Cornell Üniversitesi’ndeki Toplu Tecavüz Üzerine Düşünceler
Cornell Üniversitesi’ndeki bir öğrenci birliğiyle kısa bir deneyimim olmuştu. O sırada lisenin son sınıfındaydım. Eski bir lise arkadaşımın yanında, bir hafta sonunu öğrenci birliği evinde geçirdim.
Cornell Üniversitesi’ndeki bir öğrenci birliğiyle kısa bir deneyimim olmuştu. O sırada lisenin son sınıfındaydım. Eski bir lise arkadaşımın yanında, bir hafta sonunu öğrenci birliği evinde geçirdim. Onun “kardeşleri”, uyuduğum kanepeden beni sürükleyerek yere indirdi ve yere bastırdı. Tişörtümü yukarı sıyırıp karnıma köpek maması döktüler. Ardından öğrenci birliğinin mastif cinsi köpeğini çağırıp, köpeği “beni yemesi” için kışkırttılar.
Eski sınıf arkadaşım Don Chartier ise araya girmektense “kardeşleriyle” arasını iyi tutmayı tercih etti. Bu yaşadıklarım beni üniversiteye başvurmaktan vazgeçirdi, lisede birlikte kros ve atletizm koştuğumuz bir arkadaşlığı bitirdi ve öğrenci birliklerine karşı içimde derin bir nefret bıraktı.
Elbette bu şaka, bir kadın öğrencinin maruz kaldığı bildirilen toplu tecavüzün yanında çok hafif kalır. Ancak bu da, bütün öğrenci birliklerinin içinden elektrik akımı gibi geçen aynı sadizm ve istismar kültürünün bir parçasıdır.
Bu erkeklere kapalı çevrelere kabul edilmenin yolu, zorbalığa uğramayı, aşağılanmayı ve onurunuzun elinizden alınmasını kabullenmekten geçer. Bu tür aşağılayıcı kabul ritüelleri, hiyerarşiye karşı durabilecek kadar özsaygısı ve bağımsızlığı olanları eleyip dışarıda bırakır. Amaç uyumu ve itaati güvence altına almaktır. Bu bir filtredir. Öğrenci birliğinin “kardeşleri” kendi kendini seçen bir gruptur. Kamusal aşağılanmaya ve bunun her yeni üye grubuna yeniden uygulanmasına karşı çıkacak gücü olanlar ise ayrılır.
Ülke genelindeki öğrenci birlikleri, tecavüz ve cinsel saldırı iddialarıyla sık sık gündeme geliyor. Öğrenci birliklerine üye erkeklerin tecavüz etme olasılığı, bu tür birliklere üye olmayan erkeklere kıyasla üç kat daha yüksek. Hem öğrenci birliği üyelerinin hem de üniversite yöneticilerinin çok iyi bildiği bu suçlar, bir sessizlik kültürü tarafından örtbas ediliyor.
Cornell Üniversitesi Başkanı Michael I. Kotlikoff — üniversitesi soykırımı protesto eden öğrencileri okuldan uzaklaştırırken, tecavüz işleyen öğrencileri cezai kovuşturmadan koruyor; böylesi hesaplaşma anlarında görmeye alıştığımız, reform konusunda bolca muğlak vaat içeren açıklamalardan birini yayınladı. Kuşkusuz şu sıralar büyük bağışçıları nezdinde hasar kontrolü yapmakla meşguldür; üstelik bu bağışçıların azımsanmayacak bir bölümü öğrenci birliği sisteminden gelmektedir.
Kotlikoff ve bu sürece dahil olan tüm yöneticiler görevden alınmalı. Tecavüzle suçlanan kişiler hakkında ceza davası açılmalı. Öğrenci birlikleri hakkında yürütülen ve üniversitelerin gizli tuttuğu disiplin soruşturmaları kamuoyuna açıklanmalı. Cinsel saldırıya karıştığı tespit edilen öğrenci birlikleri — ki bunların çoğu böyle çıkacaktır — kapatılmalı. Cinsel saldırı gerçekleştiren öğrenci birliği üyeleri ise — olayların üzerinden kaç yıl geçmiş olursa olsun — yargı önüne çıkarılmalı. Bu, yapılması gerekenlerin asgari düzeyidir. Ama Cornell’in bu asgari düzeye bile hiçbir zaman ulaşamayacağından eminim.
