Geçen hafta programı Babalar Günü ve Karacaahmet Mezarlığı'nın sesleriyle kapatmıştık. Bu hafta ise ilk duyulan şey Earthsignchels'in "Daddy Died" parçası.
Bu hafta uzun zamandır yapmadığım kadar çok bekledim. Metro bekledim. Uçak bekledim. Bir mesajı bekledim. Bir işin sonuçlanmasını bekledim. Çıkmayı bekledim. Dönmeyi bekledim. Beklerken zamanın uzama biçimini yeniden hatırladım. Galiba en çok da bir yere tam varamıyorken müzik dinliyorum. Programın çıkış noktası biraz buydu.
Bu bekleyişlerde bana en çok Earthsignchels'in "Daddy Died"ı eşlik etti. Hakkında hâlâ çok az şey biliyoruz. Kariyerinin henüz başındaki Chicago çıkışlı müzisyen, 2023'ten itibaren tekliler ve EP'ler yayımlıyor. Babalar Günü haftasında karşıma çıkan "Daddy Died" ise şimdiye kadarki en çok ses getiren işi oldu. "COLORS" performansıyla da, sanki Kendrick Lamar ile Nicki Minaj arasında kendine özgü bir yere gözünü dikmiş gibi hissettiriyor. Yalnız, bir radyo yayınına gidemeyecek birkaç sözü el yordamıyla minik minik sansürledim. Bazı kelimeleri tam seçememenizin sebebi bu.
Aralarda Tokyo'da bir süpermarketin otomatik kapısı açılıyor. Reyonların arasında bekliyoruz. Hani şu "en azından içeride klima var" diyerek geçirilen boş bekleyişlerden biri.
Akofa Akoussah'ın "Ramer Sans Rame"inden kısa bir melodi mırıldandığını duyacaksınız. İlerleyen dakikalarda Sabah da aynı şeyi yapacak; Ah Ya Zein'dan "Ararım, ararım, ararım seni her yerde... Sorarım ıssız gecelerde sevgilim nerede?" kısmını kısacık duyacağız.
Sonra yaya geçidindeyim. Tokyo'da yeşil ışığın yanmasını bekliyorum. İlginç olan şu ki burada beklemenin bile sesi var. Bu melodiler yalnızca görme engelliler için bir uyarı değil, aynı zamanda yön bulmayı da kolaylaştırıyor. Doğu batı yönündeki geçişlerde genellikle kuş cıvıltısını andıran "piyo piyo" melodisi çalarken, kuzey güney yönünde "kakkō", yani guguk kuşunu taklit eden başka bir melodi duyuluyor. Gece geç saatlerde ise mahalle sakinlerini rahatsız etmemek için bu sesler ya tamamen kapatılıyor ya da neredeyse fısıltı seviyesine indiriliyor.
Bir geçitte beklemeden karşıya geçiyorum. Sonra aynı kuş seslerini kaydedebilmek için geri dönüyor ve bu kez özellikle bekliyorum.
Tam burada Roberto Musci'nin "Nexus on the Beach"i geliyor. Musci, yıllarca Afrika ve Asya'da yaptığı alan kayıtlarını elektronik müzikle bir araya getirerek coğrafyaları ses üzerinden birbirine bağladı. Onun müziğinde yolculuk kartpostallardan değil, kaydedilmiş uğultulardan oluşuyor.
Sam Gendel ve Josiah Steinbrick'in "Mouthfeel"i zamanı ileri taşımıyor; genişletiyor. Beklerken dakikalar uzar ya, parça da tam öyle davranıyor.
Sylvain Kassap'ın ardından Bohren & der Club of Gore geliyor: "Ganz Leise Kommt die Nacht"... Gece gerçekten de usul usul geliyor. Beklemek bazen sıkıcı olmaktan çıkıp fiziksel bir ağırlığa dönüşüyor.

Program boyunca bir başka bekleme sesi daha dolaşıyor: Tokyo'nun Yamanote Line trenleri. Şehrin çemberini çizen bu hattan bazı istasyonların anonslarını duyuyorsunuz. Üstelik Tokyo'da birçok durağın kendine ait kısa bir melodisi var. Duraklar isimleriyle değil, birkaç notayla da hafızaya kazınıyor. Keşke her şehir bunu yapsa. Keşke ben de hepsini kaydedebilsem.
Program boyunca çaldığım parçaları dünyanın dört bir yanından toplamaya çalışırken, kırpılmış ortam seslerini özellikle Japonya'dan seçiyorum. Çünkü beklemenin de kendine ait bir ses tasarımına sahip olabileceğini bana ilk kez orası düşündürdü.
Garth Erasmus Güney Afrika'nın hafızasını taşıyor. Sonra Mikael Tariverdiev geliyor: "Boys and the Sea", 1964 yapımı Goodbye, Boys filminin müziklerinden. Karadeniz kıyısında yaşayan üç gencin, savaş başlamadan hemen önce geçirdikleri son yazı anlatıyor. Film savaşın kendisinden çok, yaklaşmakta olan şeyi beklemeyi anlatıyor. İçinde deniz var, yaz var, ufuk var ve uzun bir bekleyiş var. Bu hafta bana en çok konuşan filmlerden biri de buydu.

