Birkaç saat, bir gün, bazen yıllarca İstanbul
Haftanın Kitabı'nda Ceyhan Usanmaz, Melih Yıldız’ın yeni yayımlanan "Onların İstanbul’u" kitabından hareketle Ernest Hemingway’den Agatha Christie’ye, Virginia Woolf’tan Mark Twain’e, Maksim Gorki’den James Baldwin’e uzanan dünyaca ünlü yazar ve sanatçıların İstanbul tanıklıklarını ele alıyor; kentin farklı dönemlerde, farklı gözlerden nasıl görüldüğünü ve her birinin hafızasında nasıl izler bıraktığını anlatıyor.
Ernest Hemingway’in savaş muhabiri olarak yolu İstanbul’a düşmüştür, Agatha Christie’nin Pera Palas’la ilişkisi de az çok bilinir. Zaman zaman eski gazete kupürlerinde, siyah-beyaz fotoğraflarda ya da bir otelin tarihçesinde bu ve benzeri hikâyelerin parçalarıyla karşılaşırız. Melih Yıldız’ın yeni yayımlanan Onların İstanbul’u kitabı da bir yandan bu tanıdık parçaları bir araya getiriyor, bir yandan da İstanbul’la ilişkisini pek bilmediğimiz isimlerin peşine düşüyor.
Onların İstanbul’u kitabında Maksim Gorki’den Herman Melville’e, Virginia Woolf’tan Mark Twain’e, Knut Hamsun’dan Gustave Flaubert’e, Pierre Loti’den James Baldwin’e uzanan kalabalık bir “misafir” listesi var. Kimi için İstanbul yalnızca yol üzerinde kısa bir durak, kimi içinse hatırda kalacak kadar uzun bir karşılaşma. Bazen birkaç saat, bazen yalnızca bir gün, bazen aylar, hatta yıllar... Maksim Gorki örneğin, uzun sürgün yıllarının ardından İtalya’dan anavatanı Rusya’ya dönerken uğruyor İstanbul’a. Yalnızca birkaç saatliğine... Herman Melville içinse şehir, yalnızca geçilip gidilen bir liman olmaktan biraz daha fazlasına dönüşüyor. Sağlığa iyi geleceği düşünülen uzun bir yolculuğun ve deniz maceralarının bir durağı gibi... Virginia Woolf da 1906’da, ağır bir depresyon döneminin ardından dinlenmek üzere İstanbul’a geliyor ve kenti “şehirlerin anası” olarak görüyor.
Tabii herkes İstanbul’dan büyülenerek ayrılmıyor. Mark Twain daha en başta, şehre birtakım önyargılarla geliyor zaten ve görünen o ki, İstanbul bunların pek çoğunu değiştirmeye yetmiyor. Norveçli yazar Knut Hamsun’da da benzer bir “mesafe” var. Ama o tanıdıkça sevmiş gibi görünüyor İstanbul’u. Bu örnekler, kitabı ilginç kılan özelliklerinden hiç kuşkusuz çünkü Melih Yıldız, böylelikle, İstanbul’a yolu düşen ünlü isimleri bir “İstanbul’a hayran yabancılar” albümüne dönüştürmemiş. Şehri sevenler kadar ondan hoşlanmayanlar, şaşıranlar, huzursuz olanlar da var.
Bu tanıklıkların bazıları ise şehrin artık göremeyeceğimiz yüzlerine açılıyor. Edmondo De Amicis’in İstanbul’da bir yangına tanıklığı bunlardan biri. Ki, İtalyan yazarın sonradan İstanbul üzerine yazdıkları, yıllar sonra aynı şehre yolu düşen Umberto Eco’yla da bir bağ kuruyor. Yazarlar farklı yüzyıllarda aynı sokaklardan geçiyor, benzer yapılara bakıyor ama elbette başka başka İstanbul’lar görüyorlar. Zaten Onların İstanbul’u kitabının alametifarikasının da burada olduğu söyleyenebilir: Hepimizin bildiğini düşündüğü bir şehri, başka gözlerle yeniden seyretmek. Çoğu zaman şehirde yaşayanın çoktan görmez olduğu bir ayrıntı, yabancı bir gözün özellikle dikkatini çeken şey olabiliyor pekâlâ. Bu bir otel de olabilir, bir kahvehane ya da sokakların kalabalığı da, ya da doğrudan bir Boğaz manzarası da...
Melih Yıldız, ayrıca, bununla da yetinmemiş. Kitabın sonuna eklediği bölümde, İstanbul’un dışına çıkıp, bazı ünlü isimlerin Türkiye’nin başka şehirleriyle karşılaşmalarına da bakıyor. Fransız yazar Claude Farrère, Balkanlar’ın Nobel ödüllü yazarı Ivo Andrić, André Gide, Alberto Manguel ve Puşkin bu bölümün konukları arasında. Ankara, Bursa ve Erzurum da böylece İstanbul’un yanına ekleniyor.
Kısacası Onların İstanbul’u, bildiğimiz birkaç hikâyeyi yeniden hatırlatıyor, pek bilmediklerimizi de önümüze getiriyor ve aynı şehrin birbirinden çok farklı insanlar tarafından nasıl görülebildiğini gösteriyor. İstanbul aynı İstanbul belki ama belli ki herkesin İstanbul’u başka!
Melih Yıldız
Onların İstanbul’u: Dünyaca Ünlü Yazar ve Sanatçılardan Tanıklıklar...
Remzi Kitabevi, 2026, 152 s.
Benzer İçerikler
Kurgu ve araştırmada kentin görünümleri
Bihter Sabanoğlu
Haftanın Kitapları: 08.05.2012
Ceyhan Usanmaz
Haftanın Kitapları: 10.01.2013
Ceyhan Usanmaz
'Bir gün Nobel alacaksın oğlum'
Radikal Gazetesi