Apaçık Radyo

Söz Yazarları: Jean-Loup Dabadie (III)

5 Ağustos 2026

Bu kapsamda da açılışı onun 1998’de Michel Sardou için kaleme aldığı Qu’est-ce que j’aurais fait moi ile yaptık.

Bu kapsamda da açılışı onun 1998’de Michel Sardou için kaleme aldığı Qu’est-ce que j’aurais fait moi ile yaptık. Parçada: “Onu yaşayanlar için üzgünüm ama asıl soru anne-babanın ne yaptığı değil bu kaybedilmiş savaşta, hayır sorun orada değil, beni asıl düşündüren şey, ben olsaydım ne yapardım” sözleriyle insanların gerçek karakterinin savaşın baskısı altında ortaya çıktığını vurguluyor ve bir anlamda “İkinci Dünya Savaşından sonra doğanlar, o yılları yaşamayanlar için doğru tarafı seçmek kolay” diyordu. Şarkının bu bakımdan Jean-Jacques Goldman’ın “ben o dönemde yaşasam hangi tarafta olurdum” diye soran 1990 tarihli Né en 17 à Leidenstadt adlı parçasını da akıllara getirdiği söylenebilir. 1981 ile 1998 yılları arasında Sardou için on altı parça kaleme almıştı Dabadie. Bunların çoğunun bestesi Jacques Revaux’ya aitti. İkiliyi bir araya getiren ilk parça olan 1981 tarihli Le Mauvais homme – Kötü adam piyasada adeta bir bomba etkisi yaratmıştı. Babalarının kim olduğu belli olmayan oğulların isyanını yansıtan parça: “Her şey aşk ve kan içinde başladı, Bir kadın beni bağırarak dünyaya getirdi, Saklamıştı beni, yüzüne bakmadan onunla sevişen bir erkeğin bahşişi gibi” dizeleriyle başlıyor ve bizi bir anda Dabadie’nin sevgi, melankoli ve belirsizliklerle dolu evreninden uzaklara taşıyordu. Bir akşam Comedie Française’de Brecht’in bir oyunun izlerken duyduğu can sıkıntısı sayesinde Sardou için yazmaya başlamıştı Dabadie ve böylece bir istasyon peronunda, bir akşam yemeği sırasında, Ile de Ré’deki ofisinde ya da bir takside, aklına ne zaman parlak bir fikir gelse onun için söz yazmaya devam etti. Bu şekilde de ortaya; Tous les bateaux s’envolent, T’es mon amie t’es pas ma femme ve Feminin comme gibi romantik parçaları da kapsayan birçok unutulmaz eser çıktı. Biz de şimdi ilk olarak Le Mauvais homme’un yepyeni bir düzenlemesini dinleyeceğiz Michel Sardou’dan 2011 tarihli bir canlı performans kaydıyla,  bunun ardından da annenin evi bir şekilde terk etmesinin ardından çocuklarıyla baş başa kalan bir babanın hikâyesini anlatan 1981 tarihli Les mamans qui s’en vont ile bizlerle olacak sanatçı.

