Ayşe Gül Altınay ve Aylin Vartanyan'ın konukları SES 2025 Yılın Kadınları Ödülü için İstanbul'da olan, aynı zamanda 2022 Hrant Dink Ödülü sahibi Afganistanlı feminist insan hakları aktivisti Shaharzad Akbar.
Ayşe Gül Altınay: Herkese merhaba. Ben Ayşe Gül.
Aylin Vartanyan Dilaver: Ben Aylin.
AGA: Çok heyecanlıyız. Aylin’le stüdyodayız, canlı yayındayız. Apaçık Radyo’da canlı yayında olmayı her zaman çok seviyoruz. Bugün çok, çok özel bir konuğumuz var: Sevgili Shaharzad Akbar. Şarkıyı biraz anlatabilir miyiz?
-Shaharzad Akbar anlatıyor.-
AGA: Bu çok güzel bir şarkı, bu şekilde başlamak hepimize iyi geldi. Tabii ki Apaçık Radyo dinleyicileri için bu şarkı çok tanıdık. Birazdan Shaharzad Akbar'ı daha detaylı tanıtacağız. Kendisiyle daha önce de program yapmıştık, ondan da bahsedeceğiz ama yayına bu şarkıyla başladık. Shaharzad’ın seçtiği bu şarkı; Didem’in de "Sabahlık" ve "Hikâyenin Her Hali" gibi çeşitli programlarda çaldığı bir parça. Ghawgha, "Ode to Dawn"; "şafağa türkü", "şafağa sesleniş" gibi bir anlamı var. Taliban'ın Afganistan'ı ele geçirmesinden sonra kadınlar büyük bir cesaretle, büyük riskler alarak sokaklarda protestolarına devam ettiler. Bu şarkı, onların o cesaretine, direncine ve mücadelesine bir selam niteliğinde. Şafağın geleceğini ve o ışığı kadınların getireceğini söyleyen bir parça. O umutla başlamak istedik ve buradan bütün Afganistanlı kız kardeşlerimizi selamlayarak; sevgilerimizi, dayanışma dileklerimizi göndererek başlamak istedik.
AVD: Evet, dün bu dileklerimizi aslında bir de SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği'nin düzenlediği ödül töreninde paylaşma fırsatı bulduk. Shaharzad da oradaydı.
Müthiş bir tören oldu. Bu törenler, dünyadaki ve Türkiye'deki kadın dayanışmasını çoğaltmak ve kutlamak için var. Bir sürü güzel düşünen ve umudu her şeye rağmen yaşatmaya çalışan kadınla bir arada olmak, bize de Ocak 2026 için umut ektiğimiz bir karşılaşma oldu.
Gerçekten SES Derneği’ne, Gülseren Onanç’a ve emeği geçen bütün kadınlara ne kadar teşekkür etsek azdır. Bu yıl beşincisiydi; her seferinde insan umutla, ilhamla dolup taşıyor. Yıla bu şekilde başlamak çok büyük bir hediye. Sağ olsunlar, var olsunlar. Bu yıl ödül alanlarla ilgili ayrıca çokça program yaparız bence. Bu isimlerden biri de tabii ki sevgili program arkadaşımız Meral Akkent.
AVD: Evet... Çok güzel ödüller verildi. Onları tek tek saymadan geçmeyelim istedik. Greta Thunberg ve Yasemin Acar'ın temsil ettiği Global MSMD Flotilla bunlardan biriydi.
AGA: Saraçhane Öğrenci Hareketi... Gençler gerçekten çok etkileyici konuşmalar yaptılar.
AVD: Gazze'den Bisan Owda, Hind Khoudary, Maha Hussaini ve Mariam Barghouti... Ölüm tehdidi altında gazetecilik yaparak hakikatin susturulamayacağını gösterdiler.