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki üniversiteler eğitimi tersyüz etmiş durumda. Akademik çalışmaya, sorgulamaya, özeleştiriye, ahlaki özerkliğe ve sanatsal ya da ezoterik ifade biçimleri arayışına — kısacası etik, yaratıcılık ve fikirler dünyasına — savaş açıyorlar. Müfredatı sansürleyen, profesörleri ve programları tasfiye eden varlıklı mezunların taleplerine göre hareket ediyorlar. Erkek öğrenci birliklerindeki elitizmi, ırkçılığı ve katı toplumsal cinsiyet rolleri anlayışını yeniden üretiyorlar. Bu, bir uyum ve hoşgörüsüzlük kültürüdür.
ABD’de eğitim, kolektif bir coşku arayışına indirgenmiş, düşünceden yoksun bir uğraşa dönüşmüş durumda. Öğrencilere, özdeğerin ve kendini gerçekleştirmenin bireysel bir aşkınlıkta değil; kalabalıklarda, kitlesel duygularda ve statüde bulunduğu öğretiliyor. Zenginliğin, ayrıcalığın ve iktidarın yüceltilmesine gereken saygıyı göstermeyenler ise ucube muamelesi görerek dışlanıyor.
Bilgi adına bilgiye karşı yürütülen bir savaştır.
C. Wright Mills ve Alan Wolfe’un “İktidar Seçkinleri” adlı eserlerinde yazdıkları gibi, “bilgi” artık “yaygın biçimde bir ideal olarak görülmüyor; bir araç olarak görülüyor. Güç ve servet toplumunda bilgi, güç ve servetin bir aracı olarak değer görüyor; elbette aynı zamanda sohbetlerde kullanılan bir süs olarak da.”
Dartmouth College’ın eski başkanı James O. Freedman, üniversitede kökleşmiş elitizm kültürüne, beyaz erkeklerin kendilerini ayrıcalık sahibi görme anlayışına, öğrenci birliklerine ve futbol kültürüne karşı mücadele etti. The Dartmouth Review, Yahudi olan Freedman’ı Hitler olarak tasvir eden ve onun Dartmouth’taki geleneksel muhafazakârlığa yönelik “Nihai Çözüm”ü hayata geçirdiğini öne süren bir kapak yazısı yayınladı.
Freedman, göreve başlama konuşmasında üniversiteye şöyle seslendi:
En büyük mutluluğu sınıf arkadaşlarıyla kurduğu dostlukta değil; tek başına şiir yazmakta, çello çalmayı ustalıkla öğrenmekte, matematik bilmecelerini çözmekte ya da Catullus’u çevirmekte bulan o sıra dışı öğrenciler için çekim gücümüzü artırmalıyız. Dartmouth’u, “başka bir davulun ritmine” yürüyen öğrenciler için; entelektüel ve sanatsal yaşama bağlılıkları öylesine güçlü olan yaratıcı yalnızlar ve cesur hayalperestler için sıcak ve kapsayıcı bir yer hâline getirmeliyiz ki, Prospero’nun Shakespeare seyircilerine hatırlattığı gibi, bazı insanlar için bir kütüphanenin “yeterince büyük bir dükalık” olabileceğini anlayabilsinler.
Bu, umutsuz ve yalnız bir mücadeleydi. Dartmouth değişime kapalı olduğunu gösterdi.
Dartmouth’taki bir öğrenci birliğinin eski üyesi Andrew Lohse, Rolling Stone dergisinde yayınlanan bir yazıya konu oldu. Yaşadığı aşağılayıcı kabul ritüellerini ve istismarı kamuoyuna açıkladığı için yalnızca öğrenciler tarafından değil, üniversite yönetimi tarafından da dışlandı.
“Üyesi olduğum öğrenci birliğinde, ‘kardeş’ olabilmeleri için adaylardan şunları yapmaları isteniyordu: kusmuk, idrar, dışkı, meni ve çürümüş yiyeceklerle dolu çocuk havuzunda yüzmek; kusmuktan yapılmış omletleri yemek; bardak bardak sirke içmek — bir vakada bu, adaylardan birinin kan kusmasına yol açmıştı —; diğer adayların kalça aralarından aşağı dökülen birayı içmek… ve bunlar daha yapılan istismarların yalnızca bir kısmıydı,” diye yazdı.
Öğrencilerin yaklaşık yarısının üyesi olduğu Dartmouth’taki 17 erkek öğrenci birliğini, 11 kadın öğrenci birliğini ve üç karma öğrenci evini; “yaygın zorbalık, madde bağımlılığı ve cinsel saldırı” kültürünü sürdürmekle, ayrıca kampüsteki sosyal hayata egemen olan “sarhoş edici bir nihilizmi” beslemekle suçladı.
