Veda Ritüeli’: İşaret Dili ile Erişilebilir ve Kapsayıcı Tiyatro
Sakat Muhabbet'te Alper Tolga Akkuş, İstanbul Tiyatro Festivali Programlama Yöneticisi Handan Uzal Dündar ile festivalin erişilebilirlik ve kapsayıcılık çalışmalarını, Engelsiz Bilet uygulamasını ve sağır tiyatro sanatçısı Ramesh Meyyappan’ın Veda Ritüeli oyununu konuşuyor; fiziksel tiyatronun olanaklarını, engelli sanatçıların sahnedeki görünürlüğünü ve kültür-sanat etkinliklerinde erişilebilirliğin önemini ele alıyor.
Alper Tolga Akkuş: Merhaba. Apaçık Radyo’ya, Sakat Muhabbet’e; sağlamcı zihniyetin kör topal muhalifine hoşgeldiniz. Ben Alper Tolga Akkuş ve bugün 28 Ekim 2026 Çarşamba.
İstanbul Tiyatro Festivali, 22 Ekim Perşembe günü başladı. Aslında siz dinlerken bir hafta olacak ama biz bu kaydı hemen bir gün öncesinde 21 Ekim'de alıyoruz. Konuğumuz da Tiyatro Festivali Programlama Yöneticisi Handan Uzal Dündar. Handan Hanım hoşgeldiniz. Nasılsınız, iyi misiniz?
Handan Uzal Dündar: Merhaba, çok teşekkür ederim. İyiyim. Siz nasılsınız?
A.T.A.: Bizler de iyiyiz. Handan Hanım, Sakat Muhabbet’e her zaman aynı soruyla başlarım: Handan Uzal Dündar kimdir? Bugüne kadar neler yapmıştır ve bir sakatlığı bulunuyor mudur? Söz sizde, buyurun.
H.U.D.: 1984 doğumluyum. 2010 yılından beri İKSV’de, 2011 yılından beri de İstanbul Tiyatro Festivali’nde çalışıyorum. Son dört yıldır festivalin programlama yöneticiliği görevini yürütüyorum.
Radyo, televizyon ve sinema mezunuyum. Bu alanda birkaç yıl çalıştıktan sonra 2010 yılında vakıfta çalışmaya başladım ve bugüne kadar geldim diyebilirim.
A.T.A.: Bir sakatlığınız var mı peki sizin?
H.U.D.: Evet, o soruyu unuttum. Hayır, yok.
A.T.A.: Hangi üniversite idi? Ben de iletişim fakültesi mezunuyum da o yüzden. Belki aynı okuldur, bilmiyorum denk gelir mi ama.
H.U.D.: Ege Üniversitesi. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezunum.
A.T.A.: Ben Marmara ama iletişim fakültesi olduğu için oradan bir okuldaşlığımız var sizinle.
H.U.D.: Evet. Ne güzel.
A.T.A.: Sizi nasıl konuk aldığımızı da dinleyicilerimizle paylaşayım ki benim için çok hoş bir şey: Sanıyorum iki hafta kadar önce İKSV’den çok nazik bir e-posta aldım. Sakat Muhabbet programı adına tiyatro festivalindeki bir oyuna ve bir atölyeye davet edildim. Çünkü bu oyun, erişilebilirlik kapsamında yer alıyordu. O oyun da bu haftaki temamız olan Veda Ritüeli ve oyunun oyuncusunun düzenleyeceği Fiziksel Tiyatro Atölyesi.
Bunları konuşacağız ama Sakat Muhabbet’te müzik arasına kadar sohbet ediyor, müzikten sonra temaya giriyoruz.
İstanbul’da yaşarken de İKSV’nin etkinliklerinde Engelsiz Bilet uygulaması olduğunu fark ediyordum. Tiyatro festivali dışında da her etkinlikte var diye biliyorum. Bu bilgim doğru mu?
H.U.D.: Doğru, evet. Bütün İKSV etkinliklerinde geçerli.