AGA: İran'dan üç kadın aktivist: Parasu Ahmadi, Nina Golestani ve Nobel Barış Ödüllü Narges Mohammadi (Nergis Muhammedi). Nergis Muhammedi, bu son protestolardan önce hapsedilmişti. Onlar adına, burada yaşayan İranlı bir kadın aktivist ödülü aldı.
AVD: Shaharzad’ın ödülünü verdiğin Femena organizasyonu; başta Afganistan olmak üzere Orta Doğu ve Asya'da kadın hakları savunucularını destekleyen feminist bir örgüt olarak bölge kadınlarının sesi oldu.
AGA: Berrin Sönmez de ödül alanlar arasındaydı. Biliyorsunuz, "Başörtümü çıkarıyorum" diyerek attığı adım; kadın bedeni ve inancı üzerindeki kurumsal baskılara karşı çok güçlü bir itirazdı. Çok etkileyici bir konuşma yaptı ve ödülünü Konca Kuriş’e adadı.
AVD: Ve Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği'nin adalet mücadelesini dinleme fırsatımız oldu. Çok değerli çalışmalar yapıyorlar. Kadınların aile içindeki ve dışındaki şiddetle mücadeleleri sonrasında, daha korunaklı bir hayat sürmeleri için gerekenleri sağlamaya çalışıyorlar.
AGA: Evet, Türkiye'nin her yerinde çalışan avukatlar sahnedeydi. Emeklerine sağlık, çok kıymetli bir dayanışma. Gökçeyazı Türkmen Dağı Çevre Koruma Derneği'nden gelen kadınlar hepimizi coşturdu. O kadar etkileyici konuşmalar yaptılar ki... En son söyledikleri şey çok içimde kaldı; ödülü veren Sibel Özbudun da bunu tekrarladı: "Bu madenleri kuranların çocukları, torunları acaba ne yiyecekler, ne içecekler?" O toprağa, o suya, o zeytinlere ihtiyacımız var. Onları koruyan herkese müteşekkiriz; müthiş bir saldırı altındalar. Emeklerine, yüreklerine sağlık.
AVD: Kesinlikle. Bir ödül de Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın emek mücadelesine gitti. Mücadelelerini zor şartlar altında sürdüren öğretmenleri sahnede gördük ve hikâyelerini dinledik.
AGA: Ve sevgili program arkadaşımız Meral Akkent'in kurucusu olduğu İstanbul Toplumsal Cinsiyet Müzesi (Istanbul Gender Museum)... Aylin müzenin içinde çok aktif, ben de kenardan destek veriyorum. Olağanüstü, etkileyici çalışmalar yapıyorlar. Meral’le bu konuda ayrıca bir program yapacağız tabii.
AVD: Ve tabii yine çok sevdiğimiz Gola Derneği'nin Karadeniz'de yürüttüğü doğa savunuculuğu çalışmaları... Sahneye çıktıklarında onlara "Heyamo" şarkısı eşlik etti, değil mi? Ne kadar güzel, muhteşem bir andı.
AGA: Bütün salona söylettiler.
AGA: Kadınlar arasında bir imece ve dayanışma şarkısı. Çok etkileyiciydi.
AVD: Çok etkileyiciydi.
AGA: Ve Hrant Dink Vakfı kadınları... Rakel Dink, Delal Dink, Nayat Karaköse, Zeynep Taşkın... Bütün Hrant Dink Vakfı kadınları adına bu ödülü alıyorlardı ama sonra herkesi, hepimizi sahneye davet ettiler. Aylin de tabii ki orada çok aktif.
AVD: Her şekilde, evet.
AGA: Orada yapılan konuşmalar çok etkileyiciydi. Hepsinin yüreklerine sağlık. Hrant Dink Vakfı ve 23.5 Hrant Dink Hafıza Mekânı, gerçekten nefes aldığımız çok kıymetli bir alan.
