Apaçık Radyo

"Bağımsız görülen sorunlar artık aynı iklim krizinin birbirini besleyen sonuçları"

7 Ağustos 2026

İklim Kuşağı Konuşuyor'da Atlas Sarrafoğlu, Avrupa’yı etkisi altına alan aşırı sıcaklık ve kuraklığın Tuna Nehri’ndeki tarihi su kaybından nükleer enerji üretimine, nehir taşımacılığından tedarik zincirlerine ve orman yangınlarına uzanan zincirleme etkilerini ele alıyor; iklim krizinin Avrupa’nın altyapısını, ekonomisini ve günlük yaşamını nasıl sistemsel bir krize dönüştürdüğünü anlatıyor.

Avrupa bu yaz en çok yüksek sıcaklıklarla gündeme geliyor ancak sadece mücadele bununla sınırlı değil. Kıtanın dört bir yanında aynı anda orman yangınları, uzun süreli kuraklık, kuruyan nehirler, aksayan ulaşım ağları ve enerji üretimini tehdit eden gelişmeler yaşanıyor. Bugün Avrupa'nın altyapısını, ekonomisini ve günlük yaşamını doğrudan etkileyen somut bir gerçeklik haline geldi.

Ben de yaklaşık iki yıldır Budapeşte'de yaşıyorum. Son haftalarda burada yaşanan sıcak hava dalgasını ve kuraklığı günlük yaşamın içinde gözlemleme fırsatı buluyorum. Gün içinde sıcaklıklar 40 dereceye yaklaşırken haftalardır kayda değer bir yağış görülmüyor. Şehrin tam ortasından geçen ve Avrupa'nın en önemli nehirlerinden biri olan Tuna'nın su seviyesi gözle görülür biçimde düştü. Normalde tamamen su altında kalan taşlık alanlar ve hatta Nazi zamanından kalma savaş gemisi ve hatta yıktıkları köprülerin kalıntıları ortaya çıkıyor. Budapeşte'de son yılların değil, bugüne dek kayıtlara geçen en düşük su seviyelerinden biri yaşanıyor. İlk bakışta bu yalnızca ilginç bir manzara ya da fotoğraf karesi gibi görünebilir. Oysa yaşananlar, Avrupa'nın iklim krizine ne kadar kırılgan hale geldiğini gösteren çok daha büyük bir tablonun parçası.

Budapeşte'de yaşayan biri olarak en dikkat çekici değişimlerden biri de kuraklığın artık günlük sohbetlerin konusu haline gelmiş olması. Nehir kıyısında yürürken suyun normal seviyesini gösteren izlerle bugünkü seviye arasındaki fark çıplak gözle görülebiliyor. Turistik  tekne seferlerinin programları değişiyor, bazı iskelelerde ulaşım aksıyor. Birkaç hafta öncesine kadar yalnızca meteoroloji haberlerinde duyduğumuz kuraklık, bugün şehrin gündelik yaşamında hissedilen bir gerçekliğe dönüşmüş durumda.

Tuna Nehri yalnızca Macaristan'ın değil, Avrupa'nın da en stratejik doğal kaynaklarından biri. Yaklaşık 2 bin 857 kilometre uzunluğundaki nehir, Almanya'dan doğarak Karadeniz'e ulaşana kadar Avrupa'nın kalbinden geçiyor. Su toplama havzası 19 ülkeye yayılıyor ve milyonlarca insanın içme suyu, tarımı, sanayisi ve enerji üretimi bu nehre bağlı. Aynı zamanda Avrupa'nın en önemli iç su taşımacılığı koridorlarından biri olan Tuna, kıta ekonomisinin görünmeyen omurgalarından biri olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla burada yaşanan her değişim, yalnızca kıyısındaki ülkeleri değil bütün Avrupa'yı etkiliyor.

