Ayasofya'nın kapısını kimler niçin kemiriyor olabilir?
Kanibalizm'den "transubstantiation" (tözlerin dönüşümü) inancına uzanan bir yelpazede, yeme eyleminin nitelik edinmekle ilintisi üzerine konuştuk.
Dünyada beyaz gergedanların soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya. Bunun nedenlerinden birisi, gergedan boynuzu yemenin gergedanların sahip olduğu güçten pay almayı sağlayacağına dair yaygın ama yanlış kadim bir inanç. Farklı kültürlerde değişik varyasyonlarına rastlanan bu inancın kökleri çok eskilere gidiyor. Daha genel bakacak olursak, herhangi bir canlının veya nesnenin niteliklerinin o şeyden bir parça yiyerek edinileceğine, bir anlamda biyolojik veya psikolojik mirasından pay alınacağına inanılıyor. Çağdaş biyoloji, yeme eylemiyle bir nesnenin niteliklerine sahip olunamayacağını kesin bir biçimde göstermiş olsa da bu yanlış inancın farklı ifadelerine sıkça rastlanabilir. Ayasofya'nın kapısının kemirilmesinde de benzer bir inancın etkili olmasını mümkün görüyorum.
Kaynak: Codex Magliabechiano
Buna benzer bir tezi bir kaç ay önce Aysuda Kölemen ve Ayşe Çavdar da Medyascope'taki programları Geniş Zaman’da kültürel hegemonya üzerinden dile getirmişlerdi.
Ayasofya'nın sanat ve dinler tarihi açısından önemini, geçen haftanın Vakayiname programında, sanat tarihçisi Prof. Paolo Girardelli'den dinleyebilirsiniz.
Bir canlıyı veya nesneyi yiyerek, onun niteliklerine sahip olacağımıza dair kadim inanç, hem “kanibalizm” (yamyamlık) hem de Katolik ideolojisinde yaygın olan "transsubstantiation" (tözlerin dönüşümü) düşüncesi ve pratikleriyle ilintili olabilir. Bu programda kanibalizm konusunda yararlandığım kaynaklardan birisi, antropolog Marvin Harris'in Türkçe'ye de çevrilmiş olan Yamyamlar ve Krallar kitabı. Bu kitabı bana öneren Prof. Ömer Gökçümen'e de ayrıca teşekkür ediyorum.
Bütün bunların ışığında şu soruyu sorabiliriz: Kendisine ait güçlerden pay alabilmek için çeşitli hayvanların (hatta insanların) parçalarını yemenin yanı sıra Ayasofya'nın kapısını kemirmekte kutsallık atfedilen bir yapının niteliklerine sahip olmak isteği etkili olabilir mi?
Yani burada belki Ayasofya'ya hasar vermek gibi bir istek söz konusu değil. Tam tersine, ahşap aksamı kemirmek veya duvarların tozlarını toplayıp yemek, belki bu kutsal yapıdan pay alabilmek isteğiyle ilintili. Aslında yeme pratiğinin antropolojisi, benim uzmanlık alanımı aşan çok zengin bir konu. Örneğin, Prof. Süha Oğuzertem'in işaret ettiği gibi, bebekleri veya ev hayvanlarını sevmenin bir ifadesi olarak niçin "yerim seni!" diyoruz?
Benzer İçerikler
Ayasofya'nın kapısını kimler, niçin kemiriyor olabilir?
Güven Güzeldere
İlk Resimden Gılgamış’a İnsan Hikâyesi
Utku Perktaş, İsmail Gezgin
İnançtan medya ve siyasete komplo kurguları
Güven Güzeldere
Rönesans biliminden günümüz cemaatlerine dünyevi ve uhrevi unsurlar
Güven Güzeldere