Eksi Otuz Kayıt Arşivi

-
Aa
+
a
a
a
Programın kayıtlarını buradan dinleyebileceğiniz gibi, podcast kanalına üye olarak farklı podcast uygulamaları aracılığıyla mobil cihazlarınızdan da dinleyebilir, yeni bölümler yayınlandıkça haberdar olabilirsiniz: iTunes / RSS

Podcast kanalları ve üyeliği hakkında daha detaylı bilgi almak için tıklayın.
#19 Denizhan Çay, İstanbul Fringe Festival’i ve performans sanatlarını anlatıyor

Yürütücü Direktor Denizhan, bu sene 8. yaşına girerek ilkokula başlama çağına ulaşan İstanbul Fringe Festival’in genç sanatçılar ve izleyicilerle kurduğu katılımcı yaklaşımı anlattı. Birçok festivalin katılımcı olduğunu iddia ettiği bir sektörde, gerçekten izleyicisiyle ve sanatçılarıyla sürdürülebilir bir ilişki kuran İstanbul Fringe, sadece iyi bir örnek olmakla kalmıyor, aynı zamanda sanat dünyasında öteki veya Fringe anlamına da gelen “saçak”larda kalan performans sanatına ve sanatçılarına gerçekçi bir alan açıyor. Gönüllülük ilişkilerinin festival komitesine dönüştüğü Fringe, her anlamda örnek alınması gereken bir festival. Bu sene, 19-26 Eylül’de sahnede izleyin! 


Executive Director Denizhan discussed the participatory approach that the Istanbul Fringe Festival, celebrating its 8th anniversary this year, has established with young artists and audiences. In a sector where many festivals claim to be participatory, Istanbul Fringe, by truly building a sustainable relationship with its audience and artists, not only serves as a good example but also creates a realistic space for performance art and artists who remain on the fringes, or "fringe," in the art world. Fringe, where volunteer relationships have transformed into a festival committee, is a festival to be emulated in every sense. See it on stage this year, September 19-26!

#19 Denizhan Çay, İstanbul Fringe Festival’i ve performans sanatlarını anlatıyor
 

#19 Denizhan Çay, İstanbul Fringe Festival’i ve performans sanatlarını anlatıyor

12 Şubat 2026
#18 Emre Erbirer ev sahipliğinde CreativeMornings İstanbul dinliyoruz

CreativeMornings İstanbul, yaratıcı insanları bir sabah programında bir araya getirmeyi düşünerek 2008’de New York’ta kuruluyor. 2015’ten beri ise İstanbul ayağı düzenleniyor, sevgili Emre, İstanbul’daki topluluğun ev sahibi olarak neredeyse on yıldır bu maceraya tanıklık ediyor. Birbirini tanımayan ama yaratıcı bir masada buluşmak isteyen onlarca kişi her ayın son cuması bir araya gelerek şahsi hikayelerinden birbirilerine ilham oluyorlar. Peki gençler bunun neresinde? 


CreativeMornings Istanbul was founded in New York in 2008 with the idea of ​​bringing creative people together in a morning program. Since 2015, the Istanbul branch has been organized, and our dear Emre, as the host of the Istanbul community, has been witnessing this adventure for almost a decade. Dozens of people who don't know each other but want to meet at a creative table come together on the last Friday of every month, inspiring each other with their personal stories. So where do young people fit into all this?

#18 Emre Erbirer ev sahipliğinde CreativeMornings İstanbul dinliyoruz
 

#18 Emre Erbirer ev sahipliğinde CreativeMornings İstanbul dinliyoruz

05 Şubat 2026
#17 bihter bihter’e karşı, alter egoyla yeldeğirmenlerine karşı bir sohbet

Tek başına araba sürmek gibi düşündürten tek başına program yapma fikri, birçok kişi tarafından önerildikten sonra sezonun son programı olarak kendimi anlatmaya karar verdim. Ancak bu kadar ben merkezli olmak can sıkıcıydı, o yüzden son yıllarda yayınlanan önemli raporlara dair verileri de beraberimde getirdim ve birkaç yere dikkat çektim. Mesela, kültür sanatı en fazla tüketen yaş grubu 18-24 olmasına rağmen, hiçbir raporda en fazla fikri alınan onlar grup değil… Olsun :( 


The idea of ​​doing a solo program, which feels like driving a car alone, was suggested by many people, so I decided to present myself as the last program of the season. However, being so self-centered was annoying, so I brought along data from important reports published in recent years and pointed out a few things. For example, although the 18-24 age group consumes the most culture and arts, they are not the group whose opinions are most sought in any report… Oh well 🙁

#17 bihter bihter’e karşı, alter egoyla yeldeğirmenlerine karşı bir sohbet
 

#17 bihter bihter’e karşı, alter egoyla yeldeğirmenlerine karşı bir sohbet

29 Ocak 2026
#16 Defne Erdoğan’ın Harikalar Diyarı’ndaki Bağları

Çiçeği burnunda turist rehberi Defne’nin turist rehberliği konusunda motive olması da aslında İstanbul’un kaybolan değerlerinden biri olan üzüm bağları ve şarap kültürü. Yerel tarihin iletkeni konumundaki rehberlerin turizmin çarklarından ayrılarak kendi istedikleri yolda ilerlemeleri gerektiğini ve böylece yaratıcılıklarını kaybetmeyeceklerini konuşuyoruz. Kazanç ve tüketim çılgınlığının yönlendirdiği turizm, artık o kadar da kültürle ilişkili değil… Biz değiştirene kadar!