Michel Sardou’dan dinledik, sözleri Jean-Loup Dabadie, besteleri ise Jacques Revaux imzasını taşıyan iki parçayı arka arkaya: önce Le mauvais homme, bunun ardından da Les mamans qui s’en vont. 1985’te, on yıllık verimli bir işbirliğinin ardından Pierre Delanoë ile arası açılan Michel, yeni albümü için dönemin bir başka önemli söz yazarı olan Jean-Loup Dabadie ile çalışmaya karar vermişti. İki sanatçı hâlihazırda birbirini iyi tanıyordu. Dabadie, Michel’in annesi Jackie’yle sahnede atıştığı “Maman” adlı  skecin yanı sıra az önce dinlediğimiz Le Mauvais homme ya da Les mamans qui s’en vont gibi şarkıları da yazmıştı daha önce. Dabadie’nin Sardou’nun yeni albümü için yazdığı parçalardan biri olan “Chanteur de jazz”ın öyküsü ise, Michel’in Jean-Loup’ya Jacques Revaux ve Jean-Pierre Bourtayre’in bestelemiş olduğu yeni bir melodiyi dinletmesiyle başladı. Michel, Dabadie’ye başlangıç için şarkının isminin yanı sıra “Madison’da, 5. Caddede ve Central Park’ta yürüdüm” dizesini verdi fakat Dabadie ona bunların Fransızca olmadığını, bu yüzden böyle bir şarkı yazılamayacağını söyledi. Michel ise anında “Umurumda değil, benim hissettiklerim bunlar” diye cevap verdi. Jean-Loup Dabadie daha sonra bu konuyla ilgili: “Michel haklıydı. Fransız dilinin geleneklerini çiğneme dehasını gösterdi. İşte şiir budur.” ifadesini kullanacaktı. Sardou’nun verdiği sözlerinden yola çıkan Jean-Loup, New York anılarını ve şehre ait klişeleri kullanarak şarkının metnini yazdı. Sardou daha sonra şarkının yazım süreciyle ilgili şöyle diyecekti: “Chanteur de jazz” yüksek tempolu, uzun bir metne sahip bir şarkı ve bu tür parçalar için Jean-Loup Dabadie en uygun kişi zira onda kelimeleri bestenin üzerinde uçurma yeteneği var. Bu kesintili melodi için uygun sözler bulamıyordum. Bebeğimi Jean-Loup’ya teslim ettim, bir gün beni aradı ve o ince sesiyle bana şarkıyı söyledi. Bitmek bilmeyen, inanılmaz yüksek tempolu, harika bir metin ortaya çıkmıştı.” Biz de şimdi single olarak yayınlandığında dört yüz binin üzerinde bir satış rakamına ulaşan bu parçayı dinleyeceğiz Michel Sardou’dan, bunun ardından da sözleri yine Dabadie imzalı, bir müzisyenin konserin sonunda seyircilere veda ederken yaşadığı duyguları dile getiren 1997 tarihli Salut adlı parçasını seslendirecek sanatçı.