AVD: Ve Gülseren Onanç'ın da bize belirttiği üzere; Tutuklu Belediye Mensupları Aile Dayanışma Ağı'nın aslında halk oylamasında en çok oy alan oluşum olduğunu duyduk. Sahnede çok coşkulu ve kutlama dolu bir beraberlik vardı. Her hafta Saraçhane’de yükselen adalet çağrısı; kadınların yalnızca hak talep eden değil, demokrasiyi ayakta tutan asli politik özneler olduğunu ortaya koydu. Sevgili Dilek İmamoğlu da çok çarpıcı bir konuşma yaptı. O kadar kadını orada yan yana görmek, o resim bile bence çok umut vericiydi.
AGA: Gerçekten tam bir dayanışma örneği. Bize, yaşadığımız bu haksız ve adaletsiz sürecin çok boyutlu bedellerini hatırlatan ama aynı zamanda mücadelenin ve dayanışmanın gücünü de hissettiren bir oluşum. Emeklerine sağlık.
Ve son olarak "Yaşam Boyu Başarı Ödülü" verildi. Diğer bütün ödüller oylama sonucunda verilirken, bu ödül bir örgüte yaşam boyu sürdürdüğü mücadele için veriliyor. Bu sene ödülü Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı aldı. Türkiye'de aile içi şiddete karşı mücadeleyi örgütleyen ilk kurumlardan biri olan Mor Çatı, yıllardır büyük bir azimle yoluna devam ediyor. Olağanüstü bir hukuki ve psikolojik destek vermenin yanı sıra, bu işin politikasını üretmek bağlamında çok öncü bir rolleri var. Emeklerine sağlık.
Şimdi Shaharzad'a gelelim. Sevgili Shaharzad Akbar, aslında Türkiye'de çeşitli vesilelerle tanıma fırsatı bulduğumuz olağanüstü bir feminist ve insan hakları aktivisti. 2022 yılında Uluslararası Hrant Dink Ödülü'nü almıştı. Onun ardından Açık Radyo'da beni hâlâ çok etkileyen bir program yapmıştık. Dönüp bakmanızı çok isterim; Bianet programın tam metnini yayınlamıştı. Yani hem Açık Radyo'nun sitesinden hem Bianet'ten okuyabilir, arşivlerimizden o sohbeti dinleyebilirsiniz.
İçeriğinden belki sonra tekrar bahsederiz; özellikle Shaharzad'ın kitaplarla olan ilişkisini konuşmayı çok istiyorum. Ama kısaca hatırlatmak gerekirse; Shaharzad Akbar, 15 Ağustos 2021'de, yani Taliban Afganistan yönetimini ele geçirdiğinde...
Shaharzad Akbar, Afganistan Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu'nun başkanıydı ve Afganistan'ın her köşesinde örgütlediği müthiş bir insan hakları ağı vardı. Ne yazık ki 15 Ağustos'ta sevgili yurdundan uzaklaşmak zorunda kaldı. Ondan sonraki aylarda bir süre burada, İstanbul'daydı. O süreçte onunla tanışma fırsatı bulduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum; kendisinden çok şey öğrendim ve olağanüstü ilham aldım. Almaya da devam ediyorum.
Shaharzad daha sonra Rawadari (Ravadari) adlı bir insan hakları örgütü kurdu. Çok etkileyici çalışmalar yapıyorlar; bunlardan biri de bu yıl düzenledikleri, Afganistan'daki kadınların mücadelesine odaklanan uluslararası halk mahkemesi. Onu mutlaka konuşmak istiyoruz. Ama Shaharzad’ı bu ödül törenine getiren asıl sebep, Femena'ya verilen ödüldü. O ödülü onlar adına aldı. Femena da çok etkileyici bir örgüt. İran'dan Mısır'a, Suriye'den Afganistan'a hem sürgündeki kadınların hem de yurtlarında özgürlük ve eşitlik mücadelesi veren kadınların bir araya geldiği bir platform.