A.T.A.: Peki, Engelsiz Bilet uygulamasından ne kadar yararlanılıyor? Kaç izleyici geliyor ya da size bu konuda sorular yöneltiliyor mu? Engelli sanatseverlere bu konuda ne söylemek istersiniz?
İKSV ENGELSİZ BİLET UYGULAMASI
H.U.D.: Aslında bu, çok uzun yıllara dayanan bir uygulama ama kapsamı ve bilinirliği bizim tarafımızdan da yeterince geliştirilememişti. Bu tarz konuları her zaman çok yönlü düşünmek ve değerlendirmek gerekiyor. Yani Engelsiz Bilet’i aldıktan sonra uygulamanın nasıl gerçekleştiği, engelli birinin mekâna ulaşımı, geldiğinde oturacak yerinin olup olmadığı gibi sorular da beraberinde geliyor. Dolayısıyla bambaşka bir altyapı geliştirmek gerekiyor. Sadece Engelsiz Bilet’i temin etmek yeterli olmuyor tabii ki.
Fakat biz 2026 yılından bu yana İKSV’nin erişilebilirlik ve kapsayıcılık projelerini 360 derece ele almaya başladık. Engelsiz Bilet uygulamasını nasıl daha etkili ve bilinir hâle getirebileceğimiz konusunda çalışmalar yürütüyoruz. Bu, sonu olmayan ve sürekli iyileştirilmesi gereken bir süreç. Bunun da farkındayız.
Engelli izleyicilerimiz, kendileri ve eşlikçileri için zaten %50 indirimle bilet satın alabiliyorlardı. Ancak burada bir iyileştirme yaptık. Bir yıldır Alternatif Yaşam Derneği’nden danışmanlık alıyoruz. Web sayfamızdaki Engelsiz Bilet talep formu üzerinden satış ekibimize ulaşan kişilerle birebir iletişim kuruyoruz. Herkesin kendi ihtiyaçlarına yönelik sorularını yanıtlamaya, önceden bazı bilgileri paylaşmaya ve etkinliğin içeriğinin, izleme ve deneyimleme biçiminin kendileri için uygun olup olmadığını değerlendirmelerine yardımcı olmaya çalışıyoruz. Böylece süreci daha akıcı hâle getirmeyi amaçlıyoruz.
Aslında bu kısım yeni. Engelsiz Bilet uygulaması vardı ama ihtiyaçları değerlendirerek birebir iletişim kurmaya bu yıl başladık.
A.T.A.: Satış ekibi derken, oraya ulaşanlar telefonla mı iletişim kuruyor, yoksa internet üzerinden bir sayfa mı kullanıyor?
H.U.D.: Web sayfamızda, “Bilet Al” butonunun hemen yanında, herkesin kolayca görebileceği “Engelsiz Bilet” sekmesi bulunuyor. Bu sekmeye tıkladığınızda karşınıza bir form çıkıyor. Formda hangi etkinlikle ilgilendiğiniz, o etkinlik için kaç bilet almak istediğiniz ve bizden talep edebileceğiniz ek bilgiler yer alıyor. Tekerlekli sandalyeyle mi geleceksiniz, eşlikçiniz var mı, işitme sorununuz nedeniyle ön sırada mı oturmak istiyorsunuz gibi ihtiyaçları topladığımız bir veri tabanı oluşturuyoruz. Bu talepler bize ulaştıktan sonra ekibimizden biri, formu gönderen kişilerle iletişime geçiyor.
A.T.A.: Anladım. Alternatif Yaşam Derneği dediniz. Orada Ercan Tutal var. Benim de çok sevdiğim, yakın bir dostumdur. Geçen hafta Bursa’daki etkinliği Sakat Muhabbet’te ele almıştım. Ercan abi de oradaydı. Buradan ona da selam olsun.
Handan Hanım, programın ortalarında bir müzik aramız oluyor ve müziği konuğuma soruyorum. Sizin bir seçiminiz var mı? Şimdi ne dinleyelim?
H.U.D.: Bu sabah kafamda bu şarkıyla uyandım diyebilirim. Joan as Police Woman’ın sevdiğim bir şarkısı var, "What Would You Do". Onu dinleyebiliriz.
