Brigitte Bardot'nun ardından...

-
Aa
+
a
a
a

Fransız Öpücüğü’nde bu hafta, 28 Aralık’ta aramızdan ayrılan Brigitte Bardot’yu, sinema ve müzik kariyerine damga vuran parçalar eşliğinde andık

Brigitte Bardot

Brigitte Anne-Marie Bardot, 28 Eylül 1934’te, Paris’te varlıklı bir ailenin kızı olarak dünyaya gelmişti. Babası Louis Bardot, mühendislik eğitimi almış bir sanayici; annesi Anne-Marie Mucel ise sigorta şirketi müdürünün kızıydı. Çocukluğu, II. Dünya Savaşı sırasında Nazi işgali altındaki Paris'te geçti. İşgal yüzünden evde kapalı bir hayat sürmek zorunda kalan Brigitte, kaçışı dinlediği plaklar eşliğinde dans ederek buluyordu. Onun dans konusundaki yeteneğini fark eden annesi 7 yaşından itibaren bale eğitimi almasını sağladı. Paris Konservatuarı’nda dersler aldı ve ödüller kazandı. Bale, ona zarafet ve vücut disiplini kazandırdı ve gelecekteki ikonik duruşunun temelini attı. 1949’da, henüz 15 yaşındayken Elle dergisinin kapağında yer aldı. Bu, aynı zamanda hayatının dönüm noktası olacaktı. Kapak fotoğrafları, genç yönetmen yardımcısı Roger Vadim'in dikkatini çekti. Vadim'le tanışan Brigitte, ona âşık oldu. Ailesi bu ilişkiye karşı çıkıp evlenmelerine izin vermeyince on altı yaşındayken gaz ocağını açarak bir intihar girişiminde bulundu. Bu dramatik olay üzerine ailesi evliliğe razı oldu ve 20 Aralık 1952'de, 18 yaşındayken Vadim'le evlendi. Bu evlilik, aynı zamanda kariyerinin başlangıcı anlamına geliyordu. Vadim’in onu sinemaya yönlendirmesiyle ilk olarak 1952'de Le Trou Normand gibi filmlerde küçük roller almaya başladı. İlk yıllarda siyah saçlı, masum kızları canlandırırken ilk büyük patlamasını 1956'da Vadim'in yönettiği Et Dieu... créa la femme (Ve Tanrı Kadını Yarattı) filmiyle yaptı. Saint-Tropez'de çekilen filmde, özgür ruhlu, cinsel açıdan özgüvenli Juliette karakterini canlandırdı ve çıplak dans sahneleriyle olay yarattı. Film Amerika'da da büyük başarı elde ederken, Bardot da uluslararası seks sembolüne dönüşmüştü… 

1959’da, Simone de Beauvoir tarafından "kadın tarihinin lokomotifi" olarak tanımlanan Bardot’nun Roger Vadim’le olan evliliği, Ve Tanrı Kadını Yarattı filminin çekimleri sırasında Jean-Louis Trintignant'la yaşadığı aşk yüzünden sona erdi. Bunun sonrasında Brigitte, Trintignant'la iki yıl birlikte yaşayacak; bu ilişki de Gilbert Bécaud gibi başka maceralarla git gide daha karmaşık bir hale gelecekti. 1957'de Vadim'den boşanan Bardot, 1959'da, Babette s'en va-t-en guerre filminin setinde tanıştığı aktör Jacques Charrier'yle evlendi. Çiftin oğulları Nicolas-Jacques 11 Ocak 1960'ta doğarken anneliğe hazır olmadığını hisseden ve doğum sırasında evini kuşatan paparazzilerden bıkan Bardot’nun, ileride oğluyla ilgili: “Ben şişmiş vücudumda onu taşırken, o beni yiyen bir tümör gibiydi" ifadelerini kullanması büyük tepki çekti. Çift, fırtınalı bir evlilik sonrasında 1962'de boşanırken, küçük çocuğun vekâleti babasına verildi. Bununla birlikte Bardot, bu dönemde sinema kariyerinin zirvesindeydi. 1960’da Henri-Georges Clouzot’nun La vertié (Hakikat) adlı filminde rol alan oyuncu, 1962’de Louis Malle’in Vie privée (Gizli Hayat) adlı romantik dramasında Marcello Mastroianni’ye eşlik etmesinin ardından 1963’te Jean-Luc Godard imzalı Le Mépris'de (Nefret) Michel Piccoli ile birlikte kamera karşısına geçti. Yine bu dönemde, 1959’da Voulez-vous danser avec moi filminde Bardot’yla birlikte rol alan ve onunla ölümsüz bir dans sahnesine imza atan Dario Moreno, Jorge Veiga'nın 1960’da Portekizce sözlerle o yıl düzenlenen Rio Karnavalı için kaydettiği Brigitte Bardot adlı şarkının Fransızca uyarlamasını seslendirerek Bardot fenomenini şansona taşıyacaktı.  

