Apaçık Radyo

‘Engelliyim ve Sesimin Duyulmasını İstiyorum’

30 Eylül 2026

Sakat Muhabbet'te Alper Tolga Akkuş, Ahmet Murat Şeyhun ile engellilik deneyimini, eşit yurttaşlık talebini, toplumsal önyargıları ve “acıma” duygusuna karşı sesini duyurma mücadelesini ele alıyor.

Alper Tolga Akkuş: Merhaba, Apaçık Radyo'ya, Sakat Muhabbet’e; sağlamcı zihniyetin kör topal muhalifine hoşgeldiniz. Ben Alper Tolga Akkuş ve bugün 30 Eylül 2026 Çarşamba. 

Bu hafta beni mutlu eden bir konuğum var. Şöyle ki, Sakat Muhabbet'te sık sık çağrı yapıyorum: Bize ulaşın, tanımadığım kişiler de olabilir, sakatlık camiasından ve çevresinden. Dinleyenler zaten biliyorlar. Bu haftaki konuğum da bu çağrı üzerine bize ulaşan birisi.

Geçen haftalarda Apaçık Radyo ekibinden Ceren Hanım, WhatsApp'tan bana ulaştı. “Alper Bey, bir beyefendi bize ulaştı, konuk olmak istiyor,” dedi. Ben de hemen kendisiyle konuştum ve bu hafta konuğumuz oldu. Konuğumuz Ahmet Murat Şeyhun. Murat Bey, hoş geldiniz. Nasılsınız, iyi misiniz?

Ahmet Murat Şeyhun: İyiyim. Teşekkür ederim beni davet ettiğiniz için.

A.T.A.: Rica ederim, rica ederim. Sakat Muhabbet’in kapısı herkese açık. Bunu her bölümde söylüyorum çünkü insanlar tanımayınca çekinebiliyor, programın kendi çevresi var sanılabiliyor. Dışarıdan biri olsaydım ben de öyle düşünürdüm ama Sakat Muhabbet’te hiç öyle bir şey yok. Sizin nezdinizde, bizi dinleyen, sesimizin ulaştığı herkese sesleniyorum: Apaçık Radyo üzerinden ya da benim sosyal medya hesaplarımdan bize ulaşabilirler.

Tabii haftada tek bir gün, yarım saatlik yayınımız var. Konuk alırız, kayıt yaparız ama yayınlanma tarihi değişkenlik gösterebilir. Bunun dışında ben herkese açığım, her zaman söylüyorum bunu.

Murat Bey, benim programda bir ilk sorum var, programa böyle başlıyorum: Ahmet Murat Şeyhun kimdir? Bugüne kadar neler yapmıştır? Bir sakatlığınız var mıdır? Buyurun, söz sizde.

A.M.Ş.: Ben 1977 İstanbul doğumluyum. İlkokul mezunuyum. 18 yaşıma bastığımda babamla çalışmaya başladım ve 2011'e kadar birlikte çalıştık. 2011-2022 yılları arasında sigortalı olarak bir işte çalıştım. 2022'de emekli oldum. 2023'te de aktif olarak siyasete başladım.

A.T.A.: Peki babanızla yaptığınız iş ne üzerineydi?

A.M.Ş.: Babam perdelik kumaş yapardı.

A.T.A.: Peki sigortalı işiniz ne üstüneydi?

A.M.Ş.: Bir gıda firmasında garsonluk yaptım.

A.T.A.: Bütün süreç boyunca garsonluk muydu işiniz?

A.M.Ş.: Evet, bütün süreç boyunca garsonluk yaptım.

A.T.A.: Peki bir sakatlığınız bulunuyor mu sizin?

A.M.Ş.: Hafif spastik diyebiliriz.

A.T.A.: Serebral Palsi diye mi geçiyor rahatsızlığınız?

A.M.Ş.: Evet.

A.T.A.: Peki neyi etkiliyor? Konuşmanızda biraz zorlanma var ama rahat anlıyorum ben. Onun dışında neyi etkiliyor bu rahatsızlık sizde?