Dünkü ödül töreninde o ödülü verme şerefi bana düştü. Orada da hatırlattım; Türkiye'deki feminist hareketin bence çok etkileyici iki sözü var: "Dayanışma yaşatır" ve "Kadın kadının yurdudur." Femena tam da bunları hayata geçiren bir örgüt. Yurdundan edilmiş kadınlara yurt oluyor, yurtlarında mücadele eden kadınlara destek veriyor. 2017'den bu yana, kimseyi tehlikeye atmadan çok özenli bir sistemle bu çalışmaları yürütüyorlar.
Femena ve Rawadari'nin birlikte örgütledikleri bir şiir kampanyası var. Bugün programda onu da konuşacağız ve hepinizi katılmaya davet edeceğiz. Belki Shaharzad’ın bu ödül töreniyle ilgili izlenimlerini duyarak başlayabiliriz. Shaharzad'cığım, sizi yeniden burada ağırladığım için çok mutluyum. Sanırım ilk defa stüdyoda canlı yayındayız, değil mi? Çünkü daha önce Zoom üzerinden yapmıştık. Önce sahnelerden bahsedelim; Femena adına sahneye çıktın, neler hissettin?
-Shaharzad Akbar anlatıyor.-
AGA: Seni şarkı söylerken duymak da harikaydı. Şimdi Shaharzad o kadar güzel şeyler söyledi ki, Aylin’le birlikte üzerinden geçelimDün gece SES Yılın Kadınları Ödül Töreni’nde olmak birkaç açıdan çok etkileyiciydi. Birincisi; dayanışma tam da bu olmalı dedirtti. Çünkü Filistinli, İranlı, Afganistanlı ve Türkiye’nin çok farklı kesimlerinden gelen kadınların mücadelesini aynı anda kutluyorduk. Shaharzad’ın şu an yaşadığı Oxford gibi Batı merkezli yerlerde bu tür bir dayanışma alanı bulmak kolay değil. Hep birlikte bu mücadelelerin arasındaki benzerlikleri gördük: Gazze’deki soykırım ve baskılar, İran ve Afganistan’daki rejimler, Türkiye’deki hak ihlalleri... Bunların hepsine bir arada bakmak çok etkileyiciydi.
İkinci olarak, mücadelenin kendisinin kutlanması ve bunun nesiller arası yanı çok önemliydi. 36 yıllık Mor Çatı ile henüz bir yıllık. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası yan yanaydı. Köylerden, Gökçeyazı’dan gelen kadınlar ile şehirli gençler bir aradaydı. Sürekliliğe önem verilirken yeni oluşumlara da alan açılıyordu. Shaharzad’ın çıkardığı ders çok kıymetli: Bizler çok zor alanlarda çalışıyoruz ve bazen sonuçları hemen göremiyoruz. O genç arkadaşın "Başarısız değiliz, buradayız" demesi bize şunu hatırlattı; mücadelenin kendisini kutlamak bir öz bakım ve güç toplama yöntemidir. Ne kadar zor olsa da o umuda ve enerjiye alan açmalıyız. Kutlamanın ne kadar birleştirici olduğunu dün tekrar gördük.
AVD: Şahane. Müzik ve şiir de vardı, oradan devam edebiliriz değil mi?
AGA: Evet, şunu da ekledi: Müzik ve şiirin bu kutlamanın bir parçası olması çok etkileyiciydi. Salondaki insanların bildiği ve herkesin eşlik ettiği şarkıların söylenmesinden de çok etkilendiğini belirtti. Sonra ben de hatırlattım; Kardeş Türküler'den Feryal Öney ile birlikte bir arkadaşımız, Selda vardı. Diğer arkadaşlar rahatsızlandıkları için gelememişler ama iki kişi sahneyi doldurdular. İran'daki son kadın mücadelelerinde simgeleşmiş bir şarkıyı Farsça seslendirdiler. Shaharzad da salondaki diğer İranlı aktivistlerle birlikte bu şarkıya katıldı. Çok etkileyici bir başlangıç oldu. Shaharzad, o şarkıyla başlandığı için kendisini orada çok "hoş gelmiş" hissettiğini söyledi. "Çocuklarıma eskiden bunu ninni olarak söylerdim; sonra o parça mücadelenin bir ifadesi oldu," dedi.