A.T.A.: Sakat Muhabbet devam ediyor. Bu hafta konuğumuz, İstanbul Tiyatro Festivali Programlama Yöneticisi Handan Uzal Dündar.
Handan Hanım’la ilk bölümde Engelsiz Bilet uygulaması hakkında detaylı bilgiler aldık. Ancak asıl konumuz, Tiyatro Festivali’nde 7 ve 8 Kasım tarihlerinde İskoçya’dan gelen, aslen Güney Asyalı Ramesh Meyyappan’ın sahneleyeceği Veda Ritüeli oyunu.
Bu oyun Sakat Muhabbet için neden önemli? Çünkü Ramesh Meyyappan sağır bir tiyatro sanatçısı ve anladığım kadarıyla sessiz bir oyun sahneliyor.
Bu arada, geçen yıl Tiyatro Festivali’nde Hamlet oyunu da sahnelenmişti. Down sendromlu bir oyuncu da rol alıyordu. Ben de o sırada İstanbul’daydım. Festivalin bu alandaki çalışmalarına destek olan sponsor firmada çalışan bir arkadaşım var. Radyoda olduğumuz için isim veremiyoruz tabii ama bana, “Alper, ben bile bilet bulamadım. Sen nasıl bulacaksın?” demişti. Oyunun ne kadar ilgi çektiğini buradan anlayabilirsiniz. Sonradan okuduğum kadarıyla da çok iyi geçmişti.
Handan Hanım, önce Tiyatro Festivali’nin erişilebilirlik ve kapsayıcılık programını konuşalım. Ardından Veda Ritüeli oyununa ve atölyeye geçeriz.
İstanbul Tiyatro Festivali Erişilebilirlik ve Kapsayıcılık Programı
H.U.D.: Tamam, kısaca özetlemeye çalışacağım: Geçtiğimiz yıl erişilebilirlik ve kapsayıcılık projelerimize başlamanın gerekli olduğunu düşündük. Biraz önce sizin de bahsettiğiniz sponsorumuzun desteğiyle bu yola çıktık. Biz buna partnerlik diyoruz çünkü bu, uzun soluklu ve sürdürülebilir olması gereken bir süreç.
Finansal destek gerekiyor Alper Bey, bunu yadsıyamayız. Bazı hayalleri gerçekleştirmek, büyük ve sürdürülebilir adımlar atmak için finansal destek şart. O bakımdan sponsorumuzun bizimle birlikte bu yolu yürümeye niyet etmesi çok kıymetli. Kültürel etkinlikler dünyasında finansal kaynakların yetersizliği ve gerekliliği yadsınamaz bir gerçek. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum.
Geçtiğimiz yıl Hamlet’i temkinli adımlarla ilerlediğimiz bir pilot proje olarak düşündük.
18. İstanbul Bienali’nde görme farklılığı olan bireyler için dokunsal turlar, sağır bireyler için işaret dili desteği sağladığımız turlar gerçekleştirdik. O yıl özellikle bienaldeki çalışmaları Erişilebilir Her Şey’in danışmanlığında yürüttük.
Tiyatro Festivali’nde ise Peru’dan gelen, Down sendromlu oyuncuların rol aldığı Hamlet’i programımıza aldık. Bu bizim açımızdan çok kıymetliydi çünkü gerçekten büyük bir farkındalık yarattı. Ancak sadece farkındalık yaratmak yetmiyor. Bunun çevresini de 360 derece düşünmek gerekiyor.
Bu yola çıkıyorsak sahneyi, ekiplerimizi ve operasyonel süreçlerimizi nasıl iyileştirebileceğimizi düşünmeye başladık. Biraz önce bahsettiğim Engelsiz Bilet uygulaması da buna dahil.
Bu yıl Ercan Bey’in desteğiyle kurum içinde bir erişilebilirlik ve kapsayıcılık manifestosu hazırladık. Kurum içi eğitimler verildi. Bu yola çıkarken ne düşündüğümüzü, neler yapacağımızı ve uzun vadeli adımlarımızı konuştuk, planladık.
