58. SİYAD Emek Ödülü Susma Bitsin platformuna verildi. Platformu, Sıla Gökkaya ve Dilay Şengül ile konuşuyoruz.
Ömer Madra: Günaydın Tuğba, merhabalar.
Tuğba Tekerek: Günaydın Ömer Bey.
Özdeş Özbay: Günaydın.
T. T: Günaydın Özdeş.
Ö. M: Evet, bugün iki konuğumuz var galiba. Susma Bitsin'i konuşacağız. Sen takdimini yapar mısın lütfen?
T. T: Tabii ki. Burada "Sahiden'de" ve daha öncesinde "Avrupa Ne Konuşuyor"da genellikle kadınların uğradığı tacizden, şiddetten, ayrımcılıktan bahsediyoruz. Ama bunun yanı sıra buna karşı ciddi bir direniş ve mücadele de var ve bu alanda da iyi şeyler oluyor. Bu hafta 58. SİYAD Ödülleri verildi. Emek ödülü de vardı bu ödüller arasında. Emek ödülü sizin demin söylediğiniz gruba, Susma Bitsin oluşumuna verildi. "Susma bitsin" yıllardır bildiğimiz bir ifade oldu artık. Bütün bu taciz ifşalarında karşımıza çıkan ya da başka zamanlarda da karşımıza çıkan... Burada yıllardır emek emek örülen bir mücadele var. 58. SİYAD Ödülleri ile bu emek aslında ödüllendirilmiş oldu. Şimdi bu gruptan iki arkadaşımızı dinleyeceğiz. Sıla Gökkaya, hoş geldiniz.
Sıla Gökkaya: Merhaba.
Ö. Ö: Merhabalar, hoş geldiniz.
T. T: Ve Dilan Şengül.
Dilan Şengül: Merhabalar, günaydın herkese.
Ö. Ö: Günaydın.
T. T: Kendileri bize Susma Bitsin'i anlatacaklar. Ama öncelikle her ikisinden de kısaca kendilerini tanıtmalarını ve Susma Bitsin oluşumuna nasıl dahil olduklarını anlatmalarını rica edeceğim. Sizden başlayalım Sıla.
S. G: Tekrardan merhaba. Ben Sıla Gökkaya. Kadir Has Üniversitesi tiyatro bölümünde tiyatro okudum. 2023 yılında mezun oldum. Ben henüz okurken Susma Bitsin, bizim okulun cinsiyet eşitliği birimiyle iş birliği içinde bir seminer düzenlemişti aslında. Kendi çalışmalarını tanıttı. Hem de aslında bu çalışmalara bizim henüz daha öğrenciyken dahil olmamızın, en azından haberdar olmamızın ne kadar önemli olduğunu anlattığı bir çalışma yapmışlardı. İki buçuk saat kadar süren bir toplantı... Gerçekten çok faydalı olmuştu içinde bulunduğumuz birçok şeyi anlamak konusunda. Çünkü sadece sektör içinde değil, eğitim alanlarında da, özellikle işte bedenle çalışılan, duyguyla çalışılan eğitim alanlarında da farkındalık sahibi olmanın ne kadar önemli olduğunu fark edip dahil olmuştum. Ve benim 19 kadın sınıf arkadaşım vardı, birçoğumuz dahil olmuştuk platforma. Bu şekilde başladı benim Susma Bitsin yolculuğum. Bir dört sene oluyor.
