Kültürel Miras ve Koruma: Kim İçin? Ne İçin?'de Asu Aksoy ve Burçin Altınsay, mimar Özgür Deniz Emir ile Antakya’da depremden bu yana geçen üç yıl içinde şehrin kimliğinin ana unsuru tarihi sivil yapıları, mahalleleri, sokak dokularını yeniden hayata döndürmek için neler yapıldığını, bu kültür mirası varlıklarının şu andaki durumunu ve yaşama dönüşün başlayıp başlamadığını konuşuyoruz.
6 Şubat ve 20 Şubat 2023’te yaşanan ve 11 ili etkileyen büyük depremlerin üzerinden üç yıl geçti. Bu Şubat ayından başlayarak depremden etkilenen şehirlerde somut ve somut olmayan ögeleriyle kültür mirasımızın üçüncü yılda ne durumda olduğunu, tamir ve iyileşme yönünde nasıl bir yol alındığını veya alınmadıysa nedenlerini ele alan programlar yapacağız. Apaçık Radyo’nun Altın Saatler programında da depremin üçüncü yılı vesilesiyle programlar yapılmakta; bu programları da dinlemenizi öneririz.

Depremlerden en çok etkilenen ve özgün tarihi kent dokusu en çok tahrip olan Antakya şehri üzerine deprem ertesinde neredeyse bir yıl boyunca konuklarımızla konuşmuştuk ve üçüncü yıl değerlendirmelerimize de Antakya’dan başlıyoruz.

Depremler Antakya’nın sivil mimarisini, tarihi dokusunu, Meclis binası, camileri ve kiliseleri gibi anıtsal yapılarını, tarihi caddelerini yerle bir etti. Ne yazık ki deprem sonrasında enkaz kaldırma çalışmaları sırasında da özellikle sivil dokudan kalanların da yeterince belgelenemeden moloz muamelesi görerek kaldırıldıklarını gördük. Deprem sonrası süreçte kültür varlıklarının ayakta kalanlarının güçlendirilmesi ve az hasarlı binaların restore edilmesinden ziyade yeniden yapılmak üzere yıkılmaları yaklaşımının hakim olduğunu gördük.
Konuğumuz Özgür Deniz Emir, deprem öncesinde tarihi yapılarda restorasyon uygulamaları yapmakta olan bir mimar, depremin ardından da belgeleme ve yardım/hibe başvurularında çalıştı, pek çok sivil yapının belgeleme, rölöve çizimlerini yaptı. Kendisi, aynı zamanda bizim deprem sonrasında konuk ettiğimiz, bize Antakya’daki durumu yerinden anlatan kişilerden birisi. Şimdi ise kendisiyle Antakya Kentsel Sit alanı içinde restorasyon uygulamalarını ve tarihi yapıların üç sene sonra ne durumda olduğunu konuşuyoruz.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un geçtiğimiz günlerde yapmış olduğu açıklamadan Antakya’da depremden zarar görmüş sivil mimarlık örneği olan yapılar içinde 69 yapının projesinin hazırlandığını, 2025 yılı itibarıyla 28 yapının daha projelendirme sürecinin tamamlandığını öğrendik. Deprem öncesi rakamlarına göre, Antakya’nın tarihi kent kısmı içinde tescillenmiş 600’ü aşkın yapının bulunduğunu göz önüne alacak olursak, buradaki tarihi yapıların ayağa kaldırılması bakımından daha bir hayli yol alınması gerektiği ortada.

Depremi de orada yaşamış ve bütün bu sürecin içinde bulunmuş, halen aktif bir şekilde mimar olarak çalışan Özgür Deniz Emir’e geçtiğimiz üç yıl içinde tarihi yapılar için neler yapıldığını ve şu andaki tarihi yapıların, sokakların ve dokuların durumunu soruyoruz. Aynı zamanda kendisiyle konutlar, dükkanlar, kahveler, çarşılar, sokaklar gibi Antakya’nın kimliğini oluşturan unsurların nasıl ele alındığını; tescilli olmayan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kültür varlıklarına yönelik “yardım paketinde” geleneksel yapılar diye belirlenen (Antakya Koruma Amaçlı İmar Planı’nda “Çevre Uyumlu Geleneksel Yapılar”) taşınmazların bugünkü durumunu ve bu yapılarda yaşama dönüş başlamadığını da sorguluyoruz.