La vérité’nin prömiyerinden birkaç hafta önce bir intihar girişiminde bulunan Bardot, ertesi yıl Michel Boisrond’un yönettiği Les amours celebres (Büyük Aşklar) adlı romantik filmde, Alain Delon’la birlikte ilk kez kamera karşısına geçti. Bu dönemde sık sık Marilyn Monroe ile karşılaştırılan Bardot, hayatlarındaki benzerliklerin ve şöhretin geçici doğasının farkındaydı. Bu nedenle Monroe’nun 4 Ağustos 1962’deki muhtemelen bir intihar sonucu ölümü onu derinden etkilemişti. Hatta ölüm haberini aldıktan sonra, panik içinde arkadaşı ve söz yazarı Jean-Max Rivière'e "Acaba bana ne olacak?" diye sormuştu. 1962’den 1963’e girilirken, izleyicilerin yeni yılını kutlamak için oyuncu, çeşitli yazar ve bestecilerin, özellikle de Gérard Bourgeois ve yeni tanıştığı ve kendisi için L'Appareil à sous şarkısını yazan Serge Gainsbourg'un besteleri üzerine sözlerini Jean-Max Rivière’in kaleme aldığı şarkıları seslendirmeyi ve Latin Amerika ezgileri eşliğinde dans etmeyi kabul eden Brigitte, böylelikle müzik kariyerine de başlamış oldu ve aynı yıl ilk albümünü piyasaya sürdü. Albümün dikkat çeken parçalarından biri de Bardot’nun 1958’de, Saint Tropez’de satın aldığı La Madrague adıyla bilinen ve zamanla tüm jet sosyetenin buluşma noktası haline gelen evi konu alan şarkıydı. Burada düzenlenen partilere katılan Jean-Max Rivière, La Madrague’dan bahseden bir şarkı yazmayı kafasına koymuştu.  Söz konusu şarkının hikâyesi ise 1962’de başladı. Bir akşam Paris’te, bir arkadaşıyla; sona eren yaz mevsiminden, ıssız plajlardan ve deniz kabuklarından bahsederken Rivière bu temanın La Madrague için yazmayı planladığı şarkıya uygun olduğunu fark etti. Bundan besteci Gérard Bourgeois’ya bahsetti ve böylece ortaya bu romantik melodi çıkmış oldu. İkili şarkı bitince Bardot’nun Saint Tropez’deki evine gidip parçayı gidip ona dinlettiler, BB de hiç tereddüt etmeden kaydetmeyi kabul etti ve 1963 yılının başında piyasaya çıkan La Madrague büyük beğeni toplayarak kısa sürede Fransa dışında da haklı bir şöhret edindi.

1964’te, Édouard Molinaro’nun Une ravissante idiote adlı filminde başrolü Amerikalı aktör Anthony Perkins’le paylaşan Bardot, o yılın 28 Eylül’ünde otuzuncu yaş gününü kutladı. Bu dönemde Brezilyalı film yapımcısı Bob Zagury ile bir ilişki yaşayan sanatçı, 1965’in ocak ayında, başrolünü Jeanne Moreau ile paylaştığı Louis Malle imzalı Viva Maria filminin çekimleri için Meksika’ya gitti. Yılsonuna doğru Fransa ve Amerika’da gösterime giren film eleştirmenlerden tam not alırken, Bardot’nun performansı yere göğe sığdırılamayacak, Paris Jour gazetesi: “Jeanne Moreau, Bardot tarafından ezilmiş” ifadelerini kullanırken L’avant-scène dergisinde: “Jeanne Moreau olağanüstü olsa da Brigitte Bardot ateşli bir kadın rolünde adeta göz kamaştırıyor ve itiraf etmek gerekir ki, rol arkadaşından bile daha çok dikkat çekiyor.” cümlelerine yer verilecekti.