Defne, a budding tourist guide, is motivated by a deep connection to Istanbul's disappearing vineyards and wine culture. We discuss how guides, as custodians of local history, should break free from the constraints of tourism and forge their own paths, thus preserving their creativity. Tourism, driven by profit and consumerism, is no longer so intertwined with culture… until we change that!

#16 Defne Erdoğan’ın Harikalar Diyarı’ndaki Bağları
 

#16 Defne Erdoğan’ın Harikalar Diyarı’ndaki Bağları

22 Ocak 2026
#15 Selim Cizdan’ın iç içe geçmiş sahneleri

Performansçı, dansçı ve çiçeği burnunda müzisyen Selim ile, aslında planımıza hiç uymayan ama konuştukça açılan, kendine yeni bir yön belirleyen bir sohbet yaptık. Performansçı olmak, biri olmakla ilgili, biri olmak emek vermekle…  Sahnenin öncesi ve sonrası, prova dediğimiz alan ve seyircinin karşısındaki hâl, birbirinden çok farklı iki hissi kucaklıyor. Deneme ve yanılma, yanılma ve deneme, daha çok deneme, deneme… Deneme. İşte şimdi biri olmaya yakınız..


We had a conversation with Selim, a performer, dancer, and budding musician, which didn't quite fit our plan but unfolded as we talked, charting a new course for itself. Being a performer is about becoming someone, and becoming someone requires effort… The time before and after the performance, the rehearsal space, and the moment in front of the audience—these two experiences embrace two vastly different feelings. Trial and error, error and trial, more trial and… Trial. And now, we're close to becoming someone…
 

#15 Selim Cizdan’ın iç içe geçmiş sahneleri
 

#15 Selim Cizdan’ın iç içe geçmiş sahneleri

15 Ocak 2026
#14 Eda Recalar, yoksa Lu the Ethereal mı demeliydim?

Lu the Ethereal, sihirli bir kişiliğin sahnede içinden gelenleri haykırarak söylediği bir fantezisini onu dinleyenlere aktarmak için yanıp tutuşuyor. İzmir’de yaşayan sanatçıların kendi kollektifleri ve birlikte üretmelerinden yola çıkan sohbetimiz, ister istemez sosyal medyada üretilen yersiz eleştirileri ve kendi sesini oluşturmanın zorluklarına kadar ilerliyor. İlk albümü Unknown ile karakterini keşfe çıkan Lu, erkekliğin egemenliğini sürdürdüğü underground rap dünyasında bir kadın sanatçı olarak sesini fazlasıyla iyi kullanıyor. Bu bölümün sonundaki canlı performansı da, buna en iyi örnekti!


Lu the Ethereal is burning with the desire to share her fantasy with her audience, a fantasy where a magical personality shouts out her innermost feelings on stage. Our conversation, starting with the collective and collaborative production of artists living in Izmir, inevitably delves into the unwarranted criticism generated on social media and the challenges of creating one's own voice. Lu, who explored her character with her first album, Unknown, uses her voice exceptionally well as a female artist in the male-dominated underground rap world. Her live performance at the end of this segment was the best example of this!

#14 Eda Recalar, yoksa Lu the Ethereal mı demeliydim?
 

#14 Eda Recalar, yoksa Lu the Ethereal mı demeliydim?

08 Ocak 2026
#13 Romalı Türkler sahnede

Yerli gruplarımızdan TurkodiRoma’nın üyeleri Büşra Kök ve Can Serezli, yeni yılın ilk gününde genç birer sanatçı olarak her şeyin nasıl başladığını anlatıyor. Müzik sektörünün Türkiye ve yurtdışındaki farklı yaklaşımları hakkında deneyim kazandıktan sonra yerel sahnedeki gerçekliği değiştirmek isteyen grup, değişimin ancak beraber olabileceğini söylüyor. Konunun sadece aşk değil ama hayata dair her şey olan şarkı sözleri, Pandemi zamanındaki yatak odası kayıtlarıyla birleşince karşımıza yıkılmaz bir enerji yaratıyor. TurkodiRoma, durmaksızın devam eden üretimleriyle, yeni bir devrin grubu. 


Büşra Kök and Can Serezli, members of the Turkish band TurkodiRoma, recount how it all began for them as young artists on the first day of the new year. After gaining experience about the different approaches to the music industry in Turkey and abroad, the group, wanting to change the reality of the local scene, says that change can only happen together. Their lyrics, which are not just about love but about everything in life, combined with their bedroom recordings during the pandemic, create an unstoppable energy. With their relentless production, TurkodiRoma is the band of a new era.

