Vijay Prashad ile söyleşi: "Artık (!) olaylar zihnimizdeki yapıları aştı"

-
Aa
+
a
a
a
Açık radyo
 

Vijay Prashad ile söyleşi: "Artık (!) olaylar zihnimizdeki yapıları aştı"

Hindistan'ın Batı Bengal eyaletinde, Kalküta şehrinde doğuma büyüme, şu anda da Şili’de yaşayan tarihçi ve gazeteci Vijay Prashad ile yaptığımız röportaja yer veriyoruz. 

Bu röportajın toplam süresi 40 dakika ve bunun 14 dakikalık bölümünü bu hafta, kalan 23 dakikayı ise gelecek haftaki programda yayınlayacağız. 

Vijay'e yazdığım davetiyeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Bu davetiye, röportajda dinleyeceğimiz içeriğe dair bir fikir verebilir;

Sevgili Vijay Prashad,

 Bugün sana yazarken, kendimize ifade etmenin karmaşıklığının devam ettiğini hissediyorum. Yani, yaşadıklarımızı ifade etmenin karmaşıklığı devam ediyor. Neye tanık oluyoruz? Ve hepimizin içinde bulunduğu bu an bize ne anlatıyor?

Bu sorular yeni değil. Ancak olayların birbiriyle örtüştüğü ve gözlerimizin fal taşı gibi açıldığı zamanlarda karşımıza çıkıyor bu sorular. Paul Klee'nin Angelus Novus tablosunu hatırlarsın. Alman filozof ve düşünür Walter Benjamin’in, 1940 yılında yazdığı son denemesi Tarih Felsefesi Üzerine Tezler'de, tam da bugünlere dair, ifade etmenin zorluluğu ve şimdiki zamanı anlamanın zorluluğu hakkında düşüncelerini dile getirerek bu resim hakkında yazdı.

Alman Nazilerin Yahudilere karşı soykırım yaptığı dönemde, Walter Benjamin, diğerleri gibi soykırımdan kaçmak istedi, ancak başaramadı ve İspanya ile Fransa sınırındaki Portbou sınırında intihar etti. Walter Benjamin, bu denemede Almanca “Jetztzeit” kelimesini kullanıyor. Şimdi-zamanı diye çevirebiliriz. Şu anda tanık olduğumuz her şey sert bir rüzgâr fırtınası gibi bizim yüzümüze vuruyor. Ve artık bu zamanda yaşadıklarımızı ifade etmek çok zor hale geldi.

Bu noktada sana ilk sorum, kendimizi ifade etmekle ilgili olacak. Yani, hepimizin içinde bulunduğu zamanı nasıl görüyorsunuz ve tanımlıyorsunuz? İnsanlığa karşı işlenen adaletsizlikleri ve saygısızlığı gördüğünüzde veya duyduğunuzda ne gibi sözler buluyorsunuz? Ayrıca, Amerika'ya bakarak çöküşteki “imparatorluk” kavramını nasıl yeniden ele alabiliriz? Bu soruları sormamın nedeni, Alfred McCoy'un Amy Goodman ile yaptığı son röportajda “Amerika çöküşteki bir imparatorluktur” demesidir.