Altmışların ikinci yarısında; kısa bir aşk hikâyesi de yaşadığı Serge Gainsbourg’un imzasını taşıyan Harley Davidson ve Bonnie and Clyde gibi parçalarla özgür, âşık, duygusal ve isyankâr kadın imajını pekiştiren Bardot, repertuarında bunun yanı sıra Jean-Max Rivière & Gérard Bourgeois ikilisinin imzasını taşıyan birçok şarkıya da yer verdi. Aralarındaki sanatsal uyumdan bağımsız bir şekilde, Gainsbourg’un eşsiz cazibesine kapılan Bardot, onunla olan ilişkisi hakkında: "Güzellik bir süreliğine baştan çıkarıcı olabilir. Bir anlık baştan çıkarma olabilir. Ama zekâ, derinlik, yetenek, şefkat çok daha önemlidir ve çok daha uzun sürer" ifadelerini kullanacaktı. 1967’de Gainsbourg’la birlikte ünlü Je t’aime moi non plus’yü kaydedenden ancak menajerinin tavsiyesi üzerine, dünya çapında bir skandalı önlemek amacıyla Gainsbourg'dan son anda söz konusu parçayı yayınlamamasını isteyen Bardot, kısa süre sonra başrolünü Sean Connery ile paylaştığı Shalako filminin çekimleri için İspanya’nın Almeria kentine giderek, bir anlamda Gainsbourg’la olan ilişkisine de noktayı koyuyordu. Bardot’nun kaydettiği Serge Gainsbourg imzalı parçaların en fazla tanınlarından biri, ikilinin birlikte seslendirdiği Bonnie and Clyde. Arthur Penn’in 1967’de gösterime giren aynı adlı filmden alınan ilhamla kaleme alınan parça, 1930’larda ABD’de birçok soyguna karışan ünlü çifti konu alıyor. Gainsbourg, bu psikedelik, kaderci ve ateşli aşk şarkısının girişindeki konuşmalı kısmını yazarken, Bonnie Parker'ın on altı kıtalık The Trail's End (Yolun Sonu) şiirinden ilham almış. Parker, bu şiiri 6 Mayıs 1934'te ailesiyle olan son buluşmasında annesine vermiş ve ölümünden sonra yayımlamasını istemiş. Çiftin birçok soygun ve on dört cinayet sonrasında öldürülmesin ardından da Bonnie’nin annesi Emma Parker’ın birçok gazeteye gönderdiği şiir, Bonnie ve Clyde’ın Hikâyesi adıyla yayınlanmış. Gainsbourg’un şarkısı da, tıpkı Bonnie Parker'ın söz konusu şiirinin son dizesinde belirttiği gibi Clyde Barrow ve Bonnie Parker'ın ölümleriyle sona eriyor.

1967’de Bardot’yla yaşadığı ayrılığı ardından, aşklarının anısına Initials B.B. adlı parçayı kaleme alan Serge Gainsbourg, şarkının bestesi için Dvořák’ın Yeni Dünya Senfonisi olarak bilinen 9. Senfonisinin birinci bölümünden, açılışında yer alan sözler içinse hem Charles Baudelaire’in Les Fleurs du mal (Kötülük Çiçekleri) adlı eserindeki bir şiirden, hem de Edgar Allan Poe’nun The Raven (Kuzgun) şiirinden esinlenmişti. Bardot kendisiyle 2011 yılında yapılan bir röportajda parçayla ilgili: “Ayrılığımızdan sonra, büyük bir çaresizlik içinde benim için Initials B.B.’yi yazdı. Bu, bir erkeğin bana yaptığı en güzel aşk ilanı olarak kaldı. Gazetelere manşet olan saldırganlıklarının ardında, Serge aslında narin ve kırılgan bir insandı” ifadelerini kullanacaktı.

1970’te L’ours et la poupée ve Les Novices gibi fazla ses getirmeyen filmlerde boy gösteren Brigitte Bardot, ertesi yıl Lino Ventura ile birlikte Robert Enrico’nun Boulevard du rhum adlı filmi için kamera karşısına geçti. Aynı yıl Claudia Cardinale ile birlikte Les pétroleuses (Frenchie Efsanesi) adlı western’de boy gösteren sanatçı, 1973 tarihli L'histoire très bonne et très joyeuse de Colinot Trousse-Chemise adlı komedi filminin çekimleri sırasında sinemayı bırakma kararı alacaktı. Mesleğini artık sevmediğini fark eden ve sette gördüğü ölüme terk edilmiş küçük bir keçiyi kurtaran otuz sekiz yaşındaki Bardot, bu tarihten itibaren kendini hayvan haklarını korumaya adadı. Bardot bu kararıyla ilgili: “Soyunma odamın aynasında kendimi şu sivri uçlu şapkalarım, fırfırlı eteklerim ve tuhaf aksesuarlarla görüyordum. Bu kılıkta ne işim vardı diye soruyordum kendime. Sinemada böyle mi yaşlanacaktım? Tam her şeyi bırakma isteğini en yoğun hissettiğim sırada gördüğüm o küçük keçi tetikleyici oldu” ifadelerini kullanacaktı. Bardot sinema kariyeriyle birlikte müzik kariyerini de noktaladı ve o tarihten sonra bir daha yeni bir şarkı kaydetmedi. Onun bu dönemde kaydettiği en dikkat çeken parçalardan biri, 1969’un son günlerinde ilk olarak Marcel Zanini tarafından kaydedilen Tu veux ou tu veux pas. Brezilyalı Wilson Simonal’in Nem Vem Que Não Tem adlı şarkısından Pierre Cour tarafından Fransızcaya uyarlanman parçayı kısa süre sonra Bardot da kaydetmiş ancak ilginç bir şekilde şarkının erotik olarak tanımlanabilecek sözlerine karşın, Zanini versiyonunun başarısına ulaşamamıştı. Bardot’nun kariyerinin son döneminde seslendirdiği bir başka parça da, 1973’te ellili yılların sonunda kısa bir ilişki de yaşadığı Sacha Distel’le birlikte kaydettiği Tu es le soleil de ma vie. Stevie Wonder'ın 1972 tarihli You Are the Sunshine of My Life'ından Jean Broussolle’ün yazdığı sözlerle Fransızcaya uyarlanan şarkıyı, Distel daha sonra Mirelle Mathieu ile birlikte de seslendirmişti.  