#13 Romalı Türkler sahnede
 

#13 Romalı Türkler sahnede

01 Ocak 2026
#12 Iraz Mursaloğlu’nun Brexit temsilciliği ve bir Anka’nın küllerinden doğuşu

Ankara Güzel Sanatlar Lisesi’nde başlayan sanat aşkıyla Kadir Has’ta tiyatro okumaya başlayan Iraz Mursaloğlu, pandemiye denk gelen ilk yıllarını yine de yeni metodlar keşfetmeye ayırıyor, son senesinde kendini masal diyarı Dublin’de buluyor. Karşısına gerçek bir sihrin dokunduğu performans sanatları fakültesi çıkıyor ve işte bu yüzden Ankara’ya dönmek çok zor oluyor. Yine de yılmıyor ve Dükkan ile başlayan kendini yeniden yaratma süreci şimdi daha güçlü bir sanatçı kimliğiyle RADA’da (Royal Academy of Dramatic Art) devam ediyor. Bu bir Anka kuşunun küllerinden doğma hikayesi.  


Iraz Mursaloğlu, whose love for art began at Ankara Fine Arts High School, started studying theatre at Kadir Has University. Despite the pandemic, she dedicated her first few years to discovering new methods, and in her final year, she found herself in the fairytale land of Dublin. She encountered a performance arts faculty touched by true magic, making it very difficult to return to Ankara. Nevertheless, she persevered, and her process of self-reinvention, which began with Dükkan, continues now with an even stronger artistic identity at RADA (Royal Academy of Dramatic Art). This is the story of a phoenix rising from her own ashes.

#12 Iraz Mursaloğlu’nun Brexit temsilciliği ve bir Anka’nın küllerinden doğuşu
 

#12 Iraz Mursaloğlu’nun Brexit temsilciliği ve bir Anka’nın küllerinden doğuşu

25 Aralık 2025
#11 Dr. Particles ve Mr. Ozan Kınasakal

Ozan, bir prodüktör, ses mühendisi ve son bir senedir DJ sahnelerine başlayan bir müzisyen. Buraya kadar her şey normal, ancak şarkı yapmak, yaptıktan sonra tanıtmak, insanlara dinletmek gibi yayın sonrası stresleri yaşamaya da devam eden biri. Hem DJ kariyerinde kendine çalacak bir mekan bulmak hem de mühendis olarak çalıştığı parçaların insanlarca keşfedilmesini beklemek bugünlerin özeti halinde. Başarılı bir müzik anlayışının yanında gelmesi gereken pazarlama taktikleri, ses mühendislerinin müzikten uzaklaşmalarına neden oluyor. Algoritmanın belirlediği dinleyici kitlelerine ulaşmak veya ulaşmamak, işte tüm mesele bu. 


Ozan is a producer, sound engineer, and musician who has started DJing in the last year. So far, so good, but he also continues to experience the post-release stress of making songs, promoting them, and getting people to listen to them. Finding a venue to play at as a DJ, and waiting for the tracks he's engineered to be discovered by the public – that's the essence of his current situation. The marketing tactics that should accompany a successful understanding of music are causing sound engineers to distance themselves from music itself. Reaching or not reaching the audience defined by the algorithm – that is the question.

#11 Dr. Particles ve Mr. Ozan Kınasakal
 

#11 Dr. Particles ve Mr. Ozan Kınasakal

18 Aralık 2025
#10 Elif Dinç’in Brechtsel hayatı 

Tiyatrocu kimliği ile sahne önünde, kültür sanat emekçisi olarak gezdiğimiz, gördüğümüz, dinlediğimiz festivallerin sahne arkasında çalışan Elif, aslında hukuk mezunu. Yine de hukukçu kimliğinden sıyrılarak tiyatroda kendine yer edinmek isterken karşılaştığı manzara hiç hoşuna gitmiyor. Yaş sınırına sahip konservatuvarlar, çağdaş ve kapsayıcı bir eğitim vermekten uzak olan özel akademiler olsa da, diğer yanda kendi emekleriyle kurdukları kumpanya ve inadına öğrenme istekleri tüm bu tutkuyu canlı tutuyor. Sonrasında ise daha önemli bir konu ortaya çıkıyor: tiyatroyu izlemek isteyenleri bulmak :)) 


Elif, who works both on stage as a theater professional and behind the scenes at the festivals we visit, see, and listen to as a cultural and artistic worker, is actually a law graduate. However, while she tries to make a name for herself in theater by shedding her legal background, she doesn't like the situation she encounters. Conservatories with age restrictions, private academies far from providing contemporary and inclusive education – all these challenges keep her passion alive thanks to the theater company she encountered with colleagues own efforts and their unwavering desire to learn. Then, a more important issue arises: finding people who want to watch the theater performance. :))

#10 Elif Dinç’in Brechtsel hayatı 
 

#10 Elif Dinç’in Brechtsel hayatı 

11 Aralık 2025