Michel Sardou geldi Apaçık Radyo mikrofonlarına sözleri Jean-Loup Dabadie’ye ait iki parçayla: ilk olarak Chanteurs de jazz, bunun ardından da Salut. Açılışta bu haftaki programda ağırlıklı olarak Dabadie’nin kariyerinin seksenlerden iki binlere kadar uzanan döneminden bahsedeceğimizi belirtmiştim ama küçük bir flashback yapacağız şimdi ve 1974 yılına döneceğiz. O yıl Fransız sinemasının efsanevi aktörü Jean Gabin’in seslendirmesi için Maintenant je sais adlı parçayı kaleme almıştı Dabadie. Şarkının hikâyesi, yapımcı Denis Bourgeois’nın Cannes’da düzenlenen Midem şarkı fuarında, besteci Harry Phiilp Green’in But Now I Know adlı melodisini satın almasıyla başlamıştı. Bourgeois şarkının Fransızca uyarlamasını Gabin’in seslendirmesini istemiş ancak usta aktörü onu kibarca reddetmişti. Birkaç gün sonra şansını bir kez daha denemeye karar verdi Bourgeois ve Gabin’i arayarak: “Ben şimdi Jean-Loup’ya ne diyeceğim, sözleri o yazmıştı” dedi. Gabin bunu duyunca tavrını değiştirdi ve: “Eğer söz yazarı, Dabadie denen o çocuksa, o zaman dinlerim tabii” diye yanıt verdi yapımcıya. Buna karşın Dabadie’nin henüz olan bitenden haberi yoktu ve haliyle sözleri de kaleme almamıştı. Gabin’le ilk karşılaşmasını şöyle anlatıyor Dabadie: “Bundan bir ay sonra Neuilly’deki dairenin zilini çaldım, kapı açıldı ve kendimi ayağında terlikleriyle bir efsanenin karşısında buldum. Bu baştan aşağı gerçek Jean Gabin’di. Kafasında kasketi, soluk kahverengi güzel takım elbisesi, krem rengi gömleğinin üzerinde inci iğneli gri kravatı ve en sonunda kocaman terlikleri… Parçanın ilk versiyonunda küçük bir çocuğa hitap eden bir monolog yazmıştım. Gabin mırıldanarak çocuklarla bir alıp veremediği olmadığını ama sinemadaki gibi kendi üzerine yakın plan çekim yapmanın daha iyi olacağını söyledi.” Bu konuşmanın ardından evine dönen Jean-Loup “Maintenant je sais”nin yeni bir versiyonunu yazdı, Gabin metni onaylayınca kayıt için randevu alındı. Gerçek bir profesyonel olan Gabin’in: “Çocukken, üç elma boyundayken, Adam olmak için yüksek sesle konuşurdum, biliyorum, biliyorum, biliyorum derdim, Ve bugün, geriye dönüp bakınca, üzerinde bir ileri bir geri yürüdüğüm dünyaya, nasıl döndüğünü bilmiyorum hâlâ” sözleriyle başlayan parçayı kaydetmesi için iki deneme yetti ve 1974’ün Temmuz ayında piyasaya çıkan şarkı büyük bir ilgiyle karşılandı. Bundan kısa süre sonra Dabadie’ye telefon eden Gabin şarkının başarısından duyduğu mutluluğu ona: “Europe 1’de Top 50 programını dinlediniz mi? Hayır mı? O zaman oturun size bir şey söyleyeceğim. Johnny ve Pink Floyd’un ardından üçüncü sıradayım. Artık çocuklarımın gözüne girmişimdir herhalde” sözleriyle aktaracaktı. Biz de şimdi ilk olarak Jean Gabin’den dinleyeceğiz bu parçayı, bunun ardından da Line Renaud ve Julien Clerc, benzer bir temaya sahip olan 2010 tarihli La mémoire devetue ile bizlerle olacak.

İlk olarak Jean Gabin’den dinledik sözleri Jean-Loup Dabadie imzasını taşıyan Maintenant je sais’yi, bunun ardından da Line Renaud ve Julien Clerc, yine Dabadie tarafından kaleme alınan La memoire devetue adlı parçayla geldiler Apaçık Radyo mikrofonlarına. Enrico Macias’ın 2003’de piyasaya çıkan geri dönüş albümü Oranges ameres’in en fazla dikkat çeken iki şarkısının sözleri de yine Jean-Loup Dabadie imzasını taşıyordu. Enrico’nun doğduğu ülke olan Cezayir’e uzun yıllar sonra yapmayı planladığı yolculuğun politik nedenlerle engellenmesinden duyduğu acıdan ilham almıştı Dabadie şarkının sözleri için. Çocukluğunun renkleri ve kokuları Enrico’nun peşini hiç bırakmamıştı. Şarkılarında defalarca Constantine yakınlarındaki küçük Jemmapes köyünü; Arap-Endülüs müziği çalan kemancı babasını ve kayınpederi, şarkıcı ve müzisyen Cheikh Raymond’u anlatmıştı sanatçı. Raymond, 22 Haziran 1961’de, kızı Viviane’ın gözleri önünde, sokak ortasında öldürülmüştü ve bunun sonrasında Enrico ve ailesi Cezayir’i terk edip Fransa’ya göç etmeye karar vermişti. Le voyage adlı bu şarkıda da, Jean-Loup, Enrico’nun engellenen yolculuğu nedeniyle yaşadığı sarsıntıyı ve hayal kırıklığını sözlere dökerken keder içindeki Enrico, kısa bir süreliğine de olsa memleketine dönme umudunun tümüyle ortadan kalktığının farkına varıyordu. “Yapamadım bu yolculuğu, deliler kesti yolumu, oysa sadece düşlemiştim bulmayı, deliler gibi sevdiğim o diyarı” sözleriyle, Macias’ın yolculuğunu yasaklayan Cezayir otoritelerini de eleştiren şarkı, radyolarda adeta bir patlama etkisi yaratınca, oturduğumuz binanın da patlayacağından korktum diyor Jean-Loup’nun eşi Véronique, eşine adadığı Tant d’amour adlı kitapta ve “Bu hayatta yaşadığım en büyük dehşetlerinden biriydi diye ekliyor”. Bunun yanı sıra Enrico’nun Jean-Loup’nun ölümünden sonra ona gönderdiği bir nottan da söz ediyor kitapta. Şöyle demiş sanatçı söz konusu notta, Le voyage’ın sözlerinden de faydalanarak: “Eğer birbirimizi bu kadar sevdiysek ve şimdi ayrıysak, bunun nedeni senin gökyüzünde olman değil. Ben sadık kaldım, evet Jean-Loup’nun anısına sadık kaldım, dostluğumuza ve yeteneğinin tüm yönlerine sadık kaldım. Nezaketine, cömertliğine, birlikte attığımız o sayısız çılgın kahkahaya sadık kaldım. Sen gittin ama her zaman için kalbimde kaldın, benim ikiz kardeşim”. Biz de şimdi önce Le voyage’ı dinleyeceğiz Enrico Macias’tan, bunun ardından da yine aynı albümde yer alan sözleri Dabadie imzalı bir başka parça olan La rumeur’le bizlerle olacak sanatçı.