T. T: Anladım. Dilan, sizden dinleyelim.
D. Ş: Ben de...
T. T: Yok yok, buyurun buyurun.
D. Ş: Ben de yaklaşık 6 yıl kadardır Türkiye sinema-televizyon sektöründe yardımcı yönetmenlik ve yönetmenlik yapıyorum. İstanbul Üniversitesi Sinema mezunuyum. Yaklaşık 2 yıl kadar önce Susma Bitsin'in sosyal medya üzerinden paylaştıkları bir davanın takipçisi olduklarını ve Asliye Ceza Mahkemesi'ne gidip orada duruşmanın peşinde olduklarını paylaştıkları bir post görmüştüm. Bu postun ardından "Böyle bir oluşum var, neler oluyor?" gibi düşünüp iki buçuk sene kadar önce biraz araştırmıştım. Daha sonrasında Susma Bitsin'in davalarının peşinde olan diğer sinemacı kadınlardan bir tanesi olarak çalışmaya başladım onlarla birlikte diyebilirim.
T. T: Anlıyorum. Sıla, şeyden bahsettiniz, ilk kuruluş yıllarında okulunuza geldiğinden, Susma Bitsinciler'den bahsettiniz. Orada sanıyorum Çiğdem Mater de vardı. Çiğdem Mater'i de burada anmak önemli. Şu anda cezaevinde ama işte dışarıdayken pek çok yapımda emeği var ama Susma Bitsin'in kurucuları arasında, onu da anmakta fayda var herhalde. Nasıl kurulmuş en başında? Ne zaman kurulmuş? Onlardan bahseder misiniz?
S. G: Tabii ben kısaca bahsedeyim. Aslında Susma Bitsin'in kuruluşu, kadın hareketi çok daha geniş bir yere yayıldığı için Amerika'daki Me Too'ya kadar dayanıyor. Amerika'daki Me Too dalgasının hemen üstüne 2018 yılının sonlarında, yakın zamanlarda bir diziden bir set işçisinin başrol oyuncusu tarafından tacize uğradığının ifşası çıkmıştı. Aynı dönemde yine başka bir sette bir kadın oyuncu, rol arkadaşı olan erkek oyuncunun tacizine uğramıştı ve bu iki ifşa eş zamanlı denilebilecek zamanlarda ortaya çıktı. Bu ifşaların çıkışıyla birlikte aslında bir grup sinemacı kadın "Bunları konuşmak için neden biz birlikte değiliz, neden bunlara karşı hep beraber bir şeyler yapmıyoruz ki?" demek için buluşuyorlar. Bu buluşmanın sonunda bir WhatsApp grubu kuruluyor ve aslında bunun içinden organize olmaya başlıyorlar. Olayın Susma Bitsin'e dönüşmesi ise "Bizim genişlememiz gerekiyor ve herkese ulaşabilmemiz gerekiyor" diye sosyal medya aracılığıyla bir çağrıda bulunuyorlar. Aslında bizim düzenli olarak yaptığımız toplantıların ilki de diyebiliriz buna ve bu Susma Bitsin, bu toplantının çağrısının ismi; daha sonra platformun ismine dönüşüyor. O dönemler sinema ve televizyon sektörüne özeldi. Sonra ihtiyaç fark edilince tiyatroya da genişledi. Bütün bu sektörlerde var olan ve dayanışma içinde olmak isteyen ya da dayanışmayı merak eden kadınların yaptıkları bir çağrıyla aslında başlıyor.