A.M.Ş.: Aslında hiçbir şey etkilemiyor, normal bir insan gibiyim. Yani spor yapıyorum, yoga yapıyorum, siyasetle uğraşıyorum. Ne bileyim, her şeyi yapıyorum.

A.T.A.: Normal bir insan gibi derken, sakat olanlarla tırnak içinde ‘normal’ olanlar arasındaki fark sizce nasıl bir fark?

A.M.Ş.: Hafif konuşma.

A.T.A.: Sizin için demiyorum, genel olarak soruyorum. Normal insan dediniz ya, sakatlığı sizden daha ağır olan kişilerle normal dediğiniz kişiler arasında ne fark var? “Normal insan” tanımını biraz açalım istedim. O yüzden sordum size aslında.

A.M.Ş: Onu ben de bilmiyorum açıkçası.

A.T.A.: Anladım.

A.M.Ş.: Ama size web sitemi reklam yapayım isterseniz.

A.T.A.: Evet.

A.M.Ş.: www.muratseyhun.com Buradan görebilirsiniz, buradan iletişim bilgileri de var.

A.T.A.: Bizi dinleyenler oradan mı size ulaşsınlar? Öyle mi söylüyorsunuz?

A.M.Ş.: Evet. 

A.T.A.: Sitenizde neler var? Site içinde ne gibi aktiviteler yapıyorsunuz şu anda?

A.M.Ş.: Benim hayatım var orada. Ben kim olduğumu yazıyorum, neler yaptığımı yazıyorum, ne gibi siyasi görüşüm olduğunu yazıyorum. 

A.T.A.: Şimdi, dediğim gibi siz Apaçık Radyo'ya ulaşmışsınız, Ceren Hanım da bana iletti. Bir de sizin açınızdan dinleyelim. Sakat Muhabbet'i nasıl öğrendiniz, bize nasıl ulaştınız ve bugün konuğumuz olmanıza uzanan süreç nasıl gelişti? O süreci bir de sizden dinleyelim mi?

A.M.Ş.: Yogada bir arkadaşla tanıştım, sizi tanıyormuş.

A.T.A.: Yani bizi derken Apaçık Radyo'yu tanıyormuş diye anlıyorum. 

A.M.Ş.: O beni yönlendirdi.

A.T.A.: Kimdir bu kişi? İsmi nedir?

A.M.Ş.: Nilgün Hanım diyebilirim ama soy ismini bilmiyorum.

A.T.A.: Tamam. Nilgün Hanım sesimizi duyuyorsa ona da buradan bir kez daha selam gönderelim. Sağolsun, sizi bizimle tanıştırdı.

Evet, yogada tanıştınız. Peki, siz ona bir yerlerde konuşmak, sesinizi duyurmak istediğinizi belirtmiş miydiniz yoksa Nilgün Hanım kendiliğinden mi önerdi? Neden size Sakat Muhabbet’i söyledi, bunun bir hikâyesi var mı?

A.M.Ş.: Orada ben ona sesimi duyurmak istediğimi söyledim. O da sizi devamlı dinliyormuş, bana tavsiye etti.

A.T.A.: Peki, Nilgün Hanım programla ilgili size neler söyledi, hatırlıyor musunuz? O ilk konuşmada Sakat Muhabbet’e dair bir ipucu verdi mi? Hatırladığınız kadarıyla neler söylemişti?

A.M.Ş.: Alper Bey, bayağıdır sizi dinliyormuş. Size başvurmamı istedi, o kadar. 

A.T.A.: Sonrasında siz mi aradınız radyoyu, Nilgün Hanım mı aradı?

A.M.Ş.: Ben aradım ve sizi buldum.

A.T.A.: Tamam, radyoyu aradınız. Peki, ne konuştunuz? Size neler söylediler, siz ne bilgi verdiniz? Bunu özellikle detaylı soruyorum Murat Bey, yanlış anlamayın. Çünkü bize ulaşmak isteyen başka kişiler varsa bu bilgiler onlara da yol gösterecek. O yüzden soruyorum size.

A.M.Ş.: Ben dedim ki, "Engellilerin sesini duyurmak istiyorum" ve sizin web sitenize de baktım.

