Avrupa'nın büyük kısmında olduğu gibi, İzlanda 2025'te en sıcak yılını yaşadı. İzlanda Meteoroloji Ofisi'ne göre, ülkede geçen yıl ortalama sıcaklık 5,2°C oldu. Sıcaklıklar yılın neredeyse tüm aylarında, özellikle de ilkbaharda, "ortalamanın çok üzerindeydi". Ülkenin büyük bölümünde son 10 yılda yıllık yağış miktarı ortalamanın altında kalsa da, pek çok noktada hâlâ 1991-2020 ortalamasının üzerine çıktı. Hava sıcaklığındaki her 1°C'lik artış, atmosferin yaklaşık yüzde yedi daha fazla nem tutabilmesi anlamına geliyor; bu da daha şiddetli ve yoğun yağışlara yol açabiliyor. Artan sıcaklıklara rağmen bilim insanları, küresel ısınmanın uzun vadede Kuzey Avrupa'da bunun tam tersine bir etki yaratmasından endişe ediyor. Ani bir soğuma korkusunun merkezinde, Atlas Okyanusu boyunca sıcak suyu kuzeye, soğuk suyu güneye taşıyarak su kütlelerini dolaşıma sokan okyanus akıntıları sistemi, Atlantik Meridyen Devridaim Sirkülasyonu (AMOC) bulunuyor. Sıcaklıkların artması Arktik buzlarının çözülmesini hızlandırıp Grönland buz tabakasından eriyen suların okyanusa boşalmasını tetikledikçe, bu akıntı sisteminin işleyişi bozulabilir.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'na (OECD) göre, küresel plastik tüketimi 2060 yılına kadar neredeyse üç katına çıkabilir. Bu da olumsuz etkilerin artacağı anlamına geliyor. The Lancet Planetary Health'te yayımlanan yeni bir bilimsel çalışma, insanlığın gelecekte plastikle nasıl başa çıkacağına bağlı olarak bu etkileri altı farklı senaryoda karşılaştırıyor. Araştırmacılar, bir yandan 2040’ta her yıl ne kadar plastik bulunacağının öngörüldüğünü, diğer yandan da mevcut plastik miktarına bağlı olarak insanlığın 2040'ta kaç yaşam yılını kaybedeceğini hesapladı. Bu projeksiyonlar, belirli bir plastik miktarının beraberinde ne kadar sağlığa zararlı emisyon getirdiğini gösteriyor.
Yeni bir rapora göre, büyük teknoloji endüstrisinin yapay zekanın iklim üzerindeki faydalarına ilişkin iddiaları asılsız. Yapay zekanın iklim üzerindeki faydalarına ilişkin iddiaların % 74’ü kanıtlanmadı ve bu durum teknoloji ve fosil yakıt endüstrilerinin kârlarına hizmet ederken, üretken yapay zekanın iklim üzerindeki büyük zararlarını önemsizleştiriyor. Teknoloji şirketleri yapay zeka teknolojisinin iklim krizini önlemeye yardımcı olabileceğini iddia ediyor, ancak bilimsel rapor, yapay zekanın iklim için net bir fayda sağlayacağını iddia eden 154 açıklamayı inceledi. İlk kez, yapay zekanın iklim eylemine net bir fayda sağlayacağı ve yapay zekanın gerektirdiği veri merkezlerinin artan fosil yakıt talebini telafi edeceği iddiasını eleştirel bir şekilde analiz etti. Bulgulara göre, iddiaların yalnızca %26’sı yayınlanmış akademik makalelere atıfta bulunurken, %36’sı hiçbir kanıt sunmadı. Genel olarak, bu iddialar sağlam, hakemli akademik makalelerden ziyade zayıf kanıtlara dayanma eğiliminde.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, AA muhabirine, bilimsel olarak afet riskinin tehlike, maruziyet ve etkilenebilirlik değerlerinin çarpımıyla açıklandığını söyledi. Kadıoğlu: “Seller daha sık, fırtınalar daha şiddetli, sıcak hava dalgaları daha uzun sürüyor. Bu koşullarda kader demek bilimi reddetmektir. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 2022 raporuna göre, dünya genelinde aşırı hava olaylarının sıklığı yaklaşık %40-50 arttı, eskiden istisnai olan olaylar artık yeni normal. Türkiye’de de özellikle Karadeniz, Akdeniz ve Marmara’da sel ve taşkınlar hem sıklık hem şiddet açısından artıyor. Sıcak hava dalgalarının ve aşırı sıcak gün sayısının yükseldiği kuraklık dönemleri uzuyor.” Kadıoğlu, “AFAD ve Dünya Bankası verilerine göre afet öncesi harcanan 1 lira, afet sonrası 7 ila 15 lira arasında kaybı önlüyor. Türkiye için bu oran 1’e 15 olarak ifade ediliyor. Bu oran afet yönetiminin bir gider değil, kalkınmayı koruyan stratejik bir yatırım olduğunu gösteriyor” dedi.
BursaYenişehir’in verimli tarım havzalarında yeni bir sanayi projesi daha gündeme geldi. Yenişehir Karacaali mahallesinde 454,7 hektarlık alanın Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi olarak planlanması kamuoyunda ciddi kaygı yarattı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Yenişehir Çevre Platformu Sözcüsü Erkan Erdem, sürecin şeffaflıktan uzak yürütüldüğünü belirterek planlamanın doğrudan Yenişehir Ovası’nın verimli tarım topraklarını hedef aldığını söyledi.
Evrensel’den Özer Akdemir’in haberine göre, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Cemaller, Söğütlü ve Keçikaya köylerini kapsayan Ilgardere Rüzgar Enerji Santralı (RES) Kapasite Artışı Projesi'ne karşı köylüler ve yaşam savunucuları dava açtı. Davacılar adına söz alan Av. Cem Altıparmak, ÇED raporunun eksikliklerle dolu olduğunu, özellikle meteorolojik verilerin bölgeden çok uzaktaki Ayvalık’tan alınmasının bile iptal için yeterli bir gerekçe olduğunu vurguladı. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nden Süheyla Doğan ise şirketin projeyi parçalara bölerek yürüttüğü ÇED süreçlerinin kamusal kaynak israfına yol açtığını ve hukuki süreci zorlaştırdığını belirtti. Köylüler ve muhtarlar, mevcut 3 türbinin bile hayvancılığı bitirme noktasına getirdiğini, hayvanların stres nedeniyle düşük yaptığını ve süt veriminin düştüğünü iddia etti.


