Apaçık Radyo

"Ben anayım, liderim, Amazon’un savaşçısıyım"

30 Ekim 2026

Waorani halkının lideri, binlerce yıldır doğayla uyum içinde yaşamalarının Yerli halklara tüketim odaklı Batı dünyasını anlamak konusunda benzersiz bir bakış açısı kazandırdığını söylüyor.

Her Waorani çocuğu boa yılanının ağzıyla ilgili hikâyeyi bilir. Yılanın avını gözleyerek, neredeyse fark edilmeyecek kadar yavaş hareketlerle nasıl ilerlediğini, ardından birden saldırıp kurbanını bütün olarak nasıl yuttuğunu anlatan hikâyeyi.

Nemonte Nenquimo, boa yılanının ısırığını bizzat tanıyor. Henüz küçük bir kızken, Ekvador’daki Amazon köylerine gelen Amerikalı bir misyoner ailenin çocuğunun mavi gözlerinden ve rengârenk elbiselerinden büyülenmiş, vaftiz edilmeyi kabul ederek kiliseye bağlı bir okulda okumak üzere evinden ayrılmıştı.

41 yaşındaki Yerli hakları savunucusu, “Büyükbabam bana hep küresel para ve maddiyat sisteminin boa yılanına benzediğini söylerdi. İnsanları kendine çeker, büyüler,” diyor. “Bu gerçekten böyle. Ben bizzat yaşadım.”

Bugünün Nemonte Nenquimo’su, ergenlik yıllarındaki hâlinden çok öteye geçmiş. Time dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 insanından biri seçilen ve Yerli halkların haklarını kararlılıkla savunan bu aktivist, kendisini gururla “Amazon’un anası, lideri ve savaşçısı” olarak tanımlıyor.

Image
""
Nemonte Nenquimo, Amazon yağmur ormanlarında petrol çıkarılmasına karşı başarıyla sonuçlanan bir hukuk mücadelesine öncülük ederken. / Fotoğraf: Sophie Pinchetti

Geleneksel tören kıyafetlerini giymiş, gözlerinin çevresini achiote tohumlarından elde edilen kırmızı boyayla boyamış ve başına palmiye liflerinden örülmüş kutsal bir bant takmış olan Nenquimo, Eylül ayında 1 milyon avro değerindeki Gulbenkian İnsanlık Ödülü’nü almak üzere Avrupa’daydı.

Ödül, Nenquimo’nun 2014 yılında kurucuları arasında yer aldığı, Ekvador, Peru ve Kolombiya’ya yayılan dört orman halkının oluşturduğu ve Amazon topraklarını ve kültürlerini korumak için mücadele eden Ceibo İttifakındaki liderliğini onurlandırıyor.

Ekvador Amazonları’nın güneyindeki bir Waorani topluluğunda dünyaya gelen Nenquimo, uluslararası basında ilk kez dünya liderlerine hitaben kaleme aldığı açık mektupla gündeme geldi. Mektubunda dile getirdiği pek çok sert gerçeğin yanı sıra, “elinde tuttuğu güce kıyasla çok az şey bilen beyaz adamı” da kınıyordu.

Kısa sürede internette geniş yankı uyandıran bu mektubu yazmasına, Amazon havzasında yaşayan binlerce Yerli insanın hayatını kaybetmesine yol açan Covid-19 salgını neden olmuştu. Salgında yaşamını yitirenler arasında Kayapó halkının önde gelen liderlerinden Paulinho Paiakan da vardı.

“Dış dünya güzel sözlerle geliyor. ‘Sizi kurtaracağız, size bir kurtuluş projesi getiriyoruz,’ diyorlar. Ama bizi kurtarmıyorsunuz; halkımı, atalarımı, topraklarımı yok ediyorsunuz,” diyor.

Nenquimo, Ceibo İttifakı aracılığıyla dış dünyanın Amazon topraklarına yönelik müdahalelerine karşı önemli bir mücadele yürüttü. Son yıllarda kerestecilerin, petrol şirketlerinin, büyükbaş hayvan yetiştiricilerinin ve altın madencilerinin göz diktiği Amazon yağmur ormanlarının “yağmalanmasına” karşı çıktı. Yıllar önce, Ekvador hükümetinin Waorani halkının tarihî toprakları üzerinde bulunan 202 bin hektarlık bir alanı petrol aramalarına açma kararına karşı açılan ve başarıyla sonuçlanan bir davaya öncülük etti.

Image
""
Nenquimo, Amazon’u korumak amacıyla 2014 yılında Ceibo İttifakı’nın kurucuları arasında yer aldı. / Fotoğraf: Mitch Anderson

İttifakın başvurduğu diğer yöntemler arasında, gönüllü devriyelerin topraklarına yönelik yasa dışı girişleri tespit etmek için insansız hava araçları, fotokapanlar ve başka izleme ekipmanları kullandığı “Yerli muhafızlar” sistemi de bulunuyor.

Ancak karşılaştıkları direniş son derece sert. Geçen yıl, Ekvador’un en büyük Yerli halklar örgütü Conaie tarafından düzenlenen ülke çapındaki protestoların ardından Ceibo İttifakının banka hesapları hiçbir uyarıda bulunulmadan donduruldu.

Nenquimo, uyuşturucu çetelerinin ve yasa dışı madencilerin yol açtığı şiddetin de Yerli halkların topraklarına yayıldığı konusunda uyarıyor. Örneğin, ittifakı oluşturan halklardan A’i Cofán ve Siona topluluklarının da yaşadığı komşu Kolombiya’da geçen yıl 39 toprak hakları savunucusu öldürüldü. Bu sayı, dünya genelinde bu tür cinayetlerde hayatını kaybedenlerin neredeyse üçte birine karşılık geliyor.