T. T: Peki şimdi ne noktadasınız, neler yapıyorsunuz?
D. Ş: Belki onun için ben bir şeyler söyleyebilirim. Belli zaman aralıklarıyla sektördeki kadın+ bireylerin bir araya geldiği, hem tiyatro hem sinema sektöründeki kadınların bir araya geldiği toplantılar organize ediyoruz. Bu toplantılarda birtakım kapalı ifşalar gerçekleşiyor. Bazıları açık olmasını tercih ediyor ve bir dava süreci yürütmek istediğini söylüyor. Bu konuyla ilgili tabii ki de içimizde bir avukat ve bir psikoloğun da yardımı ve konuşmasıyla bir süreç yönlendiriliyor, bir süreç başlıyor. Yani aslında toplantılarda birtakım ifşaların ötesinde de "Daha yapıcı bir yere nasıl evirebiliriz, kendimizi daha efektif ve daha korunaklı bir şekilde nasıl var edebiliriz?" üzerine birtakım adımlar atılıyor. Belki o adımlardan birkaç tanesine örnek verebilirim şu anda. Ben aynı zamanda yardımcı yönetmenlik yapıyorum ve 200 kişilik bir sette bir 'call sheet' yapıyoruz tabii ki de. Ve bu 200 kişinin de gördüğü call sheet'in üst tarafına mesela #SusmaBitsin hashtag'i koymak bu adımlardan bir tanesi olabilir diye toplantılarımızda konuşuyoruz. Ya da işte tabii ki de bir sürü WhatsApp grupları kuruluyor, ekip grupları kuruluyor. Bu ekip gruplarına "Sinema-televizyon sektöründe taciz ve ayrımcılık karşıtı ilkelerimiz" adlı beş ilke var, Susma Bitsin'in yaptığı; bizimle paylaştığı o metni paylaşabiliyoruz ki çoğunlukla iki yıldır ben bunu yapmaya çalışıyorum. Oradaki insanların bu ilkeleri görmesine önem atfediyorum aslında. Bu şekilde birtakım adımlar atıyoruz diyebilirim.
T. T: Peki, yani yıllar içerisinde sinemada, tiyatroda taciz, kadınlara yönelik ayrımcılık azaldı diyebiliyor muyuz? Yani bu ifşa dalgaları oluyor, sizin gibi oluşumlar oluşuyor, insanlar bilinçleniyor, "Susma bitsin" diye bir laf artık kafamıza yerleşmiş durumda. Yani bunun sonucunda siz sette çalışıyorsunuz mesela, somut olarak "Şurada şu olacaktı da bunu engelledik" ya da ne bileyim "Bunun önüne geçtik" diye anlatabileceğiniz örnekler var mı?
D. Ş: Açıkçası buna bireysel bir cevap verebilirim. Bireysel açıdan var kesinlikle. Bunu bir duruş olarak tabii ki de... Hani biz Susma Bitsin'in üyelerinden bir tanesiyiz. Ben bu sektörde nasıl bir konumda olduğumu biliyorum, haklarımı biliyorum ve "Bunu ihlal edemezsin" gibi bir duruşta olmaya çalışıyorum açıkçası. Ve belki onlardan iki tanesine örnek verebilirim. İki yıl içinde iki kere şöyle bir olay yaşadım: Bir tanesi mesela açık ifşası yapılan ve dava süreci olan bir erkek oyuncuydu. Ve bir yapım şirketinde çalışıyordum ben. Bu oyuncuyla çalışmak istediklerini söylediler ve toplantıları olduğunu söylediler. Ben de o yapım şirketine şöyle bir şey söyledim: "Bu kişinin hala daha süregelen bir dava süreci var. Bu kişi bizim tarafımızdan fail ilan edilmiş durumda. Kendisini fail olarak görüyoruz. Ve ben böyle bir faille aynı sete asla çıkmayacağım. Bilginiz olsun, eğer o projeye dahil olursa ben projeden çekilmek durumundayım." dediğim bir dünyada o oyuncunun projeye dahil olmadığı iki tane örneğim var, iki erkek oyuncu ile ilgili iki ayrı zaman diliminde. Tabii bunları yapmak kolay bir şey değil bence. Hani bana denk geldi ve işte öyle bir tavır sergilediler benim şirkette çalıştığım insanlar da. Ama böyle ufak ufak adımlarla aslında tırnak içinde o faillerin çalışma alanlarını kısıtlamak ve hatta çalışmalarına engel olmak, bu sektörde var olmalarına engel olmaya çalışmak bence önemli adımlar. Birazcık böyle hem haklarımızı bildiğimiz, hem haklarımızı sürekli tekrar ettiğimiz o toplantılarla birlikte de biz sette şunu diyebiliyoruz: "Yani sen benimle bu şekilde konuşamazsın, senin böyle bir şeye hakkın yok. Ben haklarımı biliyorum çünkü ve bununla ilgili gerekli mercilere, seninle ilgili adımlar atacağım" diyebiliyoruz. Ben açıkçası kendimde bu hakkı görüyorum ve Susma Bitsin'in en önemli noktalarından bir tanesi bence bu. Bana o güveni ve o alanı yaratıyor; kendim olabilme alanını ve kendi haklarımı koruyabilme alanını. Bunu da çok önemli buluyorum açıkçası.