AVD: Müthiş. Tam da oradan devam edebiliriz. Evet, Shaharzad da bizi bir şiirle taçlandırdı, bize bir şiir hediyesi getirdi. Maryam Mehtra'dan bir şiir paylaştı. Bu şiirde kadınları; güzelliklerini, gözlerindeki ve ruhlarındaki ışığı geri çağırmaya davet eden sözler vardı. Şiir, ruhu tutsak eden şeyleri bırakmaktan ve kadınları yeryüzünün içsel görüsünü taşıyan varlıklar olarak hatırlamaktan söz ediyordu. Benim de sorum bununla ilgili olacak. Shaharzad’a şunu sormak istiyorum: Senin için edebiyat ve şiir, yaralı ya da susturulmuş iç dünyaların dönüşümüne nasıl katkıda bulunur? Sözler ve imgeler, siyasetin tek başına yapamayacağı neyi başarır?
-Shaharzad Akbar anlatıyor.-
AVD: Elimden geldiğince Shaharzad’ın bu güzel sözlerini tercüme etmeye çalışacağım. Shaharzad çok zor bir çocukluk geçirdiğinden bahsetti. Hem yoksulluk hem yerinden edilme hem de umutsuzluk içinde büyürken ailesine, edebiyata ve şiire çok tutunduklarını söyledi. Evde her zaman şiir okunur, kitap okunurmuş. "Belki bu zor zamanlarda şiir ve edebiyat bir kaçış gibi görülebilir ama ben hiç öyle görmedim," dedi. Tam tersine, edebi ve şiirsel metinlerden güç alıyormuş.
Çünkü bu metinler çok eskiden yazılmıştı; bazıları sözlü gelenekten geliyordu ve mücadelenin ne kadar kadim bir geçmişi olduğunu hatırlatıyordu. Mücadele hep vardı ve şiir üzerinden taşınan bu sözler, zorlukların bir şekilde aşılabildiğini gösteriyordu. Sadece mücadele hikâyelerini değil, "baş edebilme" hikâyelerini dinliyorduk. Ninniler ve türküler üzerinden taşınan bu sözler büyükannelerinin sözleriydi ve "Onlar yaptıysa ben niye yapamayayım?" diye düşündürüyordu.
Daha geniş bir bağlamda düşündüğümüzde; bazen bir şiir, koca bir politik manifestonun önüne geçebilir ve insanları harekete geçirebilir. Ayrıca şiir ve imgeler, sadece harekete geçirmekle kalmaz; bize "öz bakım" verir, mücadeleye devam etmek için gereken içsel gücü aşılar. Şiirin bu tarafı çok güçlüdür. O yüzden "şiirli kalalım" diyebiliriz. Başta paylaştığımız şarkının da söylediği gibi; şiirler üzerinden o umuda, gün doğumuna bakalım diye özetleyebilirim galiba.
AGA: Belki şunu da ekleyebiliriz: "Edebiyat ve kitaplar benim çocukluğumda da her zaman çok önemliydi. Çok sayıda çeviri eser de okuduk. Nazım Hikmet’i çok okuduk, Mahmoud Darwish’i (Mahmut Derviş) çok okuduk. Ve tabii Forugh Farrokhzad’ı (Furuğ Ferruhzad) çok okuduk." Özellikle İranlı ünlü kadın şair Forugh Farrokhzad bizim için çok önemliydi. Afganistan’da büyüyen neredeyse her genç kadının ilk keşfettiği kadın edebiyatçılardan biridir. O zor şartlarda bunları yazabiliyorsa "ben de yazabilirim" dedirten, ilham veren bir yanı vardı. Shaharzad onun etkisinden de özellikle bahsetti.