Hamlet gerçekten başlamak için çok etkileyici bir projeydi. Dediğiniz gibi çok ilgi çekti. Her şeyden önce çok iyi bir Hamlet yorumuydu. Çünkü festivalde öncelikle sanatsal niteliği yüksek yapımları izleyiciyle buluşturmaya dikkat ediyoruz. Farkındalık yaratması elbette çok önemli ama ödün vermek istemediğimiz nokta, öncelikle çok iyi bir oyun olması. Birazdan detaylarına gireceğimiz Veda Ritüeli de kendi alanının ve türünün en iyi örneklerinden biri.
Geçtiğimiz yıl Down sendromlu oyuncular olduğu için Türkiye Down Sendromu Derneği ile çalıştık. Dernekten danışmanlık aldık ve istihdam projelerini kendi ekibimize dahil ettik. Down sendromlu bireyler festival ekibinde yer alarak bilet kontrolü gibi görevler üstlendiler.
Sürecin başarılı olduğunu görünce bu yıl da devam ettik. Önce Müzik Festivali’ne taşıdık, şimdi yeniden Tiyatro Festivali’nde sürdüreceğiz.
Buradaki amacımız küçük, güvenli adımlarla ve her seferinde üzerine koyarak ilerlemek. Birden çok büyük adımlar atmanın bizi zorlayabileceğini ve yanlışlara sürükleyebileceğini düşünüyoruz. Bu süreci uzun soluklu kılmanın en doğru yolu, küçük ama sağlam ve güvenilir adımlarla ilerlemek.
Türkiye Down Sendromu Derneği’nin danışmanlığında bir de atölye gerçekleştirdik. Peru’dan gelen ekiple derneğin üyelerini bir araya getirdik ve birlikte bir dans atölyesi yaptılar.
Derneğin zaten Dans+1 adında bir dans topluluğu vardı. Festivalin açılışında Dans+1, Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin fuayesinde sahne aldı. Bizim için çok güzel ve unutulmaz anlardı.
Ardından aileler buluştu. Peru’dan gelen tiyatro ekibiyle Dans+1 üyelerinin ve atölye katılımcılarının aileleri bir araya gelerek sohbet ettiler. Başka ülkelerdeki deneyimleri görmek, Down sendromlu bir bireyin tüm dünyayı dolaşabildiğine tanıklık etmek aileler için çok heyecan verici ve motive ediciydi.
Dolayısıyla yalnızca oyunu sahneleyip iki gün gösteri yaptıktan sonra ayrılmak yerine, bunun çevresinde başka neler yapabileceğimize bakıyoruz.
Bu bakımdan çok başarılı bir süreçti. Keşke siz de bize ulaşsaymışsınız, oyunu görmenizi çok isterdim. Neyse ki bu yıl sizinle temas kurmuş olduk. Bundan sonra kopmayacak bir bağımız olacağını düşünüyorum.
Geçtiğimiz yılın başarısının ardından Ramesh Meyyappan’ı davet etmeye karar verdik. Aslında kendisini zaten düşünüyorduk. Edinburgh Festivali’nde bir yapımını görmüştük. Bu kez o yapımı değil, alanında çok iyi bir fiziksel tiyatro oyuncusu olduğu için Ramesh Meyyappan’ı başka bir oyunuyla davet ettik.
Bu sefer de Veda Ritüeli kapsamında işaret dili konusunu ele aldık. Sağır bireylerin oluşturduğu konfederasyonlar, dernekler ve gruplarla geniş bir iletişim kurarak bu konuyu gündemimize aldık diyebilirim.
A.T.A.: Geçen yıl Down sendromlu oyuncularla Hamlet sahnelenmiş ama bunun dışında pek çok etkinlik de gerçekleştirilmiş. Anladığım kadarıyla İKSV için yalnızca oyunu sahnelemek yeterli değil. Bunun çevresinde başka etkinlikler de düzenleniyor. Bu yıl da Ramesh Meyyappan’ın Veda Ritüeli oyununun yanı sıra bir Fiziksel Tiyatro Atölyesi var.