T. T: Gerçekten bu söyledikleriniz çok önemli görünüyor. Peki yani şunu merak ediyorum, sektörün genelinde bir değişim olduğunu düşünüyor musunuz?
D. Ş: Yani Sıla bir şey söylemek ister misin? Şöyle bir şey; sanki böyle daha çok azalmıyor ama daha görünür oluyor denilebilir gibi görüyorum ben. Yani 10 sene önce bunlar söylenmiyormuş ama ben şu anda şunu söyleyebiliyorum: "Bilmem ne setinde bir tane set asistanı rızam dışında bana dokundu" diyebiliyorum ve gidiyorum hatta o kişiyle konuşabiliyorum. Bence 10 sene önce bunlar belki daha böyle üstüne düşünülmüyorken, konuşulmuyorken şu anda daha konuşulabilir bir hale geldi. Bence alan açıldı, konuşmaya, savunmaya alan açıldı gibi bir noktada olduğunu düşünüyorum ben. Ama artış ve azalış noktasında spesifik bir şey söyleyemiyorum. Belki Sıla bir şey söylemek ister.
S. G: Ya buna şöyle bir ekleme yapabilirim. Yani aslında mücadele kısmı tabii ki sabit bir şekilde duruyor. Ve kesinlikle tırnak içinde caydırıcılığı, Susma Bitsin'in varlığının bir ağırlığı olduğu net Dilan'ın anlattığı örneklerle de zaten teşkilleniyor bu. Ama bunun dışında dayanışma kısmı da var ve ben bu kısmı da kıymetli buluyorum. Yani sektördeki sistemsel birçok şey süregelirken ve bunlara mücadelemiz karşı dururken aynı zamanda şunu bilmek kıymetli: Benim yaşadığım bir şey olduğunda bunu dinleyecek, duyacak, benim için orada olacak ve beraber adımlarımı düşünebileceğim -bazen hiçbir şey yapmamaya karar verebileceğim, bazen çok zor süreçler çünkü bütün bunlar- bu zor süreçlerde beni her anlamda yalnız bırakmayacak yaklaşık 300 tane kadın var. Bunu bilmek, sektörün içindeki failleri ve sektörün sistematikleşmiş mobbingini, ayrımcılığını engellemiyor belki fakat kadınları bu sektörün içinde daha görünür kılıyor. Yani konuşabildikçe gerçekten görünürlük artıyor ve görünür oldukça da bitmesinin yolu açılıyor diye düşünüyorum. Çünkü Susma Bitsin biraz tabii ki en yıkıcı yerden tacizlerle uğraştığı kadar, mobbingler, ayrımcılıklar, set içinde yaşanılan bir sürü şeyler, bir sürü erkek şiddeti formu var... Bütün bunlarla mücadele ediyor ve bütün bunlara karşı bir araya geliyor. Ve yani "Susma Bitsin diye bir şey varmış" demelerinin bile bir ağırlığı olduğunu düşünüyoruz ve gözlemliyoruz bütün anlatılanlarda. Artık çünkü faillerin teknik ve taktiklerini izleyebilecek noktaya geldik. Böyle bir şeye dönüştü ve onların da öğrendiğini, bazen bu öğrendiği bilgileri hatta taktiğe çevirdiğini görebiliyoruz.