İsterseniz şimdi bir müzik molası verelim. Ondan sonra Shaharzad’dan bir şiir dinleyelim ve yürüttükleri şiir kampanyasından bahsedelim. Şarkımız: "Sarzamine Man".
AVD: "Sarzamine Man".
AGA: "Sarzamine Man", Darya Dadvar’dan geliyor.
AGA: "Sarzamine Man"; "memleketim", "yurdum" demekmiş. Stüdyoda dinlerken çok etkilendik, adeta ağladık. Sözlerini tam olarak anlamasak bile içimize, kalbimize çok dokundu. Ben Ayşe Gül; Aylin ile birlikte bugün "Hikâyenin Her Hali"nde sevgili Shaharzad Akbar ile birlikteyiz. Kendisi ünlü bir feminist ve insan hakları aktivisti; 2022 Hrant Dink Ödülü sahibi. Aynı zamanda dün SES Yılın Kadınları Ödül Töreni için Türkiye’ye geldi ve Femena adına bir ödül aldı. Femena ve Rawadari'nin birlikte yürüttükleri bir şiir kampanyası var, birazdan ondan bahsedeceğiz. Ama önce bu şarkıya dair Shaharzad’ın paylaşımlarını dinleyelim. Bu şarkıyı neden seçtiğini anlatıyordu, çok dokunaklıydı.
-Shaharzad Akbar anlatıyor.-
AGA: Teşekkür ederim Shaharzad, bu gerçekten çok dokunaklı bir paylaşımdı. Elimden geldiğince çevirmeye çalışayım: "Sarzamine Man"; "memleketim", "yurdum" demek aslında. Bu şarkıyı ilk besteleyen ve söyleyen kişi Afganistanlı bir sanatçı. Shaharzad bu şarkıyı çok uzun yıllar dinlemiş ve sevmiş. Taliban ilk kez yönetime geldiğinde Shaharzad ve ailesi Pakistan’da mülteci olarak yaşarken herkes bu şarkıyı bilir ve söylermiş.
Aslında çok hüzünlü bir ağıt bu. Büyük haksızlıklar ve adaletsizlikler karşısında acı çeken bir memlekete duyulan özlemi anlatıyor. Kahkahaların, hayatın çalındığı ama yine de yaşama tutunmaya çalışılan bir yurdu tarif ediyor. Shaharzad bu acılı parçayı özellikle sürgünde olan, yurdundan edilmiş herkes için çalmak istedi. Şarkının asıl yorumcusu İsveç’teki bir konserinde binlerce kişiyle birlikte ağlayarak sahneyi terk etmek zorunda kalmış; herkese bu kadar dokunan bir eser.
Darya Dadvar ise çok etkileyici bir İranlı müzisyen. Opera eğitimi almış, çok dilli bir sanatçı; Azerice, Kürtçe ve Farsça şarkılar söylüyor. Shaharzad, hem Afganistan hem İran’daki mücadeleleri selamlamak için onun yorumunu seçti. Ayrıca Shaharzad dün akşamki ödül töreninde çok duygulanmış; buradaki kadınların kendi yurtlarında bu mücadeleyi veriyor olmalarına büyük bir gıptayla baktığını söyledi. Kendi memleketinde olmayı ve orada direnebilmeyi çok özlediğini belirtti. Bu parçayı, dünyanın dört bir yanında sürgünde yaşayan tüm kız kardeşleri ve insanlık için paylaşıyoruz.
Shaharzad Akbar anlatıyor.
Shaharzad, bu samimi sözlerin için çok teşekkür ederim. Onlar gerçekten beni çok etkiledi. Ülkenden fiziksel olarak uzak olmana rağmen, mükemmel ve çok yaratıcı yöntemlerle mücadele etmeye devam ediyorsun. Şimdi tekrar şiirlere dönmek istiyoruz. Rawadari ve Femena ile birlikte yürüttüğünüz yeni bir kampanya var: Afgan Kadınları Kampanyası. Bundan bahsetmek ister misin?