Sizden duyduktan sonra bu konuyu biraz inceledim. Pandomim ve kukla oyunları da bu kapsama giriyor galiba. Çok kabaca, sözün olmadığı, bedensel anlatıma dayalı bir tiyatro diyebiliriz. Peki, bu atölyede neler yapılacak? Bu yılki festivalde Ramesh Meyyappan’la nasıl bir çalışma gerçekleştirilecek?
Fiziksel Tiyatro Atölyesi
H.U.D.: Doğru, tam olarak öyle. Ramesh, sözün dışında pek çok farklı unsur kullanarak eserlerini üretiyor. Pandomim, mim, sirk, projeksiyon, kukla, bazen de illüzyon... O anki işin ihtiyacı neyse ondan yararlanıyor. Bedenini inanılmaz etkili kullanıyor. Bazı işlerinde ışık kullanımı çok güçlü ve güzel bir illüzyon yaratabiliyor.
Ramesh aynı zamanda İskoçya’da konservatuvarda görsel ve fiziksel tiyatro alanında eğitmenlik yapıyor. Atölyelerinin de çok verimli geçtiğini duyduk. Ben kişisel olarak bir atölyesine katılmadım ama burada katılımcılar arasında bir karma oluşturmaya çalıştık. Türkiye’den hâlihazırda fiziksel tiyatroyla ilgilenen profesyonel uygulayıcıları, oyuncuları ve yönetmenleri, işitme engeli olan ve amatör düzeyde de olsa tiyatroyla ilgilenen kişilerle bir araya getirmeyi amaçladık. Çünkü Ramesh’in eserleri yalnızca sağır ya da yalnızca duyan bireyler için üretilmiyor. Her iki grubun da aynı anda izleyebilmesi için tasarlanıyor. Dolayısıyla bu kapsayıcılığı atölyeye de yansıtmaya çalıştık. Çok verimli geçeceğini düşünüyorum.
Bir de şunu eklemek istiyorum: Oyunun ardından Ramesh’le kısa bir soru-cevap bölümü gerçekleştireceğiz. Kendisinden sanatsal pratiğini, eserlerini nasıl ürettiğini ve sağır bir oyuncu olarak deneyimlerini paylaşmasını isteyeceğiz. Çünkü bu tür deneyimler başkaları için gerçekten ilham verici olabiliyor.
A.T.A.: Başta da söyledim, sağ olun, beni hem oyuna hem de atölyeye davet ettiniz. Hatta davet ederken arkadaşlar, “Bu atölyede uzun süre ayakta kalmanız gerekebilir. Bedensel durumunuz buna uygun mu?” diye sordular. Sakatlar için bu tür bilgileri önceden almak çok güzel. Çünkü genellikle “Hallederiz, olur, biter” deniyor ama sonrasında sorun yaşayabiliyoruz. Biz her şeyi detaylıca konuştuk.
Ben de bir baston sandalye edindim. Artık onu açıp oturabiliyorum. Benim için çok yeni bir deneyim. Hatta Bursa’daki etkinlikte bundan söz edince kör arkadaşlarım çok heyecanlandı. “Bizim beyaz bastonumuza da böyle bir şey yapılabilir mi?” diye sordular. Çünkü kör oldukları için bankları göremiyorlar ve yorulduklarında dinlenecek bir yer bulmak için birine sormaları gerekiyor. Bağımsız yaşayabilmek için kendi ihtiyaçlarımıza uygun çözümleri de artırmamız gerekiyor.
Veda Ritüeli oyununa biraz baktım. Aslında babasıyla ilgili bir durumu anlatıyor. Ben de benzer bir deneyim yaşadım. Sakatlık böyle bir konu. Anneler her koşulda sahip çıkıyor ama babalarla ilgili sıkıntılar yaşanabiliyor. Benim kendi deneyimimde de vardı bu.
Peki, Veda Ritüeli oyunu hakkında neler söyleyebilirsiniz? Bir de atölyede yer kalmadığını gördüm. Oyunda hâlâ yer var mı? İzleyicilerin katılma şansı bulunuyor mu? Bunların da bilgisini alalım.
