Rıza Pehlevi’nin Yıldızı Bir Kez Daha Parlatılmaya Çalışılırken…
Fizan Ekspresi'nden Milat Bülent Kılıç, İran muhalefetinde son dönemde yeniden öne çıkarılan Rıza Pehlevi’yi, monarşist hareketin dönüşümünü ve Pehlevi’nin İran halkının silahlandırılmasına yönelik açıklamalarını değerlendiriyor; diasporadaki monarşist çevrelerin etkisini, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik politikalarıyla ilişkisini ve İran halkı açısından ortaya çıkabilecek sonuçları ele alıyor.
Oğul Rıza Pehlevi yani monarşistlerin adlandırmasıyla “Şehzade Rıza”, son yıllarda özellikle “Abrahami Sermaye” tarafından pazarlanan biriydi. Iran International ve Man o To gibi geniş bir erişim ağı ve dinleyici kitlesi olan medyalar bu işin başı çekiyordu. Uydu yayınlarıyla İran’ın en ücra noktalarına kadar erişiyorlardı. Bu, Pehlevi’nin, özellikle diasporadaki tuzu kuru kesimlerin gözünde ilahlaşmasıyla sonuçlandı. Tabii Pehlevi’nin ülke içinde de bir karşılığı oluşmuştu ama bu, ülke dışındaki ölçüsünde değildi. Bu destek ve bu imaj, Pehlevi’nin bol kepçe konuşmasıyla sonuçlanıyordu: "Rejimin silahlı birlikleri içinde binlerce unsurla bağlantımız var, onları örgütlüyoruz, saf değiştirmeye hazırlar" türünden sözler ediyor; İran halkının temsilcisi pozlarında ülke liderleriyle görüşüyor; konferanslar düzenliyordu. Fakat Aralık ayının son günlerine, Trump’ın “yardım yolda” sözünden de aldığı cesaretle halkı sokağa davet etti. “Kamu binalarını işgal edin” dedi. Halk sokağa bu yüzden dökülmedi belki ama daha çok insanın daha büyük bir cüretle çıkmasına neden oldu bu sözler. Rejim de İran tarihinin en büyük katliamlarından birini düzenleyerek karşılık verdi bu ayaklanmalara. O günlerde birçok kaynak, 20 bin, 30 bin, 40 bin kişinin katledildiğini öne sürdü; kimi inandı, kimi dalga geçti. Trump ise, birçok kez, Rejim’in 40 kişiyi katlettiğini söyledi.
Geçtiğimiz haftalarda, bu katliam sürecindeki kanıtlanmış ölüm sayısı 4 bin 800 küsur olarak açıklandı. Ama böylesi rejimlerde sağlıklı bilgiye ulaşmanın kolay olmadığını biliyoruz ve bu nedenle en az 5 bin kişinin katledildiğini söylemekte sakınca yok. İşte bu katliamlardan sonra İran muhalefetinin büyük bölümü, hiçbir önlem almadan, örgütsel altyapısını oluşturmadan halkı sokağa davet ettiği için Pehlevi’yi de sorumlu tuttu ve zaten İran muhalefeti ile arası açılmış olan monarşist hareket öteki unsurlara iyiden iyiye düşmanlık eder hale geldi. Pehlevi’nin tahta dönebileceği inancı daha da azaldı çünkü kimi şehzade yanlısı çevreler de desteğini kesmeye başladı.
Şehzade Rıza, “Abrahami Sermaye”nin tersine hiçbir zaman ABD'nin başat seçeneği olmamıştı. Ama son haftalarda yeniden büyük bir kampanyanın başladığını gözlemliyoruz. Rıza, belirgin biçimde medyada pazarlanmaya başlandı. İsrail devletinin İran’a karşı büyük hamleler yapmayı bırakıp şimdilik bu işi maşası olan Trump’a bıraktığı bu evrede, perde arkasında Şehzade Rıza’yı yeniden öne çıkarmaya çalıştığına inanmak için çok fazla neden var.
Fakat, bu kez çerçeve bir miktar değişmiş gözüküyor. Daha önce monarşist rejimi geri getirmek hevesinde olanlar, bu kez Rıza’yı geçiş döneminin lideri olarak pazarlamaya başlamışlar. Kuşkusuz konu yalnızca örgütsellik ya da liderlik düzleminde ele alınamaz; çok daha derin… Çünkü Reza Pehlevi 22 Eylül'de Fox News'in kendisiyle gerçekleştirdiği bir söyleşide İran halkının artık “teçhiz” edilmesi yani silahlarla donatılması gerektiğini söyledi. Bunun finansmanı için de İran’ın dondurulmuş varlıklarından “yüz milyonlarca dolar” kullanılabileceğini belirtti. Gazetecinin, “İnsanlara silahları nasıl ulaştıracaksınız, eğitim gerekmeyecek mi?” diye sorması üzerine de bunun ayrıntılarının kamuya açık tartışılabilecek şeyler olmadığını, çeşitli yolların ve bölgesel ortakların bulunabileceğini söyledi.
Konu yalnızca Rıza’nın niyetine indirgenebilecek gibi de değil; İran yönetimi de son haftalarda silahlı monarşist hücrelerden söz ediyor çünkü. Örneğin 6–7 Eylül'de Fars eyaletinde sekiz kişilik, “monarşist” bağlantılı olduğu ileri sürülen silahlı bir hücrenin çökertildiği açıklanmıştı. Belki bütün bunlardan ‘Pehlevi yanlıları silahlandı, başladılar, yürüyorlar’ sonucu çıkmaz ama bu konuda bir arayış olduğu sonucu rahatlıkla çıkar ve ben bu konuyu önemli buluyorum.
Kuşkusuz ki ben, Şehzade Rıza ve ekibinin İran’da kazanacağı başarıların İran halkının aleyhine ve emperyalizmin özellikle de İsrail ve ABD'nin mevzi kazanmasına yarayacağını düşünüyorum. Yani halkın kırk katır ile kırk satır arasında kalacağını düşünüyorum.
“Diasporadaki 'Şehzade Rıza' yanlıları düpedüz faşisttir” demek bir ölçüde abartılı olabilir. Ama bu hareketin içinde çok ciddi ırkçı ve faşist unsurlar bulunduğunu ve yönelime çok sık olarak bu unsurların damgasını vurduğunu söylemekte sakınca yok.
- Bu yazı, Milat Bülent Kılıç’ın 3 Ekim 2026 tarihli Fizan Ekspresi programında konuyla söylediklerinin yazıya dökülmüş halidir.
Benzer İçerikler
İran muhalefetinin içinden türeyen tehlikeler
Milat Bülent Kılıç
“İhmal edilebilir” olanların yanında mıyız?
Milat Bülent Kılıç
İran halkı zorlu bir mücadele veriyor
Milat Bülent Kılıç
İran’ı Bekleyen Üç Olası Senaryo
Milat Bülent Kılıç