Ö. Ö: Ben de minik bir soru sorabilir miyim? Bir de bu ifşacı kadınların durumu söz konusu. Yani ifşa olayından sonra sizin verdiğiniz örneklerin ardından prodüksiyon şirketleri de özellikle kamuoyunda bu şekilde yer aldığı için işte erkeklerin önüne birtakım yaptırımlar uygulayabiliyorlar. Ancak mesela ifşada bulunan bir set işçisinin, hele böyle çok etkin bir pozisyonda değilse, kamuoyunda bilinen bir pozisyonda değilse onu mesela tekrar... Yani günün sonunda bir prodüksiyon şirketi için "sorun çıkaran kişi" konumunda, onlar tekrar setlerde iş bulabiliyor mu? Hani ilk örneği vermiştiniz ya yola çıkılan olayda, bir oyuncu erkeği ifşa eden bir kadın set çalışanı vardı. O mesela hala sektörde devam edebiliyor mu? İfşada bulunmanın bir de böyle ağır bir yönü var diye düşünüyorum da.
S. G: Yani spesifik olarak o örnek benim de Susma Bitsin'deki varlığımdan önce olduğu için o kadının şu anki durumunu bilmiyorum. Fakat dayanışmanın içinde birbirimize alan açmak da dahil. Yani sektör zaten çok erkek egemen. Fakat hani şey gibi değil bu; birbirimize iş buluyoruz vesaire gibi değil ama bu tür mağduriyetler yaşandığında yine bunu da görünür kılmak, kendi aramızda bunun da bilinir olması... Yani zaten aslında davalar, bu faille uğraşılan süreçler, bu sürecin sadece çok küçük bir kısmı ve aslında buradan hani Susma Bitsin'le ilgilenen kadınlara da onu söylemek isterim: İfşa gerçekten hiçbir sistemin çalışmadığında başvurulan en son mekanizma ve oraya gelene kadar Susma Bitsin'e gelen birçok hikayede biz bir sürü imkanımızı değerlendiriyoruz, ne yapabileceğimizi birbirimiz için. Bu da aslında Susma Bitsin'de ne kadar fazla kadın var olup ne kadar çok dayanışmayı büyütürsek, bir o kadar sektörün sistematikleşmiş ayrımcılığına az maruz kalacağımız, buna muhtaç kalmayacağımız bir atmosfer anlamına geliyor. Yani yine aslında dayanışma birilerini bir yerlerde tutuyor ve yaşadığımız mağduriyetin ardından daha da mağdur olmamamızı engelliyor.
T. T: Anladığım kadarıyla yani spesifik olarak tek tek olaylarla da ilgileniyorsunuz. Ama aynı zamanda sizin de bahsettiğiniz gibi genel olarak sektördeki erkek egemenliği kırmak, kadınların güçlü pozisyonlarda olduğu bir sektör yaratmak da hedeflerinizden birisi. Ben biraz, yaşım sizden daha fazla hani size sordum ama ben hemen hemen her sektörde, işte buna medya da dahil -kısmen belki medya en az olanlardan bir tanesi- ama hemen hemen her sektörde yani kadın tacizi konusunda, ayrımcılık konusunda bir duyarlılık geliştiğini ve bu erkek egemenliğin kırılmakta olduğunu görüyorum. Yani sonuçta kadınların set yönetmeni ya da güçlü, iktidar pozisyonda olduğu yerlerde de bu ifşa eden kadınlar dışarıda bırakılmıyor. Tam tersi onları da kapsayacak bir ortam oluşmuş oluyor galiba.
S. G: Kesinlikle ve bizim talebimiz zaten olaylar özelinde ve kişilere karşı değil, sistematik ve sektörlere taleplerimiz var. Hatta çoğu zaman benzer sektörleri, medya sektörlerini, işte dans sektörü olsun, bu tür tacize ve ayrımcılığa çok yatkınlığı olan sektörleri yine Susma Bitsin benzeri kendi içlerinde kadın dayanışmalarını kurmaya ve bu şekilde örgütlenmeye de davet ediyoruz. Çünkü ancak birbirimizi kollayarak bu sistemin içinden çıkabileceğimizi biliyoruz. Yani aslında talebimiz gerçekten sektörden ve sektör bileşenlerinden. Olaylar veya kişiler özelinde değil. Her ifşanın, o ifşası yapılan faile değil, aslında sektöre bir talebi var.