“Dartmouth’ta öğrendiğim şeylerden biri — ve Dartmouth’taki pek çok erkek için psikolojik bir emsal oluşturan şeylerden biri — iyi insanların hiçbir neden olmaksızın birbirlerine korkunç şeyler yapabilmesidir,” diye yazdı. “Öğrenci birliği yaşamı, üniversitenin insani ve kültürel işlev bozukluklarının tam merkezinde yer alıyor.”
Futbol programlarını ya da Greek olarak adlandırılan öğrenci birliklerini hesap vermeye zorlamaya yönelik her girişim, üniversitelere prestij ve güç duygusu kazandıran kolektif kimliğe yönelmiş bir saldırı olarak görülür. Bu örgütleri sorgulayan ya da eleştiren herkes düşman muamelesi görür.
Bernard Lefkowitz, “Our Guys: The Glen Ridge Rape and the Secret Life of the Perfect Suburb / Bizim Çocuklar: Glen Ridge Tecavüzü ve Kusursuz Banliyönün Gizli Hayatı” adlı kitabında bu kültürün hastalıklı yapısını gözler önüne serdi. Lefkowitz, 1989 yılında New Jersey’nin Glen Ridge kasabasında, gelişimsel engeli bulunan 17 yaşındaki bir kızı bir bodrum katına götüren bir grup lise sporcusunu anlattı. Çocuklar kıza bir süpürge sapı ve beyzbol sopasıyla cinsel saldırıda bulundu. Saldırı ortaya çıktığında kasaba mağdurun değil, “bizim çocukların” etrafında kenetlendi.
Avukatı Thomas Giuffra’ya göre, Cornell’deki öğrenci birliği üyeleri tarafından uyuşturulup tecavüze uğradığını söyleyen kadın, açtığı hukuk davasını geri çekmesi için “birden fazla tehdit” aldı.
İş dünyası; futbolcuları, erkek öğrenci birliklerinin üyelerini ve kadın öğrenci birliklerinin üyelerini gözde çalışan adayları olarak görüyor. Öğrenciler; takıma katılmaya, ahlaki özerkliklerinden vazgeçmeye, kişisel aşağılanmayı kabullenmeye ve başkalarına da aynı aşağılamaları uygulamaya, kendilerine karşı çıkanları ya da kendilerinden farklı olanları küçümsemeye, hayatlarını açgözlülük ve kendini öne çıkarma üzerine kurulu çocuksu bir narsisizmle tanımlamaya ve tanık oldukları ya da bizzat karıştıkları suçlar karşısında sessiz kalmaya koşullandırılıyor.
Bu, tam da şirketlerin benimsediği ahlak anlayışıdır.
Egemen seçkinler, Greek öğrenci birliklerini ve üniversite spor programlarını, ülkeyi talan eden ahlaktan yoksun spekülatörler, bankacılar ve şirket çıkarlarının temsilcilerinden oluşan bir sınıfın yetiştirildiği alanlar olarak görüyor. Amaç, insanları kendilerini sürünün içinde eritmeye ve teknik ya da mesleki becerilerini sorgulamaksızın sistemin hizmetine sunmaya alıştırmaktır.
Bu tektipleştirici güçler, öğrencilere yerleşik varsayımları ve mevcut yapıları sorgulamanın öğretildiği beşeri bilimlere karşı düşmanca bir tutum içindedir. Beşeri bilimler, öğrencileri anlamlı bir yaşamın ve etik bir duruşun peşine düşmeye teşvik eder; bu duruş da şirketlerin ve ordunun aşıladığı, iktidara ve kâra yönelik kör ve faydacı itaate meydan okur.
Eğitimin amacı öğrencilere ne düşüneceklerini söylemek değil, nasıl düşüneceklerini öğretmektir. Amaç, onlara ahlaki seçim yapma ve bu seçim doğrultusunda harekete geçme yetisini kazandırmaktır.
Son cinsel saldırı vakası, Cornell Üniversitesi’ne yöneltilmiş ağır bir suçlama olduğu kadar, hepimize yöneltilmiş ağır bir suçlamadır.
- Chris Hedges'ın "Thoughts on the Mass Rape at Cornell University" adlı makalesi Nil Kayarlar Sarrafoğlu tarafından çevrilmiştir.
Benzer İçerikler
Amerika’nın Sermaye Sınıfı Hukuken Nasıl Hesap Vermez Hale Geldi?
Chris Hedges, Marie Gottschalk
Trump'ın Eğitime Açtığı Savaş
Chris Hedges
Amerika’nın İntihar Paktı
Chris Hedges
Cinsel Tacizden Çok Daha Fazlasını Hedef Alan Bir Kadın Ayaklanması
Chris Hedges