2020 yılında, seksen bir yaşında aramızdan ayrılan Dabadie, söz yazarlığı dışında gazetecilik, skeç yazarlığı, çevirmenlik ve senaryo yazarlığı da yapıyordu ve 1977-78 ve 79 yıllarında üst üste En İyi Senaryo dalında César ödülüne aday gösterilmişti. Bunun yanı sıra kariyeri boyunca Vincent Scotto, Jean-le Duc, Louis Delluc, SACEM ve Moliere ödüllerine de layık görüldü sanatçı ve 2009 yılında tüm kariyeri ve eserleri için Victoire de la Musique Onur ödülü, 2015’te de Legion d’honneur aldı. Önceki programlarda bahsetmiştim, Dabadie’nin söz yazarlığına başlamasında Serge Reggiani’nin rolü büyüktü, iki binli yıllarda Reggiani için yeniden söz yazmaya başladı Jean-Loup. Hatta Serge’in ölmeden önce kaydettiği son şarkı olan Le temps qui reste – Geriye kalan zaman da yine onun imzasını taşıyordu.  Ne kadar zaman kaldı / Yıllar, günler, saatler, ne kadar? Düşününce bunu / O kadar hızlı atıyor ki kalbim / Hayat vatanım benim / Daha ne kadar zaman / Ne kadar? Öyle seviyorum ki geriye kalan zamanı dizeleriyle başlayıp Orkestra durduğunda, ben şarkı söylemeye devam edeceğim / Uçaklar uçmadığında tek başıma uçacağım / Zaman durduğunda… seni hâlâ seveceğim / Nerede, nasıl bilmiyorum ama seni hâlâ seveceğim / Tamam mı? sözleriyle biten şarkı Reggiani’nin hayata ve sevdiklerine vedası anlamına geliyordu aynı zamanda.

Benzer İçerikler

Söz Yazarları: Jean-Loup Dabadie (II)
29 Temmuz 2026
Devrim Özkan
"Memleket" şarkıları
17 Ekim 2019
Devrim Özkan
Söz Yazarları: Jean-Loup Dabadie (I)
22 Temmuz 2026
Devrim Özkan
Söz Yazarları: Claude Lemesle (II)
2 Eylül 2026
Devrim Özkan
  -     
Canlı Yayın
Şimdiki
Sıradaki
Sıradaki
Sıradaki