T. T: Bir de şey galiba hani düzenli toplantılar yapıyorsunuz. Bu toplantılar online mi oluyor? Fiziksel olarak bir araya geliyor musunuz diye merak ediyorum. Ve diyelim ki ifşa yok, neyi konuşuyorsunuz?
D. Ş: Sevgili Tuğba, keşke ifşa olmasa... Yani ifşanın gerçekliği olmasa, aslında oradan da söylemeye çalışıyorum. Yaşamamış olsak keşke öyle şeyler ama hiç daha ifşasız bir toplantı yaşamadığımızı söyleyebilirim. Yüz yüze toplantılar da yapıyoruz, online üzerinden de yapıyoruz. Bazen çok acil bir şey oluyor; mesela işte SİYAD Ödülleri için olması gereken toplantıda, yapacağımız konuşma üzerine hemen acil bir Zoom toplantısı organize etmiştik. Ama üç ayda bir yüz yüze gelmeye gayret gösteriyoruz. Çok da kalabalık oluyoruz. O kalabalıklık da bizi çok besliyor ve güçlendiriyor tabii.
Ö. M: Ben de ufak bir özet soru sorabilir miyim? Yani hem ikinize de, Sıla ve Dilan'a. Tuğba Tekerek de sordu ama bir genel değerlendirme olarak; aşağı yukarı dört yıla yakın bir zamandan beri bu işin içinde olduğunuzu söylüyorsunuz. Oldukça uzun bir deneyim zamanı. Gelişme ne yönde oluyor? Mesafe katedilmesi konusundaki kanılarınız pozitif mi?
S. G: Benim açımdan kesinlikle pozitif. Tek başına ilerleyen bir şey de değil. Susma Bitsin artık iyi bilinen bir ayağı fakat birçok sektör ve birçok kadının bulunduğu alanda kadınların birliği, dayanışması ve mücadelesinde kesinlikle gelişme katediliyor. Eskiden toplumsal olarak da yaklaşım değişiyordu. Sesli oldukça ve bu sese toplu bir şekilde sahip çıkıldıkça bunun aslında olabilecek bir şey olduğunu, bunun kötü bir şey olmadığını, bunun işte problem çıkarıp birini etiketlemeyeceğini, bu etiketi sökecek insanların da olduğunu bilmek sektörde hem kadınlara güç verdi zaman içinde hem de kazanılan davalar ya da kaybedilen bazı davaların yine de sektörel olarak yarattığı etki... Her zaman çünkü kazanç olmuyor somut bir şekilde. Ama dönüşü farklı olabiliyor. Biraz daha insanların sınırlarını bilmek zorunda kalmasına yol açtı. Bunun da giderek daha sistematikleşmesi ve sektörün yeni normali olması için dayanışmamız devam ediyor.
T. T: Ya ben bir şey sormak istiyorum. Süremiz bitti aslında ama bir dakikada toparlayabilirseniz. Yani mesela şimdi 7 ay önce tekrar bir ifşa dalgası olmuştu. Ama şimdi görüyoruz ki bazıları tekrar işlerine geri dönüyorlar. Ve üstelik bu ifşaları açan kadınlara dava açılıyor. İşte iftira davası açılıyor. Yani kimisi diyor ki "Ya bu ifşalar oluyor oluyor ama hiçbir şeyde sonuçta elde edemiyoruz ve hatta kendimiz zarar görüyoruz" diyorlar. Hani böyle diyenlere ne dersiniz diye sormak isterim.