A.T.A.: apaçıkradyo.com.tr'ye baktınız. 

A.M.Ş.: Evet, oradan yola çıktım ben.

A.T.A.: Peki Sakat Muhabbet’i dinleme imkanınız oldu mu bu süreç içinde?

A.M.Ş.: Yani bir iki kere kulağıma geldi.

A.T.A.: Peki hangi programlardı, neler hatırlıyorsunuz? Neler söylerseniz programa dair. Sizin istediğiniz gibi bir mecra mı yani sesinizin duyulmasını önemsediğiniz bir yer mi Sakat Muhabbet?

A.M.Ş.: Ben genellikle devlete sesimi duyurmaya çalıştığım için... Bu arada çok güzel bir program yapıyorsunuz, sizi tebrik ederim.

A.T.A.: Çok teşekkür ederim.

A.M.Ş.: Rica ederim. 

A.T.A.: Çok sağolun. Biz de uğraşıyoruz işte. 

Ben de sakatlığı olan bir bireyim zaten, sizinle daha önce konuştuk, biliyorsunuz. Şimdi sesimizi duyurmak dediniz, ona müzikten sonra gireceğiz.
Programın ortalarında bir müzik parçası paylaşıyoruz. Hemen hemen o bölüme geldik. Sizin sevdiğiniz, dinlemek istediğiniz bir parça var mı Murat Bey? Siz belirtin, şimdi onu dinleyelim.

A.M.Ş.: Siz seçin.

A.T.A.: Tarzı ne olsun? Siz belirleyin ki sizin kulak zevkinize yakın bir şey olsun istiyorum ben.

A.M.Ş.: Ya fark etmez bana.

A.T.A.: Tamam. O sesimin duyulmasıyla ilgili, ses duyurmayla ilgili bir şarkı bulursam, adınıza çalsam uygun olur mu sizin için?

A.M.Ş.: Uygun olur.

 

A.T.A.: Sakat Muhabbet devam ediyor ve bu haftaki konuğumuz Ahmet Murat Şeyhun. İlk bölümde spastik bir rahatsızlığı olduğunu ancak bunun yalnızca konuşmasını etkilediğini, onun dışında bir sakatlığı olduğunu söyleyemeyeceğini belirtti Murat Bey. Doğru aktardım mı?

A.M.Ş.: Evet, doğru.

A.T.A.: Şimdi Murat Bey'le biz daha önce konuştuk. Kendisi Aralık ayında Aydınlık Gazetesi'nden Aslı Erişen'e de bir röportaj vermiş. Uğur Becerikli ile bir kahve içip sohbet etmişler. Aslında buraya da sesini duyurmak için geldiğini söylemişti. Orada da benzer bir konuşma olmuş. Ben yazıyı okudum, bu röportajın linkini de sitemize koyarız zaten.

Peki, Aydınlık Gazetesi'ne nasıl ulaştınız? Uğur Bey ve Aslı Hanım ile görüşmeniz nasıl gerçekleşti, neler konuşuldu? Çünkü şu anda da talebiniz sesinizi duyurmak olduğu için vereceğiniz cevap aslında buna dair bir ipucu olacak.

Image
""

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Olma Hedefi

A.M.Ş.: Evet, doğru. Benim amacım İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmak. Ben engelli olduğum için birçok yerde engellilere uygun alanların olmadığını görüyorum. Parklar yok, sokaklar tekerlekli sandalye kullananlar için yetersiz. Bazı insanlar yürümeyi bile bilmiyor, engel oluşturuyorlar. Ben de 1992'den beri bu konuları takip ediyorum.

Niye İstanbul'da engelli bir birey belediye başkanı olmasın? Niye engelli bir birey siyasete katılmasın? Affedersiniz, Ekrem İmamoğlu'ndan Rıza Akpolat'a kadar her yere başvurdum, hepsinden ret cevabı aldım. En sonunda kendi kendime, “Murat, sen ne yapıyorsun? Engellilerin haklarını kendin savun,” dedim ve 1998'den itibaren siyasete girdim.