Bunun en çarpıcı örneği ise Macaristan'ın tek nükleer enerji santrali olan Paks Nükleer Santrali. Reaktörlerini soğutmak için Tuna Nehri'nin suyunu kullanan santral, nehirdeki su seviyesinin tarihi ölçüde düşmesi nedeniyle önce üretimini azaltmak zorunda kaldı, Reaktörler pazartesi günü normalde yaklaşık 2.000 megavat olan elektrik üretimini yalnızca 240 megavata düşürdü ve ardından da 44 yıllık tarihinde ilk kez tamamen devre dışı bırakıldı. Bu gelişme Macaristan açısından son derece kritik. Çünkü Sovyet döneminde inşa edilen Paks Santrali, ülkenin elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 40'ını tek başına karşılıyor. Başbakan Péter Magyar, hafta başında "Macaristan'ın karşı karşıya olduğu en kritik beş gün" olarak tanımladı ve enerji arzında ciddi sıkıntılar yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Magyar yayınladığı video mesajında, vatandaşlardan özellikle saat 17.00 ile 22.00 arasında elektrik tüketimlerini azaltmalarını istedi. Klima kullanımının sınırlandırılması, elektrikli araçların yoğun saatler dışında şarj edilmesi ve yüksek enerji tüketen cihazların mümkün olduğunca farklı saatlerde çalıştırılması çağrısını yaptı.

Alınan önlemlerin yeterli olmaması halinde ise sanayi tesislerinde dönüşümlü enerji kısıtlamaları uygulanmasını öngören acil durum planları hazırlandı. Diğer enerji santrallerinin üretim kapasitesi artırılmaya çalışılırken, Budapeşte'de de enerji tasarrufu amacıyla yüzlerce kamu binasının gece aydınlatmaları geçici olarak kapatıldı. Yetkililer , sıcak hava dalgasının devam etmesi halinde bölgesel elektrik kesintilerinin de ihtimal dışı olmadığını belirtiyor.

Sorun yalnızca elektrik üretimiyle de sınırlı değil. Tuna'daki olağanüstü su kaybı günlük yaşamı doğrudan etkilemeye başladı. Nehrin bazı bölümleri yük gemileri ve büyük yolcu gemileri için güvenli seyir yapılabilecek derinliğin altına düştü. Bu nedenle Budapeşte'den geçen nehir trafiğinde geçici kısıtlamalar uygulanıyor. Avrupa'nın en önemli ticaret koridorlarından biri olan Tuna'da yaşanan bu aksama, yalnızca ulaşımı değil tedarik zincirlerini ve ekonomik faaliyetleri de etkilemeye başladı.

Kuruyan nehirlerin ekonomik etkisi de giderek büyüyor. Su seviyesi düştükçe yük gemileri tam kapasiteyle hareket edemiyor, bazıları güvenli seyir sağlayabilmek için taşıdıkları yük miktarını azaltmak zorunda kalıyor. Bu durum taşımacılık maliyetlerini artırırken özellikle tahıl, yakıt ve sanayi ürünlerinin Avrupa içindeki dolaşımını da yavaşlatıyor. Başka bir ifadeyle iklim krizi bu kez tedarik zincirlerini ve ekonomik istikrarı da doğrudan etkiliyor.

Üstelik önümüzdeki günler için de umut verici bir tablo yok. Meteoroloji uzmanları, Tuna Havzası'nın büyük bölümünde kayda değer bir yağış beklenmediğini, bu nedenle nehirdeki su seviyesinin önümüzdeki günlerde de olağanüstü düşük kalacağını öngörüyor. 

Ancak yaşanan kriz Macaristan ile sınırlı değil. Romanya'da da ülke elektriğinin yaklaşık %20'sini sağlayan Cernavodă Nükleer Santrali'nin iki reaktöründen biri, yine Tuna Nehrindeki düşük su seviyesi nedeniyle kapatıldı. Eğer ikinci reaktör de durdurulursa Romanya da geçici olarak nükleer enerji üretiminin önemli bir bölümünü kaybetmiş olacak.