Veda Ritüeli Oyunu
H.U.D.: Öncelikle oyunda yer olduğunu söyleyerek başlayabilirim. Bugün kaydı aldığımız sırada biletlerin mevcut olduğunu biliyorum. Yayınlandığı anda tükenmiş olursa beni affetsinler. Çünkü festival yaklaştıkça bilet satışlarında bir artış oluyor ve bu tür bilgiler anlık olarak değişebiliyor.
Atölyenin kapasitesi ise 20 kişiyle sınırlıydı. Daha verimli geçebilmesi için eğitmenin belirlediği sayıda katılımcı olması gerekiyor. O nedenle bir noktada kayıtları durdurmak zorunda kaldık. Ama söylediğiniz doğru, oyunun karakteri Arjin, babasıyla bir tür kültürel çatışma yaşıyor. Babasının inandığı dine ve kültürüne kendini yakın hissetmiyor. Babası da işaret dilini hiçbir zaman öğrenmediği için oğlunu yeterince anlamıyor. Arjin kendini anlaşılmış hissetmiyor ve ülkesinden ayrılarak başka bir ülkeye göç ediyor.
Bu arada Ramesh her zaman bu eserin kendi otobiyografik hikâyesi olmadığını söylüyor. Elbette kendi hayatından esinlenmeler var. Hatta eseri babasını kaybettikten sonra yazıyor. Yönetmen de İskoçyalı ve tesadüfen o da babasını kaybettikten sonra bu işi birlikte üretiyorlar. Çok hoş bir tesadüf olarak Ramesh’in ve yönetmenin aynı yaşlarda çocukları var. Aynı dönemde babalarını kaybediyorlar. Dolayısıyla hem oğullarıyla kurdukları ilişki hem de babalarıyla kurdukları ya da kuramadıkları ilişki üzerinden ortak bir üretim alanında buluşuyorlar. Bu da tam pandemi dönemine denk geliyor.
Oyunda ise babası vefat edince Arjin ülkesine geri dönüyor. Kendi bildiği ve istediği biçimde babasına veda etmek için bir ritüel oluşturuyor. Üstelik ülkesine oğluyla birlikte dönüyor. Bu yolculuk, kendi oğluyla olan ilişkisini de yeniden değerlendirmesini sağlıyor. Çok duygusal bir hikâye ve sizin de söylediğiniz gibi herkesin kendinden bir şeyler bulabileceğini düşünüyorum. Çünkü hep söylüyorum, iletişim çağında yaşıyoruz. Birbirimizle iletişim kurabilmek ve birbirimizi anlayabilmek için elimizde pek çok araç var. Teknoloji bu kadar gelişmişken gerçekten birbirimizi anlıyor muyuz? Bu oyun üzerine konuşurken bu soruyu çok düşündük. Ya da kelimeler ağzımızdan çıktıktan sonra karşı taraf tarafından ne kadar anlaşılıyor? Karşımızdaki kişi bizi anlamaya ne kadar niyet ediyor? Acaba mesele yalnızca işaret dilini öğrenmemek mi? Bütün bunları kendi aramızda çok konuştuk. İzleyicilerin de bu soruları sormasını ve üzerine düşünmesini, konuşmasını diliyoruz.
A.T.A.: Geçen yıl Hamlet, bu yıl Veda Ritüeli... Üstelik İstanbul Tiyatro Festivali bu yıl 30. yaşını kutluyor. Bundan sonraki yıllar için de çalışmalara başlamışsınızdır. Tabii bu işler bitmiyor, her yıl devam ediyor.
Hem son sözlerinizi alalım hem de erişilebilirlik ve kapsayıcılık alanındaki yeni hedeflerinizi konuşalım. Ben de merak ediyorum çünkü dünyada sakatlık ve tiyatro alanında neler yapıldığını çok bilmiyorum. Bu tür programlar bizim için de ufuk açıcı oluyor. Bu konuda bize neler söyleyebilirsiniz Handan Hanım?