A.T.A.: Yani aslında 21 yaşındaydınız o zaman. 1977 doğumlusunuz, 21 yaşında siyasete girdiniz. Peki, siyasete girmeden önce ya da siyaset dışında sivil toplum çalışmalarına katıldınız mı? Derneklerle görüştünüz mü? Çünkü siyasetin pek çok alanı var. Bilfiil siyasetin içinde olmak, partilere katılmak da olabilir, STK'lar üzerinden çalışmak da. Engelli STK'ları üzerinden bir girişiminiz oldu mu? Bugüne kadar bu konuda bir tecrübeniz var mı?

A.M.Ş.: Hayır, hiç yok.

A.T.A.: Peki, hem belediye başkanı olmak istediğiniz, hem de engelli bir birey olduğunuz için STK'lar üzerinden ilerlemek daha kestirme bir yol olabilir diye düşündüm. Siz ne dersiniz bu konuda?

A.M.Ş.: Alper Bey, ben şunu soruyorum. Ben hep savaştım ve savaşmaya da devam ediyorum. Bakın, benim 2013'te başıma çok büyük bir olay geldi. İsterseniz anlatayım.

A.T.A.: Tabii, tabii. Geçmiş olsun bu arada. Buyurun tabii, anlatın. Dinleyelim sizi.

A.M.Ş.: Bir arkadaş kurbanı oldum. Facebook'tan biri beni arkadaş olarak ekledi ve dolandırıldım. O kişi yüzünden bir bankadaki hesabım boşaltıldı. 2014'te bütün bilgilerini kapatmış, hâlâ kendisine ulaşamıyorum.

Mahkeme kararıyla şu an vesayet altındayım. Yani ne demek vesayet? Bankadaki paramı ancak ailem aracılığıyla çekebiliyorum, doğru dürüst harcama yapamıyorum. Her şeyimi ailem kontrol ediyor. Eskiden oy bile verebiliyordum, şimdi onu da veremiyorum.

A.T.A.: Vesayet altına alınma nedeniniz dolandırılma süreci mi, doğru mu anlıyorum ben şu anda?

A.M.Ş.: Evet, doğru.

A.T.A.: Peki, o dolandırılma sürecinde, kendi kararlarını verebilecek durumda olmadığınız ya da kendinizi koruyamadığınız gerekçesiyle mi hakkınızda bu karar verildi?

A.M.Ş.: Evet. 

A.T.A.: Şimdi, az önce vesayet altında olduğunuzu, bu nedenle oy da veremediğinizi söylediniz. Programın başında ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmak istediğinizi belirtmiştiniz. Sizce burada bir çelişki yok mu? Bu durum nasıl çözülebilir?

A.M.Ş.: Adalet Bakanı'ya sesleniyorum buradan. Ben istiyorum ki eski hayatıma geri döneyim.

A.T.A.: Ama ben vesayet altına alınma nedeninizi tam anlayamadım. Dolandırılmayla bunun ne ilgisi var? Biraz daha detaylı anlatır mısınız? Çünkü birçok insan dolandırılabiliyor, Türkiye'de bu tür durumları sıkça yaşıyoruz. Sizin vesayet altına alınmanızın gerekçesi neydi?

A.M.Ş.: Bu çocuk, dolandırılmaya çok müsait…

A.T.A.: Yani aslında, tekrar dolandırılmamanız ve sizi korumak gerekçesiyle bu kararı almışlar diye anlıyorum ben.

A.M.Ş.: Evet ama bana gitgide bayağı zarar vermeye başladı bu.

A.T.A.: Niye zarar vermeye başladı?

A.M.Ş.: Benim hayatımı çok etkiliyor.

A.T.A.: Anladım. Emekli olma tarihiniz neydi sizin Murat Bey?

A.M.Ş.: 2022.

A.T.A.: Vesayet altındayken çalışıyor muydunuz aynı zamanda?

A.M.Ş.: Evet. 

A.T.A.: Ama maaşınız vasinize gidiyordu, size gelmiyordu. Doğru mu anlıyorum?

A.M.Ş.: Evet. 

