6 Mayıs Çarşamba günü yayınlanan Açık Gazete programında, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Fırat Tufan ile salgın döneminde, dünyadaki topluluk radyolarının durumu hakkında konuşuldu.
Bu sohbet sırasında Fırat Tufan’ın sözlerinden satırbaşları şöyleydi:
“Açık Radyo’nun manifestosunda da belirttiği gibi tüm çıkar gruplarından bağımsız, demokratik ve çok sesli bir yayın anlayışı var. Mutlaka desteklenmesi gerekiyor.”
“Açık Radyo kendi topluluğuna seslenen, Türkiye’nin en çok önemsenmesi gereken radyolarının başında geliyor çünkü Türkiye’de radyolar uzun zamandır nitelikli üretimin bir aracı değiller, magazinin ve müziğin bir aracıymış gibi, kitlesine değil müzik yapımcılarına hizmet ediyorlar.”
“Dünyada topluluk radyoları kâr amacı gütmezler. Açık Radyo da yüzünü kendi topluluğuna dönerek sorumluluklarını yerine getirmeye çalışan bir radyo.”
“Topluluk radyo yayıncılığı özel ve kamusal yayıncılık modelleri dışında üçüncü bir yayın modeli. Belirli bir topluluğa seslenen, o topluluğun temsilcileri tarafından işletilen ve kâr amacı gütmeyen organizasyonlar. Bu organizasyonların sahiplik durumuna baktığımızda karşımıza birkaç farklı yapı çıkıyor. Bir kısmı kâr amacı gütmeyen kooperatiflere ve topluluklara ait, bir kısmı dinleyicilerin sahibi olduğu radyolar. Öğrenci radyoları ve Avustralya örneğinde olduğu gibi üniversite ortaklığında radyolar var. Belediyelere, sendikalara ve kiliselere ait olanlar var. Ayrıca Ulusal Kalkınma Ajansları tarafından desteklenen topluluk radyoları da var. Ancak, şu bir gerçek ki, topluluk radyoları, maddi ve manevi olarak en çok dinleyicilerinin desteği ile yayınlarını sürdürebiliyorlar.”
Kapanan radyolar oldu
“2009 yılında Güney Afrika’da 40’tan fazla topluluk radyosunun yetersiz destek ve bağıştan kapanma riski vardı ve maalesef önemli bir kısmı da kapandı. Bugün, salgınla beraber dünyadaki pek çok topluluk radyosu benzer bir tehlikeyle karşı karşıya.”
“Dünyada pek çok topluluk radyosu insan kaynağı bakımından da ciddi eksiklere sahip. Çalışanlarının çoğunluğu maddi beklentisi olmayan gönüllülerdir. Açık Radyo, programcı sayısıyla, bu konuda da özel bir yere sahip. Dünyada elektrik faturasını ödeyemediği için ya da teknolojik imkânları olmadığı için bugünlerde kapanan radyolar oldu.”
“Salgın döneminde zor duruma düşen topluluk radyoları seslerini yükseltmeye başladılar. Avustralya’da, İngiltere’de, Kanada’da topluluk radyoları hükümetler tarafından tahsis edilen bazı fonlardan yararlanmak istediler.”
“Avustralya’da radyolar dinleyicilerinden gelen mesajları toplayıp ilgili birimlere ilettiler. Bu raporda, topluluk radyolarının topluluk bireyleri için ne kadar önemli olduğu vurgulanıyordu. Raporda, dinleyicilerin, radyolarının yalnızlıklarını giderdiğini, kendilerini ifade edebilmelerini sağladığını, radyonun en yakın arkadaşları olduğunu ve bilgiyi en doğru şekilde radyolarından alabildiklerini söyledikleri yer alıyor.”
“Topluluk radyolarının dünyada önemli bir amacı var. Açık Radyo’nun da yaptığı gibi, katılımcı demokrasinin inşası konusunda önemli bir rol üstlenirler. Her sese kulak vermeyi amaçlarlar ve çoğulcudurlar.”
Lobicilikten yoksunlar
“ABD, İngiltere ve Belçika örneğinde yapılmış bir araştırma var. London School of Economics’te Prof. Bart Cammaerts tarafından gerçekleştirilmiş bir araştırma bu. Bu çalışmada, bu ülkelerdeki her bir topluluk radyosunun ayakta kalabilmek için bir mücadele mirasına sahip olduğu vurgusu yapılıyor. Çünkü Batı’da da topluluk radyoları ticarî radyolar tarafından uzun yıllar tehdit olarak görüldü. Gereksiz bir rakip olarak görüldüler. Araştırma, topluluk radyolarının kâr amacı gütmemeleri nedeniyle birtakım lobicilik gücünden yoksun olduklarını da belirtiyor.”
“Gelişmiş ülkelerde, topluluk radyolarına bir takım kamusal bütçeler ayrılması radyoların bağımsızlığa için bir sorun olmazken, gelişmekte olan ülkelerde bağımsızlık açısından kamu desteği bir sorun oluyor.”
“Bugün, salgın döneminde topluluk radyolarından sesler yükseldi. Elbette radyoların faaliyetlerini sürdürmesi için mutlaka paraya ihtiyacı var. Ama demokratik örgütler kendi kendini idame ettirmeyi amaçlar. Topluluk radyolarının bunu dinleyicilerinden sağlaması en doğru olandır. Kriz dönemlerinde radyonun ne kadar önemli olduğunu bence bir kez daha hatırlatmak gerekiyor. Topluluk radyolarıyla ilgili yazdığım kitapta kriz ve afet dönemlerinde radyoların öneminden bahsetmiştim. Krizin etkisiyle kafası karışmış ve moral bozukluğu yaşayan insanlara, amacına uygun ve pratik bilgiler sunmak, başlı başına bir radyonun dinleyicisine yapabileceği önemli bir yardım şekli. Bu süreçlerde bireylerin kaygıları artıyor ve kendilerini yalnız hissediyorlar. Radyonun bu konudaki önemine yönelik pek çok araştırma bulabiliyoruz. İnsanların evlerinde kaldığı şu dönemde doğru habere olan ihtiyaç her zamankinden daha fazla.”
“2007 yılında yüksek lisans tezim Türkiye’de radyo dinleme ölçümleri ile ilgiliydi ve Açık Radyo da incelediğim örnekler arasındaydı. Açık Radyo’nun dinleyicisiyle çok güçlü ve sadık bir ilişkinin olduğu sonucuna varmıştım. Dinleyicisinin her koşulda Açık Radyo’ya destek vermeye devam etmesi son derce mutluluk verici.”