Bunu da hızlıca özetleyeyim; Shaharzad'ın sözleri gerçekten çok dokundu, canlı program yapmanın da böyle bir duygusal yoğunluğu var. Ülkesinden uzakta olmasına rağmen hem yaratıcı yollarla hem de direngen gücüyle mücadelesini sürdürüyor. Rawadari ve Femena'nın yürüttüğü bu kampanya, yine şiiri merkeze alan ve #PowerToAfghanWomen (Afgan Kadınlarına Güç) etiketiyle büyüyen bir dayanışma hareketi. Şimdi Shaharzad detayları anlatacak.
Shaharzad Akbar: Teşekkürler. Evet, bu bir şiir ve ses kampanyası. Ağustos 2024'te Taliban, "Erdem ve Ahlak Yasası" adında yeni bir düzenleme getirdi. Bu yasa, kadınların kamusal alandaki neredeyse tüm varlığını suç sayıyor; buna kadın sesinin kamusal alanda duyulması (şarkı söylemek, yüksek sesle konuşmak veya şiir okumak) dahil. Yani kadınların toplum içinde konuşması imkânsız hale getirilmek isteniyor.
Buna karşı Afganistan'da cesur bir kadın sokaklara çıktı ve kendisini kaydetti. Yüzünü göremiyorsunuz ama sesini duyabiliyorsunuz; şarkı söylüyordu. Bu bizim için çok önemli bir andı. Femena ve Rawadari’deki arkadaşlarımızla bir araya gelip "Bu sese nasıl destek verebiliriz?" diye düşündük. Ve bu kampanya doğdu: Afganistanlı kadınlarla birlikte şarkı söylemek, şiir okumak ve bu kayıtları bize göndermek ya da sosyal medyada paylaşmak.
Bu çok basit bir eylem; herkes yapabilir. 1-2 dakikalık bir şarkı ya da şiir okuyup paylaşarak bu sessizleştirme çabasına karşı durabiliriz. Yemen'den Suriye'ye, Avrupa'dan Güney Amerika'ya dünyanın her yerinden çok büyük bir destek geldi. Bu bir dayanışma kampanyasına dönüştü ve devam ediyor. Herkese destekleri için teşekkür ederiz. Rawadari'nin web sitesinden kampanyayı takip edebilir, YouTube'daki "Power to Afghan Women" çalma listesinden paylaşılan videoları izleyebilirsiniz. Kendi sesinizi de ekleyip Afganistanlı kadınların durumuna dikkat çekebilirsiniz, bu harika olur.
AGA: Evet. 2024 yılında Taliban bir "Ahlak Kanunu" çıkarıyor ve bu kanunla kadınların kamusal alanda hem görünmemelerini hem de tamamen sessiz kalmalarını istiyorlar. Aslında bu, kadınları kamusal alandan tamamen yok etme operasyonu. Fakat buna karşı cesur bir Afgan kadın, yüzü görünmese de sokakta şarkı söyleyerek bu sessizliği bozuyor. Yüzü yok ama sesi var. Bunun üzerine Rawadari ve Femena'daki arkadaşlar yan yana gelip, "Biz de şarkılarımızı söyleyelim, şiirlerimizi paylaşalım ve bunları #PowerToAfghanWomen etiketiyle bir araya getirelim," diyorlar. Yemen'den Suriye'ye, Güney Amerika'dan Türkiye'ye kadar dünyanın her yerinden destek geliyor. YouTube'da da bu videoların toplandığı bir çalma listesi mevcut. Shaharzad, hepinizi gününüzün birkaç dakikasını ayırarak bu kampanyaya eşlik etmeye davet ediyor. Bu dayanışma gerçekten çok mutluluk verici.
AVD: Şarkı söyleyebilir, şiir okuyabilirsiniz. Hangi dilde olduğu önemli değil; herkes kendi anadilinde katkıda bulunabilir. #PowerToAfghanWomen etiketiyle paylaşım yapabilir ya da Rawadari’nin web sitesinden listeye ulaşabilirsiniz. Biz de bu adresleri Apaçık Radyo web sitesinde paylaşıyor olacağız. Evet, çok az zamanımız kaldı...