A.T.A.: “Sesimi duyurun,” dediniz. Şu anda sizinle konuşuyoruz. Peki, bunun dışında başka neler istiyorsunuz, talepleriniz neler? Buradan, Apaçık Radyo'dan size söz verelim. Duyurmak istediğiniz başka bir şey var mı?

Image
""

"Lütfen Engellilere Acıma Duygusuyla Bakmayın"

A.M.Ş.: Şunu istiyorum, lütfen engellilere hor bakmayın. Onlar da birer insan. Engellilerin hor görülmemesini istiyorum. Mesela otobüse biniyoruz, ücretsiz biniyoruz ya... Ben neden ücretsiz binmek isteyeyim?

A.T.A.: Belediye otobüslerine bedava binmek sizce yanlış bir karar mı?

A.M.Ş.: Evet.

A.T.A.: Neden?

A.M.Ş.: Ayrımcılık yapılıyor Alper Bey.

A.T.A.: Benim de otobüs kartım var. İstanbul'da yıllarca yaşadım, o kartım hâlâ mevcut. Şimdi Mersin'de yaşıyorum, burada da kullanıyorum. Bu aslında ayrımcılık değil. Erişim konusunda yaşadığımız güçlükler nedeniyle devletin bize tanıdığı bir hak. Çünkü ulaşım araçlarını kullanmak zorundayız ve bunun için bize bir öncelik tanınıyor. Bence bunda bir sıkıntı yok. Bana öyle geliyor ama sizin bu konudaki düşünceniz nedir?

A.M.Ş.: Ben burada ayrımcılık hissediyorum. Niye bana ayrımcılık yapılsın ki? Mesela geçen gün otobüse bindim, ücretsiz kartımı bastım. Benden sonra biri bindi ve “Bak, bu insan engelli olduğu için bedava bindi,” dedi.

A.T.A.: Kime dedi bunu? Şoföre mi, size mi söyledi?

A.M.Ş.: Şoföre dedi ama ben duydum.

A.T.A.: İyi de o sizin hakkınız. Yani 65 yaş üstü de ücretsiz biniyor, polisler de, öğretmenler de yani detayını tam bilmiyorum ama birçok kamu kurumunda çalışan da bu haktan yararlanıyor. Bu, devletin tanıdığı bir hak. İnsanların bir hakka sahip olması bence bir sıkıntı değil.

A.M.Ş.: Ben bu haktan yararlanmak istemiyorum mesela.

A.T.A.: O zaman bireysel olarak otobüs bileti alıp binebilirsiniz, kartınızı kullanmayabilirsiniz. Bu da sizin kendi özgür seçiminiz.

A.M.Ş.: İşte öyle yapıyorum zaten.

A.T.A.: Bilmiyorum, tabii bu sizin kendi düşünceniz, saygı duyuyorum ama ben sizin gibi düşünmüyorum bu konuda. Ama herkesin farklı fikri olabilir.

A.M.Ş.: Bir tane daha da örnek verebilir miyim?

A.T.A.: Tabii ki. 

A.M.Ş.: Ben taksileri çok kullanan biriyim. Mesela taksiye biniyorum, bir yere gidiyoruz, 200 lira tutuyor. Örnek veriyorum, benden 150 ya da 100 lira yani eksik ücret alıyorlar. Ben niye bu tür olaylara maruz kalıyorum?

A.T.A.: Engelli olduğunuz için sizden tam para almayalım diyor yani size tırnak içinde acıdığı için mi az para istiyor taksici?

A.M.Ş.: Evet, evet. 

A.T.A.: Ben de İstanbul'da 40 sene yaşadım. Taksilerde hiç böyle bir şeyle karşılaşmadım ama bilmiyorum, belki sizi daha sempatik bulmuşlardır. Bana hiçbir zaman öyle bir şey demediler. İstanbul'da yaşarken ben de sık sık taksi kullanırdım. O yüzden ilginç geldi.

