ardından

Odeon Oda Korosu’nun 32. yılında, şef Özlem Erten ile kurucular Selim ve Kerim Altınok kardeşler Apaçık Radyo’da canlı yayın konuğum oldu. Kuruluş hikâyesini, bugünü ve geleceğe dair hedefleri konuştuk.
Şu soruların peşine düştük: 30 yılı aşan bu yolculukta hiç ‘bırakalım’ dedikleri anlar oldu mu? Müzik ve hak mücadelesi arasında nasıl bir bağ var? Türkiye’de engellilik algısı değişiyor mu? Türkiye’de kültür kurumları erişilebilirlik konusunda yeterince sorumluluk alıyor mu? Sanat erişilebilir değilse gerçekten sanat mıdır? Seslerin- müziğin rengi var mıdır, var ise Odeon Oda Korosu’nun rengi nedir? Odeon Oda Korosu sadece bir müzik topluluğu mu, yoksa bir sosyal model mi? Müzik onlar için bir ifade biçimi mi, bir özgürlük alanı mı, yoksa bir direnç yöntemi mi? Engelli ve engelsiz bireylerin birlikte üretmesi toplumda neyi dönüştürüyor? Sanatla kurdukları bu ortak hayalin, Odeon Oda Korosu’nu tek cümleyle anlatsalardı, o cümle ne olurdu?... Çok keyifli, çok düşündürücü bir söyleşiydi. 

Odeon Oda Korosu, bugünlerde yeni koristler arıyor. Belki de bu 32 yıllık ses yolculuğuna katılmanın tam zamanıdır.