İklim eylemine kamu desteği

-
Aa
+
a
a
a

İklim için eylem ve önlemlerin hızlandırılması, küresel GSYİH’yı artırabilecek.

Gezegenin Geleceği: 27 Mart 2025
 

Gezegenin Geleceği: 27 Mart 2025

podcast servisi: iTunes / RSS

Yeni yayımlanan bir araştırmaya göre, iklim için eylem ve önlemlerin hızlandırılması, mevcut politikalara kıyasla 2040 yılına kadar küresel GSYİH’yı %0,2 oranında artırabilecek. Araştırmanın sonuçları, Kasım ayında Brezilya’da yapılacak COP30 zirvesinin gündemini şekillendirmek üzere 40 ülkeden delegelerin Berlin’de Petersberg İklim Diyaloğu toplantısı için bir araya geldiği sırada açıklandı. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yapılan yeni analiz, iyi tasarlanmış iklim politikalarının yalnızca emisyonları azaltmakla kalmayacağını, aynı zamanda verimliliği, üretkenliği ve yeniliği artırarak, toplam çıktıyı, İsveç ekonomisinin büyüklüğüne eşdeğer bir miktarda artırabileceğini belirtti. Araştırmada, temiz enerji ve verimliliğe yatırım yapmanın, politika kaynaklı fiyat ve kullanım değişikliklerinin ekonomik etkilerini dengeleyerek üretkenliği ve yeniliği artırdığı, karbon gelirlerinin GSYİH’yı daha da artırabileceği ve iklim eylemine kamu desteği oluşturabileceği kaydedildi. Araştırma, bir yandan da iklim politikalarında belirsizlik yaşanmasının ise özel yatırımları erteleyebileceği ve bunun da 2030 itibarıyla GSYİH’yı %0,75 oranında düşürebileceği konusunda da uyarıda bulundu.

Türkiye’de kişi başına düşen karbon ayak izi yıllar içinde istikrarlı bir şekilde büyümeye devam ediyor

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre 2023’te enerji kaynaklı emisyonlar toplam emisyonun %73,8’ini oluşturdu. Bu oran, emisyonların yaklaşık 442,2 milyon tonunu tek başına enerji sektörünün ürettiğini ortaya koyuyor. Ülkenin toplam sera gazı emisyonu bir önceki yıla kıyasla %6,9 artarak 598,9 milyon ton karbondioksit (CO2) eşdeğerine ulaştı. Sera gazı emisyonlarında en büyük pay, her zamanki gibi enerji sektörüne ait oldu. 2023 yılında enerji kaynaklı emisyonlar toplam emisyonun %73,8’ini oluşturdu. Bu oran, emisyonların yaklaşık 442,2 milyon tonunu tek başına enerji sektörünün ürettiğini ortaya koyuyor. Enerji kaynaklı emisyonlar, 2022’ye göre %10,3 oranında artış gösterdi. Emisyonlardaki artışa rağmen, bazı sektörlerde düşüş de dikkat çekti. Endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı kaynaklı emisyonlar %1,4 azalarak 70,9 milyon tona geriledi. Atık sektöründeki emisyonlarda da kayda değer bir düşüş yaşandı; %12,2’lik azalmayla 14,1 milyon tona indi. Tarım sektörünün emisyonları ise %0,3’lük hafif bir artışla 71,8 milyon tona yükseldi. Kişi başına düşen sera gazı emisyonu ise 2023’te 7 tona ulaştı. Bu oran, 1990 yılında 4,1 ton ve 2022 yılında 6,6 ton olarak kaydedilmişti. Buna göre, Türkiye’de kişi başına düşen karbon ayak izi yıllar içinde istikrarlı bir şekilde büyümeye devam ediyor.

"Gediz’i disipline etmeden Körfez’deki kirliliği engelleyemezsiniz"

Cumhuriyet’ten Yusuf Körükmez’in haberine göre, Ege Bölgesi’nin en önemli su kaynaklarından biri olan Gediz Nehri, sanayi atıkları nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Kütahya’dan doğarak Uşak ve Manisa’dan geçerek İzmir Körfezi’ne dökülen Gediz, bölgenin can damarı olurken özellikle Salihli ve Turgutlu’daki sanayi kuruluşlarının ve İzmir Serbest Bölgesi’nde faaliyet gösteren fabrikaların bıraktığı atıklarla ölme noktasına geldi. Bir zamanlar içilebilen şu an kurbağanın bile yaşayamadığı nehrin dibi balçıklaşırken İzmir Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi ve Tarım, Orman ve Hayvancılık Komisyonu Başkanı Selçuk Karakülçe, “Bakanlık belli bir miligram düzeyinde PPM düzeyinde izinler veriyor. Bu hat üzerinde birçok fabrika ve adı konulmamış sanayi kuruluşları var. Güya suyu arıttılar, koydular. Ama bu kadar fabrikanın ürünleri, atıkları yan yana geldiğinde yeniden bir toksite oluşturuyor. Bunlar Körfez’e gediyor. AKP’liler ‘Körfez kirli” diyor, iyi de Körfez nereden kirleniyor? Gediz’i temizlemeden, Gediz’i disipline etmeden, Gediz’deki bu kirliliği önlemeden siz Körfez’deki kirliliği engelleyemezsiniz,” dedi.

"Marmaris'teki hukuksuzluğa sessiz kalamayız"

Marmaris Kent Politikaları Derneği, Muğla’nın Marmaris ilçesinde, bir otel ve devremülk projesinin ruhsatları iptal edilmesine rağmen çalışmalarına devam etmesine karşı 35 sivil toplum kuruluşu, meslek örgütü ve odalara birleşme kararı aldıklarını açıkladı. Marmaris Kaymakamlığı önünde 52 gündür nöbet tuttuklarını anımsatan yaşam savunucuları, yayımladıkları manifestoda ‘‘Bizler, hukuk zaferlerine rağmen durdurulamayan, İçmeler Mahallemiz, Kızılbük mevkiindeki inşai faaliyet karşısında ortak bir duruş sergilemek için bir aradayız’’ denildi. Açıklamada: ‘‘Marmaris, gücünü milli parkından, kıyılarından, ormanından ve endemik türlerinden alan tüm insanlığın ortak hazinesi olan bir turizm merkezi. Ancak, Kızılbük mevkiinde devam eden inşaat faaliyetleri, bu değerleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmakta. Hukuki mücadelede elde edilen kazanımlar açık ve net. Muğla İdare Mahkemeleri, projenin ruhsatlarının imar mevzuatına aykırı olduğunu, kıyı kanununa aykırı olduğunu ve ÇED süreçlerinin eksik işlediğini hükme bağladı. Bilirkişi raporları, projenin Marmaris Milli Parkı’na, kıyı ekosistemine ve bölgenin doğal dokusuna geri dönülemez zararlar verdiğini ortaya koymuştur. Tüm ruhsatlar iptal edilmiş, inşaat mühürlenmiş ve yıkım kararı alındı. Ne yazık ki, bu kararlara rağmen inşaat faaliyetleri çeşitli yollarla sürmekte; kıyılar doldurulmakta, milli park işgal ve tahrip edilmekte ve Marmaris’in altyapısı bu yoğun yapılaşmayı kaldıramayacak bir noktaya sürüklenmekte. Bizler, bu hukuksuzluğa sessiz kalamayız,'’ dendi.