Tabii bu sizin düşünceniz. Eşit yurttaşım diyorsunuz ama engelli olarak da eşit yurttaş olabilirsiniz. Bana sorarsanız haklarımızı kullanalım, hatta bu haklar zaten az, daha da çoğaltalım diyorum ben. Otobüs ücretsiz, tamam. Ama başka haklarımız da var ve onları da elimizden almaya uğraşıyorlar. Onları kaptırmayalım diyorum. Ben meseleye tam tersinden bakıyorum aslında.

A.M.Ş.: Alper Bey, haklısınız ama ne bileyim, bana bu hareketler çok ağır geliyor. Mesela size bir şey soracağım; ben spora da gidiyorum, yogaya da. Spordaki ve yogadaki öğretmenler bana çok iyi davranıyorlar. Niye? Çünkü acıma duyguları var. Bakıyorum diğer çocuklara, onlara o kadar iyi davranmıyorlar.

A.T.A.: Size Murat diyeceğim artık, Murat Bey demeyeceğim. Biraz yakından tanıdık birbirimizi. Murat dememde sıkıntı var mı sana?

A.M.Ş.: Yok, yok.

A.T.A.: Daha önce de konuştuk, biraz samimi olduk. Murat, belki de sana sakat olduğun için değil, çok iyi niyetli olduğun, insanlara iyi davrandığın için böyle davranıyorlardır. Bunu sadece sakatlığına yorma bence.

A.M.Ş.: Bak, iyi niyetliyim. Orada herkese yardım ediyorum. Ama kusura bakma, ben saf değilim. Kimin nasıl davrandığını biliyorum. Bana gerçekten iyi davranmıyorlar. Eğer öyle olsaydı, affedersiniz, bir ay evvel ameliyat oldum. Niye arayıp geçmiş olsun demediler? Niye hastaneye gelmediler? Mesela, örnek veriyorum.

A.T.A.: Ben şimdi geçmiş olsun diyeyim size. 

Peki şimdi bu belediye başkanlığı için nasıl bir plan, proje var kafanızda olmak için?

A.M.Ş.: Şimdi de ilk önce şu vasiyeti kaldırmak bir; ikincisi üye oldum partide ilerletmek kendimi ve üç de seçim zamanı gelince kendimi tanıtmak.

A.T.A.: Şimdi ben de şöyle bir şey söyleyeyim. Artık Mersin’deyim, İstanbul’da değilim ama Murat, başkan adayı olursan bu ücretsiz ulaşım hakkımızı elimizden alacağını söyledin ya, benim oyumu kaybettin. Onu şimdiden söyleyeyim sana.

Murat, konuk olduğun için çok çok sağol. İstersen son sözlerini de alalım.

A.M.Ş.: Son sözüm şu: Engellilere lütfen acıma duygusuyla bakmayın.

A.T.A.: Anladım. Çok çok sağol Murat. Ahmet Murat Şeyhun idi bu haftaki konuğum. Kendisi yoga sınıfında Nilgün Hanım'la tanışmış ve Nilgün Hanım da radyomuzun dinleyicisiymiş. Onun vesilesiyle önce radyoya, ardından Sakat Muhabbet'e, bana ulaştı ve bu hafta konuğumuz oldu.

Konuk olduğun için tekrar çok sağol Murat. Planlarında, projelerinde ve hedeflerinde sana başarılar diliyorum. İşimiz hiç kolay değil, uzun bir süreç ama inşallah bir şekilde başarılı olacağız. Söylediklerinin katılmadığım yönleri de var, bunu dile getirdim. Katıldığım yönleri de var. Her sakat insan bunları az çok yaşıyor zaten.

Sakat Muhabbet'in bir de kapanış sloganı var: Dünyanın bütün sakatları, eğleşin! Haftaya görüşmek üzere, hoşçakalın.

A.M.Ş.: Çok teşekkürler. İyi günler.

Benzer İçerikler

Sosyolojinin Konusu Olarak Sakatlık
14 Ocak 2026
Alper Tolga Akkuş
Türkiye’de Paralimpik Sporcu Olmak
4 Eylül 2024
Abdullah Gümüşbaş
  -     
● Canlı Yayın
—
Şimdiki
—
Sıradaki
—
Sıradaki
—
Sıradaki