Romanya Ulusal Hidroloji Enstitüsü'nün verilerine göre Tuna'nın ülkeye girişindeki debi normal temmuz ortalamasının yaklaşık üçte birine kadar gerilemiş durumda. Sırbistan'da ise uzmanlar Tuna'nın son 50 ila 60 yılın en düşük seviyelerine indiğini söylüyor. Aynı durum Sava ve Tisa nehirlerinde de görülüyor. Bilim insanları bunun, ilkbahar boyunca yaşanan ciddi yağış eksikliğinden de kaynaklandığını belirtiyor.

Bulgaristan'da nehir taşımacılığı büyük ölçüde durma noktasına geldi. Vidin yakınlarında bir nehir kruvaziyeri sığlıkta karaya oturdu ve 186 yolcu tahliye edildi. Bulgaristan Denizcilik İdaresi yetkilileri, 1990'lardan bu yana Tuna'da böylesine düşük su seviyeleriyle hiç karşılaşmadıklarını söylüyor.

Kuraklık yalnızca enerji ve ulaşımı değil, tarihin izlerini de ortaya çıkarıyor. Hırvatistan'da yıllardır su altında kalan bir Macar yük gemisinin enkazı yeniden gün yüzüne çıktı. Sırbistan'da II. Dünya Savaşı sırasında batırılmış Alman savaş gemileri yeniden görünür hale geldi. Bulgaristan'da ise kuruyan nehir yatağında bulunan kemiklerin bir mamuta ait olduğu belirlendi.

Aynı günlerde Fransa ve İspanya son yılların en büyük orman yangınlarından bazılarını yaşıyor. Yunanistan ve Türkiye'de günlerdir süren yangınlar yerleşim yerlerini tehdit ediyor. Avusturya ormanlarında bile şiddetli orman yangınları haberlerini gördük.

Atmosfer ısındıkça daha fazla su buharlaşıyor, yağış rejimleri değişiyor, toprak daha hızlı kuruyor ve nehirler yeterince beslenemiyor. Bilim insanlarının uzun süredir dikkat çektiği bir kavram var: bileşik afetler. Yani tek bir iklim olayının aynı anda farklı sektörlerde zincirleme krizler yaratması. Bugün Avrupa'da tam olarak da bunu görüyoruz. Aynı sıcak hava dalgası hem orman yangınlarını büyütüyor, hem nehirleri kurutuyor, hem enerji üretimini azaltıyor, hem de ulaşım ve ekonomiyi etkiliyor. Bir zamanlar birbirinden bağımsız görülen bu sorunlar artık aynı iklim krizinin birbirini besleyen sonuçları olarak karşımıza çıkıyor.

Copernicus İklim Değişikliği Servisine göre Avrupa, küresel ortalamadan yaklaşık iki kat daha hızlı ısınıyor. Bu nedenle bugün Budapeşte'de kuruyan Tuna nedeniyle bir nükleer santralin kapanması ile Akdeniz'de yaşanan büyük orman yangınları aslında aynı hikâyeler. 

Bugün tam da Avrupa'nın ortasında, yalnızca tek bir nehrin su seviyesindeki düşüş nedeniyle, milyonlarca insanın elektrik arzı risk altına giriyor. Oysa burada zaman bulamadığım için konuşamadığımız Ren Nehri de var. Bu bize iklim krizinin enerji güvenliğinden ekonomiye, ulaşımdan su yönetimine kadar yaşamın bütün alanlarını etkileyen sistemsel bir kriz haline geldiğini net olarak gösteriyor. Kim bilir, belki de önümüzdeki yıllarda iklim krizini en çok bu tür haberlerle konuşacağız. Çünkü artık değişen; şehirlerin işleyişi, ülkelerin altyapısı ve günlük hayatın kendisi.

Ben Atlas Sarrafoğlu. İklim Kuşağı Konuşuyor programını dinlediniz. Haftaya yine Apaçık Radyo’da görüşene dek, kendinize, sevdiklerinize ve en önemlisi de gezegenimize iyi bakın.

Benzer İçerikler

  -     
Canlı Yayın
Şimdiki
Sıradaki
Sıradaki
Sıradaki