1973’ten itibaren hayatını hayvan hakları için mücadele etmeye adayan Bardot, ilerleyen dönemde yaptığı İslam karşıtı, ırkçı ya da homofobik olarak değerlendirilebilecek kimi açıklamalarla da bir hayli tepki gördü. Bu tip nefret söylemleri nedeniyle birçok kez mahkûm edilen ve para cezasına çarptırılan sanatçı, bunun yan sıra uzun yıllar boyunca Ulusal Cephe partisini ve liderleri Jean-Marie Le Pen ile Marine Le Pen'i destekledi. 1992’de Le Pen’in danışmanı Bernard D’Ormale ile evlenen BB, Marine Le Pen'i de "21. yüzyılın Jeanne d'Arc'ı" olarak ilan ederek onun göç karşıtı görüşlerini övdü. 2018'de #MeToo hareketini  "ikiyüzlü ve saçma" bulduğunu söyleyip cinsel taciz mağduru aktrisleri eleştirince yine tepki çekti. Tüm bunlardan dolayı, Bardot'nun mirası da bir hayli karmaşık bir hale geldi: bir yandan cinsel özgürlüğün ikonu olarak övülen, diğer yandan ırkçılık ve aşırı sağ bağlantıları nedeniyle ağır eleştirilere maruz kalan sanatçının ölümünün ardından birçok polemik yaşandı. Kendisi için Fransa'da bir ulusal tören gerçekleştirilmesi önerileri görüş ayrılıklarına yol açarken bir kesim savunduğu fikirler nedeniyle buna karşı çıktı, bir diğer kesimse sanatçı kimliğini öne çıkararak onu savundu. Neticede Elysée Sarayı aileye bir Ulusal Tören teklifinde bulunsa da aile üyeleri daha sade bir töreni tercih ettiklerini belirterek bu öneriyi reddetti. Böylelikle Bardot’nun cenaze töreni vasiyetine uygun olarak 7 Ocak'ta Saint Tropez’de gerçekleşti. Törene, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron çelenk gönderirken, cenazeye katılan isimler arasında Ulusal Cephe’nin meclisteki liderliğini yürüten Marine Le Pen’in yanı sıra Mireille Mathieu, Gérard Lenorman, Vincent Niclo ve Chico et les Gypsies grubu yer aldı.

Şarkıcı / YorumcuParça AdıAlbüm AdıSüre
Brigitte Bardot Un jour comme un autre Les 50 Plus Belles Chansons 2:19
Solange Berry Dis-moi quelque chose de gentil (Singing version) Et Dieu créa la femme 2:31
Dario Moreno Brigitte Bardot Best of Gold Dario Moreno 2:44
Jean Bonal Dominique La vérité 2:09
Brigitte Bardot Sidonie Sidonie 2:53
Brigitte Bardot La Madrague Les 50 Plus Belles Chansons 2:35
Brigitte Bardot L'appareil à sous Brigitte 1:30
Brigitte Bardot Invitango Les 50 Plus Belles Chansons 2:32
Brigitte Bardot & Jeanne Moreau Ah, les petites femmes de Paris Twist again au ciné 2:22
Brigitte Bardot Une histoire de plage Les 50 Plus Belles Chansons 1:51
Brigitte Bardot & Serge Gainsbourg Bonnie and Clyde Les 50 Plus Belles Chansons 4:15
Brigitte Bardot Harley Davidson Les 50 Plus Belles Chansons 2:29
Brigitte Bardot Tu veux ou tu veux pas Les 50 Plus Belles Chansons 2:30
Brigitte Bardot & Sacha Distel Tu es le soleil de ma vie Les 50 Plus Belles Chansons 3:06
Serge Gainsbourg Initials B.B. Initials B.B. 3:33