Ancak Nenquimo’nun mücadelesi toprakları korumakla sınırlı değil. Ona göre, *cowori*lerin (Waorani dilinde “beyaz adam” anlamına gelen sözcük) topraklarına girmesi, orman halklarının zengin dilsel, kültürel ve manevi geleneklerini de aşındırıyor.

“Bizi ‘kurtarma’ iddiasıyla bitkilerle, jaguarın ruhuyla, şifa geleneklerimizle kurduğumuz bağdan koparıyorlar,” diyor. “Waorani halkı bile bütün Amazon halkları için kutsal bir şifa kaynağı olan ayahuascayı kullanmayı bırakmaya başladı.”

Ancak Nenquimo, kendilerini mağdur olarak gösteren her türlü söylemi kesin bir dille reddediyor. Ona göre asıl kurtarılmaya ihtiyacı olan Batı. Üstelik Nenquimo, kendi halkı gibi Yerli toplulukların bu sorunlara çözüm sunabilecek bilgi ve birikime sahip olduğuna inanıyor.

Her şeyden önce Batı’nın Toprak Ana’yla yeniden bağ kurması gerekiyor. Nenquimo’nun sık sık söylediği gibi, orman onun topluluğu için hem “pazar yeri, hem eczane, hem hırdavatçı hem de ibadethane”. Dolayısıyla ormanın yok edilmesi, halkının varlığını sürdürmesini de tehlikeye atıyor.

“Biz yok eden insanlar değiliz. Nehirleri kirletmeyiz. Altını yerin altında bırakmalıyız. Petrol, atalarımızın kanıdır,” diyor. “İçtiğiniz suyu, soluduğunuz havayı biz Yerli halklar olarak koruyoruz.”

Image
""
Nenquimo, Ekvador’daki Omaere Etnobotanik Parkı’nda, Puyo Nehri kıyısında büyükannesiyle birlikte. / Fotoğraf: Virginie Clavieres

Nenquimo, doğayla bağ kurmanın, o doğanın içinde yaşayan ve onu koruyan insanlarla da bağ kurmayı gerektirdiğini söylüyor. Binlerce yıldır çevreleriyle uyum içinde yaşayan Yerli halklar, tüketim odaklı Batı dünyasının yeniden keşfederek çok şey öğrenebileceği benzersiz bir bilgi ve anlayışa sahip. Nenquimo’nun, karbon kredisi sistemleri ve “sürdürülebilir” ticari tarım gibi, kendi piyasa zihniyetlerinden doğan sürdürülebilirlik çözümlerini dayatan uluslararası yardım kuruluşlarına ve iyi niyetli diğer örgütlere karşı duyduğu tepki de buradan kaynaklanıyor.

Nenquimo, kısa süre önce yayımlanan We Will Not Be Saved (Kurtarılmayacağız) adlı anı kitabında bir adım daha ileri giderek “birbirine bağlı olmanın sorumluluklar da getirdiğini” savunuyor. Bu sorumlulukların başında, özellikle sanayileşmiş ekonomilerde yaşayan insanların boa yılanına karşı tetikte olmaları ve durmaksızın ekonomik büyüme peşinde koşmalarını sorgulamaları geliyor.

Nenquimo’ya göre bizi birbirimizden ayıran engelleri aşmayı öğrenmek de hayati önem taşıyor. Geçmişlerinde kabileler arası çatışmalar bulunan farklı halkların oluşturduğu Ceibo İttifakı, eski düşmanlıklar geride bırakıldığında nelerin mümkün olabileceğini küçük ölçekte de olsa gözler önüne seriyor.

Nenquimo, bu yolculuğun empatiyle başladığını söylüyor. Anı kitabında, dönüm noktası niteliğindeki davasına bakan hâkimlerin kendisini “gerçekten görebilmeleri” için kendisinin de onları görmesi gerektiğini fark ettiği anı anlatıyor: “Düşman olarak değil… Sömürgeci fetihlerin karikatürleşmiş temsilcileri olarak değil, birer insan olarak.”

Image
""
“Öldüğümüzde ruhumuz huzur içinde göçecek”: Nenquimo, Ekvador’da Curaray Nehri kıyısındaki Nemompare köyünde. / Fotoğraf: Rodrigo Buendía

Son olarak, belki de hepsinden daha zoru, gerçekten dinleyebilecek alçakgönüllülüğü ve içtenlikle sevebilecek gücü bulmak. Bu Waorani liderinin *cowori*lerden nefret etmek için her türlü nedeni var: Onların yüzünden halkı hastalıklara, kirliliğe, ormansızlaşmaya ve kendisinin de bizzat maruz kaldığı cinsel istismara uğradı.

Nenquimo’ya göre, dünyanın “gelişmiş” ülkeleri her şeye el koyma, sahip olma ve hükmetme arzusundan kurtulacaksa, gezegende varlığını sürdüren son “ilkel” halkların kendilerine öğretebileceği değerli şeyler olabileceğini kabul etmeyi de düşünmeliler.

“Sevecek bir aklınız ya da yüreğiniz yoksa bütün bunların ne anlamı var? Geriye yalnızca öfke, her şeyi yutup tüketme ve durmadan biriktirme arzusu kalıyor,” diyor. “Öldüğümüzde ruhumuz hafiflemiş, huzur içinde göçecek. Ruhumuzda acı çekmek zorunda kalmayacağız.”


Benzer İçerikler

  -     
● Canlı Yayın
—
Şimdiki
—
Sıradaki
—
Sıradaki
—
Sıradaki