D. Ş: Belki ben şöyle bir şey söyleyebilirim. Hala daha söylediğiniz örneğe istinaden, şu anda dava sürecinde bile haksız görülen bazı erkek oyuncuların ya da bazı erkeklerin sektörde çalışmaya devam etme girişimlerini görüyoruz. Bu konuyla ilgili inanın gerçekten bazı mesajlar atılıyor o yerlere. İşte bu bir tiyatro salonu olabilir, bu bir yapım şirketi olabilir. Büyük mailleşmeler döndürmeye çalışıyoruz. "Bu kişiyle çalışmamanız gerekiyor, bu kişiyle çalıştığınız noktada şuraları karşınıza alıyorsunuz" gibi. Bir noktada hala yazılı olarak o savaşı sürdürmeye çalışıyoruz yani. Görüyoruz da hakikaten, doğru söylüyorsun Tuğba, oynamaya devam ettiklerini ya da çalışmaya devam ettiklerini. Fakat etmedikleri örnekler bence çok daha fazla. Çok içinde olduğum için belki de bunu söylüyorum. İşten çıkartılan, işten kovulan, evsiz kalan, sektöre çalışmaya devam edemeyen çok çok çok fazla. O 7 ay önceki ifşalarda ifşalanan faillerin gerçekten o zor durumlarda tırnak içinde kaldıklarına şu anda şahit oluyorum çok içeriden bir yerden. Fakat hani büyük resimde çok bilinen o yüzlerin bir şeyler yapmaya devam etmeleri insanlara tabii "Bir neden devam ediyorlar, nasıl hala devam edebiliyorlar?" sorularını sorduruyor. Ama biz bir şekilde durmuyoruz onu söyleyebilirim. Çünkü bir noktada hiyerarjik olarak her noktadan kadınız; yani hiyerarjik olarak, çalışma disiplini olarak demeye çalışıyorum. Yapımcı da var aramızda, görüntü yönetmeni de var, yönetmen de var, senarist de var. Biz nereden, kim olarak konuşabiliyorsak o noktada konuşmaya çalışıyoruz. Ve inan bana o yapım şirketlerine, o tiyatro salonlarına gerçekten hala daha bir sürü yazılar yazılıyor. Ve bu şekilde iptal ettirdiğimiz iki tane daha... Hatta stand-up şovu vardı. Yani bir mesaj atıyoruz, uzun uzun konuşuyoruz. Aynı anda 15 kadın atıyoruz, aynı anda 35 kadın atıyoruz ve iptal ettiriyoruz gibi. Çalışıyoruz yani bir şekilde hala.
S. G: Çok kısa bir şey eklemek istiyorum buna. Yani ifşalar bir de zaten aslında kişilerden intikam talep eden mekanizmalar olarak da çalışmıyor. Tabii ki amacımız bu insanın o sektörde bu failliği gösterebilmesine neden olan gücü ve alanı elinde tutamaması. Bu alanın daralması ve itibariyle beraber gücünü kaybetmesi, yani failliğini elinden almak. Fakat önemli olan bir yerde de şu oluyor: Bu insanlar en büyük isimler bile program program gezip hala bunun üstünden silinmeye çalışıyor. Yani evet bazı sahnelerde erkek dayanışması da çok güçlü çünkü, ya da güç dayanışması. Fakat aynı şeye devam etmiyorlar; yani aynı kişi olarak, aynı isimle, aynı temizlikle... Yani o leke sürülüyor üstlerine ve kendi bulaştırdıkları bir leke olarak kalıyor. O yüzden yani sektöre yönlendiriyoruz aslında bütün okları.
T. T: Peki çok teşekkür ederiz. Mücadeleye devam diyoruz.
D. Ş: Biz teşekkür ederiz. Susmazsak biter.
Ö. M: Görüşmek üzere, hoşça kalın.
Ö. Ö: Görüşmek üzere.