H.U.D.: Festivalimiz 1989 yılında başladı. Aslında 37 yaşında ama bir dönem iki yılda bir düzenlendiği için bu yıl 30. edisyonunu gerçekleştiriyoruz. Bu bizim için çok önemli ve kıymetli.
Festivalin 30. edisyonuna ulaşabilmiş olması çok değerli. Bunca destekçimiz var, sanatçıların üretim süreçlerinden besleniyoruz ve amacımız her zaman biraz daha ileriye gitmek. Geçtiğimiz yıl başladığımız erişilebilirlik ve kapsayıcılık projesi, İKSV genelinde çok önem verdiğimiz ve üzerinde derinleşmek istediğimiz projelerden biri.
Manifestomuzda da söylediğimiz gibi, bu süreçte geri bildirimler çok önemli. Bizim her şeyi bildiğimizi, her şeyin nasıl yapılması gerektiğine hâkim olduğumuzu söyleyebileceğimiz bir alan değil. Uygulamalar sırasında izleyicilerimizin desteğiyle, bazen deneme yanılma yoluyla hep birlikte öğrenmemiz gerekiyor. Bu nedenle yapıcı geri bildirimlere çok açığız. Manifestomuzda da bunun altını özellikle çiziyoruz. O yüzden siz de lütfen deneyimleyin ve değerlendirin. Tabii bu, bilinirliği artırmakla da ilgili. Ne kadar çok kişi deneyimlerse o kadar fazla yapıcı geri bildirim alabiliriz.
Gelecek yıl için de söylediğiniz gibi çalışıyoruz. Hiçbir konuyu üstünkörü geçmek istemiyoruz. Mesela işaret dili konusu çok ilgimizi çekti. Tiyatro bedensel anlatımın da önemli olduğu bir alan. O bakımdan başladığımız bu konuda biraz daha derinleşmenin faydalı olup olmayacağını düşünüyoruz. Açıkçası henüz karar verme aşamasındayız. Ama hem festivalin kendisini hem de erişilebilirlik ve kapsayıcılık programını geliştirerek, büyüterek sürdürmeyi planlıyoruz.
İzleyicilerimizi de hem Veda Ritüeli’ne hem de festivalin diğer etkinliklerine davet etmek istiyorum. Festivalimiz 22 Ekim’de başlayıp 3 Aralık’a kadar sürüyor. Altı hafta boyunca İstanbul’un farklı mekânlarında birbirinden farklı yapımlar sahnelenecek. Altı uluslararası ve 11 yerli yapım var. Bunlardan bazıları tiyatro sahnesi olmayan mekânlarda gerçekleştiriliyor. Bir kilisede, bir müzayede evinde sahneleyeceğimiz işler var. İstanbul Mon Amour ise dolaşılarak deneyimlenen bambaşka bir yapım. Dolayısıyla izleyicilerimizi, ilgilerini çeken en az bir oyunu deneyimlemeye ve festivalin bir parçası olmaya davet ediyoruz.
A.T.A.: Çok teşekkür ederiz. Konuğumuz Handan Uzal Dündar’dı.
Bu arada 7 Kasım’da hem atölyede hem de oyunda olacağım. 8 Kasım 2022, Sakat Muhabbet’in başladığı gündü. Yani programın dördüncü yaş gününde İstanbul’da olacağım. İKSV’nin daveti de böyle güzel bir zamana denk geldi. Bunu da paylaşmış olayım. Sakat Muhabbet’in Açık Radyo’da dinleyicilerle buluşmasının üzerinden dört yıl geçmiş olacak.
Sakat Muhabbet’in bir de kapanış sloganı var. Marx’ın sözünü sakatlığa uyarladım: “Dünyanın bütün sakatları, eğleşin!”
Haftaya görüşmek üzere, hoşçakalın.
Benzer İçerikler
Engelsiz Filmler Festivali 2024
Kıvanç Yalçıner
Erişilebilir Bienal Turları
Alper Tolga Akkuş
"Hoşgeldin Apaçık Radyo"
Ilgın Aydınoğlu
‘Radyoda Engel Yok: Sesimizle Biz de Varız!' Projesi
Cansu Düzdaş