Ardından Alain Goraguer'in "Générique"i geliyor. Adı zaten "açılış jeneriği". René Laloux'nun Fantastic Planet'i için yazılmış kırk saniyelik bir giriş müziği. Programın tam ortasında yeniden bir açılış yapmak hoşuma gidiyor. İkinci perdede Goraguer'i bu kez Conseil des Draags ile filmin tuhaf evrenine biraz daha derinden girerken yeniden karşılayacağız.
Tam bu noktada yolculuk dışarıdan içeri dönüyor. Alla Pugacheva aynanın karşısına geçiyor. Bu hafta fark ettim ki beklemek insanı daha çok yürütmüyor; aksine durduruyor. Durunca da ister istemez aynaya bakıyorsun. Gerçek aynaya değil belki ama, bir süredir ertelediğin düşüncelere.
Ardından Terence Blanchard'ın "Godfather"ı bütün programı kısa süreliğine bir Spike Lee tipi bekleme sahnesine dönüştürüyor. Hemen arkasından PinkPantheress tek kelimeyle uğruyor: "Intermission". Ara.
Ahmed Abdul-Malik ise New York cazının içine Arap müziğinin taksim geleneğini yerleştiriyor. Akofa Akoussah bu kez Togo'dan tekrar uğruyor. Programın sonlarına doğru Haneda Havalimanı'nın uğultusu yeniden duyuluyor. Bunlar dinlemek için tasarlanmış sesler değil. İnsanları yönlendirmek, sıraya sokmak, bekletmek için varlar. Ama yıllar sonra bir şehri düşündüğümüzde çoğu zaman ilk onlar geri geliyor.
Habitat Ensemble, Çekya'nın güneyindeki bir yaz okulunda buluşan müzisyen ve sanatçılardan doğan bir kolektif. Malé Kapky, yani "Küçük Damlalar". Beklemek bazen hiçbir şey olmuyormuş gibi gelir. Oysa belki de her şey, tam da böyle, damla damla birikiyordur.
The Advisory Circle'ın "Sundial"ı zamanı yeniden görünür kılıyor. Güneş saatleri zamanı ilerletmez; yalnızca ışığın nereye düştüğünü gösterir. Beklemek de biraz böyle. Zamanı değiştirmez. Sadece insanın onun içindeki yerini hissettirir.
Ve finalde Genetic druGs ile SoSaLa'nın Ornette Coleman'a adadığı tuhaf, ayinsel parça geliyor. Beklemekten çıkış. Ay. Ornette. Özgür caz. Belirsizlik. Hiç çözülmeyen ama çözümlenmesi de gerekmeyen bir final.

Bu programdaki parçaların büyük kısmı gerçekten bir yerlere giderken, bir şeylerin başlamasını beklerken ya da bir yerden ayrılmayı beklerken bana eşlik etti. Ama programın gerçek konusu yolculuk değil. Beklemek. Ve beklerken fark etmeden kulağa, sonra da hafızaya yerleşen sesler.
İçinden geçen parçalar:
Earthsignchels – "Daddy Died"
Dewey Martino – "Pipopapipo"
Roberto Musci – "Nexus on the Beach"
Sam Gendel & Josiah Steinbrick – "Mouthfeel"
Sylvain Kassap – "Plancoët"
Bohren & der Club of Gore – "Ganz Leise Kommt die Nacht"
Garth Erasmus – "Gwaing Reverie"
Mikael Tariverdiev – "Boys and the Sea (Part Two)"
Alain Goraguer – "Générique"
Alla Pugacheva – "У зеркала (U Zerkala)"
Terence Blanchard – "Godfather"
PinkPantheress – "Intermission"
Ahmed Abdul-Malik – "Takseem (Solo)"
Akofa Akoussah – "I Tcho Tchass"
Deru – "1979"
Alain Goraguer – "Conseil des Draags"
The Habitat Ensemble – "Malé Kapky"
The Advisory Circle – "Sundial"
Genetic druGs feat. SoSaLa – "Mystical Full Moon Hymn for Ornette Coleman"
Kırpılmış diğer sesler:
Tokyo'da süpermarkete giriş melodisi
Akofa Akoussah – Ramer Sans Rame (ses kırpıntısı)
Tokyo yaya geçidi ve trafik ışığı sesleri
Tokyo Yamanote Line istasyon anonsları
Sabah – Ah Ya Zein (ses kırpıntısı)
Haneda Havalimanı ortam sesleri