AGA: Belki bir şiir dinleyecek zamanımız vardır? Shaharzad, bize bir şiir okur musun?
Tabii ki, o zaman hızlıca okuyacağım. İlk şiir Saib-i Tebrizi’den (deşifrede Saif Farhani olarak geçen). Bu şiir, zalimlerle ve onların gaddarlığıyla ilgili. Şair diyor ki: "Eğer kılıçlarınızı zulüm için, gaddarlık (brutality) için kullanıyorsanız, bilin ki o kılıçlar bir gün paslanır ve yok olur." Bu şiir bana, Afganistan'daki, İran'daki, Filistin'deki ya da Türkiye'deki bu baskıların sonsuz olmadığını hatırlatıyor. Şimdi Farsça orijinalinden bir bölüm okuyorum:
Ham-rah-e nâ-kasân-e zamâne şomâ nîz bogzarat, Ey tîğ-etân çon eyze barâ-ye sitem darâz, İntî-ze senân-e şomâ nîz bogzarat. Zîn kârvânsarâ-yi basî kârvân gozaşt, Nâ-çâr kârvân-e şomâ nîz bogzarat.
(Anlamı: Bu devranın gaddarlarıyla birlikte sizin vaktiniz de geçip gider. Ey zulüm için kılıçlarını uzatanlar, sizin keskinliğiniz de geçer. Bu kervansaraydan nice kervanlar geçti; çaresiz, sizin kervanınız da geçip gidecek.)
Bir de çok kısa bir şiir, Rabi'a Belhi’den (Rabab-ı El-Khi olarak geçen). Kendisi Farsça şiir yazan ilk kadın şair olarak bilinir.
Farsça şiir yazan ilk kadın şair olarak bilinen Rabi'a Belhi'nin bu şiiri, değişimin ve geçip giden zamanın güzelliğiyle ilgilidir. Şiirde gökyüzünün çok kırmızı göründüğünden bahseder; tıpkı Leyla’nın yüzü gibi... Belki de Mecnun’un gözleriyle gökyüzüne baktığı içindir bu kırmızılık. Hepimizin ülkelerinde böyle güzel ve umut dolu değişimlerin yaşanmasını diliyorum.
AGA: Çok güzel... Shaharzad bizimle iki muazzam şiir paylaştı. Birinci şiir (Saib-i Tebrizi), baskıcı güçlere karşı bir duruştu; zulmün kılıçlarının bir gün paslanıp yok olacağını, bu karanlık güçlerin gelip geçici olduğunu hatırlatıyordu. İkinci şiir ise baharı, sevgiyi ve hayatın canlılığını kutluyordu.
AVD: Farsça şiir yazan ilk kadının kaleminden dökülen, renklerin canlandığı ve hayatın kutsandığı bir şiirdi. Shaharzad, "Ne zaman zora düşsem bu şiirlere dönerim," dedi.
AGA: Yani bu adaletsizlik ve baskılar, bulunduğumuz her yerde elbet geçecek ve bahar gelecek.
AVD: Bahar gelecek.
AGA: Buraya getirdiğin bu bahar havası ve inanılmaz aktivizmin için çok teşekkürler Shaharzad. Seni ağırlamak büyük bir onurdu. Shaharzad Akbar bize gerçekten baharı getirdi. Yürüttükleri o cesur mücadelenin önünde tekrar saygıyla ve şükranla eğiliyorum. Bize müthiş bir ilham ve umut verdiler.
Ne yazık ki zamanımız doldu. Programı bugün burada bitirmek zorundayız ama Shaharzad ile mutlaka tekrar program yapacağız. Yüreğine sağlık Shaharzad. Herkese çok sevgiler.
AVD: Sevgiler, selamlar.


